Erkek çocuk neden tabancayı yere atar? Bir, içinden merminin çıkıp çıkmayacağını görmek, iki, parçalandığında parçalarını bir araya toplama yeteneğini kendinde görmek, üç, içinde bir parça unutulmuş olduğunu düşünmek, dört, içinin de, dışı kadar gerçek olup olmadığına bakmak….
Hayatım için hep bu oyunu oynuyorum. Sıkıldım sahtesiyle, gerçeği arasında bocalamaktan dünyanın. Kimsenin yüzünde çocuk suluk, kimsenin kalbinde temizlik aramayacağım bir yer yok mu? O bakımdan cehennemi daha makbul karşılar gibiyim. Deccal’ın Cennet dediği Cehennem gibi, Cehennem dediği de Cennet gibi olacağı rivâyet edilir ya belki de ona benzedi bu durum….
Hani Mehmet Akif’in, "İki yüzlüleri sever oldum, çünkü yaşadıkça yirmi yüzlü insanlar görmeye başladım." sözü kadar da nikbin olabilsem…..Hz. Ali’nin, “düşmanın en büyüğü düşmanlığını gizleyendir” sözü kadar çevremde olup biteni bilsem…..Ya da Atalarımız gibi"Hayvanın alacası dışında, insanın alacası içinde" diyebilsem cehennemi çağırmaktan başka çareler bulabilirdim…..
Şu Hülya Avşar’ı adından doğmuşum gibi severken, Tayyip Erdoğan’ı kabzasına düşüren cinliğinden sonra sevmemeyi bile başaramam gibi geliyor mesela. Röportajı gerçekleştirene kadar siz cicisiniz, siz şirinsiniz, cansınız, bir tanesiniz diyeceksiniz, röportaj sırasında da, “Ben de açıkçası siyasetçi değilim de. Sizinle halkın içersinden gelerek konuşuyorum. Bilgisizce ve cahilce sorular sorabilirim. Beni lütfen şimdiden affedin”diyecek kadar ezilip büzüleceksiniz, sonra da nasıl olsa işi görüldü ya, başlayacaksınız tezlil etmeye. Kedi, köpek, börtü, böcek teşbihleri yapacaksınız. Bence iki yüzlülük, ürkek yada nankör olan kediden daha beter bir kılığa sokar insanı.
Ben güvenmiyorum kendime bile….İnsan olmakla baştan kaybettim…Kusurumu itiraf edemem, şeytanın desisesi gibi…İki yüzümden birini bırakırsa cerrah, kediye benzerim diye korkmam mı sonra?