İhanet ve veda!
AKP’nin devr-i iktidarında, hükümet edenlere yalakalık yapmayan, iktidarın güdümünde olmayan gazeteci ve köşe yazarlarına, basında ne yer var ne de hayat!... Bunu sağduyu sahibi herkes biliyor…
Bugün gerçekten halkı, vatanı, milli ve manevi değerleri için dürüstçe mücadele eden; halka gerçekleri aktaran, hiçbir zaman patronaj baskısına boyun eğmeyen mücadeleci insanlar, yazarlar; savundukları ve haklarını korumaya çalıştıkları aydın geçinen insanlardan ve kitlelerden gördükleri vefasızlık ve ihanetten ötürü küskün ve kırgınlar…
Çaylarda, balolarda, cafelerde, kabarelerde, balık rakı sohbetlerinde plajlarda eğlence mekanlarında günlerini gün eden ve bu ortamlarda sözle vatanı kurtarıp, Atatürkçülük edebiyatı yapanlar; gelişmeler karşısında suskunluk içerisinde felaketi uzaktan izliyorlar. Para saymanın sarhoşluğuna kapılan narin parmaklar, bir türlü taşın altına girmiyor…
Kalemiyle kurtuluş savaşının mücadelesini veren köşe yazarlarına suskunluklarıyla ihanet eden vefadan uzak “bal tutan parmakların” suskunluğu; mücadelelerinde destek görmeyen yazarları ne yazık ki, bıkkınlığın umutsuzluğun ve isyanın eşiğine getirmiş durumda…
X
Sonunda bir yazarı daha “susturdular…”
Basında çıkan haberlerden öğrendik ki; köşesine çekilmiş ve bir ölçüde sessizliğe bürünmüş… Sadece bir gazetede ara sıra yazılarını sürdürüyormuş…
Oysa, pek çok kesimin sevgi ve güvenini kazanmış, ülke adına talih sayılacak gazetecilerden biriydi… “Mertti, cesurdu, dürüst ve gerçek anlamda vatanseverdi!..”
Bir köyde yalnızlığa çekilmiş, yaşamını öyle sürdürüyormuş…
Belli ki, gördüğü ve karşılaştığı “riyakârlıklar, yalakalıklar, adam satmalar, düzenbazlıklar, ihanetler ve v efasızlıklar” karşısında isyan etmiş, “yeter artık” diyerek köşesine çekilmeyi yeğlemiş…
Kim mi diyeceksiniz? İsminin ne önemi var Ahmet tir Mehmet tir…
Önemli olan davranışı ile aydınlara ve aydın geçinenlere vermiş bulunduğu mesaj… Yani…
“İhanet ve veda!”
X
Mert, güvenilir ve ahlaklı olmak nasıl bir şey ki bu ülkede?
“Ahlaksızlık daha çok olanak sağlıyorsa adam niye ahlaklı olsun? Ahlak prim yaptığı zaman ahlaklı olur. Ahlaksız adam pahalı arabalara binecek villalarda oturacak; öteki ben de ‘ben haklıyım’ diye sürünecek. Bir de ‘kaç paralık adamsın’ derler. Elde yok, başta yok, çalışmak da ayıptır Türkiye’de aslında.”
Bu sözler tanınmış yazar “Çetin Altan’a ait. (Cumhuriyetten Günümüze Basının kısa Tarihi – Nebil Özgentürk. Alfa Yay. S: 81)
“Hüseyin Cahit Yalçın’ın 60-70 sene önce söylediği tarihe geçen şu sözleri, ne yazık ki bugün için aynen geçerli!...
“Kanalizasyon toprağın altından akar. Babıâli’de üstünden akar”
Uyanık takımı, her devrin adamı olmayı yaşam biçimi edinmiş “kaypaklar” şimdilerde saf değiştirmiş durumdalar.
On milyarlarca aylık alanlar, neden 595 liralık asgari ücretli sahipsizlerin ve garibanların, derdini, ızdırabını kendilerine dert etsin ki? Onlar için varsa yoksa patronları, patronlarının da varsa yoksa göbekten bağlı olduğu iktidarları var…
***
Türk basının saygıyla anılan, namuslu, dürüst haysiyetli gazetecilerinden biriydi “Kemal Ahmet.” Yazı işleri müdürüydü. Kimi zaman çay simitle geçirmek zorunda kalırdı öğünlerini. Gazetede masa üstünde yattığı çok geceler olmuştur. Bir gün sessizce göçtü gitti cihandan bir yazı masasının üstünde….
X
“Nazım Hikmet” in onun için yazdığı şiir şöyle:
“Kafası yüzde yüz uygun muydu kafama bilmiyorum.
Ama o benim soyumdandı
Etiyle kanıyla değil, heyecanıyla değil
Batırıp on parmağını beynimin kanayan yarasına
Satıyor kafasının parlayan ışığını bir ekmek parasına
Tutunmak istedi kaçtılar, tutunmak istedi kırbaçladılar
Susadı kendi kanın içtiı o, parça parça insan beyni satan bir caddeden
Bir ızdırap şarkısı gibi geldi geçti o”
X
Bir başka dürüst, vatansever, onurlu yazar “Nihat Genç’in de geçim sıkıntısı yüzünden yazarlığa veda ettiğini bu köşeden kısa süre önce sizlere duyurmuştuk… Oysa “Genç” kitapları en çok okunan yazarlardandı…
Bu ülkede artık “kelebekler bile özgür değil!”
Kanalizasyonlar sadece “Babıâli’de mi üstten akıyor…”
Görmüyor musunuz her yeri b.k götürüyor…
Yalanın, dolanın, kandırmanın, sözünde durmamanın, “yola birlikte çıktığı arkadaşlarını satmanın”, “yalakalığın, onursuzluğun” ve de “ihanetin” her köşe başında karşınıza çıktığı bir ortamda ve dönemde; gerçek anlamda gazetecilik ve köşe yazarlığı yapma mücadelesi vermekte olan bir avuç insan da: nasıl ayakta kalabilecek ve nereye kadar dayanabilecek.
***
Sonuç:
Sadece plazalarda, lüks lokantalarda, göz kamaştıran eğlence yerlerinde, beş yıldızlı otellerin toplantı salonlarında vatan millet edebiyatı yapan, çıkarcı sözde aydınlar, enteller danteller, bal tutan parmaklarını taşın altına sokmazken;
“Evet” cephesinde yer almanın kararlı destekçileri, tam bir dava adamı gibi mücadelelerine devam ediyorlar…
İnternette ki köşe yazılarının altlarına yorum gönderenlerin, organize birlikteliklerini, köşe yazılarında kendileri için uygun bulmadıkları eleştiriler konusunda nasıl birlikte hareket ettiklerini ibretle görüyoruz.
Pek çoğunun yorumlarında ki üslup ve görüşlerine katılmasak da; uydurma isimlerle ve sütre gerisinden gerçek kimliklerini gizleyerek salvolarda bulunsalar da; malum ayni davanın(!) (talimatlı) insanları olarak(!), karşıt görüşlü saydıkları bizlere karşı; örnek sayılacak bloklaşan dayanışmalarını oyunun kuralları açısından takdirle karşıladığımızı belirtmek isteriz…
Ya sözde Atatürkçüler, Cumhuriyetçiler, laikliğe ve demokrasiye (sözle) gönül vermişler nerede?
BURHAN ÖZBEY