HÜLYÂ’YA DALMAK!
Aşk mı kolay ve güzel olan? Ayakkabı kutusunda birbirine ters bakan yüzlerin arasına giren parşomen kağıdı gibi….Kolilerin içinde birbirine deyip, kırılmasın diye gazeteye dolanmış, sarılmış bardaklar gibi, kiremitlerin yan yana dizilirken ucundan dökülenler gibi, içindeki tek kurşunu parçalara ayrılmış ucu kırık bir kalem gibi, boyası dökülmüş demir, cilası kalkmış ahşap gibi, düğmesi kopmuş gömlek, tekeri patlamış araba, ağzı yırtılmış zarf, taşı kopmuş bir taç, kesilen süt, teflonu çizilmiş tava ve dişi kaçmış bir kazak gibi her zaman önüne çıkan bir aksiliğin, geçici tesiridir aşk.
İlk ve son kez omuzlara alınan İnönü’nün vedası gibi bir yolculuğa çıkarabilmeliyiz, hiç olmazsa sonlarında aşkı…
Aşktan daha alçak bir şey var ama artık…O da aşık ‘mış’ gibi davranmak. Ya usulen tanzim edilen çiçekler, ya hoş bir mekanın rezerve edilen masası, yada ezberine bile gücü yetmeyen dillerin kağıttan okuduğu şiirler gibi puzzel’ın son parçası. Hayır bırakın, bunların hiç birini yapmayan yani komplimandan anlamayan meteliksizlerin işi de şu; hoş nameleri, yakından alakayı ve ellerinden, dudaklarından uzanan teması esirgememeleri…Benim aklım, onun oyunlarına düşmez diyenler için de özel bir plan mevcut tabi…O da ilgisiz davranmak, itici olmak, tahkir ve tezlil etmek ve dünyanın en kötü termal yapısına sahip, kendisinin sevgisiyle güzelleşen, aslında ‘hiçliklere’dair bir varaka, belge teşkil eden kadına, evet ben ‘sensiz anlamsızım’ dedirtene kadar implantasyonuna(yerleşmeye) devam eden bir karakter oyunculuğu….
Makinelere bağlı yaşamak mı, Ölmek mi? Hangisi içindenden sesinle birlikte seni götürecekse razıyım. Demek ki, aşk sadece yaşamın gökyüzüne koyduğu bir yağmur bulutu değil , toz kümesi yada irin akıntısı, yıkandığını sanar iken, çamura belendiğin bir batak karmaşası…
Ne sahtesi , ne gerçeği, Allah’ın sevgisini unutturmamalı. Ondan belki de aşkın sonu hep hüsran, hicran, hüzzam…
Hiçbir gerçek, doğduğun ve öldüğün gün gibi sadece sana dönmez bana inan!
Hiçbir duygu, anneden gelen gibi karşılıksız ve hilafsız değildir.
Hiçbir doğru, yalanlarla çivilenmiş kapıyı, bir tekmeyle açamaz…
Hiçbir günah, eyyam-ı teşrikte telbiye ve tekbir getirerek ödenmez…
Hiçbir aşk, Allah’ın huzuruna elele çıkmaya yetmez…
Hiçbir kimse hülyaya, masum bir uykuya dalmadan erişemez.
hulyaokur06@gmail.com