AA - Baykal, partisinin il kongresine katılmak için geldiği Erzurum Havalimanı'nda, partililer tarafından karşılandı.
Kongrenin yapıldığı salona geçen Baykal, burada yaptığı konuşmada, gündemle ilgili konuları değerlendirerek, AK Parti hükümetini eleştirdi.
Deniz Baykal, Türkiye'de artık bir değişim, yenileşme ve taze başlangıç zamanının geldiğini belirtti.
AK Parti hükümetinin Türkiye Cumhuriyeti tarihinin gelmiş geçmiş hükümetlerinin kullandığı paranın çok daha fazlasını 8 yılda kullandığını öne süren Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Yani Cumhuriyet döneminde kullanılan kaynağın iki katından fazlası bu iktidar zamanında kullanılmıştır. Ayrıca geçmiş hükümetler hep Türkiye'ye bir şeyler kazandırmaya çalıştılar. Fabrika yaptılar. Yatırım yaptılar, iş yerleri açtılar. Üniversiteler açtılar. Bunlar ne yaptı? Bunlar elde avuçta ne varsa sattılar. 80 yılda yapılanı, 8 yılda sattılar.''
CHP Genel Başkanı Baykal, Türkiye'deki işsizlik konusuna da değinerek, ''İşsiz sayısı Türkiye'de patladı. Dünyada en fazla işsizi olan ülke haline geldi'' dedi.
Baykal, her şeyin ithal edilerek, tarımın bitirilerek, memleketin refaha ulaştırılamayacağını ifade etti.
Deniz Baykal, yolsuzlukla mücadeleye de değinerek, ''Türkiye'de yolsuzlukla mücadele ne boyutta, iyi gidiyor mu? Bakın TEKEL gündeme geldi. TEKEL'in bir tesisini 292 milyon dolara sattılar. Satın alan kısa bir süre sonra 900 milyon dolara devretti. Devlet kişiye sattı. Kişi Amerikalı'ya sattı. Aradaki fark, devletin milletin kazancı olmaktan çıktı. 292 milyon dolar neresi, 900 milyon dolar neresi'' dedi.
Baykal, Türkiye'nin bir anayasa ve hukuk düzeninin bulunduğunu belirterek, bu düzenin Türkiye Cumhuriyeti'nin bağımsız devlet olgusuyla birlikte şekillendiğini söyledi.
Mustafa Kemal Atatürk'ün, Türkiye'yi bağımsız bir devlet olarak kurarken bu temel anlayışlara sahip çıktığını ifade eden Baykal, şöyle devam etti:
''Şimdi bu anlayışlar doğrultusunda düşünün bizim kutsal sayacağımız, temel ilkeler var nedir o; bir, din siyasete karışmamalıdır, din ve siyaset birbirinden ayrıştırılmalıdır. Bu konuda bu günkü iktidarın ciddi hataları var. Cami ve siyaset ayrılmalı. Türkiye'nin sıkıntısı buradan kaynaklanıyor.''
Baykal, ikinci temel ilkenin ise siyasetle kışlanın ayrılması olduğuna değinerek, ''Kışlaya siyaset sokmayacağız. Askerlik ayrı siyaset ayrı. Hiçbir siyasi anlayış siyasi kuvvetleri kendi anlayışına çekmeye yönelmemelidir. Eğer siyasetle ordu ilişkisi çığrından çıkarsa, Allah muhafaza Balkan savaşında başımıza gelenler olur. Bu konuda siyasetçilere çok büyük bir görev düşüyor'' diye konuştu.
CHP Genel Başkanı Baykal, üçüncü hassas olunması gereken noktanın ise siyaset-mahkeme ilişkisi olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:
''Siyaset mahkemeye de girmemelidir. Eğer mahkemeye şu veya bu biçimde siyaseti sokarsak, bunun acısını hepimiz birlikte çekeriz. Yani mahkemeye çıkarken hiçbirimizin aklından acaba bu hakim hangi partiden diye bir soru gelmemelidir. Hakimlerle ilgili suçlamalar yapmaya başlarsan, kendine göre mahkeme kurmaya başlarsan, bana yakın hakim, sana yakın diye hakimleri mahkemelerin başına getirmeye kalkarsan ve başarırsan. Din-siyaset, ordu-siyaset ilişkisinde yaptığın yanlışı, hukuk-siyaset ilişkisinde de yaparsın. Bunun da çok ağır bedeli olur. Sen hükümetliğini yapacaksın mahkeme mahkemeliğini yapacak.''
''Hükümet senin ne işin var kardeşim hukukun içinde PKK'lıyı himaye edeceğim diye hukukun ırzına geçmeye senin ne hakkın var'' diyen CHP Genel Başkanı Baykal, şunları söyledi:
''Şimdi bunu yaşadık. Bu bir gerçek. Şimdi diyorlar ki Habur yetmiyor. Anayasa Mahkemesi'ni de Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu'nu da biz tayin edelim. Meclis'te seçim yapalım. Anayasa Mahkemesi'ne kimin üye olacağını biz kararlaştıralım. Ya da hakimleri yöneten en yüksek organa, HSYK'ya biz hakim tayin edelim. Kim seçilsin? Milletvekili. Bugün parlamentoda 550 milletvekili var. Ben dedim ki 608 tane de bunlarla ilgili takibat var. Bunların sözcüsü bir değerli genel başkan yardımcısı çıkmış diyor ki 608 tane değil, 587 tane. Evet 587 dosya. Ama her dosyanın içerisinde birden fazla suç olduğu için ben de yanlış söylemişim, aslında 668 tane var. Bu ne demek, adam yolsuzluk, dolandırıcılık, evrakta sahtecilik, kalpazanlık yapmış, görevi kötüye kullanmış. Böyle bir tablosu olan bir Meclis, kendisini yargılayacak olanları seçip, tayin edecekmiş. Olan Türkiye'de adalete olacak, hukuka olacak. Anayasa Mahkemesi'ni de bunlar yapacakmış. Anayasa Mahkemesi yarın belki seni Yüce Divan olarak yargılayacak.''