Son Haberler
02.09.2014 Salı 19:37
USD 2,1741 EUR 2,8544 EUR/USD 1,3129 BIST   80710/%-0,14
ISTANBUL Çarşamba: 22°C/28°CPerşembe: 22°C/28°CCuma: 22°C/29°C

Havadurumu ayarlari

Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.

İÇİMİZDEKİ ''GAVURLAR''
Rauf Atilla Polat rapolat@haberx.com
18.07.2010 13:04
Şair diyorki; İçimizi 'gavur' sarmış. Ruhlar frenkleşmiş, bedenin kulu olmuş. Cismaniyet tapılan figür, makam hayal olmuş. Bayrak düşmüş, çeteler derin - ağarlar koman olmuş...

Türk milleti için ordu neden kutsaldır?

Çünkü içindekiler kutsaldır.

Yani orduyu kutsallaştıran içerisindeki komutanı, askeri, eşi, çocuğu ve yaşam tarzıdır. Onu peygamber ocağı yaparak kutsallaştıran da, o orduyu fetihler ülküsü haline getiren ve ordunun içerisinde yer alan imanlı mensuplarıdır.

Şehitlik dini bir argüman olmasının yanı sıra bir yaşam tarzıdır.

Bir asker düşünün; Namaz kılmayacak, kuran okumayacak, küfür söyleyecek, zina yapacak, o kutsal ocakta ahlak dışı film izleyecek ve çağdaş kızlarla fantezi yapacak, altındaki askerlere - Çıngı paşanın Binbaşı'ya dediği gibi 'karını ......'- ''diyecek, ondan sonrada şehit olup cennete gidecek.

http://www.anayurthaber.com/detaymysql/12181/firtina-pasa'dan-binbasina-sok-sozler  )

Yapmayın yavv...Kim diyor bunu?

Nerden aldık biz bu senedi.

Kuran'da mı yazıyor, yoksa Allah'tan mektup mu geldi?

Bir ayeti alacaksınız ''üstündekine, altındaki ayete bakmayacak ve bir bütünlük içerisinde Kuran'ı tefsir etmeyeceksiniz'' ondan sonra da şehitliği rehber  yapacak Sünni Müslümanları cepheye süreceksiniz.  Müslüman Türk askerinin İslam'ı yaşamasına müsaade etmeyeceksiniz sonra da ''kutsallıktan'' bahsedeceksiniz.

Söyleyin beyler bu hangi kitapta veya hangi dinde geçiyor.

Yoksa Sabetayların yada Mason Bektaşilerin dinin de varda biz mi bilmiyoruz?

 Aylardır yazıyoruz. Ergenekon ve üzerindeki yapıyı bitirmeden PKK bitmez-bitmez-bitmez.

Türk devletinin bir kısmına egemen olmaya başlayan Türk evlatları yeni bir hamle yaparak Orduya ve vatana ihanet eden subayların konuşmalarını ifşa ettirdiler.

Orduya ve vatana ihanet eden subay ''PKK'lı teröristlerden 'kendi adamlarımız' diye bahsederek insansız hava aracı Heronlar yüzünden çok zayiat veriyoruz "Ya koordinatlarını değiştirin ya da Heron'ları düşürün." diyor.

Konuştuğu Albay da  tamam diyerek onaylıyor.

Öncelikle şunu söyleyelim. Bu konuşmayı yapan subaylar ne acıdır ki Kürt değil.

Irklarını söyleyerek ırkçılık yapmak istemem.

Ancak Orduya ihanet eden bu subayların ırkını bulmak o kadar da zor değil.

Silivri'den başlayarak BALYOZ'a kadar devam eden silsilenin tepesindeki şahsiyetlerin 4 veya 5. dedelerine baktığınızda bu ihanetçilerin kim olduğunu rahatça görebilirsiniz.

 

Ortaya çıkan bu ses kaydı  yapının alt kademelerden yukarıya kadar nasıl sızdıklarını deşifre etmekle yetinmiyor, ayrıca bizi önemli bir noktaya daha götürüyor.

PKK'nın neden bitmediğini değil, önceki yazılarımızın birinde bu yapının genel olarak bilfiil 4000 kişi dolaylarında olduğunu ve iddianamede göründüğü gibi  birkaç hücreden ibaret olmadığını çeşitli varyasyonlarının olduğunu  ifade etmiştik.

Konuşma Hava Pilot Yarbay S.S. ile Hava Pilot Üsteğmen F.Ç. arasında geçiyor.

Yani bunlar ne denizci nede Karacı.

Tamamen havacı kanadın elemanları.

Ve Ergenekon'da henüz tam olarak ''havacılar'' deşifre edilmiş değil. Tıpkı Çerkezler  ve Mason Bektaşilerin  deşifre olmadığı gibi.

Malum güneydoğuda askerlik yapan herkes anlatır;

Yahu kardeşim PKK'yı görüyoruz, tam vuracağız: Bir emir; ATEŞ ETMEYİN, BIRAKIN GİTSİNLER.

Dağlıca da bir kurşun bile sıkmadan şehit olan vatan evlatlarının neden şehit olduğu yakın zamanda biraz daha aydınlanacaktır.

Ayrıca İskenderun'daki saldırıda nöbet bekleyen askerin silahında gerçek kurşun olmadığı gerçeği değil ondan daha fazlası da ortaya çıktığında kutsal ordumuzun içerisine sızmış ''gavurların'' hangi boyutta güçlerinin olduğunu bir kez daha gözler önüne serecektir.

Ya 4-5 yıl önce gerçekleşen Şemdinli deki patlama.

Karakolun dibine kadar etrafı C-4 patlayıcı ile dolu olarak gelen toros steyşin  markalı araba orada iki üç gün bekleyip patladıktan sonra; İstihbarat vermeyen o malum hainler için işlem yapılmış mıydı?

HAYIR.

Birkaç yıl önce bir haber kaynağımız aktarıyor;

''Komutan telefon açıyor: Ben buradan şu kadar asker gönderiyorum. Bizden 2-3, sizden de birkaç kişi ölsün.''

Ne acıdır ki denilen gerçekleşiyor ve bizden birkaç asker şehit oluyor. Onlardan da birkaç hain ölüyor.

 Ve hayat geçip gidiyor.

Peki bunları kim yapıyor?

700 bin kişilik ordu PKK'yı Kürt sorunu var diye mi bitiremiyor?

Bırakın beyler bu işleri.

Kutsal ordumuzun askerine şehit diyeceksiniz, anasını kapıdan içeri sokmayacaksınız. Namaz kılarsa ya sürgün yada 28 Şubat'taki gibi ordudan atacaksınız.

Anasının başında örtü var diye mülakattan geçirmeyeceksiniz. Geçirdiğiniz birkaç kişi olursa onları da cepheye süreceksiniz.

Sonrada ORDU'ya uzanan eller kırılsın, diyeceksiniz...

Ulan sizden önce o ordu benim ordum.

Sizden önce o ordu Müslüman Türk'ün ordusu.

Sizden evvel o ordu alnı secdeli Fatih'lerin, Yavuzların, Mustafaların, Alparslan'ların ordusu.

Sizin gibi PKK'ya omuz veren Heroncu hainlerin o kutsal ocağın içinde işi yok.

*

Devlet ise tam Anayasa yapmak yerine yarım yamalak bir Anayasa gibi özel birlik peşinde.

Evet o da olsun. Ama bu hamle sorunu kökten temizlemez. Aksine uzatır.

Burada ilk olarak Ordu'yu Müslüman-Türk yaşam tarzı ile beslemek gerekiyor.

Bunu yapabilmek içinde tepedeki görünmeyenleri içeri almaktan başka yol yoktur.

Eğer o 4000 kişiyi yönetenlerin kimler olduğu ve derin yapının deşifre edilmesi ve PKK'nın bitirilmesi isteniyorsa çok basit bir önerim var;

Devlet; Bülent Akarcalı, Teoman Koman, Yasin Aslan ve Mehmet Ağar dörtlüsünden oluşan bir komisyon kurarak bu isimlerin ''ooo...'' derin bilgilerinden yararlanarak işe başlayabilir.

Emin ki bu isimler sadece Ergenekon'un değil, daha üstteki yapının da çözülmesi için çok faydalı bilgiler verecek ve  devletine faydalı insanlar olmak isteyeceklerdir.

Bizim acizane ve en kestirme önerimiz bu,  karar ise yürütmenin...

 

 

 

***

 

 

 

ERDOĞAN YANLIŞ YAPTI...

 

1-MHP'nin bütün sert muhalefetine rağmen Erdoğan, Bahçeli ile görüşmenin bir şekilde yolunu bulmalı ve görüşmeliydi. Şu unutulmamalı MHP ikna olmadan bu meseleyi çözemezsiniz. ( Ayrı bir yazıya havale)

2- Şehitler gelmeye devam ederse (plan hala işlevselliğini sürdürüyor) AKP Öcalan'ın asılma kozunu kullanmakta fazla geç kalmamalı. Ülke giderek daha da ince bir çizgiye gelecek. Güçlü devlet bu seçeneği kullanmaktan korkmamalı. Mesele illa asmak değil, mesele asma kozunu kullanmada saklı.

3- AKP'ye yakın olduğu iddia edilen medyaya da bir çağrım var.

Son günlerde eski ülkücü  adı altında bazı isimlerden görüş alınarak ülkücülerin bir kısmının referanduma evet diyeceği yönünde bir yayın politikası sürdürülüyor.

Bu yönde politika izleyen şahsiyetler bu yazdıklarıma dikkat etmelerini öneririm.

İzlediğiniz bu politika belki EVET yönünde bir psikolojik hareket için olumlu gözüküyor olabilir.

Ancak bu yapılırken çok büyük bir felakete doğru gidişat içerisine giriliyor.

Milliyetçi camia sizin bu yazdıklarınızı görüyor, okuyor ve bir köşeye kaydediyor.

 Ve ne oluyor biliyor musunuz;

Ailesi Türk olan insanlar arasına nifak tohumları ekiliyor.

Lider Bahçeli açıktan hayır dedikçe medya ülkücülerin evet dediğini yazıyor.

Bu adaletli bir strateji değil. Tamamen kin ve nefreti artırmaya yönelik bir hareket kalıntısı barındırıyor.

Bu yayınlar yapıldıkça Milliyetçiler o kesime iyice düşman oluyor  ve düşmanlık artırılıyor.

Çünkü hakikatte ülkücüler  ''hayır'' diyor.

Onlar ise ''evet' te'' ısrar ediyor.

Kullanılan haber dili açısından tam olarak yalan söylenilmiyormuş gibi gözükse de yalana yakın bir tevil yapılıyor.

 Ayrıca kini artırıcı vifak ve ittifakı bozucu bir icraat yapmak , ahiret adına da o kişiler için büyük yıkım oluşturuyor.

Kısacası MHP'de, Ülkü Ocakları da çok açık ve net hayır diyor.

 Sizde zorla 'evet' yönünde ısrar ederseniz, tavandan öte tabanı da kendinize düşman edersiniz.

Buda kardeşliğin bozulması demektir.

Yani hem İslam'a, hem Türklük şuurunun dışında bir iş yapmış oluyorsunuz.

Yara daha da büyütülüyor ve tamir edilemeyecek bir hale getiriliyor.

Herkesi kendi tercine bırakıp o alana müdahale etmeden yayın yapılırsa, hem adaletli olunur hem de kardeşler arasına kan sokmamış olursunuz.

Kısacası insanları zorla ve tahrik edici bir şekilde evet veya hayır'a zorlamak hiç bir din ve ahlak anlayışında yok. 

Ne  olursa olsun dinin emri olarak kardeşlik ve barış için ısrar edilmeli ve bu ortamın sağlanması için çalışılmalıdır.

Ser-levha olarak; ''Emril bil maruf ve nehyi anil münker'' bize kıyamete kadar yetecektir.

 

raufatillapolat@hotmail.com

 

 

YORUMLARINIZ
SARAYLI - 12.08.2010 12:11
Yaziya katiliyorum.. Ah bide cemaat icindeki gavurlardan bi kurtulsa... Hmmm yokmu zannediyordunuz? Her yere sizan gavurlar (tapinak) cemaati kendi basina mi birakacakti.. Bkz. 80 sonrasi dokunulmayanlar.
hy - 27.07.2010 11:24
referandumdan sonraki yazını merak ediyorum evet mi hayır mı diyecekler birlikte göreceğiz ayrıca yazılarında ki zıt noktalara bakınca sen de derin yapının ortamı yumuşatma elemanımısın diye düşünmeden edemiyorum
Oğuzkağan Fettah - 25.07.2010 00:30
Fettahoğulları Beyliği ve Devlet Bahçeli

FETTAHOĞULLARI AİLESİ KÜLTÜR ve DAYANIŞMA DERNEĞİ

1995 – ANKARA

Fettahoğlu Ailesi tarihçesine genel bakış;

Anadolu'ya Fettahlı Beyleri namı ile gelen, günümüzde ise Fettahoğlu Ailesi olarak bilinen ve adından söz edilen ailemizin, tarihçesine ve bugünkü konumuna özet olarak değinmek istiyorum.

Ailemiz ülkemiz topraklarında ki, yedi farklı coğrafya da yaşam süren ve geçmişten, günümüze bulunduğu yerleşim yerlerinde birbirlerinden haberdar ve dayanışma içerisinde olan bir ailedir. İletişim ve ulaşım olanaklarının günümüzdeki kadar yeterli olmayışının yanı sıra gelir düzeylerinin de sınırlı oluşu nedeni ile farklı coğrafyalarda yerleşik yaşam süren aileler bir birleri ile yeterince temas kuramamışlardır. Ancak 60'lı yılların sonlarına doğru, Osmaniye'nin Düziçi ilçesinden değerli aile büyüğümüz Erkan Fettahoğlu'nun görevi nedeni ile Rize'de bulunduğu dönemde, geçmişte aile büyüklerinin söylemlerinden edindiği bilgilere dayanarak, kendi girişimleri sonucu, Rize ve bölgesinde yerleşik yaşam süren akraba ailelerimizi bulup, onlarla yakın temas kurmasıyla başlar her şey. Geçmişten günümüze, aile büyüklerimizin anlatımları ile gelen aile geçmişimizi, tarihçemizi ve elimizdeki yazılı belgelerin ışığında hala süren araştırmalarımızla edindiğimiz bilgileri aile bireyleri ile paylaşmayı sürdürüyoruz. Elbette kuşaktan kuşağa gelen söylemler ve var olan belgeleri bilimsel tarihle eşleştirmek ve doğrulamak oldukça zaman alıcı, bilimsel çalışmalar ve kaynaklar gerektiriyor. Fettahoğulları Ailesi'nin Anadolu'daki göç yolları ve yerleşim yerleri, gelenek ve görenekleri, sosyal ve kültürel yaşam tarzları mercek altına alındığında geçmişte bir Türkmen beyliği olduğu görülür. Fettahoğlu Ailesi'nin Anadolu'ya gelişi ile ilgili, geçmişte aile büyüklerimiz her zaman “Ebu Müslim Horasani” ve Irak’ta “Küfe”yi (Al-kufal) referans olarak vermişlerdir. Dolayısı ile tarihin o dönemleri ile aile büyüklerimizin ve Azerbaycan'daki akrabalarımızın anlatımlarını yan yana getirdiğimizde, Fettahoğlu Ailesi'nin de diğer Türk boyları gibi eski Horasan bölgesinden çıkış yaparak Anadolu'ya geldikleri görülür. Dönem ise, Abbasilerin halifeliği ele geçirdiği dönemlere rastlamaktadır. Abbasilerin Emevileri yenerek halifeliği ele geçirmelerinde, Türkmen bir lider olan Ebu (Eba) Müslim Horasani ve önderliğinde ki, başta Türk ve diğer etnik toplulukların çok önemli bir rolü olduğu bilinmektedir...

Göç yollarını inceleyerek, genişlettiğimiz araştırmalarımızda, geçmişte aile büyüklerimizin Azerbaycan'da akrabalarımızın olduğu söylemlerinden yola çıkılarak bu ülkede izlerine rastladığımız Prof.Dr. Abbas Zamanov Fettahoğlu'nun 1993 yılında vefat ettiğini öğrendik. Abbas Zamanov Fettahoğlu Azerbaycan'ın Sovyetler Birliği'nden bağımsızlığını kazanmasında çok önemli rolü olan, bir edebiyatçı, metin yazarı ve tanınan bir düşünce adamıdır. Ancak araştırmalarımızı daha da derinleştirerek, şuan Azerbaycan'da bir siyasi partinin genel başkanlığı görevini sürdüren, Sayın Mir Mahmut Fettahoğlu'na ulaştık. Kendisinden Azerbaycan'daki akrabalarımızın Semerkant ve Buhara'dan çıkış yaparak, yani eski Horasan sınırları içinde kalan bu bölgeden, Azerbaycan'a geldiklerini öğreniyoruz.

Mir Mahmut Fettahoğlu'nun bu açıklaması, bizim araştırmalarımızı da doğrular niteliktedir. Zira adı geçen yerleşim yerlerini, biz genel olarak bilinen adıyla Güney Türkistan olarak tanımladık. Ailemizin göç yolları tarihi ile bugüne kadar “Eski Horasan”dan geriye gidememiştik. Sonuç olarak göç yolları izlendiğinde zaten Türklerin en yoğun olarak Güney Türkistan bölgesinden, o tarihlerde Türkmen Bektaşi kültürünün merkezi haline gelmiş Horasan'a ve değişik yollardan Anadolu'ya geldikleri görülür. Atalarımızda aynı tarihi süreç içersinde, eski Horasan sınırları içerisinde kalan, şuan ki Kuzey Horasan'a gelmişler ve bölge halkının İslamiyeti kabulü ile yaygınlaşan Arapça bir ad alma geleneğine uyarak, bir aile büyümüzün de “Abd-al-fattah” (Abdülfettah) adını aldığını, ailenin şuan anıldığı namın buna dayandığını, Horasan'dan bir kolun Azerbaycan'a, diğer büyük kolun Irak'a geldiklerini, Irak'ta başlarında Fettahzade Esat Şahna adında bir komutanları olduğunu ve sonrasında Türklerin Anadolu'ya ilk varış ve yerleşim yeri olarak önem kazanmış, şuan ki Van'ın, Ahlat ilçesine gelerek, oradan başta Karadeniz ve K. Maraş üzerinden Samsat (Diyarbakır, Ş. Urfa) ve Cebelibereket (Osmaniye) bölgesine ve Anadolu'nun farklı yerlerine dağıldıklarını biliyoruz. Zira Irak'ın yakın tarihinde de bu ülkede akrabalarımızın izlerine rastlamak mümkündür. Örneğin Irak Türkmenlerinden gazeteci ve yazar Orhan Ketene bir araştırma makalesinde bu tarihlerde Irak Türkmen liderleri olan Nazım ve Kerim Fettah Beylerin varlığından ayrıntıları ile söz etmiş ve bu liderlerin 1922 de M. Kemal Atatürk'le Irak meseleleri üzerine yakın temasları olduğunu belgeleri ile yazmıştır.

Ahlat, Anadolu'ya ilk varış noktası olması itibarı ile genel olarak Türk beylikleri için geçici bir yerleşim yeridir. Atalarımızın da bir müddet burada kaldıkları ve sonra buradan ayrılarak yollarına devam ettiklerini biliyoruz. Fettahoğlu Beyliği'nin Ahlat'tan ayrılmasının bir nedeni olarak da, Bedirhanoğulları ile geçimsizlikleri gösterilir. Ancak genel aile tarihimize bakıldığında Fettahoğlu Beyliği'nin bir yerleşim yerini bu gibi bir nedenle terk ettiği görülmemiştir. Zira Fettahoğulları tarihlerinde yurt tuttukları her yerde idarecilik vasıflarına sahip olmaları nedeni ile söz sahibi olmuşlar ve adaleti sağlamışlardır. Trabzon Rum İmparatorluğu’nun fethiyle birlikte Fettahoğulları'nın diğer bir çok beylikle birlikte Karadeniz'e dağılıp yerleşmiştir. Bu tarihlerde İbrahim Kurt Bey ve Hasan Bey Fettahoğlu Beyliği'nin öne çıkan adlardır. Fettahoğulları Ailesi'nin önemli ve büyük bir kolu (Hacıfettahzadeler ve Kaldırımoğulları) fetih esnasında, Van-Ahlat bölgesinden hareketle, İspir ovası ve Bayburt üzerinden Çaykara'ya (Eski adıyla Zeno Köyü) ve sahilden önce Of'a, sonra batıya Akçaabat, Vakfıkebir, biraz güneye Maçka, Tonya, Hayrat'a ve doğuya doğru Rize, Çayeli, Liman köy, Çaycılar Köyü ve diğer yerlere gelerek Karadeniz'de daha birçok yerleşim bölgesini yurt tutmuşlardır. Yine Ahlat bölgesinden çıkarak K. Maraş bölgesine gelip yerleşen atalarımızdan bir kol K.Maraş bölgesinden ayrılarak Diyarbakır üzerinden Siverek'te Samsat mezrasına Boy Beyi olarak yerleşmişlerdir. Atalarımız bu bölgeye Osmanlı Devleti'nin iskân politikaları ve Fettahoğulları'nın yönetim kadrolarında görev almış bir aile oluşu nedeniyle yerleştirildiklerini berat ve buna benzer belgeler ortaya koyuyor. Hicri 1144 (Miladi 1731) tarihli belgede Fettahlıların aynı zamanda Mutasarrıflık (Sancak yöneticisi) yapan Diyarbekir Alay Beyi Abdulfettahzade Mehmet'in Siverek ve Samsat bölgelerinde malikâne sahibi oldukları belirtiliyor. O dönemdeki Ordu ve toprak sistemi gereği elindeki toprakla orantılı olarak seferde Bağdat muhafızı Vezir Ahmet Paşa komutasında 1000 tımar askeri ile hazır olduğu belirtilmektedir. Siverek'teki Fettahlı ailesinin Osmanlı’nın son dönemlere kadar etkin oldukları, Viranşehir varidat kâtibi Siverekli Abdülcelilzade Zühtü (Bayar) 'nün kendi el yazma, “Keşkül” adlı eserinde de değinilmiştir. Yine Siverek yerel yönetiminin yakın tarihine bakıldığında, 1955 ve 1973 tarihleri arasında geçen 18 yıl süre ile Siverek’teki en uzun belediye başkanlığı görevini aile büyüğümüz H. Yılmaz Fettahlıgil yürütmüştür.

Fettahoğlu ailesinin kalabalık bir kolu da eski adı Bulanık olan Osmaniye iline bağlı Bahçe ilçesi ve çevresidir. Ailemiz bu bölgede daha da çoğalarak Düziçi, Hasanbeyli ve K. Maraş’ın diğer yerleşim yerlerini yurt tutmuştur. 1337 tarihi itibarı ile bu bölgede yaşamlarını sürdüren Fettahoğlu Ailesi’nin tarihi ve yaşanan olaylar ile ilgili birçok belge vardır. Fettahoğulları Ailesi’nin eski adı Cebel-i Bereket olan bu bölgede geçirdikleri tarihi süreç içerisinde aile büyüğümüz ilk mütesellim (Yerel İdareci) Türkmen Bey ve sonrasında Osmanlı Sarayı tarafından kendisine Gâvur Dağlarından, Gülek Boğazına (Pozantı) kadar olan bölgenin Ayanlığı verilen Bahçe Ayanı Fettahoğlu Ağca Bey önemli kişilerdir. Alaiye Sancağına bağlı olarak oldukça kalabalık bir akraba grubu da bildiğimiz ana yerleşim yerleri olan Antalya bölgesinde, Aksu, Fettahlı Köyü, Gündoğdu, Manavgat, Konya bölgesinde, Karapınar, Ovakavağı, Cihanbeyli yöresine gitmiş ve yerleşmiştir. Şuan da, Antalya Yörük İl Beyi olan, işadamı Sayın Ömer Fettahoğlu'nun yöredeki Fettahoğulları ile ilgili tarihsel yaşam öykülerinde; Özellikle çok genç yaşta başından geçen badireleri atlatıp, ailenin başına geçen ve bugüne kadar adından söz ettiren aile büyüğümüz, Fettahoğlu Ahmet Bey'e ayrı bir yer veriyor. Bugüne kadar yaptığımız araştırmalardan elde ettiğimiz bilgilere dayalı olarak, Fettahoğlu Ailesi’nin Antalya bölgesinden Denizli Acıpayam ve Yumrutaş Köyü, Tavas güzergâhından Aydın ve İzmir'e kadar gittikleri, bir kısmının Aydın'da kaldıklarını, bir kısmının ise Antalya bölgesine tekrar döndüklerini öğreniyoruz. Bu arada yine Konya bölgesinden de Denizli'nin Bekilli ilçesi civarına gelip yerleşmiş ve şuan da Candoğan soyadını taşıyan akrabalarımızın olduğunu da hatırlatmadan geçmeyelim. Yine tarihi süreç içerisinde, Fettahoğlu ailelerinin belirli dönemlerde Kırşehir, Kayseri, Erzincan, Yozgat bölgelerinde ve Sivas'ın Zara ve Şarkışla kazalarında yaşam sürdükleri bilinmektedir. Örneğin şuan Ankara'da yaşamlarını sürdüren Demirkol, Sayın ve Sonyürek soyadlarını taşıyan ailelerimiz Sivas bölgesinden Ankara'ya gelip yerleşmişlerdir. Geçmişte Osmanlı İmparatorluğu'nun geniş sınırları içerisinde kalan ve 20. yy. da Yunanistan'ın Batı Trakya bölgesinde, Trakya basın tarihinde ilk müstakil gazete olan Yeni Ziya adıyla zikredilen gazete 1925 yılında Osman Nuri Fettahoğlu ve Mehmet Hilmi tarafından yayınlanmış, ancak yer verdiği aşırı milliyetçi yazılar yüzünden mahkeme kararı ile kapatılmıştır. Şairlik yanı da olan O. Nuri Fettahoğlu Yunanistan'daki Batı Trakya Türkleri'nin haklarını savunma mücadelesinde adından söz ettirmiş, liderlik vasfı sahibi önemli bir kişiliktir. O. N. Fettahoğlu'nun bazı aile bireyleri Manisa bölgesine gelip, yerleşmişlerdir. Yine Atalarımızın yaşam sürdükleri yerlerden söz edecek olursak, bir Balkan ülkesi olan Makedonya'da, Makedon Türklerinden Yusuf Fettahoğlu'na değinelim. Kendisi 1. Dünya savaşı yıllarında işi gereği Makedonya'dan Almanya'nın Bavyera eyaletine gitmiş ve burada tıp doktorluğu kariyeri yapmıştır. Tıp alanında kendinden söz ettirmiş ve Almanya'da tanınır hale gelmiştir. Şimdilerde oğlu Turan Fettahoğlu Almanya’da bir üniversite de ekonomi alanında akademisyen olarak aynı başarılara imza atmaktadır. Kendisiyle Ankara‟da tanışma şansına sahip olduğum Sayın Mehmet Ali Kurban, beraberinde getirdiği aile şeceresi ile yedi kuşak öncesinden Fettahoğlu Ailesine mensup olduklarını belgeleyerek, Osmanlı Devletinin Balkanları fetih süreci ile birlikte, Konya'nın Ilgın bölgesinden göç ederek Bulgaristan'da iskan edildiklerini ve son mübadele (karşılıklı yer değişimi) yılları olan 1935'lerde, Anavatan'a döndüklerini, ailenin bir kısmının daha önceki yerleşim bölgeleri olan Ilgın tarafına, kendilerinin de dahil olduğu diğer kısmının ise Polatlı bölgesine döndüğünü ve yerleştiğini anlatmaktadır. Yine kısmi araştırmalarımıza göre şuan Suriye'nin Lazkiye bölgesinde akrabalarımızın yaşam sürdüğü birkaç köy olduğunu biliyoruz.

Fettahoğlu Ailesi geçmişte olduğu gibi 20. Yy sonlarına doğru Anadolu'da da göç etmeyi sürdürmüş ve bu dönemde özellikle Bayburt'un Yazyurdu (Eski adı Çakmas) köyünden İstanbul Anadolu yakasına, Rize'den İstanbul’un her iki yakasına, yine Trabzon bölgesinden, Amasya, Tokat, Kastamonu, Samsun, Zonguldak, İzmit, Adapazarı, Bursa, Yalova, Manisa, Balıkesir, Aydın, İzmir ve Hatay, Kırıkhan'a giderek yerleşmişlerdir. Bugün bakıldığında Fettahoğlu Ailesi'nin ülkemizin yaklaşık 55 il ve bunun dışında irili ufaklı yerleşim bölgelerinde var olduklarını, aynı zaman da 21 Haziran 1934'de kabul edilen Soyadı Kanunu'nun uygulanmaya başlanmasıyla aldıkları ve şuana kadar tespit edebildiğimiz yaklaşık 170 farklı soyadı ile ülkemizin farklı coğrafyalarında, bulundukları yörenin kendine has kültürü ile iç içe yaşam sürdüklerini görüyoruz.

Ailemizin geçmişte göç edip, yurt tuttuğu yerlerde yaşam koşullarına uyum sağlayabilmesi ve sayıca kalabalık oluşu nedeni ile obalarda yöneticilik ve idarecilik yeteneğine sahip hep bir aile büyüğümüz olmuştur. Bu da, Fettahoğlu Ailesi içerisinden geçmişte olduğu gibi, günümüzde de liderlik özelliği taşıyan aile bireylerinin çıkmasına neden olmuştur. Bunun bir örneği de, Osmanlı'nın kuruluş yıllarında Osman Gazi'nin silah arkadaşı olan Akça Koca'dır. Torunu Gebze kadısı Fazlullah'ın Ekim 1434 tarihli vakfiyesine göre babasının adı Abdulmelik Bin Abdülfettah'tır (Abdülfettahoğlu Abdulmelik). Ailesi Anadolu Selçukluları döneminde uç bölgelere yerleştirilmiş bir Türkmen boyuna mensuptur. Buna bir başka örnek ise, bugün Osmaniye'nin Bahçe ilçesinde Fettahoğlu Ağca Bey türbesi mezar taşındaki “Maraş nahiyelerinden Bulanık nahiyesi hanedanı kadiminden Abdülfettahzade Ağca Bey kabridir, 1271.” (miladi 1854) yazıdır. Hanedanı kadim sözlerinin, yönetici bir aile ya da topluluk anlamına gelmesi de bunu doğrulamaktadır. Aile tarihimizin farklı bir döneminde ise, IV. Sultan Murat’ın 27 Kasım 1639'da Bağdat'ı kuşatmasına ve 19 Aralık 1639'da altı gün süren şiddetli savaşa Fettahoğulları'nın bin (1000) atlı ile katıldığı, en ön saflarda Genç Osman olduğu halde çoğunun şehit düştüğü ve 24 Aralık 1639'da Bağdat Kalesi'nin fetih edildiği bilinmektedir. Ayrıca Osmanlı'nın çoğunlukla güvenliği sağlamak için güçlü bulduğu ve güven duyduğu aileleri sınır boylarına iskân ettiği bilinmektedir. Bu nedenle Fettahoğlu Ailesi de 1702 yılında Arap eşkiyalarına karşı Suriye'de, Rakka civarına yetkilerle donatılarak gönderilmiştir. Bunun yanı sıra ülkenin kuzeyinde Rusların Akçaabat'ı işgal etme girişimlerinde de her türlü zor koşullara rağmen yerel çetecilerin cesur ve etkili direnişleri Rusların iç kesimlere sızmalarını engellemiştir. Bu direnişçi Türk çete liderlerinden biri de Vakfıkebir'in Erde Köyü'nden H.Fettahoğlu Halim Ağa idi. 1900’lü yılların başlarında Akçaabat sınırları içerisinde yoğun çarpışmalar ve savaşlar olmuştur. Bu çarpışmalarda yerel çeteciler ve Teşkilat-ı Mahsusa birlikte hareket etmiştir. Ruslarla yapılan Soğuksu ( 1 Mayıs 1916) ve Eşekmeydanı (4 Mayıs 1916) muharebelerinde H.Fettahoğlu Halim Ağa ve oğulları 75 kişilik çetesi ve işgal kuvvetlerine karşı yaptıkları ani baskınlarla kahramanlık destanı yazmıştır. Bunun yanı sıra, yeri gelmişken, Fettahoğlu Ailesi'nin Milli Mücadele yıllarında Kuvay-ı Milliye hareketi içinde aktif görev yaptıkları ve liderlik sorumluluğu aldıkları da belgelidir. Vatan savunmasında gösterdikleri başarılarını bizlere gurur veren ve bu kahramanlıklarını İstiklal madalyaları ile perçinleyen aile bireylerimizin varlığından söz etmemiz bir vefa borcu olsa gerek. Fettahoğlu Ağca Bey ve kardeşlerinin torunlarından Ağca, Hasan ve Salih (Salih Bahçeli) Beyler milli mücadelede Cebeli Bereket’te, Düziçi (Eski adı Haruniye) ve Bahçe (Eski adı Bulanık) cephesinde çarpışarak istiklal madalyasıyla ödüllendirilmişlerdir. Fettahoğlu Ağca Beyin amca çocukları olan Büyük Mehmet Ağa ile Büyük Salman Ağa Milli mücadelede Pazarcık Müdafaa-i Hukuk Cemiyetini kurmuşlar ve gösterdikleri üstün hizmetlerinden dolayı kırmızı şeritli İstiklal Madalyasına layık görülmüş vatansever aile büyüklerimizdir. Bunlardan birisi de Haruniye'nin Fransız düşman işgalinden kurtuluşu sırasında şehit düşen Osman Fettahoğlu'dur. Günümüzde ise ailemize mensup çok sayıda kamu görevlisi, akademisyen, tıp doktoru, hukukçu, mühendis, bankacı, siyasetçi vb eğitimli ve üst düzey aile bireyleri olduğu gibi, sivil toplum kuruluşlarında ve özellikle ticari yaşamlarında kurumsallaşmayı başaran ve işletmeleri ile isim yapmış çok değerli aile bireylerimizin de olduğu dikkat çekmektedir.

Bu arada, günümüze kadar gelen söylemlerle ilgili bazı düzeltmelerin yapılmasında da yarar vardır. Örneğin, kimilerine göre merhum İsmet İnönü'nün, kimilerine göre ise eşi merhume Mevhibe İnönü'nün Fettahoğlu Ailesi'nden olduğudur. Oysa merhum İsmet İnönü Malatya'ya yerleşmiş Kürümoğulları ailesindendir ve Fettahoğulları'nın bu aile ile uzaktan yakından her hangi bir bağı yoktur. Mevhibe İnönü ise, İstanbul'un yerli ailelerindendir.

Diğeri ise, şuan bir siyasi partinin Bayburt milletvekili olan Sayın Ülkü Güney'in, geçmiş tarihli basın yayın organlarında çıkan Fettahoğlu Ailesi'nden olduğu haberleridir. Sayın Güney ile Fettahoğlu Ailesi'nin bir akrabalığı yoktur, ancak kendisinin Bayburt’lu oluşu nedeni ile Bayburt bölgesinde ki ailelerimizle hemşerilik bağı ve dolayısı ile yöredeki bazı aile büyüklerimizle hukuku ve yakın dostluğu olan biridir.

Üçüncüsü ve doğru olmayan ancak bu haberleri sanal internet ortamından yayma cesaretini gösterebilen zırva haberlerden biri ise yine Fettahoğlu Ailesi'nin bir mensubu ve bir aile büyüğümüz olan Sayın Dr. Devlet Bahçeli ile ilgili bazı mesnetsiz iddialardır.

Burada elbette sanal ortamın sanal zevatlarını dikkate almıyoruz, ancak yukarıda da adlarını verdiğim ve belgeleri ile kanıtlanmış İstiklal Madalyasına layık görülen ve vatan savunmasında verdikleri onurlu mücadeleden dolayı bizlere bugün ki haklı gururu yaşatan aile büyüklerimizden biriside, Sayın Bahçeli'nin babası, merhum Salih Bahçeli'dir. Merhum Salih Bahçeli'nin geçmişte ve bugüne kadar eğitim, sağlık vb önemli konularda memleketi Osmaniye'de hayırsever girişimleri olduğu hemşehrileri tarafından bilinmektedir…

Fettahoğlu Ailesi içinden çıkan değerlerine her zaman sahip çıkmış, olumlu adımlarını alkışlamış, onlardan güç almış ya da onlara güç vermiş ve yeri geldiğinde değerleri ile gurur duymuştur. Bu, öncelikle akrabalık bağlarına dayalı duygusal bir yaklaşımdır. Bilindiği gibi, Fettahoğulları oldukça kalabalık bir aile oluşu nedeniyle kendi bünyesinde de doğal olarak farklı siyasal görüş ve düşünceleri barındıran ve farklı partilere gönül veren çok renkli bir yelpazeye sahiptir.

SONUÇ;

Biz, Fettahoğlu Ailesi, bugün çok geniş bir coğrafyada ve farklı illerde, yaşam sürsek de, yüzyıllar öncesine kadar dayandığı bilinen geçmişimiz, kültürümüz ve kuşaktan kuşağa gelen öykülerimizle köklü ve oldukça kalabalık bir aileyiz…

İşte; hep bir arada olmak ve akrabalık bağlarımızı en üst düzeyde tutmak isteyişimizin en doğal nedeni böyle bir aile oluşumuzdan kaynaklanmaktadır…

Yüzyıllar önce bir Oğuz Boyu olarak Anadolu'ya gelen ailemizin; Selçuklu ve Osmanlı İmparatorluğu döneminde uygulanan çeşitli iskân politikaları sonucu ya bölgenin ıslahı, ya da farklı birtakım nedenlerle, Suriye’den, Balkanlara, Anadolu’nun Kuzeyinden Güneyine, Doğusundan Batısına farklı yerleşim bölgelerinde iskân edildiği anlaşılmaktadır. Günümüze kadar gelen kuşaklarımızın ise, bugün başta sosyo-ekonomik, eğitim, sağlık, iş hayatı ve bilinen diğer birçok nedenlerle ülkemizin dört bir yanına dağılıp, yerleştiklerini görüyoruz.

Bugün ülkemiz genelinde, genel merkezi başkent Ankara'da bulunan toplam beş aile derneğimizle, varmaya çalıştığımız hedeflerimiz; Ailelerimize, aile bireylerimize ve gençlerimize akrabalık bağlarını ve değerlerini hatırlatmak, sosyal yaşamın bir gereği olarak onları zaman zaman bir araya getirmek, özlemlerini gidermek, birbirleriyle kucaklaşmalarını, tanışmalarını, iletişimlerini, yardımlaşma ve dayanışma içerisinde olmalarını, kültürel paylaşımlarda bulunmalarını, bunun yanı sıra Fettahoğlu Ailesi'nin tarihteki ve günümüzdeki yeri ile ilgili bilgi ve belgeleri aile bireylerine, gelecek kuşaklara aktararak, ortak kültürel bir birliktelik oluşturup, bu birikimin kalıcı ve süreli olabilmesini sağlamaktır. İşte bütün bu faaliyetleri ciddi ve belirli bir disiplin anlayışı ile yürütebilmek için 90’lı yılların ortalarında Fettahoğlu Ailesi, çağdaş güncel yaşamın gereği, ilk adımı kendi bünyesinde atarak dernekleşmeye karar vermiştir. Bu amaçla, 1995'te kurulan aile derneğimiz, 2000 yılından bu yana Başkent Ankara'da ki kendi binasında ailemize hizmet vermeyi sürdürmektedir. Geçen bu süreçte, ilki K. Maraş-Düzbağ'da (Helete) tertiplenen ve sonrasında Trabzon-Uzungöl, Antalya-Manavgat, Osmaniye-Düziçi/Bahçe ve son olarak Trabzon-Vakfıkebir'de, ülkemizin dört bir yanından katılımların olduğu büyük aile toplantıları düzenlenmiş ve bu toplantılarda ülkemizin farklı bölgelerinde yaşayan akrabalarımızın tanışıp, kaynaşmaları sağlanmıştır. Başta Ankara dernek genel merkezimiz olmak üzere ortak yürütülen yeni projelerle bu faaliyetlerimizi daha da etkin bir şekilde sürdürmeye gönüllü ve kararlıyız.

Bu arada, dernek başkanlığını Sayın Fettahoğlu Kadem Sağlam'ın yürüttüğü Trabzon-Vakfıkebir, Abdurrahman Fettahoğlu'nun dernek başkanlığını yürüttüğü Hatay-Kırıkhan, yine dernek başkanlığını Fahrettin H.Fettahoğlu'nun yürüttüğü İstanbul Anadolu yakasındaki derneklerimizle ve Aile Derneklerimizin genel merkezi konumundaki Ankara aile derneğimizle faaliyetlerini yürüten dört aile derneğimizi, 27 Nisan 2008'de, kurucu başkan Sayın Hasan Fettahoğlu ve Trabzon, Hayrat'tan diğer akrabalarımızın girişimiyle, İstanbul Avrupa yakasında açılan yeni aile derneğimizle bu sayıyı beşe çıkardık.

Bütün bunların yanı sıra, yeri gelmişken, bugüne kadar büyüklerimizden dinlediğimiz öykülere de baktığımızda Fettahoğlu Ailesi kendine özgü karakteristik yapısından olmalı ki, asla ve hiçbir zaman ırkçı bir tutum içersinde olmadığı gibi, geçmişte olduğu gibi günümüzde de ırkçılığa karşı tutumunu eldeki kanıtlarıyla bu güne kadar sergilemiştir. Bu nedenle, zaman, zaman kullandığımız tarihsel anlatım ve açıklamalar tamamen geçmişe dayalı bir süreç ve trajik yaşam öyküleriyle dolu tarihimize, önceki kuşaklarımıza ve aslımıza bağlılığımızı ifade etmekten öte bir anlam taşımadığını özellikle belirtmek isterim.

Bu arada, Ailelerimizin bir araya gelme faaliyetleri ile ilgili olarak, belirli aralıklarla yazılı ve görsel medyada bir takım çevreler tarafından “Fettahoğulları” hakkında saptırılmış haberler ortaya atılmış, iş soy milliyetçiliği düşünceleri ile yola çıkan ve bu amaçla güç birliği oluşturmak isteyen bir aşiret benzetmesine kadar götürülmüş, hatta ailemiz, siyaset adamı olan aile bireylerimizin gönül verdikleri ve aktif görev aldıkları farklı siyasi partiler ve görüşlerle anılır hale gelmiştir. Alt yapısı ve haber değeri olmasa da, bütün bunlar bireysel yorumlara dayanan ve sadece okuyucu kitlelerinin dikkatini çekebilme girişimleridir. Oysa Fettahoğulları bugün 800 bini aşkın nüfusları ve ülkemizin farklı coğrafyalarında, farklı sosyal ve kültürel ortamlarda yaşam sürmeleri nedeni ile doğal olarak bünyesinde farklı görüş ve düşünceleri barındıran ve kesinlikle kendisine feodal bağlamda bir aşiret kavramını değil, “aile” kavramını yakıştıran köklü ve kalabalık bir ailedir. Ayrıca; Türkiye Cumhuriyeti Anayasamızda belirtilen vatandaşlık bağları ile ülkesine, milli değerlerine, tarihine, Atatürk ilkeleri ve Cumhuriyetimize bağlılık, ülkemizi, bayrağımızı sevmek, her Türk vatandaşında olması gereken bir ulusal bilince sahip ve ülkemizin bölünmez bütünlüğünden yana olmak, çağdaş, kültürel, sosyal ve toplumsal yaşam ilkelerini benimsemek Fettahoğlu Ailesi’nin ortak değerleridir. Ve doğal olarak bu ortak değerlerimize, bağlı kalmak kaydı ile hangi siyasi parti ya da oluşumda yer alırsa alsın, aile bireylerimize öncelikle akrabalık bağları ile bağlı ve bunu tüm değerlerin üstünde tutarız.

Fettahoğullarına mensup aile bireylerini yukarıda da belirtilen nedenlerle bir araya getirmeyi hedefleyen aile derneğimiz siyaset dışı ve tamamen akrabalık bağlarına dayalı bir oluşum olup, ne bir siyasi platform, ne de herhangi bir siyasi partinin veya düşüncenin uzantısı değildir. Saygılarımla.

Hakan FETTAHOĞLU

Fettahoğulları Ailesi Kültür ve Dayanışma Derneği Gnl. Bşk. Yrd.

Akademisyen/Gazi Üniversitesi – ANKARA

Fettahoğulları Beyliğini Tanımazlıktan Gelen İsrail Ermenkoncularının Devlet Bahçeliyi Mhpnin Başından Atmak İçin Karalama Soruşturmaları:

DEVLET BAHÇELİ İÇİN “ERMENİ DÖNMESİ” DOSYASINI KİMLER NİÇİN HAZIRLADI?

-1999 yılında gerçekleşen seçimler sonrası Sayın Devlet Bahçeli"nin Ermeni dönmesi olduğu görüşleri kulaklara fısıldandı.
-Ve Adana"da bir nüfus memuruna bu yönde belge bulması görevi verildi.
-Tarihci Yurtsever, Bahçeli"nin kökenlerini araştırmaya karar verdi.

-“ Ya Devlet başa, ya kuzgun leşe demiş atalarımız... Tarihin içinden süzülerek gelen olaylar sonrası... 1999 yılı Nisan ayı içinde Türkiye genelinde olduğu gibi Çukurova'da da "Devletin başına Devlet gelecek" sözleri yankılanıyordu. Söz konusu olan siyasi parti başkanı Devlet Bahçeli"nin demokrasi ortamında seçilerek Türkiye"nin yönetiminde söz sahibi olmasıyla ilgili düşüncenin tarihi arka planını ailesini, kökenlerini araştırmak gerekiyordu. Kadirli'den yola çıkarken duygularım beni Devlet Bahçeli"nin ata toprakları Osmaniye'ye, daha kuzeydeki BAHÇE kazasına gitmeye araştırmalarda bulunmaya zorluyordu.
Ceyhan nehri kıyısındaki Sakarcalık köyünden geçerken elektrik direkleri üzerine yuva yapan leyleğin “yaşama mücadelesi" verirken nasıl bir tehlike içinde olduğunu farketmemesi dikkatimi çekti. Doğadaki bütün canlılar, bu arada kuşlar biz insanların merhametine sığınmışlar gibiydi. Onların yaşama sı mutlu olması bir yerde bizim elimizdeydi.
Osmaniye'den kuzeye doğru giden yollar Gavurdağlarına doğru uzanır. Ovanın bittiği yerde durduğumda yanımda bulunan bir köylüye:
-Burası neresidir? diye sordum.
-Buraya Kanlıgeçit derler, dedi. Ve açıklamalarına devam etti. Burada zorlu bir savaş olmuş. Çok kan dökülmüş. Onun için buraya bu ismi vermişler diyordu.
Yol kıyılarında açan papatyalar ve az ilerdeki tepelerde görünen sarı çiçekler, kırmızı gelincikler ile doğa bütün güzelliğini sergiliyordu, insan lara... Kanlıgeçit"ten öteye Gavurdağına doğru yükselen yolun her iki yanında da karlı dağları görüp, serin esintileri ciğerlerimize kadar çekerek dünyanın cömertçe bahşettiği güzelliği karşısında duygulanmamak mümkün değil.
SESSİZ TÜRBELERİN YANINDA
Dumanlı, biraz da sisli bir havada Bahçe ilçesine vardım. Bahçe, dağlar ortasında çukur bir yer. Esintisi, bulutu eksik olmuyor. Onun için buraya çok eskilerden BULANIK BAHÇE adını da vermişler. Bahçe'nin girişinde tepeye yaslanmış çok sayıda mezar taşının bir arada bulunması ilgimi çekti. Kapısı nı aralayarak içeri girdim. Mezarlığın orta yerinde yanları açık, dört ayak üzerinde duran üstü kubbeli iki türbe gördüm. Türbeler çok sade olarak kesme kumtaşından yapılmıştı. Kubbesi zamanla aşınarak çatlaklar meydana gelmiş, zamana karşı yıpranmış, yaşama savaşını veriyordu.
Türbelerin yanı başında süslemeli bir mezar taşı üzerindeki Osmanlıca yazılar merak ederek okumaya başladım: " Sadece Allah ölümsüzdür. Maraş nahiyelerin den Bulanık nahiyesi hanedanı kadiminden Abdülfettahzade Ağca Bey kabridir. Ruhu için fatiha, 1271 (miladi-1854).
Türbeler içinde birisi vardı ki adeta yürekleri dağlayan bir görüntü sergiliyordu. Mezarın ana gövdesi üzerinde duran sarık şekilli bir baş görüntüsü, yaşanmış bir acıyı, sonsuza dek uzanan göz yaşlarını hatırlatıyor gi¬biydi. Osmanlıca bilgime dayanarak yavaş yavaş okumaya başladım.
Huvel hayyul baki
La feta illa Ali, la seyfe illa Zülfikâr
Nazar eyle, akıl, fena dünyayı
Nice enbiyayı ihfa eyledi
Bin iki yüz yetmiş üç senesinde ceddi
Zannı galibide şehid eyledi
Yetmiş beş senesinde mimar getirdi
Validesi hatun tamir eyledi
Dü cihanda şefaat kânı Muhammed
Kıl şefaat ümmetindir, Muhammed
Maraş nevahisinden Bulanık nahiyesi
Hanedanı kadiminden Ağca Beyzade
Mehmet Ağa kabridir. Ruhiçun fatiha 1273
Nura nur ile yerin oldu anber
Tarihin vaz eyledi ibni Ali ismi Kanber
Bu sözler yaşanmış bir facianın sebeb olduğu göz yaşlarını hatırlatıyor du bizlere. Acı bir olay, bir idam olayı yaşanmış. Ağca Bey oğlu Mehmet'in vücudu türbeye konmuştu. Oğlu için ölümünden (1856) iki yıl sonra 1858 yılın da türbe yaptıran annesi mezar taşına haksız yere yaşanan bir acının ilahi adalet ile sonuçlanması için dileğini sunuyordu. "La feta İlla Ali, La seyfe illa Zülfikâr" sözleriyle... "Ali'den başka yiğit, Zülfikar dan başka kılıç yoktur diyordu"" gözü yaşlı anne. Yüreğine taş basmış, oğlunun idamı karşısında düşüncelerini mezar taşına yazdırarak bütün insanların kıyamete kadar bu ola yı hatırlamalarını istemişti. !
İnandığı ilahi davayı anlatmaya yola çıkan Allah elçisi Muhammed'e en büyük yardımı yapan, defalarca ölüm tehlikesi içine giren Hz. Ali'nin yiğitli ği ve onun hak, adalet adına hüküm infaz eylediği kılıcının çatal başlı olma sı dile getirilmişti. İslamiyeti, yayma uğruna geçen bir ömür ve sonunda bir camide arkadan bıçaklanarak öldürülen (661 yılında) Hz. Ali'nin acı kaderi ile Kerbela'da Yezid'in askerleri tarafından kafaları kesilen Hasan ve Hüse yin'in hikayeleri de aradan geçen onca zamana rağmen İslam dünyasında hatırlanarak , göz yaşı dökülmesine vesile oluyordu.
Araştırmaları sürdürürken mezarlığa 70 yaşları civarında esmer uzun boylu bir beyefendi geldi.
"Bu mezarda yatanlar bizim dedemiz olur, benim de adım Hasan. Bizim aile Fettahlı aşiretindendir. Anadolu'da gayet büyük bir aileyiz Hasan, Hüseyin isimleri çok bulunur ailemizde"... KÜÇÜKALİOĞLU DEDE BEY"İN HÜZÜN VEREN İDAM OLAYI

-Küçükalioğlu Dede Bey, 1817 yılında yakalandı, idam edildi. Kafası İstanbul"a gönderildi, Gövdesi Taşköprü başında yakılarak yok edildi.
-Aynı anda Fettahlı beyleri için de idam kararı çıkmıştı
-Devletin “zulüm kılıcını” eline alanlar, “Vahşi devletin” uygulamasını yaparlar.
-Tarih bilimi yapanların yanına kar kalmayacağı düşüncesini doğrulamak için kendi metoduyla harekete geçer.

Çukurova'nın her yanının eşkıya ve hırsız yatağı olduğunu açıklıyor, o dönemin devlet raporları. Gülek boğazından Adana'ya gelen hac ve tüccar kervanlarının Misis"ten öteye Kurtkulağı Payas yolunu izleyerek İskenderun sahillerinden Belen geçitlerini aşarak Antakya'ya ulaşması, Halep'e doğru emniyet içinde gitmesi hemen hemen mümkün değil. Her ne kadar Misis kapı ağası kervanların korunması için 30 civarında silahlı korumaya görev verse de Payas yakınlarına kadar geldiklerinde Gavurdağlarından inen Küçük Alioğlu Halil'in eşkıyaları tarafından basılıyor. Hac kervanları Adana'ya geldikle rinde Karataş sahillerine inerek gemilerle Antakya ve Suriye sahillerine doğru gidiyorlar.
Adana Valileri Çukurova köylülerinden bırakınız asker almayı, vergi top lamakta bile güçlük çekiyor. Derebeyleri, köylüleri isyancı olarak gören devlet adamlarının düşüncesinden belgelere yansıyan şu sözler "fıskü fücur içinde bulunan ehli fesat taifesi" genel bir güvensizliği yansıtıyor. Devle te ve kanunlara kargı gelenler 'Vücutları izale edilecek" insanlar veya haşarat topluluğudur.
1803 yılında Payas yöresinin derebeylerinden Küçükalioğlu Halil aniden öldü. Yerine oğlu Dedebey geçti. Kendisini "ayan" durumunda görerek yörenin vergilerini toplamaya pek azına da devlete vermeyi devam etti.
1817 yılında Adana Valisi Mustafa Paşa, devlet otoritesini dinlemeyen Hasan paşazade Mehmet Bey'i yakalayıp idam etmek istedi. Mehmet, Payas taraflarına kaçtı. Halep Valisi Celaleddin Paşa Adana'dan, Payas'a ve oradan da İskenderun'dan Halep"e ulaşan kervan yolunu eşkiyalardan temizlemek için ordusunu alarak Dede Bey üzerine yürüdü. Dedebey, 3.000 kadar silahlı adamı ve dört topu ile birlikte Halep Valisi'ni Payas yakınlarındaki Sarıçam'da karşıladı. Sekiz saat süren kanlı bir savaş oldu. Dede Bey üç yerinden yaralandı. Kendisi ve adamları kaçmaya başladılar. Gavurdağlarına Bahçe Ayanı Fettahlıoğlu AĞCA Bey'e sığındı. Ağca Bey, Dede Beyi sakladı. Dede Bey, daha sonra Maraş tarafına geçti.
AĞCA BEY"E İDAM KARARI...
Dede Rey, toparlandı. Yeniden PAYAS'a geldi. Sahilde bekleyen Osmanlı kuvvetlerine saldırdı. Payası bekleyen Osmanlı kumandanı emrindeki askerlere saldırı emri verdi. Dede Bey Savranda kalesine sığındı. Çatışmalar sonrası Dede Bey yakalanamadı ama akrabaları ele geçirildi. Dede Bey, daha güvenlik içinde bulunduğu Andırın tarafına geçti. Osmanlı askeri orada da Dede Beyi buldu. Çatışma sonrası Dede Bey yakalandı. Kafası kesildi. Gövdesi de Adana'ya gönderildi.
... O GÜNLERDE...
Valilik tellalı bağırıyordu:
"Ey ahali, duyduk duymadık demeyin. Payas"ı zabteden Padişahımız efendi mizi dinlemeyen, başına topladığı haydut, hırsız, katil sürüsüyle yol kesip adam öldüren, ehli ırz taifesine yaşama hakkı tanımayan kahrolası Küçükalioğlu Halil oğlu DEDE Bey'in melun gövdesi şehrimize geldi. İbreti alem için padişahımızın devletimizin'"şanına yakışır bir şekilde cezalandırılırken bir daha devlete karşı gelmenin ne demek olduğunun anlaşılması için cesedi yakı larak izale edilecektir. Taş köprü başındaki siyaset meydanına gelmeniz vali miz Mustafa Paşa hazretlerinin isteğidir"...
Dede Bey'in ala bir bez içinde bulunan cesedi at üzerinde getirildi. Adana Kalekapısının güney eteğinde meydana kondu. Etrafta toplanan çalı çır pı ve odunlara ateş verildi. Alevlerin sıcaklığı, cayırtılar içinde bir in san bedeni yakılıyordu. Din adamları, hükümet görevlileri, halk aynı meydan da toplanmış ibreti alem için yakılarak yok edilen haşarat taifesinden bir caninin yok oluşunu seyrediyorlardı.
Aynı günlerde kafası İstanbul'a gönderilen Dede Bey'in Topkapı Sarayı önünde kesik başının halka teşhir edilmesi de bambaşka ibretlerle doluydu. Devleti ebed müddet için kahredilen bir eşkiya başının kesik başını seyreden İstanbullular, neler düşünmüşlerdi bilinmez ama... Sadece bir şey hatırlanıyordu: Anadolu'nun her yanı isyan ve ihtilal içinde idi. Padişahın aynı za manda İslam Halifesinin hac kervanı Adana'dan Halep'e geçemez olmuş, Maraş Antep yolu izlenmeye başlanmıştı.
Maraş Valisi Kalender Paşa'ya da emir verilmiş, sadece Dede Bey değil, Halep yolunu kapayan bütün aşiret reislerinin yakalanarak idam edilmesi is tenmişti. Kalender Paşa, Maraş'in yerlilerinden ve Bayazıtoğulları ailesine mensuptu. Fettahlı Beyleri ile ata dededen beri sürerek gelen dostluğu vardı. Kendisine bağlılık gösteren Adana-Maraş yolunun güvenliğini Bahçe ve Gavurdağları eteklerinde sağlayan AĞCA BEY"e nasıl kıyabilirdi. Sadece Ağca Bey değil, Reyhanlı aşiret beyi Haydar Bey'in de,idamı isteniyordu. Padişa hın emirlerini yerine getirmede kusur eyledi. İdam etmeye kıyamadı AĞCA BEYİ ve Haydar Beyi... Kalender Paşa'nın idam ve infaz işlerini ihmal etmesi şikayetlere sebeb oldu. Maraş Valiliği görevinden alındı, Ankara'ya sürgüne daha sonra da Kuşadası muhafızlığına tayin edildi.
Kalender Paşa'nın içine düştüğü bu olayların en yakın görgü tanığı yanında bulunan Bozdoğan Aşiretinden Kerimoğlu Bey'inin kızı "KARA FATMA" lakabıyla bilinen Asiye Hatun'du. Kalender Paşa, Kuşadasında iken biraz üzüntüsünden biraz da yaşlılığından dolayı hastalandı. Girit'in YANYA kalesi muhafızlığı görevine tayin edildi. Hastalığı iyice ağırlaştı. Ve 1821 yılında hakkın rahmetine kavuştu. Ege Denizi kıyısındaki Kuşadasına bir te pe eteğine son istirahat yeri (mezarı) oldu.
Bu arada devletin keskin kılıcı tuttuğunu kesmeye başladı. Gavurdağı yö resinin ünlü Cerit aşiret reisi Osman 1828 yılında yakalandı ve idam edildi. Karayiğitoğlu ve adamları ada bir yıl öncesi(1827" de) idam edilmişti. Elbistan yöresinde devletin paşasını dinlemeyen kendi başına buyruk isyan halindeki Zülfikaroğlu' da yakalanıp idam edilmişti.
Adana Valisi Mustafa Paşa'nın Dede Bey ' e karşı savaş açtığı sırada küçük bir çocuk, olduğu halde kadınlarını arasına bir teşt içine saklanarak ölümden kurtulan Küçükalioğlu Mustafa, -ki lakabı Küçük Mustafa veya Mıstık'tır-yıllar sonra yeniden Payas'a geldi. Kervanyolunu basmaya başladı. Adana Valisi Mısdık üzerine kuvvet gönderdi. Karbeyaz denilen yerde 20 civarında olmak üzere toplam 200 civarında Mıstık'ın adamları öldürüldü. Mıstık, son anda Gavurdağlarına kaçarak canını kurtardı.

FETTAHLI BEYLERİ İDAM EDİLİYOR
-Fettahlı aşiretinden Ahmet ve Mehmet, 1856 yılında Bahçe ilçesinde idam edildiler.
-Araştırmalar Sayın Devlet Bahçeli"nin dedesinin Ahmet Bey olduğunu gösteriyor.
-Fettahlı aşireti idam olayından dolayı acıyı yüreklerine gömdü,yaşananları bir sır gibi sakladı.
Yıllardır Gavurdağları etekleri ve Bahçe yöresinin algısını vergisini alan, bölgeye "ayan" olarak hakim olan Fettahlı beyi AĞCA, 1854 yılında öldü. Yerine oğlu Mehmet geçmişti. O yöreyi teftiş için gelen Osmanlı askerleri ve kumandanlar, bir süre Mehmet Bey'in konağında misafir kaldılar. Ziyafetler verildi. Koyunlar kesildi. Kişnez dahil civar köyler, kaleler gezildi. Osman lı kumandanları geri dönüş hazırlığına başladılar. Kendilerine altın kaplama hediyelik eşyalar verildi. Hem Osmanlının kumandanları memnun olmuşlardı hem de Ağcabeyzade Mehmet...
Osmanlı kafilesi Gavurdağlarından aşağı indi. Ovaya kavuşan yerde birkaç derenin sularının birbirine karıştığı Kızıldere'de beklenmedik bir olay oldu. Ormanlar ve çalılar arkasında gizlenmiş insanlar, tüfenklerinin namlularını Osmanlı kafilesine çevirdiler. Ve ateşlediler. Sayılarının 40'a ulaştığı hatırlanan Osmanlı kafilesinde yer alanların hemen hepsi oracıkta son nefesi ni verdi. Cesetlerin yanına kadar gelen eşkıyalar, Fettahlı beylerinin hediye ettiği altın kaplamalı eşyaları buldular. Askerlerin üzerinde ne varsa hepsi alındı. Bu bir soygundu. Olay kısa zamanda Adana' da ve İstanbul'da duyuldu. Zamanın Osmanlı Hükümet adamları Ali ve Fuat Paşalar olaylara el koydular.
Bu arada fitne fesat içinde olanlar da iyi çalışıyordu. BAĞDACIKLI veya Nohut FETTAHLISI 'ndan olduğu ileri sürülen eşkıyalar, Osmanlı askerlerinin AĞCABEY OĞLU Mehmet'ten kıymetli hediyeler aldığını öğrenmişler, dönüş yolu na pusu kurarak çalmaya karar vermişlerdi.
Olayın sorumlusu olarak Fettahlı beyleri gösterildi. Yeterli soruşturma ve delillendirme yapılmadan, yargılama yoluna da gidilmeden, Bahçeye gelen Osmanlı Paşa'sı, padişahın da fermanını göstererek AĞCA BEY'in oğlunu tutuk lattı. Ağır suçlamalarda bulundu.
“ Olayın müsebbibi sizlersiniz. Hırsız ve eşkıya takımı ile işbirliği ha linde soygun ve kıtallerde bulunuyorsunuz. Devletin devamı ve şer'i şerif mucebince idam ve vücudunuzun izalesine (ortadan kaldırılmasına) karar verilmiştir" deniliyordu.
AĞCABEY ZADE MEHMET, elleri bağlı olduğu halde, yanına yaklaşan cellat ların farkına varamadı. İnfaz emri yerine getirilirken anası yiğit Türkmen kadını gözyaşları döküyor, kendisini yerden yere atarak "Allahından bulsunlar. Kahrolasıcalar" diyordu. Dualar okundu. Kılıç darbeleri indi, kalktı. Bir can daha böylece uçup gitti. Kanlı beden yerde hareketsiz dururken,kesilen baş ise bir bal torbası içinde İstanbul'a götürülmek üzere yola çıkarıldı. İbreti alemin seyretmesi için Padişahın Sarayı'nın olduğu yere götürüldü.
Gözü yaşlı anne, elleriyle dizlerini dövdü. Saçını yoldu.Göz pınarların dan dökülen yaşlar bir pınar oldu, çağladı. Mehmet'in gövdesi yerinden alın dı. Ataları, ecdatlarının mezarlarının bulunduğu yere götürüldü. Toprağa ve rildi. Acılar unutulsun diye. Bu olay 1856 yılında gerçekleşti. İki yıl son ra oğlunun acısını yüreğine gömen anne, türbe yapacak bir ustabaşı buldu. Ve oğlunun taştan sade türbesini yaptırdı. Mezar taşına “Ali"den başka yiğit, Zülfikârdan başka kılıç yoktur... Dünyanın geçici olduğuna böyle bak!" sözle rini yazdırırken, oğlunun şehid edilmiş olduğuna inanıyordu.
1999 yılı içinde Mehmed'in türbesini Bahçe mezarlığında bulduğumda, sarık lı mezar taşının kırılmış ve hece taşı yanına konulmuş olduğunu gördüm.

DEVLET VAHŞİLEŞİRSE...
Osmanlı yönetiminin 19. yüzyıl içinde Anadolu'da Türkmen beylerine karşı "kelle koparmayı" amaçlayan çalışmaları Devletin "vahşileştiğinin" de bir örneğidir. Oysa Osmanlı'nın kuruluş yıllarında Devletin temel fel sefesi "dünyaya düzen vermekti" (Nizam-ı alem). Adaletli olunacak, halka iyi davranılacak, ahlaki ve insanı değerler yüceltilecek, bilgiye ulaşılaçak, üretim artırılarak insanların köleliği ve ezilmişliğine son verilecek ti. Fatih dönemine ait çok sayıda ferman ve diğer tarihi belgelerde bu dü şünceleri yansıtan bilgiler vardır. Topkapı Sarayındaki Hükümet işlerinin görüşüldüğü Divan odasının üzerindeki yüksek binaya Adalet Kulesi isminin verilmesi de bu yüzdendir.
Aradan geçen yüzyıllar sonra 19. yüzyıl başlarında Adana, Maraş ve Ha lep yöresinde halkın perişan durumu açlık, cahillik, devlet güçleri ile kavga etmenin kan davasına dönüştürüldüğü, hırsızlık ve eşkiyalığın başarı sayıldığı bir dönem yaşanmıştır. Adana Valiliği 1817 yılında Fettahlı Beyi AĞCA Bey'i "idam etme" kararını epey bir zaman sonra 1856 yılında yerine getirdi. Görünüşte, “devlete isyan” halinde bulunan bir beyi öldürerek amacına ulaşmıştı. Ama aynı aşiretin FETTAHLI'nın yüreğinde sönmeyen gözyaşları bırakarak.
O dönem olayları ile ilgili tarihin perdesi aralanırsa eğer toplumsal çürümenin hangi boyutlara ulaştığı görülür. Arşiv belgelerine göre Selim Paşa, 1842 yılında Maraş Valisidir. İşi gücü köylüler ve aşiretlere vergi yi artırmak, zorla almaktır. Aynı yıl Maraş eyaletinin vergi geliri 348 bin kuruştur. Bunun 21.500 kuruşu Fettahlı beylerinin yönetimindeki Bulanık kazasından toplanmıştır. Kozan dağları halkı 6.000 kese ilave vergiyi vere meyince hükümet güçleri iki köylüyü yakalamış ve çengele asmıştır. Maraş halkının şikayeti üzerine Selim Paşa görevinden alınarak sürgüne gönderil di. Aynı yıl Maraş'ta Mal Müdürü olarak görev yapan Osman Bey, 128.000 ku ruşu rüşvet ve iltimasla kendi üzerine geçirdi. Halkın tuz ve sabun, şeker ihtiyacını karşılamak için fiat yükseltmeler... İbrahim Paşa Vakfından elde edilen arpa ve buğday parası... Tecirli aşiretinden borçlarına karşı lık alınan rüşvet... İstanbul'da Hafız Paşa'ya gönderilen takviye rüşvet.. Kadirli'ye kendi oğlunu vergi toplama memuru olarak tayin etmesi gibi... Osman Bey'in rüşvet ve hırsızlıktan elde ettiği kazançları hesap edildi. Bütün servetine el kondu.
Maraş yöresinde görev yapan kumandan Osman Paşa, 1844 yılında askeri hizmetlerini bir yana bırakıp, Afşar aşiretinden Karabey taraftarı olanlar dan 100.000 kuruş vergiyi zorla almaya kalkıştı. Osman Paşa, askerleriyle Kadirli'ye geldi. Savrun kıyısında -vergiyi veremeyeceklerini söyleyen-aşiret mensupları tarafından pusuya düşürülüp öldürüldü. Osman Paşa'yı öl dürenler önce kurşun sıktılar, arkasından da kılıç darbesinde bulundular.
Aynı yıllarda Anadolu genelinde ve bütün Osmanlı ülkesinde yöneticile rin rüşvetle halkı ezmeleri yaygın bir icraattır. İç isyanlar, çatışmalar, kelle koparmalar en vahşi şekilde uygulanmıştır. Osman Bey'in kurduğu dünyaya düzen vermeyi amaçlayan devlet gitmiş yerine "vahşi devlet" uygulamaları başlamıştır. Diğer yandan askeri harcamalarını dahi karşıla yamayan Osmanlı'ya Kırım Harbi dolayısıyla 1854 yılından itibaren borç para gelmeye başlamıştır. Alınan borç paralardan önemli bir kısmı İstanbul Boğa zı kıyısındaki Dolmabahçe Sarayı'nın yapımına harcanmıştır. Saray'ın yeri denizden doldurulmuş, çeşitli renkte mermerler kullanılmış... Padişahın küçük çocuklarının sallandığı altın beşikler yaptırıldı. Ve o yıllarda İstanbul'da saray çevresi, paşalar, beyler efendiler, bilcümle zengin kişiler geceleyin ay ışığında Boğaziçinde, Tarabya-Bebek sahillerinde kayık sefaları yaparak zevkü sefa alemleriyle vakit geçirdiler. 1856 yılında Adana-Maraş arasında Gavurdağı eteğinde Ağcabey zade Mehmet idam edilmişse burada vahşi devletin kirli ellerini görmek gerekir.


FETTAHLI AİLESİNİN TARİHİ YÜRÜYÜŞÜ

-Fettahlı aşireti/ailesi 20.yy başlarında örgütlendi, kökenlerini araştırma ve tarihi amaçlarını sürdürme kararı aldı.
-Fettahlı aile mensupları dernekler kurdu, toplantılar yaptı, bilgi ve belgeleri toplamaya başladı.
-Devlet Bahçeli"nin Türkiye"nin yönetiminde söz sahibi olması için işbirliği yaptılar.

Fettahlı aşireti ile ilgili araştırmalarımızda öncelikle Orta Asya'dan çıkıp, Oğuzlar/Türkmenler arasında göç yaparak Irak'a geldikleri... Küfe şehri ne yerleşerek burada bir müddet yaşadıkları ve İslamiyete geçtikleri yönünde rivayeten anlatılan bilgiler elde ettik. "Fettah" veya "Abdülfettah" aynı zamanda Allah'ın da 99 sıfatından birisi... "Müşkilleri açan, sıkıntıdan kurtaran anlamlarına" da geliyor. Küfe'de iken Hz. Ali ailesine olan sevgilerinden dolayı Hasan, Hüseyin isimlerini beylerine verdiler. Fettahlı'nın Küfe'ye yerleşmesi muhtemelen Selçuklular zamanında oldu.
Fettahlı aşireti 14.-16. yüzyıllarda Diyarbakır yöresinde bulunuyordu. Burada Cizre Hükümdarı ve bütün Güneydoğu'daki aşiretler ve halk üzerinde söz sahibi olan Bedirhan beyleri ile anlaşamadılar. Aralarında çatışmalar çıktı. Osmanlı yönetimi Yavuz ve Kanuni döneminde Fettahlı'yi bir müddet Van yöresi ne iskan etti. İran'dan gelecek saldırıları önlemek, Doğu Anadolu'nun Türk kontrolünde kalmasını sağlamak için...
1600'lü yıllar ve sonrası Osmanlı'nın sosyal bunalımlar yaşadığı bir dö nemdi Fettahlı aşireti üç bölgeye dağıldı.
1-Siverek'in Ölümağaç mezrası ve Samsat taraflarına.
2-Van'dan ayrılan bir başka Fettahlı kolu da Rumların yoğun olarak yaşadı ğı Trabzon'un Of nahiyesine yerleşir.Buranın Türkleşmesinde önemli rol oynar. Zamanla Trabzon, Vakfıkebir yöresine dağılırlar. 1600'lerden sonra Of yöre si Ayanları (derebeyleri) olarak görev yaparlar. Hacı Fettahzadeler, Kaldırımoğulları aileleri Trabzon yöresi Fettahlısıdır. Burada öne çıkan Ceylan Hasan Ağa'yi hatırlamak gerekir. IV. Murad'in Bağdat seferine katılan Hasan Ağa, şehrin önündeki hendeği aşmak için askerleri ile beraber "hızla saldırı ya geçer" düşmana çok kayıp verdirir. Ceylan ismini oradan alır. Oflu Fettahlı "Ayanları"nın hayat hikayesi de kanlı kavgalarla sürer gider. 1718 yılında Of'a hakim olmak isteyen Abdullah Ağa, rakip durumdaki Kaltabazoğullarının şikayeti üzerine Trabzon'da idam edilir(1727). Trabzon Fettahlı beylerinin başına gelenler "vurdi, vurdi, vurildi" fıkrasını hatırlatır. Aile içi çatışmalar, beylik kavgaları yüzünden Trabzon yöresi Fettahlı beylerinin mezarlık larında bu fıkrayı doğrulayacak çok sayıda mezar taşı vardır.
3-1600'lü yıllarda kalabalık bir grup Maraş yöresine geldi. Bayazıt beylerinin himayesine girdi. 1689 yılında Maraşlı Bayazıt beylerinden Kalender Ağa ile Heleteler Beyi Mirza Ali'nin devlete yardımcı olması istenir. Helete o yıllarda Fettahlı'nın yerleşim yeridir. Ve aynı yıl bir başka Fettahlı Beyi olarak Bayas taraflarında tüfenkli adamlarıyla Yusuf Ağa oğlu Abdülfettah Ağa'dan devlete asker göndermesi, yörenin güvenliğine yardımcı olması is tenmiştir.
Fettahlı'nın Bulanık nahiyesinde "AYAN" durumunda derebey olarak görev yapmaları 1700'lü yıllara, rastlar. Adana' dan Maraş'a giden kervan yolunun güvenliğini sağlama, yöre halkından vergi toplama görevleri arasında idi. Aynı aileden Ağca Bey'in oğlu Mehmet'in 1856 yılında idam edilmesinden sonra Fettahlı ailesi hem sessizliğe büründü. Ve hem de civara dağılmaya başla dı. Ağca Bey neslinden gelen Duran-Yusuf-Hanifi Ağa kardeşler Hasanbeyli ve Bahçe, Haruniye, Osmaniye taraflarına dağıldılar. Duran Ağa'nın oğullarından Salih, atalarının Bahçe' de "ayanlık" yapmasının anısına BAHÇE soy ismini aldı. Osmaniye'deki Soylu soy ismini taşıyanlar da aynı kökten gelir. Keza Aksaylar da öyledir.
Yine Arşiv kayıtlarında Antalya Alanya taraflarında dolaşın Fettahlı yörükleri hakkında da bilgiler vardır.
20. yüzyıl sonlarına doğru Fettahlı kökenli aileler, şahıslar bir araya gelerek toplantılar yapmaya başladılar. Onların en büyük merakı "kimlik ve kişilik arayışına" dayanıyor. "
1922 yılında Of doğumlu Aziz Hacı Fettahoğlu, 1899 doğumlu akrabası Ahmet Hacı Fettahoğlundan Osmanlıca yazılı bir köken defteri bulur. Aynı def ter 1920'li yılların sonlarında latin harflerine de çevrilir. 1996 yılında "Sinsilename" adıyla bastırılır. Aynı kitaptan elde ettiğimiz bilgilere göre 1920 ve 30'lu yıllarda bir araya gelerek ataları hakkında bilgiler veren Fettahlı'nın yaşlı insanlarının ortak görüşü "Biz Göktürk aşiretindeniz" dü¬şüncesidir. Bu görüşlerin ışığında Fettahlı ailesinin eski GÖKTÜRK DEVLETİ'ni kuran AŞİNA ailesi olduğu ortaya çıkar.
Bu araştırmanın sonrasında BAHÇE ilçesindeki mezarlıkta bulunan AĞCA Beye ait mezar taşındaki yazılardaki sırları çözmeye çalıştım: "Hanedanı kadimden ABDULFETTAHOĞULLARINDAN"... Bahsi geçen"Hanedanı kadim"sözleri çok eski yöne tici aile anlamına geliyor. Belki de GÖKTÜRK DEVLETİ'ni kuran Aşina ailesi... Hayal bu ya... Türk boylarını siyasi bir birlik altında toplayan ve onlara TÜRK ismini "milli kimlik" olarak veren GÖKTÜRKLER Devleti'nin kurucusu AŞİNA ailesinin uzantıları - araştırmalara göre- Fettahlı ailesinin de 21. yüzyıl başlarında Türkiye'nin idaresinde söz sahibi olan konumdaki siyasi liderler çıkarmaları ilginç gelişmelere yol açacağa benzer. Ama hiç unutulmaması gere ken bir husus var ki "çağdaş devlet, sosyal devlettir... İnsanını mutlu eden, sosyal hukuk devleti"; Bir de kendilerini her zaman üstün, güçlü görenlerin devleti vardır ki "her türlü vahşetin acımasızlığı" vardır orada. .

Kaynak: www.cezmiyurtsever.com
Yazar: Cezmi Yurtsever
http://www.adana01haber.com/ sitesinden 25.07.2010 tarihinde yazdırılmıştır.

"Soy sop Türk olacak!"

MHP Genel Başkanlığı'na adaylık şartı: Soyunun, sopunun Türk olması MHP Genel Başkanlığı'na adaylığını açıklayan (Rizeli Kafkas Aset Askenassi kökenli Yahudi dönmesi İsrailde müteahhitlik yapan) Ahmet Reyiz Yılmaz, MHP'ye adaylık başvurusu için adayın soyunun, sopunun Türk olması gerektiğini belirtti.

Ahmet Reyiz Yılmaz, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin karşısında genel başkanlık için adaylığını açıkladı. Yurtdışında yaptığı müteahhitlik hizmetleri ilen tanınan Yılmaz, başlattığı genel başkanlık adaylığı ile ilgili hukuk dışı müdahalelere maruz kaldığını öne sürdü.

Yılmaz, yaptığı açıklamada, MHP'de genel başkanlık yarışının parti üyeliği devam eden Türklüğünden endişe etmeyen herkese açık olması gerektiğini belirterek, "MHP Genel Başkan adayının, soyunun sopunun Türk olup olmadığını ortaya koymak ön şarttır. Bu vesile ile Türk'e lider olmak isteyen herkes çıkar ve yedi nesil ötesinde Türk mü, yoksa başka bir unsur mu olduğunu ortaya koyar. Ve böylece 3 hilalin altına girer." dedi.

Yılmaz, MHP Genel Başkanı'nın görevinin parti içinde kavga ihdas etmek olmadığını, Türklük ve millet aleyhine çalışanlarla mücadele olduğunu kaydetti.

Başbakan Erdoğan'a 'Bu MHP Sivas'tan öteye geçemez diye' koz verildiğini ifade eden Yılmaz, genel başkanlık başvurularını birlikte Diyarbakır'da yapmaya çağırdı.

AHMET REYİZ YILMAZ

Ahmet Reyiz Yılmaz, 40 yaşında bir işadamı. Rize doğumlu olan Yılmaz, Anadolu Üniversitesi'nde başladığı iktisat eğitimini daha sonra İngiltere'de tamamladı. Çok genç yaşta gittiği İsrail'de inşaat sektöründe önemli işler yapmış bir isim. İsrailli yöneticilerle yakınlığı ile bilinen Yılmaz, 1996 yılında İsrail-Türk Müteahhitler Birliği'ni kuran ve ilk başkanlığı yapmış bir isim.

(CİHAN) (memurlar.net)


Bahçeli'nin sustuğu 6 SORU

28 Ağustos 2009 / 14:20
Bahçeli bu sorulara yıllardır susuyor! İşte rakibi Ahmet Reyiz Yılmaz'dan Bahçeli'ye BOMBA SORULAR;
3 Hilal Değişim Hareketi Lideri MHP Genel Başkan Adayı Ahmet Reyiz YILMAZ'dan BOMBA SORULAR..
Bahçeli köşeye sıkışıyor.. Kasım'da yapılacak olan kongredeki en sıkı rakibi Ahmet Reyiz Yılmaz Devlet Bahçeli'ye öyle sorular sordu ki, Bahçeli yıllardır bu sorulara ısrarla susuyor.. İşte MHP Genel Başkan Adayı Ahmet Reyiz Yılmaz'dan Devlet Bahçeli'yi yakacak sorular?

BÜYÜK OYUN

"Bu Ülkede 1980 öncesi Ermeniler diplomat katlediyor otomobil patlatıyordu,1980 sonrası ise Ermeniler PKK çatısı altında dağda çeteleşirken bir taraftan da siyasi partiler içerisine sızarak siyasi yapılanmalarını tamamladılar. Gelinen süreç 3 sacayağı olan ve neticesi, Doğunun kopartılması ve Türk milletinden alınmaya çalışılan iğrenç intikam planı olarak ortaya çıkmaktadır.
Milletim üzerinde derin ve büyük oyunlar oynanıyor. Türk Milliyetçileri lider kadrosu başta olmak üzere her şeyi sorgulamak zorundadır. Soru sorma ve şüpheleri giderme Müslüman Türk Milletinin birinci meziyeti olmalıdır.

İŞTE BAHÇELİ'Yİ YAKACAK SORULAR

BAHÇELİ'Yİ YAKACAK SORULAR

3 Hilal altında bir tek şüphe kalmayıncaya ve cevapları alınıncaya kadar iki elim yakanızdadır. Suçlamak için değil Milletimin gerçekleri öğrenmesi için lütfen bu altı soruya cevap verin;
1-) Hakkınızda MİT Görevlisi olduğunuz yönünde bizzat Başbuğ Alparslan Türkeş Tarafından kaleme alınmış internet ortamında bulunan bir yazı var. Bunun doğruluk derecesi nedir? Söylendiği gibi sivil bir siyasi misiniz? Yoksa Mit personeli misiniz? MİT ilişkiniz doğru ise Müslüman Türk Milliyetçiliğinin sancağı olan 3 Hilal çatısı olan MHP‘deki göreviniz nedir ?
2-) Size yakın, aynı bölgeden olan Abdullah Öcalan ve DTP milletvekilleri ile bazı DTP Belediye başkanlarının da Ermeni kökenli olduğu biliniyor. Tapu kayıtları da bunu doğruluyor. Kürt sorunu oluşturmak isteyenlerin Ermeni asıllı olduklarını neden hiç vurgulamadınız?
3-) Liseyi okuduğunuz İstanbul Emirgan Akgün ve Ata kolejlerinde sınıfınız da Ermeni öğrenciler var mıydı? O dönemden tanınan sima sınıf arkadaşlarınız kimlerdi? Hiç Ermeni akrabanız var mı?

4-) Büyük annenizin Ermeni olduğu doğru mu?
5) Ben size muhalefete başlamadan önce Çin’ de DTP ile göbek atmayı hoş karşılayıp Sözde Kürt Açılımına Milliyetçileri hazırlarken şimdi bu ani dönüşünüzün benim Muhalefetimle bir alakası var mı? Parti içi muhalefet olmasaydı Kürt açılımına aynı tepkiyi koyacak mıydınız? Öcalan ve DTP gibi Ermeni dönmeleri olduğu bilinen bir çok kişi MHP'nin başındaki sizi neden şans olarak görüyorlar?
6-) İl Kongrelerinde koştuğunuz gibi Şehit cenazelerine neden gitmiyorsunuz? Diyarbakır il başkanlığının tabelasını indirip neden kapattınız. Doğudan gelen İl ve İlçe teşkilatı kurma taleplerini neden kabul etmiyorsunuz? 12 yıl sonunda Doğudan MHP’nin tamamen çekilip meydanın soyu Ermeni olan bölücü Kürt propaganda liderlerine bırakılması planlı bir çekilmemi? Yoksa gaflet mi?
Bu sorulara cevap vereceksiniz. Kaçarak ve susarak değil. Kafaları temizleyecek şüpheleri giderecek şekilde cevap vereceksiniz. Cevapsız soru kalmayıncaya kadar Milletim adına iki elim yakanızdadır.
Müslüman Türk Milliyetçileri sözümü iyi dinleyin,
Türk şüpheci olacak ve sorgulayacak. Bu bilimsellikle doğruya ulaşmanın en güzel yoludur. Bu yol Peygamberin sünnetidir. Beni de sorgulayın. Sizi yönetmeye aday olanları bir kere değil bin kere sorgulayın ki kirli hileli hiçbir oyun kalmasın.
Müslüman uyanık ve diri olacak. Tıpkı peygamberin Mümin kişiyi tarif ettiği gibi,
‘Mümin O kişidir ki, bir kere sokulduğu yılan deliğinde ikinci kere sokulmayandır.’
Şimdi benimle beraber bu sorulara cevap isteyin. Ve sizleri yönetmeye aday olanları sorgulayın. (haberforum.com)

Devlet Bahçeli’nin Büyükannesinin Bir Ermeni Olması Sorun Mu?

Susurluk skandalının kilit isimlerinden olan ve Ergenekon zanlısı olarak cezaevinde bulunan eski özel harekatçı İbrahim Şahin'in ajandasından ırkçı fişleme çıktı: “Bahçeli'nin büyük annesi tecavüze uğramış bir Ermeni”

Radikal'in haberine MHP iki gündür tepkisiz..

”ERMENİLERE KARŞI KURULAN İLK ÖRGÜTÜN BAŞKANIYIM”

Ergenekon bünyesinde muvazzaf teğmen ve Özel Harekâtçı polislerden oluşan S-1 adlı yasadışı bir örgütlenme kurduğu ve suikast hazırlığı yaptığı iddiasıyla tutuklanan eski Özel Harekât Dairesi Başkanvekili İbrahim Şahin'in 'bordo ajandası'ndan Ermeni ve Kürt düşmanlığı çıktı. İddianameye giren bir telefon kaydında, S-1'i kastederek “Ben Ermenilere karşı kurulan ilk örgütün başkanıyım” diyen Şahin, ajandasında şu notları tutmuş:
*BAHÇELİ'NİN BÜYÜK ANNESİ TECAVÜZE UĞRAMIŞ BİR ERMENİ“
*DTP içinde 580 Ermeni, Süryani ve Yezidi var”,
*“Hikmet Çetin'in babası PKK'nın ve ASALA'nın para kaynağıdır”,
*“Devlet Bahçeli'nin büyük annesi tecavüze uğramış bir Ermeni yetimidir”, *“Mehmet Şahdır, Yozgatlıyım diye övünür, Ermeni'dir”,
*“Ahmet Türk'ün dedesi tehcirde din değiştirmiş...”

BORDO AJANDANIN YALNIZKURT'U

Şahin'in Ergenekon soruşturması çerçevesinde geçen 7 Ocak'ta Ankara'daki evine yapılan operasyonda ele geçirilen kanıtlardan biri de, S-1 listesinin yanı sıra bordo ajandaydı. Ajandanın ilk sayfasında, kendisi için 'Yalnızkurt' ifadesini kullanan Şahin, bir de Arapça “Uyan” anlamındaki “İntebih” sözcüğünü yazmış.

HİKMET ÇETİN'İN BABASI PKK'NIN PARA KAYNAĞI

Ajandada dikkat çeken notlar şöyle:
*“(...) Suriye gizli servis sorumlusu Garo Palancıyan, Behcet Cantürk'ün teyzesinin kocasıdır. Suriye Kamışlı Asala sorumlusu Ohannes Palancıyan ise Cantürk'ün teyzesi ŞATO'nun oğludur. Bugün İngiltere'de ve bir çok ülkede E.K.Ö.B (Ermeni Kürt Öğrenci Birliği) kurulmuştur ve faaliyeti devam etmektedir. B.Cantürk. Annesi Liceli Hatun Deminciyan isimli bir Ermenidir.”
*“Hikmet Çetin'in babası PKK ve Asala'nın para kaynağıdır. 2003'de patrikaneden belgeli olarak isim ve din değiştirmiştir.”

*BAHÇELİ'NİN BÜYÜK ANNESİ SAADET

“Ermeni Soysuzlar. Yatağımdaki Düşman Filmi. MHP. Ermeni yetimlere her yıl 200 altın tahsisat bağlanmasını sağlayan Adana Valisi Cemal Paşa'nın kardeşine 12 yaşında bir kız çocuğu verirler. Ama o evlatlığa tecavüz eder, kız hamile kalınca onu karısı yapar Kızın adı Saadet'tir Ve bu saadet MHP lideri Devlet Bahçeli'nin büyük annesidir.”

*AHMET TÜRK'ÜN DEDESİ DİN DEĞİŞTİRDİ

*“DTP-HAKOP'UN AKRABALARI. Ahmet Türk 1925'de Türk soyadını almış bu Ermeni. Dedesi tehcirde din değiştirmiş. Tunceli, Elazığ, Erzincan, Sason. Hangi partiden olursa olsun. Ermeni.
*Mehmet Eymür. Siirtlidir-Ermenidir”

(Radikal) (delikanforum.com)


Devlet Bahçeli Ermeni mi ?
Devlet Bahçeli kim!? Devlet bahçeli iktidar olmak için değil MHP'yi kontrol altında tutmak için var. Alın size devlet bahçeli ile ilgili iddaları!!!kesinlikle provakasyon değil,
Sevgili Ülküdaşlarım.. Şimdi yazacaklarıma eminim inanamayacaksınız. Çünkü ben de ilk duyduğumda inanamamıştım. Adana Nüfus Müdürlüğü’nden emekli olan bir uzak akrabamı yaptığım ziyarette, Devlet BAHÇELİ ve ailesi hakkında inanılmaz şeyler söylemişti. O zaman son derece safkan bir ülkücü olan ben, bütün bunları peşinen reddetmiş ve o nüfus memuruna, -bir şey yapamazdım çünkü yaşını başını almış olgun biriydi- sert çıkıp, ülkücü harekete düşman olduğunu, bu tür uydurma şeyleri ulu orta yerde söylememesi gerektiğini ifade etmiştim. Adamın dedikleri yenilir yutulur şeyler değildi. Ancak bir süre sonra tekrar karşılaştığımızda, ileri sürdüğü iddaaların kanıtlarının artık elinde olduğunu eğer onunla beraber evlerine gidersem bana teker teker kanıtlayacağını söylemişti. Adamın iddiasına göre BAHÇELİ ailesi çok karışık bir nesebe sahipti. Ailesinden ERMENİ’den YAHUDİ’ye kadar bir çok soy karışımı olmuştu… Merakımı yenemedim ve adamla beraber evlerine gittim.
Sonra gördüklerime inanamadım. Eminim siz de inamamayacaksınız.
‘Şimdi okuyacaklarımı inanılmaz bulacaksını ama dediklerimde haklı olduğumu anlayacaksın’ dedi yaşlı nüfus memuru. Yüzüne anlamsız ifadelerle baktım. Hala bu herifin Ülkücü Harekete bir kastının olduğuna inanıyor ve attığı iftiraya karşı doyurucu açıklama yapamazsa bizzat cezasını ben kendi elimle orada verecektim.
Bir tomar silik fotokopi kağıdı çıkardı adam. Masaya geçip yanına oturmamı söyledi… Eline aldığı belgeleri sakin sakin inceleyip mırıldanarak konuştuktan sonra hepsini kendince alt alta sıraladı. Ve hazır olduğunu ifade eden bir işaret yaptı. Başlıyordu anlatmaya.
DUYDUKLARIMA İNANAMIYORUM
‘Bak evlat’ dedi, “Devlet BAHÇELİ; Salih ve Samiye oğlu 1948 Osmaniye-Hasanbeyli nüfusuna kayıtlı.”
Bunda şaşıracak bir şey yoktu, genel başkanımızın doğum bilgilerini MHP’nin tüm arşivlerinde bulmak mümkündü. Tatmin olmayan gözlerle baktım adama. Devam etti:
“Anne Samiye BAHÇELİ… Ökkeş ve Melek kızı. 1341 Osmaniye-Hasanbeyli nüfusuna kayıtlı. Samiye hanımın kızlık Soyadı KIRIKKANAT… Osmaniye Merkez nüfusuna kayıtlıymış. Annesi Melek Hanım: Melek KIRIKKANAT: Hacı Hüseyin ve Melek kızı. 1318 Osmaniye – Merkez nüfusuna kayıtlı.”
Sabrım tükeniyordu. Bu rakamlar ve yıllar hiç bir anlam ifade etmiyordu. Yani, annesinin ve anne annesinin kızlık soyadlarını bilmek marifet değildi ki?
Yaşlı adamın susacağı yoktu.
“Şimdi dedesine bakalım” dedi yaşlı adam:
“Ökkeş KIRIKKANAT: Halil-Emiş’ten olma Osmaniye Merkez kayıtlı.”
“Ve bu kısım tamam, acele etme evlat sakin ol ve dikkatini dağıtmadan beni dinle”
Ama benim sabrım kalmamıştı:
“Şimdi sıra babasının soy kütüğünü takip etmekte” diyerek alttaki kağıdı çekti ve okumaya başladı:
“Baba Salih BAHÇELİ: Turan ve Ayşe’den olma. 1320 Osmaniye-Hasanbeyli nüfusu.
Dikkatini şimdi çekerim, dedesinin soy ismine dikkat et:
Yani babaennesinin babasının soyundan Dede Turan SOYLU: Ahmet ve Raziye’den olma 1278 Osmaniye Merkezine kayıtlı. Yani BAHÇELİ ailesinde SOYLU soyismine rastlarsak şaşırmayalım ve devam edelim.
Yeğen Ülker BAHÇELİ: Turan ve Muhterem’den olma. 1958 Osmaniye-Hasanbetli nüfusuna kayıtlı.
Ülker hanım evlenince soyismi ÇERÇİ oluyor.
Ve karışıklık başlıyor:
Lyudmyla ÇERÇİ: Mikola, Tetyana’dan olma. 1977 Osmaniye Merkez’e kayıtlı.”
İşte buna inanmam mümkün değildi. Ancak ihtiyarın elinde tuttuğu kütük fotokopisinde her şey kayıtlıydı. Devlet BAHÇELİ’nin yeğenleri ERMENİ olamazdı, bunana inanmam çok zordu… Hatta ağırıma gitmişti. Nüfus memurunun yüzüne ters ters baktım ama onun susacağı yoktu.
“İstersen Anne tarafını takip edelim biraz da:
Nezihat SOYLU: Süleyman ve Fatma’dan olma, 1941 Osmaniye Merkez kayıt.
Nezihat hanım evlenince soy ismi ne oluyor dersin:?”
Yaşlı adamın suratına “nerden bileceğim” sorusunu sorarmış gibi baktım. Cevabı hazırdı:
“BOZDUĞAN… bak Nezihat BOZDUĞAN’ın kaydı işte burada:
Nezihat BOZDUĞAN: Anne adı: Fatma, baba adı: Süleyman. Doğum tarihi: 1941… İşte Osmaniye Merkez’deki nüfus kaydı.” Sustu yaşlı adam, bir sigara yaktı. Sanki çok önemli bir şey açıklar gibi canımı yakan cümleleri kullanmaya başladı:
“Coron Catherine BOZDUĞAN kimdir dersin? Robert ve Hilda’dan olma 1969 doğumlu Osmaniye Merkez nüfusuna kayıtlı?...”
Cevabını bilmediğim bir soruydu. Robert, Hilda, Catherine… Bunlar ancak Kemal DERVİŞ’in soy kütüğü olabilirdi. Liderimle ne ilgisi vardı ki?
“Moda tabirle Devlet Bahçeli’nin kuzen çocukları bunlar delikanlı. Dikkatini çekerim, kuzenleri büyük ülkücü, Türkçü liderinin!”
Susmak bilmiyordu adam:
“Bu Catharine hanım sonra Ufuk Beyle evlendi. Ve Cem isminde bir çocukları oldu. 2001 yılında hem de.” Altlardan bir kağıt çekti.
“İşte bak onun kaydını da buldurdum bizim emektar dostlardan. O günün doğum tutanaklarında bir BOZDUĞAN daha vardı delikanlı. Sıla BOZDUĞAN., Ama ilk adı ELVİN konulmuştu çocuğun. O da 2001 doğumlu ve Osmaniye Merkez kayıtlı.”
Nefesim tıkanmış, sesim kısılmıştı sanki. Neler saçmalıyordu bu adam. Ama ben istemiştim ve o da susmak bilmiyordu:
“Hadi anne tarafının izini sürmeye devam edelim. Biliyorsun Devlet bahçeli’nin annesinin kızlık soyadı KIRIKKANAT. İstersen Osmaniye Merkez’deki akrabalarına bir bakalım.
İşte bak Süheyla hanım Mesela. Süheyla KIRIKKANAT; İsmail ve Cemile’den olma 1949 doğumlu Süheyla Hanımdan. Süheyla Hanım sonra Hatay’a aktarmış kaydı. Reyhanlı Nüfus memurluğunu araştırırsan, Süheyla Hanım’ın gerçek soy isminin HIZAL olduğunu göreceksin. Ve bu ailenin çocuklarına koydukları isimlere bakalım:
Guse Selis HIZALl; Mehmet Fırat ve Seyhan Sönmez görünüyor ebeveyn.
Enver Jan HIZAL. Nadiye ve Fırat’ın iki yaşındaki oğulları. Yine Hatay Reyhanlı nüfusuna kayıt ettirmişler.”
Beynim kitlenmişti artık. Yaşlı adama durmasını söyledim. Bana bakıp gülümsedi, ‘İnanmıyordun ama bak görüyorsun’ dedi. Kağıtları bir tarafa bırakıp bana çay getirdi. Sonra oturup devam etti.
“Bu HIZAL ailesinde Sabiha hanım önemli bir isim. 1941 doğumlu, İslam bey ve Hava Hanımdan olma. Ne güzel isimler değil mi? tam müslüman gibi. Bak bakalım Sabiha Hanım’ın soy ismi neye dönüşüyor: Sabiha APİŞ!!!
Hadi şimdi bu Apiş’lerin peşine düşelim bakalım bizi nereye çıkaracak…
Meryem APİŞ; Ahmet Bekir, Faize, 1949, Hatay-Reyhanlı..
Meryem Hanım’ın da soy ismi değişiyor, ŞAPSO oluyor.
MERYEM ŞAPSO: Ahmet Bekir, Faize, 1949, Hatay-Reyhanlı..
Bak şimdi bu ŞAPSO ailesi nasıl dönüp dolaşıp bahçeli’nin anne tarafının bir kolu olan BOZDUĞAN’lar ile birleşecek. Dümdüz okuyorum dikkatle dinle:
Aysun ŞAPSO: Ali Hikmet ve Elmas’tan olma, 1960 doğumlu, Hatay-merkez
Aysun SAVAŞ: Ali Hikmet ve Elmas’tan olma, 1960 doğumlu, ama kütük değişiyor bu sefer; Balıkesir-Manyas nüfus Müdürlüğü’ne kayıtlı.
Evlilik filan değixl üstelik. İçinden çıkılmaz bir durum, çünkü Aysun hanımın ablası Hülya hanımın soy ismi evlenene kadar SAVAŞ, sonra ALTUNDAĞ oluyor.
Bak sen de gör:
Hülya SAVAŞ: Ali Hikmet, Elmas, 1955 Balıkesir-Manyas.
Hülya ALTUNDAĞ: Ali Hikmet, Elmas, 1955, Mardin Ömerli’ye kayıtlı.
İstersen burada kütük bilgilerini detaylandırayım. Çünkü şimdi lazım olacak. Hülya Hanım’ın cilt no’su: 2, Hane No’su: 81.
Aynı cilt ve hane numarasında bir başka isim söyliyeceğim sana, yine Mardin Ömerli’den…
Hikmet ALTUNDAĞ: Hıdır, Sabiha, 1952, Mardin Ömerli kayıtlı.
Bu Hikmet ALTUNDAĞ soy isminde küçük bir değişiklik yapıyor sonra: ALTUNDAĞ iken ALTINDAĞ oluyor. Ve bu iki soy isim sonra birleşiyor BAHÇELİ VE ALTINDAĞ’lar yani..
İşte böyle ilginç bir çember üzerinde geziniyor Devlet BAHÇELİ’nin kökeni evlat!”
Yorulmuştum ve kafam karışmıştı. Açıkçası daha dinlediklerimi tam sindirmeden yeni isimlere hazmedemezdim. İzin istedim, bana nereye gittiğimi sordu, daha anlatacakları varmış. Ertesi gün geleceğime söz verip ayrıldım. Sizi bilmem ama ben şok olmuştum, gece boyu böylesi bir mutlak davanın liderinin bu kadar karışık bir aileden gelmesini içime sindirememeye başlamıştım. Nasıl olur Devlet BAHÇELİ’NİN YEĞENLERİ DENEBİLECEK İNSANLARIN NEREDEYSE TAMAMI Ermeni ya da Hıristiyan isimleri alabiliyordu.???
ERTESİ GÜN YAŞADIĞIM ŞOK DAHA DA BÜYÜDÜ!
Yine emekli nüfus memurunun gecekondu mahallesindeki evinin kapısındaydım. Dünkü gerilimli saatlerden sonra bu sefer beni güleryüzle karşıladı. Belli ki hazırlık yapmıştı. Hemen masaya geçtik ve anlatmaya başladı:
“Bugünkülere hiç inanmayacaksın belki ama madem başladık anlatıp bitireyim. Amca kızına bakalım:
SERPİL BAHÇELİ: Salih; Saniye’den olma 1946 Osmaniye-Hasanbeyli’ye kayıtlı.
Serpil hanım’ın yeri soy ismi nedir biliyor musun: FETTAHOĞLU!
Bu FETTAHOĞLU ailesinde AKSAY VE ÇANGA soyadları önemli. Bak şimdi bu zincir bizi nereye çıkaracak:
AYŞE NEZİHE ÇANGA: Mustafa ve Fatma’dan olma, 1936 Adano-kozan nüfusuna kayıtlı. Nezihe hanım’ın esas soy ismi ÇAMURDANOĞLU. Hatta sonra OĞLU kısmın çıkartıyorlar sadece ÇAMURDAN kalıyor. Al bakalım sana bir kaç tane aynı kütüğe kayıtlı ÇAMURDAN soy isimli kişi:
DERYA ERİKE ÇAMURDANOĞLU: Mustafa Ökkeş ve Ayşe Aysel’den olma 1957 doğumlu. Adana-kozan nüfusu.
ANİTA Deniz ÇAMURDANOĞLU: Gürkaynak ve ERİKA’dan olma. 1959. yine Adana-Kozan.
AGNES MARİA MAGDELENE ÇAMURDAN: FRANCOUİS JEAN PİERRE VE MARİE LOUİSSE CHARLOTTE ADREA’dan olma, Adana-Kozan nüfusuna kayıtlı.
Selçuk Emre ÇAMURDAN: Mehmet Cihan ve AGNES MARİE MADELEİNE’den olma 1985 doğumlu Adana-Kozan nüfusuna kayıt ettirilmiş.”
Yine beynim uyuşmuştu. Türçülük, Ülkücülüğün sembol isminin aile kökenindeki isimler içimi ‘cız’ ettirmişti. Boğazıma bir yumruk tıkanmıştı sanki. Yutkunamıyordum. İhtiyar adam anladı. Gözlüklerinin üstünden bana baktı ve ‘Bunlar daha ne ki hele bir dinle’ dedi. Devam etti:
“Aynı ailenin çocuklarının isimleri. Artık gizlenmeye bile gerek duymuyorlar:
SÜREYYA ELSA MİLLER: SAMUEL BERT, Sakine Sema’dan olma. 1986, Adana-Kozan..
RİFAT ORHAN ÇAMURDAN: Mehmet Cihan, AGNES MARİE MADELEİNE’nin çocuğu. Adana-Kozan doğumlu 1980.
SELİNA SAKİNE MİLLER: B una annesinin ismi de konmuş: SAMUEL BERT, Sakine Sema’dan olma. 1992, Adana-Kozan.
SERPİL FETTAHOĞLU’nun ailesindeki Öznur Hanım’a dikkatlice bakarsak bizi çok daha ilginç bir noktaya götürecek.
ÖZNUR FETTAHOĞLU: Mahmut nedim, Emine kızı, 1948, Osmaniye-Hasanbeyli.
Sonra küçük bir kayıt değişikliğini iyi farketmek lazım:
ÖZNUR FETTAHOĞLU: Mahmut nedim, Emine kızı, 1948, Osmaniye-Düziçi!!!
Neden düziçi? Diye soracak olursan, şimdi söyleyeceğim isim bunun cevabı olacak sanırım:
Düziçi Nufus memurluğundaki FETTAHOĞLU kayıtlarında Algan soy ismi kimsenin dikkatini çekmez. BAHÇELİ’NİN annesinin yakın akrabası olan bu aileden bir isim yakında yapılacak seçimlerin kaderini belirleyen bir isimdir desem şaşırırmısın?…
Şaşır o zaman bak bu kim?
TUFAN ALGAN: Ahmet ve Sultan’dan olma, 1939 Osmaniye Düziçi Nüfus müdürlüğüne kayıtlı.”
Bu tam bir şoktu. Demek TUFAN ALGAN ile DEVLET BAHÇELİ akraba idi. Hem de hiç de uzak olmayan akraba!
İhtiyar durdu, gözlüğünü çıkarıp masaya koydu, elleriyle gözünü oğuşturup:
“Şimdi söyle bakalım başka hangi ülkede, birisi siyasi parti lideri, diğeri Seçim kurulu Başkanı olan iki akraba olabilir. Üstelik bunlardan biri, Yani TUFAN ALGAN, akrabası BAHÇELİ’nin rakiplerini ekarte etti. RECEP TAYYİP ERDOĞAN VE NECMETTİN ERBAKAN’IN seçim yasağı almasında akrabalık bağının hiç etkisi olmadığını kim söyleyebilir. Üstelik karar bir oy fazlasıyla alınmışken ve o fazlalık oy TUFAN ALGAN’a aitken!! Bu seçim dürüst ve namusludur denilebilir mi?”
Artık kafam karman çorman olmuştu. Duyduklarıma inanamıyordum. Allah’tan bunu kimse bilmiyor diye sevindim ilk başta.b Ama bu dürüstçe bir davranış değildi. Hem ailesindeki Ermeniler, Hıristiyanları bilmeyen biz Ülkücü Gençlik bu adamın ardından nasıl hala gidebilirdik ki?
Yaşlı adam devam etmek istedi:
“Biliyorsun Devlet BAHÇELİ’nin annesi, ÖKKEŞ ALP KIRIKKANAT’IN HALASIDIR. Bunu dün sana ayrıntılarıyla anlattım. Hadi şimdi KIRAKKANAT ailesine bir göz atalım.
SANEM KIRIKKANAT: Remzi, İlkin’den olma, 1974, Osmaniye merkez kayıtlı.
Sanem hanımı takip edelim:
SANEM GEÇER: : Remzi, İlkin’den olma, 1974, Osmaniye Merkez kayıtlı.”
“Sus artık, tek kelime duymak istemiyorum!!”
Bağırmıştım… Yaşlı adam tedirgin oldu. Bir an için ona zarar verebileceğimi düşünmüş olacak ki, sandalyeden kalkacakmış gibi doğruldu. Öyle bir niyetim olmadığını belli ettim.
“Çok sağolasın iki gündür anlattıklarında kafamdaki sisleri dağıttın” dedim emekli memura. Beni kapıdan uğurlarken gülümseyerek:
“Tekrar gel delikanlı. Bu sefer sana DEVLET BAHÇELİ’nin annesi ile AHMET NECDET SEZER’İN karısı arasındaki ilginç zinciri anlatırım. Ermenilerin, Yadudi halkaların bulunduğu zinciri. Kimbilir Belki SEMRA SEZER KÜRÜMOĞLU’nun Ermeni olduğunu ispatlarım sana!”
Yine ne saçmalıyordu bu adam, Cumhurbaşkanı’nın karısı Ermeni miydi?
Dönüp tekrar dinleyecektim ama liderimin yıkılan kişiliğinin enkazı altında ezilmişti ruhum. Soruyorum şimdi size, Ermeni dölü bebek katili terörist başı Apo ile Benim Liderim arasında nasıl bir zincir vardı ve ben ne yapmalıyım!!!
İYİCE DÜŞÜNÜP ARAŞTIRALIM!! Saygılar

(forum.memurlar.net hisse.net )
merlin - 24.07.2010 02:38
bu yasin aslan kimin nesi RAP. aydınlat bizi
Sende mi Brütüs (- - 22.07.2010 21:11

Sayın RAP yazılarınızı severek okurdum. Samimiyetinize olan inancımı yitirmedim ama üzüldüm. Bu yazınızı anlayamadım.
Ve bu referandum meselesinde hayırcıların bir kısmını da anlamıyorum.

Bir konu sanki "bilerek" karıştırılıyor. Bu bir referandum, seçim değil.
Ve bu referandum MİLLET ile ERGENEKON, PKK, Yandaş YARGI tabakasının karşılaşması.
Bu AKP,MHP,BDP,CHP meselesi değil.
Oyunuz milletten yana mı? Yoksa "çok pkk'lı ölüyor heron'ları düşürün diyen ergenekon itlerinden" yana mı?
Karar verin.
Bu arada 12 Eylül 'cüler belki ? yargılanamazlar ama savcılar onları sorgular,
nezarete atar, içerde tutar. En azından ZALİMSİN damgasını yerler.

1 sene sonra genel seçim var. İsteyen orada kendi partisine oy verir.
ama bu seçim yukarıda yazdığım gibi AKP seçimi değil. Bir referandum
ve yine yazıyorum bu referandum "BÜYÜK MİLLETİMİZ" ile "ERGENEKON,Kripto Ecnebiler,PKK ve Derin YARGI" arasında.
Tarafınızı ona göre seçin.
Benim tarafım mı? Tabiki EVET.

Not: Eğer içinizden bazı AKP 'lilere bir osmanlı tokadı atmak geliyorsa zaman bu zaman değil seçim zamanıdır.
Şimdi surda açılan gedik yukarıdaki koalisyona cesaret verecektir.
NECİP HIFZI - 22.07.2010 07:52
Hüt Hüt e dün bayağı uzun bir yazı yazdım yanlışlıkla silindi. Kısmet değilmiş Hüt Hüt. Şunu tekrar ifade etmek isterim. Irkçılık konusunda tamamen sizinle aynı görüşteyim. yanlış anlaşılmasın. Bir kere inancım ırkçılığı yasaklamış. Herkes için imana giden bir yol vardır, velev ki Cenab ı Hakk o meşaleyi tutuştursun. Bu ayrı mesele.. Ama bilmeye gelince hala aynı şeyleri düşünüyorum. Bilmek deşifre etmek bence islama hizmettir. Deşifreyi de aptalca yapmamak zamanı geldiğinde yapmak o da bence vecibedir. Yoksa herkese saldırılsın gizli bişi kalmasın demek değildir. Bak sen bile Musa Hiram demişsin. O bile orada elli türlü deşifre yapıyor. Seninle konuşmak keyifli. MEMO kardeşe de kızma diye bişi olmaz. Maksat burada seviyeli bir şekilde tartışmak. Gerçi bana MEMO Enaniyetli demiş ama olsun... canı sağ olsun.
derinler ses veriyor - 22.07.2010 02:27
RAP gerekeni yapıyor. ihtiyarlar memnun. şuan için herkese düşen vazife farklı farklıdır. akşemsettin cibaliyi manada yenmeden fetih gerçekleşmedi. herkesin bildiği hakikat farklıdır. hilmi özkök oraya nasıl geldi ne yaptı ve sonuç. kim bilebilirdi. gazeteporttan beri takp ediyorum yazarı. bir bütün halinde bakılmadan RAP anlaşılmaz. bir stratejist olmasının yanı sıra hamle insanı. yani sadece yazar olarak değerlendirmek yanlış olur. islam davası için çalışanlara bir meslek gözü ile bakmak yanlış olur. önemli olan hayır veya evet değil. Allahın takdir ettiği sonuçtur. O sonuç elde edilirken ehveni şer fehvasına dkkat etmek gerekir. İHİYARLAR da RAP ın bu durumdan haberdar. bundan şüphe etmeyin. bence yazarı açıklamak için daha fazla tahrik etmek hayra alamet olmaz. hüt hüt biraz yaklaşmış.
hüt hüt - 22.07.2010 01:21
Başbuğ Alparslan Türkeş'in 12 Eylül hakkındaki kanaatleri şu şekildedir:

Alparslan Türkeş, 1992’de verdiği bir röportajda DYP-SHP koalisyonuna neden güvenoyu verdiğini şu gerekçelerle açıklamıştı: “12 Eylül Anayasası’nı değiştireceklerine söz verdiler. 12 Eylül, ülkücüler olarak bize çok haksızlık etmiş, büyük mağduriyetler getirmiştir. Ah Mamak Cezaevi’nin dili olsa da bize tabutlukları, C- 5’leri anlatsa. Metris’in, Bayrampaşa’nın dili olsa da orada kararan hayatları anlatsa. Diyarbakır Cezaevi’nin dili olsa da konuşsa... Diyarbakır Cezaevi’nin dili yok ama keşke 12 Eylül’de orada yatan bazı MHP yöneticileri, vicdanlarının sesine kulak verip, dürüştçe konuşsa.”
İdris Ergani - 22.07.2010 00:50
EVET, BÖYLECE TAM OLMASA DA İKİ SORUYA CEVAP VERMİŞ OLDUK. BİZİM BÂZI PÂDİŞAHLAR HAKKINDAKİ DEĞERLENDİRMELERİMİZİ KARDEŞİMİZ YANLIŞ BULMUŞ... BU DEĞERLENDİRMELER ÇOK UZUN YILLAR DEĞİŞİK ESERLERDEN OSMANLI TÂRİHİ İNCELENEREK VE BİLHASSA YABANCILARIN MESELEYE NASIL BAKTIĞI GÖZ ÖNÜNDE TUTULARAK YAPILMIŞTIR... ELBETTE DOĞRULUĞU TARTIŞILIR... AMA BİR KAÇ HUSUSA DİKKAT ETMEKTE YARAR VAR...

BİZ BAŞINDAN BERİ BATILILARIN 1. SÜLEYMAN’A "MUHTEŞEM SÜLEYMAN" DEMESİNİ, 2. ABDÜLHAMİD’E DE "KIZIL SULTAN" DEMESİNİ ANLIYAMADIK… HERİFİN MUHTEŞEMLİĞİ VARSA, BİZİMLE İLGİLİ!.. GAVURU NE İLGİLENDİRİR... ABDÜLHAMİD İSE NE KAN DÖKMÜŞ Kİ, KIZIL OLSUN?.. BUGÜN HİTLER’E BİLE "KIZIL HİTLER" DENMİYOR!..

SONRA BAŞKA BİR HUSUS DİKKATİMİZİ ÇEKTİ... HEM BATILILARIN, HEM DE ONLARIN BİZDEKİ YALAKALARININ YAPTIKLARI FİLİMLER, YAZDIKLARI ROMANLAR FATİH SULTAN MEHMED’İ, 4. MURAD’I, 2. ABDÜLHAMİD’İ KARALIYOR!.. HAA, "ÖYLEYSE BUNLAR BATILILAR İÇİN KÖTÜ, BİZİM İÇİN İYİ" DİYE DÜŞÜNDÜK!.. EĞER "MUHTEŞEM SÜLEYMAN" BİZİM İÇİN "MUHTEŞEM", BATILILAR İÇİN KÖTÜ OLSA İDİ, MUTLAKA ONU DA KARALALARDI SONUCUNA VARDIK!.. AYNI ŞEKİLDE, 2. MAHMUD İÇİN DE KARALAYICI BİR FİLİM YOK!.. ÖYLEYSE BUNLAR İCRAAT YÖNÜNDEN BATI’YA HİZMET EDİCİ UYGULAMALARDA BULUNMUŞLAR!..

GERÇEKTEN DE 1. SÜLEYMAN HÜRREM SULTAN’A UYARAK OĞLU MUSTAFA’YI BOĞDURMUŞ, CİHÂNGİR ADLI OĞLU BUNUN KEDERİNDEN ÖLMÜŞ, BAYEZİD ADLI OĞLU DA KIŞKIRTMALARLA İSYAN ETMİŞ VE SONUNDA ÖLDÜRÜLMÜŞ, TAHT SARHOŞ SELİM’E KALMIŞTIR!.. OSMANLI DEVLETİ’NİN KADERİ DE ONDAN SONRA (ASLINDA BAŞARISIZ 1. VİYANA SEFERİNDEN SONRA) KÖTÜLEMİŞTİR… 1. SÜLEYMAN AYRICA VEZİR VE SADRÂZAM OLMA SİSTEMİNİ, TOPRAK MÜLKİYETİNİ ALTÜST ETMİŞTİR. DAHA ÇOK KUSURU VAR AMA, YERİ DEĞİL... O YÜZDEN BU PÂDİŞAH BİZCE KAANUNSUZ SÜLEYMAN’DIR!..

MHP’YE DOKUNMAYIP TÜRKEŞ’E LÂF ETTİĞİMİZİ BELİRTMİŞ... TAM BUNA CEVAP VERMEYE HAZIRLANIRKEN SÂDİ SOMUNCUOĞLU OLAYI CEREYAN ETTİ... ASLINDA DEVLET BAHÇELİ’DEN "BOZKURT’U İTE DÖNÜŞTÜRDÜ" DİYE PEK ÇOK YERDE ŞİKÂYET ETMİŞTİK. AMA BU SON OLAY HER ŞEYİN ÜZERİNE TÜY DİKTİ!.. AMA BU OLAYI BAŞKA BİR SAYFADA, BİRAZ UZUN OLARAK ELE ALMAK İSTİYORUZ.

BU KARDEŞİMİZİN İNGİLTERE TECRÜBELERİ GERÇEKTEN ÜZERİNDE DURMAYA DEĞER... GEÇENLERDE BAŞKA BİR OKURUMUZ DA AMERİKA TECRÜBELERİNİ DİLE GETİRMİŞTİ. BİZCE HIRİSTİYAN BATI, POMPEİ GÜNLERİNİ YAŞIYOR!.. İNANIN, ÇOK YAKINDA ÇÖKECEK!.. TÜRKİYE’Yİ AVRUPA’NIN, AMERİKA’NIN KUYRUĞUNA TAKMAK, AYNI UÇURUMA YUVARLANMAK DEMEKTİR!..

BİZİM BATI’DAN YARARLI TEKNOLOJİ ALINMASINA BİR İTİRAZIMIZ YOK. BATI DİLLERİNİ ÖĞRENMEYE, ONLARIN KÜLTÜRÜNÜ, DİNİNİ, HAYAT TARZINI İNCELEMEYE, NASIL KALKINDIKLARINI ARAŞTIRMAYA DA BİR İTİRAZIMIZ YOK!.. AMA BU KARDEŞİMİZİN BELİRTTİĞİ GİBİ, BATILI OLMAYA ÖZENMEYİ ASLA KABUL ETMİYORUZ!.. BİZ BİR DOĞU ÜLKESİYİZ. HER ŞEYİMİZLE DOĞULUYUZ, VE MÜSLÜMANIZ!.. BU BAKIMDAN BATILI OLMAK DEMEK POLYAÇO KILIĞINA GİRMEK DEMEKTİR!.. DİKKAT EDİN, TOPLUMUMUZDA SIRITAN BÜTÜN KİŞİLER, BÖYLE PALYAÇOLAŞMIŞ TİPLERDİR!..

DOĞULU OLALIM DERKEN ESKİ REFAHÇILARIN VE ERBAKAN’IN ÇİZDİĞİ MODELİ KASTETMİYORUZ!.. HATTÂ M.H.P.’NİN ÇİZDİĞİ MODELİ DE KASTETMİYORUZ... BİZİM KASTETTİĞİMİZ MÜSLÜMAN TÜRK, HEM DOĞU’DA, HEM BATI’DA, HEM MÜSLÜMANLAR ARASINDA ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLECEK, GIPTA EDİLECEK İNSANDIR!..

O YÜZDEN İŞE KENDİMİZDEN, HER ŞEYİMİZİ DÜZELTEREK BAŞLAMALIYIZ. TAVIRLARIMIZI, DAVRANIŞLARIMIZI, KONUŞMAMIZI, ÂİLE FERTLERİ İLE MÜNÂSEBETİMİZİ, KONU KOMŞU İLE İLİŞKİLERİMİZİ, İŞ HAYÂTIMIZI, EVİMİZİ, ÇEVREMİZİ OLABİLDİĞİNCE İYİ HÂLE GETİRMELİYİZ. KAPISININ ÖNÜNÜ SÜPÜRMEYENİN, ÇEVRE KİRLİLİĞİNDEN SÖZ ETMEYE HAKKI YOK!.. İŞİNİ İYİ YAPMAYANIN, HASTÂNE KAPILARINDA KÖTÜ MUAMELE GÖRMEKTEN ŞİKÂYETE HAKKI YOK!.. VERMEDEN ALMAK YOK!… NEFES BİLE ANCAK CİĞERİNİZİ BOŞALTIRSANIZ, ALINABİLİR!.. BATILILAR KADAR ÇALIŞKAN VE DİSİPLİNLİ OLMADIKÇA TÜRK’E EKMEK YOK!.. (angelfire.com/musahiram)
MUAZ - 22.07.2010 00:15
DİNDARLIK DAN DEM VURUYOR SUNUZ. VAR MI MİLLİYETÇİLİK DİN DE rab?FAZİLET NE DİR?ARTIK YAZMA ÇOK KOMİK OLUYOR .SENİN GİBİ SATILMIŞLARI BİTİRECEK BU MİLLET...
Sultan-ı Yegah - 21.07.2010 20:59
Rauf Bey bu sefer sizi anlamakta zorlandığımı ifade etmeliyim... Yazınızın son paragrafı manasız ve saçma olmuş... Niye MHP bölünecekmiş ki? O zaman farklı partilere oy verilen bir ülke de 10 parça olur...

Evet diyen evet der, hayır diyen hayır der...

Şimdi Tayyip çıksa da, Anayasa'ya "hayır" deyin dese, AKP tabanı "hayır" mı diyecek?

Bahçeli "hayır" dedi diye ülkü ocakları hayır der ama, ülkücüler toptan "hayır" mı diyecek? Yok öyle birşey...

Bir kısmı hayır, bir kısmı evet der... Ve bence çoğu evet olur bunun.

Ama bu ayrımın da kardeşi kardeşe düşürmek ya da fitne çıkarmakla alakası yoktur...

Eğer bu mantığı siz kurmadıysanız -ki zannetmiyorum- sizi dezenformasyona alet ediyorlar dediğim şahıslar, size bu mantığı aktaran kişilerdir...

Yok siz böyle düşünüyorsanız, Allah zihin açıklığı versin ve tez zamanda uyanın diye dua ederim...
hüt hüt - 21.07.2010 20:05
Rauf Ağabey, senin kadar zeki, pratik, farklı olaylar arasındaki soyut bağlantıları kolayca görebilen; HSYK’yı ve onun üyelerini, Anayasa Mahkemesini ve onun üyelerini ve faaliyetlerini, Haberal’ı ve faaliyetlerini, Kenan Evren’i, Levent Ersöz’ü bilen, medya patronlarının bağıntılarını bilen, ruhunu şeytana satanlarla satmayanları bilen bir insan…

Nasıl olur da Bahçeli’yi bilmez. Mümkün mü böyle bir şey? Tabandakinin bildiğini bilmemen mümkün değil. Velhasıl, gerçeği bildiğin kesin. Aksi imkansız.

Erbakan defterini düren Saadet Partisi, “evet” diyor. Muhsin Başkan’ın emaneti BBP evet diyor. AKP evet diyor.

Hayırcı cephede Kılıçdaroğlu, Bahçeli, BDP var.

Şimdi sizin gibi saygıdeğer bir yazar, Türkiyenin sırlarına vakıf bir yazar niçin bunda bir tuhaflık sezmez, bunu niçin eleştirmez? Bunun sebebi ne olabilir?

Akla gelen ilk şey, milliyetçi hassasiyetlerinizden dolayı, referandum çerçevesinde Bahçeli’ye yapacağınız herhangi bir eleştirinin milliyetçi camia arasında hoş karşılanmayacağını düşünmeniz, veyahut, olası bir eleştirinin MHP’nin gelecek seçimlerde oy kaybı yaşaması ihtimalinden kaynaklanan çekinceleriniz.

Başka bir ihtimal de, -çok çok zayıf olsa da- şu: Yazılarınızla iyi kötü oluşturduğunuz kitlenin önce güvenini kazanıp, işlenecek kıvama getirdiniz. Sonra da ayarı vermeye başladınız. Bu çok düşük bir ihtimal. Daha önce yazdıklarınızla yaptığınız hizmeti göz ardı edemeyiz. Ve etmiyoruz da. Sizin samimi olduğunuza ve bizi kandırmayacağınıza inanıyoruz.

Kabaca iki tip yazar vardır. Birincisi, ve en önemsizi, gerçeği “örtmek” üzerine yazanlar. Bu tipler sayıca çok olmakla birlikte, bir yığın iddialar ortaya atar, uzun izahlar yaparlar vs. vs.

İkincisi ve önemlisi, gerçeği “açıklamak” üzerine yazanlar. Bu tip yazarlar kısa ve öz yazarlar. Maksat üç cümle içinde hasıl olur.

Şimdi sizin çoğu yazınız gerçeğin açıklanması üzerinedir. Bu konuda şüpheye düştüğüm olmuştu lakin, Gemi Vakasındaki tavrınızla, samimiyet testini kazandınız. [En azından benim kanaatim böyle] Şimdi şüphesiz bir gözle okuyorum, lakin bir türlü ikna olamıyorum. Önceki yazılarınızdaki “kısa ve öz” tarz, son yazılarınızda yerini gittikçe, “uzun ve varsayımsal” tarzlara bıraktı.

Biz gerçeği istiyoruz Rauf Ağabey. Ve bunu yapabileceğinize adımız kadar eminiz.

Not: Necip Hıfzı, ırk konusunda Memo doğru söylüyor kardeş. Senin anlayışlı, empati kuran bir insan olduğun ortada Necip. Memo’yu anlamaya çalış sadece. Ve kırıcı olmayan tarzda tartışabilirsiniz. Bu hiç de zor bir şey değil. Irk ve din konusundaki tartışmaya benim ciddi katkılarım olabilir lakin, yazım yayınlanmıyor. Yayınlanırsa, bu konuda ciddi bir beyin fırtınası gerçekleştiririz.

Selametle.
selim temur - 21.07.2010 15:57
piyasada çok konuşup maharetle hedef saptıran bir KAYNAK zaten var. RAP beyden de epey bir şüphelenmiştim , acaba ufak tefek doğrulardan bahsedip , büyük saptırmaları araya RAPtiyeliyor mu diye! Artık şüphem kalmadı , Devlet bey de derin devlet.
NECİP HIFZI - 21.07.2010 08:28
Memo ya ; şimdi bu enaniyet hikayesini geçelim. sizlerin çoğu, ben burada yorum yapmaya başlamadan önce de yorum yapıyordunuz, o zaman siz mi kendinizi ifade etme zorunluluğu hissettiniz. esas enaniyetli olan sizsiniz o zaman desem anlamsız olur değil mi. ırk okumacılığı yapmamak gibi niyet okumacılığı da yapmamak lazım sanırım MEMO KArdeşim. Neyse..
Yorumun gayet güzel fakat ben bilme meselesinden aldım olayı sonuçta soy araştırması yapmak ta bilme güdüsü ile ilgili birşey. Efendimiz in soy araştırması yapması meselesine gelince onun öyle bir araştırma yapma zorunluluğu yok vahiyle müeyyed olduğu için o ayrı birşey sonuçta bilme adına biliyor ve gardını alıyor. Ben işin bilme tarafındayım. İrşad ve tebliğde bile muhatabının durumunu bilirsen daha rahat anlatırsın herşeyi. zaten bilip te kötülük yapmak adam kesmek kumpas kurmayı bir müslüman yapamaz. işin o tarafı zaten yasaktır. bileceksin ve gardını alacaksın. o kadar. selam ve hürmetler.
hüt hüt - 21.07.2010 03:08
Memleketi ne Emin Elmas ne de Zihni Sinir kurtarabilir. Memleketi arabesk tadındaki ve atasözü kıvamındaki parıltılı aforizmalarıyla Furkan Aslan kurtarabilir...

Bir ihtimal daha var.

O da Musa Hiram mı dersin..
Bu sayfaya yorum yazarak tarihe not düşün.
1 2 3 4

YAZARIN DİĞER YAZILARI
KÖŞE YAZILARI
ARA SÜREÇ BÖYLE YÖNETİLİR ARA SÜREÇ BÖYLE YÖNETİLİR
Eyüphan Kaya Bugün, 12:11
SAYIN CUMHURBAŞKANI VE BAŞBAKAN BU MEDYA YENİ TÜRKİYEYE UYMUYOR SAYIN CUMHURBAŞKANI VE BAŞBAKAN BU MEDYA YENİ TÜRKİYEYE UYMUYOR
Canan Barlas Bugün, 10:01
Haşim Kılıç itibarını ‘sı-fır’larsa üzülürüz HAŞİM KILIÇ İTİBARINI ‘SI-FIR’LARSA ÜZÜLÜRÜZ
Turgay Çınar Bugün, 08:56
ELEKTRONİK SİGARADA TOKSİK METALLER VAR ELEKTRONİK SİGARADA TOKSİK METALLER VAR
Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta Bugün, 01:17
Vites değişimi VİTES DEĞİŞİMİ
Güngör Avcıoğlu Bugün, 01:07
O Artık "Dönemin Başbakanı"... O ARTIK "DÖNEMİN BAŞBAKANI"...
Hamit Yaz 01.09.2014, 16:23
Para, para ve para PARA, PARA VE PARA
Kemal Furkan 01.09.2014, 09:58
EĞİTİM, KALKINMA VE İNSAN EĞİTİM, KALKINMA VE İNSAN
Hasan Güneş 31.08.2014, 18:02
Mühendisler Tarihinin Sonu ve Sünnetullah MÜHENDİSLER TARİHİNİN SONU VE SÜNNETULLAH
Bayram Zilan 31.08.2014, 17:17
Yaşanabilir Şehirler YAŞANABİLİR ŞEHİRLER
Prof. Dr. Mustafa Öztürk 31.08.2014, 12:53
RECEP TAYYİP ERDOĞAN; BİR DEVRİN KAPANIŞI RECEP TAYYİP ERDOĞAN; BİR DEVRİN KAPANIŞI
Ahmet Ay 31.08.2014, 01:26
YOL AÇIN GİZLİ FEMİNİSTLER GELİYOR YOL AÇIN GİZLİ FEMİNİSTLER GELİYOR
Arif Özutku 30.08.2014, 23:45
BİR DE BİR ŞEY OLSUN ALLAH AŞKINA! BİR DE BİR ŞEY OLSUN ALLAH AŞKINA!
Burhan Özbey 28.08.2014, 22:46
BAŞARININ GİZLİ ÖNCÜLÜĞÜ İLE  BİHEMTA SARE DAVUTOĞLU BAŞARININ GİZLİ ÖNCÜLÜĞÜ İLE BİHEMTA SARE DAVUTOĞLU
Vildan Adalı 28.08.2014, 16:25
Mardin Cihad Fetvasından Modern Haçlı Seferlerine-2 MARDİN CİHAD FETVASINDAN MODERN HAÇLI SEFERLERİNE-2
Ahmet Akgül 28.08.2014, 11:39
KUTSAL TOPRAKLARI ANLAMADAN .... KUTSAL TOPRAKLARI ANLAMADAN ....
Dr. Ahmet Berk 28.08.2014, 03:03
Yeni Türkiye ve Kritik Uyarı YENİ TÜRKİYE VE KRİTİK UYARI
Eşref Zeki Parlak 27.08.2014, 16:55
Davutoğlu Türkiye’nin ikinci intifadasıdır DAVUTOĞLU TÜRKİYE’NİN İKİNCİ İNTİFADASIDIR
Mevlana Çakıral 27.08.2014, 14:16
Dinleyen dinleyene DİNLEYEN DİNLEYENE
Şefik Kantar 26.08.2014, 14:11
Acilin Öyküsü ACİLİN ÖYKÜSÜ
Prof. Dr. Cengiz Yakıncı 26.08.2014, 10:31
CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİM ANALİZİ CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİM ANALİZİ
Murat Gençoğulları 24.08.2014, 01:06
‘MONTAIGNE’İN KEDİSİ’ VE YENİ TÜRKİYE ‘MONTAIGNE’İN KEDİSİ’ VE YENİ TÜRKİYE
Mevlüt Özben 23.08.2014, 13:18
MODERN ZAMAN MÜRİTLERİ MODERN ZAMAN MÜRİTLERİ
Kevser Akın 22.08.2014, 04:07
   Erdoğan bundan sonra ne yapacak? ERDOĞAN BUNDAN SONRA NE YAPACAK?
Yavuz Demir 16.08.2014, 02:34
ERDOĞAN, GÜL'Ü BİTİRİR Mİ? ERDOĞAN, GÜL'Ü BİTİRİR Mİ?
Ahmet Duvarcı 14.08.2014, 21:21
İNDİRİLEN DEĞİL UYDURULAN DİN; “ZAN” DİNİ İNDİRİLEN DEĞİL UYDURULAN DİN; “ZAN” DİNİ
Hüseyin Kocabaş 12.08.2014, 15:51
   İLAÇ VE ECZACILIK TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ İLAÇ VE ECZACILIK TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ
Prof.Dr. Göknur Aktay 12.08.2014, 14:39
Artık bir Cumhurbaşkanımız var! ARTIK BİR CUMHURBAŞKANIMIZ VAR!
Benil Sibel Özyürük 12.08.2014, 09:32
AK PARTI’YI TEHDIT EDEN 3 KONU AK PARTI’YI TEHDIT EDEN 3 KONU
Vakkas Doğantekin 11.08.2014, 13:00
Erdoğan Neden Seçilmeli? ERDOĞAN NEDEN SEÇİLMELİ?
Özcan Yazıcı 08.08.2014, 23:11
“HİPERPRESTİJ GRUPLARI” “HİPERPRESTİJ GRUPLARI”
Zekeriya Menak 08.08.2014, 16:16
Tarafsızlık ve Non-Partisan Duruş Meselesi TARAFSIZLIK VE NON-PARTİSAN DURUŞ MESELESİ
Burak Yalım 06.08.2014, 12:02
SAYIN R. TAYYİP ERDOĞAN’A AÇIK MEKTUP SAYIN R. TAYYİP ERDOĞAN’A AÇIK MEKTUP
Ahmet Kaya 05.08.2014, 15:20
İSLAMİ TERÖRİZM YALANI İSLAMİ TERÖRİZM YALANI
Mithat Tuncay Öcalır 04.08.2014, 01:19
İSRAİL VE BİTMEYEN FİLİSTİN DRAMI İSRAİL VE BİTMEYEN FİLİSTİN DRAMI
Hasan Tülüceoğlu 03.08.2014, 12:35
Aramızdan  Murat Göğebakan Ve Şarkıları Geçti ARAMIZDAN MURAT GÖĞEBAKAN VE ŞARKILARI GEÇTİ
SSerra Erdoğan 01.08.2014, 04:35
Yiğidin Tarifi Birdir: Sizden Öncekilerin... YİĞİDİN TARİFİ BİRDİR: SİZDEN ÖNCEKİLERİN...
Birol Topuz 26.07.2014, 13:02
Sorun petrol değil, cehalet! SORUN PETROL DEĞİL, CEHALET!
Birgül Kapaklıkaya 25.07.2014, 16:34
YA ÖYLE DEĞİLSE YA ÖYLE DEĞİLSE
Sedat Ilgın 24.07.2014, 16:24
SİZ BEDDUA ETMEYİ İYİ BİLİRDİNİZ SİZ BEDDUA ETMEYİ İYİ BİLİRDİNİZ
Sevda Salihoğlu Dursun 21.07.2014, 06:23
Unutun Gazze'yi UNUTUN GAZZE'Yİ
Ahmet Rıfat Albuz 20.07.2014, 21:46
Azerbaycan Halk Cephesi 25 Yaşında! AZERBAYCAN HALK CEPHESİ 25 YAŞINDA!
Cahit Kılıç 15.07.2014, 00:26
Benim Çözüm Sürecim BENİM ÇÖZÜM SÜRECİM
Yasemin Yıldırım 12.07.2014, 22:30
Fuat Avni -VI- FUAT AVNİ -VI-
İbrahimî Feyzullah Yalçın 06.07.2014, 04:07
Tatlı ve buruk duygularla  Allahaısmarladık… TATLI VE BURUK DUYGULARLA ALLAHAISMARLADIK…
Sevda Türküsev 05.07.2014, 12:47
Reisicumhur'dan Sonra REİSİCUMHUR'DAN SONRA
M. Nail Keçili 02.07.2014, 10:47
 KILIÇDAROĞLU'NUN PARALEL CHP'Sİ KILIÇDAROĞLU'NUN PARALEL CHP'Sİ
Mehmet Topçu 21.06.2014, 23:05
Ben, Şiir ve Şair BEN, ŞİİR VE ŞAİR
Özkan Erdem 14.06.2014, 00:40
PROVOKASYONLARINIZ ORADAYSA ARŞİV BURADA; 1993... PROVOKASYONLARINIZ ORADAYSA ARŞİV BURADA; 1993...
Turgay Yaman 11.06.2014, 14:59
HAYKIRIPTA DUYURAMADIKLARIM HAYKIRIPTA DUYURAMADIKLARIM
Hüseyin Adalan 09.06.2014, 15:10
YERLİ OTOMOBİLDE MUTLU SON YERLİ OTOMOBİLDE MUTLU SON
Çağlayan ibiş 09.06.2014, 00:55
BEDELLİ ASKERLİK BİR İHTİYAÇTIR GELİN GENÇLERİMİZE SAHİP ÇIKALIM BEDELLİ ASKERLİK BİR İHTİYAÇTIR GELİN GENÇLERİMİZE SAHİP ÇIKALIM
Serdar Karadeniz 02.06.2014, 13:35
Gezi neydi, ne değildi GEZİ NEYDİ, NE DEĞİLDİ
Bilgehan Uçak 31.05.2014, 10:10
"HALE TEYZEM....BENİM PAMUK PRENSESİM" "HALE TEYZEM....BENİM PAMUK PRENSESİM"
Hülya Okur 20.05.2014, 20:34
KAVGA VE KAMPLAŞMA KAVGA VE KAMPLAŞMA
Sefer Ceylan 19.05.2014, 19:01
Karanlık dehlizlerde yaşam… KARANLIK DEHLİZLERDE YAŞAM…
Sema Gül 19.05.2014, 14:06
ALLAH MÜSTAHAKINIZI VERSİN! ALLAH MÜSTAHAKINIZI VERSİN!
Ayhan Yağızer 19.05.2014, 13:11
Dünden Bugüne El Fetih-Hamas-İsrail İlişkileri -2- DÜNDEN BUGÜNE EL FETİH-HAMAS-İSRAİL İLİŞKİLERİ -2-
Cengiz Koyuncu 02.05.2014, 16:21
YİNE DE SEVECEĞİZ SENİ YİNE DE SEVECEĞİZ SENİ
Serkan Güzel 26.04.2014, 13:55
Hukuk Sistemimiz Kökten Yenilenmeli HUKUK SİSTEMİMİZ KÖKTEN YENİLENMELİ
Kurtuluş Aybirdi 21.04.2014, 13:15
M.Ctiy senaryosu G.Saray’da da gerçekleşir mi? M.CTİY SENARYOSU G.SARAY’DA DA GERÇEKLEŞİR Mİ?
Engin Konca 16.04.2014, 11:53
Bugün mü, Dün mü? BUGÜN MÜ, DÜN MÜ?
Özlem Özcan 06.04.2014, 23:51
AK PARTİ MİTİNGİNDE İNANÇ GÜVEN SEVGİ VE BİRLİK VARDI...! AK PARTİ MİTİNGİNDE İNANÇ GÜVEN SEVGİ VE BİRLİK VARDI...!
Semra Cabrero 28.03.2014, 00:08
ASLAN ATEŞ İLE DEV RÖPORTAJ ASLAN ATEŞ İLE DEV RÖPORTAJ
Murat Körhasan 26.03.2014, 23:50
SALİH GÜLEN'İ TANIYORMUSUNUZ? SALİH GÜLEN'İ TANIYORMUSUNUZ?
Salih Can 26.03.2014, 03:54
Tek Erdoğan  Yalnız Türkiye TEK ERDOĞAN YALNIZ TÜRKİYE
Halid Şener 15.03.2014, 18:23
Ağız Kokusu kaderiniz değil AĞIZ KOKUSU KADERİNİZ DEĞİL
Dt. Arzu Yalnız Zogun 14.03.2014, 10:24
M.E. Bakanlığı'nın 3 Yanlış Yaptığı Sınavda Öğrencilerden Tam Puan Beklemek M.E. BAKANLIĞI'NIN 3 YANLIŞ YAPTIĞI SINAVDA ÖĞRENCİLERDEN TAM PUAN BEKLEMEK
Fidel Yıldız 15.02.2014, 01:44
Lübnan Sinemasının en barışçıl yönetmeni LÜBNAN SİNEMASININ EN BARIŞÇIL YÖNETMENİ
Tuğba Koçak 14.02.2014, 01:27
WIDEN YOUR WORLD! WIDEN YOUR WORLD!
Selahaddin Eyyubi Tezel 02.02.2014, 19:37
Değerli Haberx Ailesi DEĞERLİ HABERX AİLESİ
Sami Zana ASLAN 27.01.2014, 15:35
Bundan Sonrası İçin BUNDAN SONRASI İÇİN
Meltem Arıkan 27.01.2014, 08:29
CEMAAT VE ERDOĞAN CEMAAT VE ERDOĞAN
Murat Özdemir 27.01.2014, 01:49
Türkiye'de Bulunan Alman Vakıfları'nın Bilinmeyen Yönleri TÜRKİYE'DE BULUNAN ALMAN VAKIFLARI'NIN BİLİNMEYEN YÖNLERİ
Muhammet Tazegül 24.01.2014, 11:09
İmar Planı Mağduruna Yasa Darbesi İMAR PLANI MAĞDURUNA YASA DARBESİ
Av.Emre Alcan 14.01.2014, 22:47
Mısır'da askerle, Türkiye'de yargıyla! MISIR'DA ASKERLE, TÜRKİYE'DE YARGIYLA!
Eylem Yılmaz 25.12.2013, 21:55
Trabzonspor şaşırtmaya devam ediyor. TRABZONSPOR ŞAŞIRTMAYA DEVAM EDİYOR.
Mahmut Ulusoy 13.12.2013, 10:03
2023  Türkiye'de Hentbol   2023 TÜRKİYE'DE HENTBOL
Kenan Öner 06.12.2013, 11:51
Bilişim Akademisi, Dijital Dünyanın Okyanuslarına USMED Ile Açılacak BİLİŞİM AKADEMİSİ, DİJİTAL DÜNYANIN OKYANUSLARINA USMED ILE AÇILACAK
Ömer Bulut 03.12.2013, 11:38
Öğrenci Evleri ve Yaşam Tarzına Müdahale ÖĞRENCİ EVLERİ VE YAŞAM TARZINA MÜDAHALE
Rujhat Avşar 14.11.2013, 12:52
Mekân ve İnsan MEKÂN VE İNSAN
Yılmaz Ada 11.11.2013, 15:47
Başörtüsü Serbestliği Laikliğin Gereğidir BAŞÖRTÜSÜ SERBESTLİĞİ LAİKLİĞİN GEREĞİDİR
Muhammed Çimen 30.10.2013, 22:23
DİLENEN SURİYELİLER (NAWARLAR)! DİLENEN SURİYELİLER (NAWARLAR)!
Hasan Karataş 17.10.2013, 01:57
Erdoğan Diktatörse Bu Hoşgörü Niye? ERDOĞAN DİKTATÖRSE BU HOŞGÖRÜ NİYE?
Nurettin Oğuz Alhan 02.09.2013, 15:27
MAM (Milli Alternatif Medya) MAM (MİLLİ ALTERNATİF MEDYA)
İsmail Turan Çakır 30.07.2013, 02:27
Gelenekçi miyiz? Yenilikçi mi? GELENEKÇİ MİYİZ? YENİLİKÇİ Mİ?
Samet Ülker 30.07.2013, 01:25
MİLLİ SKANDAL BAKANLIĞI MİLLİ SKANDAL BAKANLIĞI
Mehmet Aysan 29.07.2013, 15:05
Strateji Akademisi Başkanı Mesut Ülker STRATEJİ AKADEMİSİ BAŞKANI MESUT ÜLKER
Mesut Ülker 23.07.2013, 19:02
AK Parti MKYK Üyesi Mazhar Bağlı AK PARTİ MKYK ÜYESİ MAZHAR BAĞLI
Mazhar Bağlı 23.07.2013, 18:59
Prof. Dr. Erol Katırcıoğlu PROF. DR. EROL KATIRCIOĞLU
Erol Katırcıoğlu 23.07.2013, 18:58
Gezi Eylemlerinin Çözüm Sürecine Etkisi... GEZİ EYLEMLERİNİN ÇÖZÜM SÜRECİNE ETKİSİ...
***Haftanın Sorusu*** 23.07.2013, 18:55
DÜNYANIN BÜYÜK FELAKETİNE SAYILI GÜNLER KALDI!! DÜNYANIN BÜYÜK FELAKETİNE SAYILI GÜNLER KALDI!!
Hasan Yaşar Özfidan 11.07.2013, 01:19
12 Eylül Darbesi 12 EYLÜL DARBESİ
Oğuzhan Dursunkaya 07.07.2013, 00:55
Ben de kaygılıyım, ben de kaygılıyım BEN DE KAYGILIYIM, BEN DE KAYGILIYIM
Tuğrul Özşengül 30.06.2013, 07:22
Endişeliler ENDİŞELİLER
Yonca Kaya Şahin 27.06.2013, 14:52
Türkiye-İran-Rusya (Türkiye İran İlişkilerini Gözden Geçirmeli) TÜRKİYE-İRAN-RUSYA (TÜRKİYE İRAN İLİŞKİLERİNİ GÖZDEN GEÇİRMELİ)
Alperhan Baysan 28.05.2013, 00:17
ŞİŞEDE DURDUĞU GİBİ DURMUYOR, AKIL MANTIK BIRAKMIYOR...  ŞİŞEDE DURDUĞU GİBİ DURMUYOR, AKIL MANTIK BIRAKMIYOR...
Setenay Yüksel Olguner 24.05.2013, 09:34
Demokrasimizin Mimarı "Celal Bayar" DEMOKRASİMİZİN MİMARI "CELAL BAYAR"
Uğur Şahan 19.05.2013, 00:30
FAİLLER YAKALANDI! FAİLLER YAKALANDI!
Deniz İster 13.05.2013, 14:54
Devlet Kariyer Sınavlarnda  Üst Yaş Sınırın Tamamen Kaldırılması Gerekiyor DEVLET KARİYER SINAVLARNDA ÜST YAŞ SINIRIN TAMAMEN KALDIRILMASI GEREKİYOR
Aykut Yavuz 18.04.2013, 20:36
Türkiye'de sağlığın geliştirilimesi TÜRKİYE'DE SAĞLIĞIN GELİŞTİRİLİMESİ
Prof. Dr. Erkan Pehlivan 17.04.2013, 10:20
Mısır’da Kıptı Hristiyan-Müslüman Çatışması Tezgahlanıyor! MISIR’DA KIPTI HRİSTİYAN-MÜSLÜMAN ÇATIŞMASI TEZGAHLANIYOR!
Can Acun 07.04.2013, 19:57
İsrail'in Özrü İSRAİL'İN ÖZRÜ
Soner Kırkpınar 29.03.2013, 19:12
​KÜRTLER VE TÜRKLER AYNI MİLLET Mİ ? ​KÜRTLER VE TÜRKLER AYNI MİLLET Mİ ?
Vahdettin İnce 15.03.2013, 17:50
SN. BAŞBAKAN VE YÜKSEK YARGI SN. BAŞBAKAN VE YÜKSEK YARGI
Önder Aytaç 10.03.2013, 22:52
BAYAN ‘IN’ KADIN ‘OUT’ MU? BAYAN ‘IN’ KADIN ‘OUT’ MU?
Yasemin Tecimer 08.03.2013, 22:53
DEPLASMANDA TEK BAŞINA DEPLASMANDA TEK BAŞINA
Cumhur Cebeci 04.02.2013, 22:19
SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM VE KAMU HASTANELER BİRLİĞİ   /KIŞ AYLARI VE GRİP SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM VE KAMU HASTANELER BİRLİĞİ /KIŞ AYLARI VE GRİP
Serdar Bayrak 23.01.2013, 22:02
Sigorta Denince - Sıkça Sorulan Sorular SİGORTA DENİNCE - SIKÇA SORULAN SORULAR
Nesrin Yıldırım 23.01.2013, 15:01
Kapısuyu tersanesinin hazin sonu KAPISUYU TERSANESİNİN HAZİN SONU
Ahmet Üder 06.01.2013, 18:45
Hayatın Tabelaları HAYATIN TABELALARI
Sıla Onat 03.01.2013, 02:20
HASAN DAĞI HASAN DAĞI
Cemal Aktan 09.12.2012, 18:35
İstifa eden kıdem tazminatı alabilir mi? İSTİFA EDEN KIDEM TAZMİNATI ALABİLİR Mİ?
Cihangir Cayrancı 31.10.2012, 16:55
Eğitimde Yaşam Alanı EĞİTİMDE YAŞAM ALANI
Dr.Yağmur Yeşilırmak 25.10.2012, 18:01
BAZEN... BAZEN...
Asım Yıldırım 17.10.2012, 10:55
BAŞBAKANLIK ETRAFINDAKİ TOZ BULUTU, SAVAŞ, MEHMET EFE BAŞBAKANLIK ETRAFINDAKİ TOZ BULUTU, SAVAŞ, MEHMET EFE
Cihat Şimşek 10.10.2012, 22:28
EFSANE… EFSANE…
Seyda Yalvaç 10.10.2012, 12:05
ULUSLARARASI DÖVİZ (FOREX) PİYASALARI ULUSLARARASI DÖVİZ (FOREX) PİYASALARI
Destek FX 09.10.2012, 14:59
İslamcılığımı Yitirirken... İSLAMCILIĞIMI YİTİRİRKEN...
Sercan Zorbozan 08.10.2012, 00:41
Neşet Ertaş ve Bana Kalan Bağlaması NEŞET ERTAŞ VE BANA KALAN BAĞLAMASI
Cuma Hikmet 26.09.2012, 18:52
MEME KANSERİ VE HAYAT KURTARAN BİLEKLİK MEME KANSERİ VE HAYAT KURTARAN BİLEKLİK
Necmettin Tetik 26.09.2012, 01:22
ANTEP SALDIRISINI DHKP-C YAPTI ANTEP SALDIRISINI DHKP-C YAPTI
Mehmet Fadıl Dalay 18.09.2012, 17:50
İSLAM ve TASAVVUF İSLAM VE TASAVVUF
Abdurrahim Çölgeçen 13.08.2012, 16:16
Olimpiyat Oyunlarındaki ABD Bayrağı.! OLİMPİYAT OYUNLARINDAKİ ABD BAYRAĞI.!
Bilal Şentürk 12.08.2012, 10:57
Beni zygonla döven adam hakkı için BENİ ZYGONLA DÖVEN ADAM HAKKI İÇİN
Eda Alanson 11.07.2012, 05:41
Avrupa'nın En Başarılı Girişimcisi Berna İlter Seçildi (Söyleşi) AVRUPA'NIN EN BAŞARILI GİRİŞİMCİSİ BERNA İLTER SEÇİLDİ (SÖYLEŞİ)
Seda Karakaya 03.07.2012, 20:09
Yurt Dışından Telefon Getirmek YURT DIŞINDAN TELEFON GETİRMEK
Bekir Hilmi Nayır 21.06.2012, 10:56
Ölüm, yok olmaktır diyenlere cevap ÖLÜM, YOK OLMAKTIR DİYENLERE CEVAP
İsmail Kara 13.06.2012, 00:52
Çaygözyaşları ÇAYGÖZYAŞLARI
Fréderike Geerdink 04.06.2012, 13:34
KÜRT-KÜRTAJ-ULUDERE-CİNAYET KÜRT-KÜRTAJ-ULUDERE-CİNAYET
Tansu 30.05.2012, 09:45
Ne Demişler: Ağaçı Yaşken, Delegeyi Hoşken NE DEMİŞLER: AĞAÇI YAŞKEN, DELEGEYİ HOŞKEN
Oğuzhan Erdoğan 17.05.2012, 17:07
Boş Yazı BOŞ YAZI
Taha Ün 10.05.2012, 08:35
Engelliler Eczanede!!! ENGELLİLER ECZANEDE!!!
Nazlı Şencan 30.04.2012, 23:19
CHP'YE KİTAPÇIK TAVSİYELERİ!.. CHP'YE KİTAPÇIK TAVSİYELERİ!..
Volkan Akay 20.04.2012, 09:33
SURİYE DEVRİMİ SURİYE DEVRİMİ
Mert C. Demir 16.03.2012, 03:50
Suriye’de Kayıp Gazeteciler Ve 2 Sorun SURİYE’DE KAYIP GAZETECİLER VE 2 SORUN
Yonca Karakemer 15.03.2012, 01:23
"Kaldı Bu Yaşamak Suçu Üstümde" "KALDI BU YAŞAMAK SUÇU ÜSTÜMDE"
Zeynep Olgaç 22.01.2012, 00:49
Geç Bile Kalındı GEÇ BİLE KALINDI
Ali Aydın 18.01.2012, 02:05
Bir Ahkam Kesen Başörtülü ! Hazır mısınız? BİR AHKAM KESEN BAŞÖRTÜLÜ ! HAZIR MISINIZ?
Yasemin Vatandaş 15.01.2012, 15:35
Soykırımı İnkar Yasası, Fransa, Türkiye ve Cezayir SOYKIRIMI İNKAR YASASI, FRANSA, TÜRKİYE VE CEZAYİR
Furkan Şenay 12.01.2012, 16:29
Kampüsten merhaba! KAMPÜSTEN MERHABA!
Tahsin Aksu 27.12.2011, 16:07
KOC gibi sergi KOC GİBİ SERGİ
Tan Yeşilada 30.11.2011, 16:22
Şehir Hayatına Beslenme Önerileri… ŞEHİR HAYATINA BESLENME ÖNERİLERİ…
Op.Dr. Cem Yılmaz 17.11.2011, 12:24
70 bin hayat organ nakli bekliyor 70 BİN HAYAT ORGAN NAKLİ BEKLİYOR
Prof. Dr. Alp Gürkan 05.11.2011, 14:00
Doktorların Sağlık Bakanlığı'yla imtihanı DOKTORLARIN SAĞLIK BAKANLIĞI'YLA İMTİHANI
Emine Bilgiç 03.11.2011, 01:46
KALIN BARSAK KANSERİ KALIN BARSAK KANSERİ
Sadık Yıldırım 01.11.2011, 22:32
BİRLİKTE Mİ AYRI MI NO 2 BİRLİKTE Mİ AYRI MI NO 2
Serra Karaçam 21.10.2011, 00:10
Güncel Bilgiler GÜNCEL BİLGİLER
Uğur Aksu 18.10.2011, 11:54
Ben’den Vazgeçmek Üzerine BEN’DEN VAZGEÇMEK ÜZERİNE
Yusuf Önaç 16.10.2011, 02:25
SEÇİLMİŞ ŞEHİTLER... SEÇİLMİŞ ŞEHİTLER...
Rauf Atilla Polat 28.09.2011, 00:22
Bir dirhem et bin ayıp örter BİR DİRHEM ET BİN AYIP ÖRTER
Prof. Dr. Benal Büyükgebiz 12.09.2011, 11:14
Bel ağrısı ve tedavi yöntemleri BEL AĞRISI VE TEDAVİ YÖNTEMLERİ
Bülent Neymen 16.08.2011, 21:55
Türkiye Portreleri TÜRKİYE PORTRELERİ
Sernur Yassikaya 10.08.2011, 14:57
Görev ve Sorumluluklarını bilmeyen Polis Memurları !! GÖREV VE SORUMLULUKLARINI BİLMEYEN POLİS MEMURLARI !!
İbrahim Yörük 31.07.2011, 20:33
ADALET HAMAMINDA BİR GARİP FUTBOL!!! ADALET HAMAMINDA BİR GARİP FUTBOL!!!
Sedat Bayar 07.07.2011, 04:14
AYNI DAĞIN YELİYİZ BİZ! AYNI DAĞIN YELİYİZ BİZ!
Ahu Şentürk 13.06.2011, 12:08
Oksitlenmiş Siyaset OKSİTLENMİŞ SİYASET
H. Kübra Özan 11.06.2011, 11:20
KAMYONLAR KAVUN TAŞIMAYACAK ARTIK ! KAMYONLAR KAVUN TAŞIMAYACAK ARTIK !
Dr. Hamid Aydın 04.06.2011, 16:38
Diyarbakır, Huzur ve Barış İstiyor DİYARBAKIR, HUZUR VE BARIŞ İSTİYOR
Bekir Kaplan 02.06.2011, 21:51
KASETLERİN ANA HEDEFİ AK PARTİ İKTİDARI DEĞİL Mİ? KASETLERİN ANA HEDEFİ AK PARTİ İKTİDARI DEĞİL Mİ?
Mehmet Barlas 24.05.2011, 14:22
MİLLİ İRADE SINIRSIZ MIDIR?
Uğur Uruşak 04.03.2011, 13:06
Dünyadan Göçüp Gitme Töreni DÜNYADAN GÖÇÜP GİTME TÖRENİ
Ömer Faruk Besli 01.03.2011, 16:51
Bize Verilen Yapbozun Bir Parçası Eksikti BİZE VERİLEN YAPBOZUN BİR PARÇASI EKSİKTİ
Merve Şebnem Oruç 31.01.2011, 13:15
BDP - HAS Parti - EDP İttifakı... BDP - HAS PARTİ - EDP İTTİFAKI...
Ekin Gün 28.01.2011, 00:35
Haziran'ın fotoğrafı bugünden belli... HAZİRAN'IN FOTOĞRAFI BUGÜNDEN BELLİ...
Numan Ceyhan 14.12.2010, 02:00
Konuşma Adabı… KONUŞMA ADABI…
Tuba Kalçık 10.11.2010, 02:35
Alın size yeni bir meslek”SOSYAL MEDYA UZMANI” ALIN SİZE YENİ BİR MESLEK”SOSYAL MEDYA UZMANI”
Volkan Köse 14.08.2010, 16:39
Kürt Sorununa Adaletle bakmak KÜRT SORUNUNA ADALETLE BAKMAK
Mehmet Ali Başaran 28.07.2010, 00:58
Hadi Millet Porno İzleyelim HADİ MİLLET PORNO İZLEYELİM
M. Onur Lökoğlu 20.05.2010, 02:14
İlköğretimde Kıyafet Serbestliği İLKÖĞRETİMDE KIYAFET SERBESTLİĞİ
Uzm.Ped.Hakan Emanetoğlu 11.05.2010, 19:02
Statükonun elindeki son koz STATÜKONUN ELİNDEKİ SON KOZ
Tarık Safaoğlu 29.04.2010, 00:30
KOSKOCA MEDYA GRUBUNA KOSKOCA CEZA !.. KOSKOCA MEDYA GRUBUNA KOSKOCA CEZA !..
Hikmet Genç 14.09.2009, 08:11
FOTOKOPİ AÇIKLAMALAR VE KARGALARIM FOTOKOPİ AÇIKLAMALAR VE KARGALARIM
Sevda Kara 25.06.2009, 11:56
TURKTİME ANKETİ TURKTİME ANKETİ
Cüneyt Ünal 09.04.2009, 16:15
TURKCELL 0534 605 93 46 NOLU KONTÜR GASPCISI İÇİN NE YAPTI? TURKCELL 0534 605 93 46 NOLU KONTÜR GASPCISI İÇİN NE YAPTI?
Dursun Boran 15.03.2009, 14:38
Şimdi kanal yöneticilerinin önemi çok daha artacak, televizyon kanalı yönetmek ustalık isteyecektir. ŞİMDİ KANAL YÖNETİCİLERİNİN ÖNEMİ ÇOK DAHA ARTACAK, TELEVİZYON KANALI YÖNETMEK USTALIK İSTEYECEKTİR.
Kemal Kurçer 23.11.2008, 17:23
Balon BALON
Hasan Efe Çiziyor 29.07.2008, 18:35
1 Mayıs! 1 MAYIS!
Mehmet Ali Ilıcak 01.05.2008, 11:41
TÜRKİYEDE YÜZÜ KIZARANLAR MUTLAKA VARDIR
Talha Akmehmet 02.04.2008, 13:25
YASAKLARLA NEREYE KADAR
Hasan Köroğlu 03.02.2008, 14:13
DERELİ’YE MÜKAFAT
Fenerbaz 27.09.2007, 14:57
CAHİL HALKIN, CAHİL SEÇİMİ (!)
Recep Canbolat 25.07.2007, 17:56
UYUYAMIYORUM ARKADAŞLAR…
Hülya Gözalan 16.06.2007, 21:47
GENELKURMAY NE DİLİYOR?
Ergun Göknel 09.06.2007, 12:23
Yazarların yazıları kendi görüşlerini içermektedir. Yazıların yayına alınmaları yazarlar tarafından yapılmaktadır. HaberX'in kontrolüne tabi değildirler.