Son Haberler
28.05.2012 Pazartesi 21:31
USD 1,7570 EUR 2,3630 EUR/USD 1,3449 IMKB100   59737/%0,00
ISTANBUL Perşembe: 15°C/21°CCuma: 15°C/22°CCumartesi: 14°C/23°C

Havadurumu ayarlari

Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.

IL SOLE 24 ORE: ANKARA'NIN HIZLI YÜKSELİŞİ: G-20'DE İKİNCİ SIRADA
01.07.2010 19:00

ROMA, 01/07(BYE)--- Tirajı günde 352 bin olan ekonomi ağırlıklı il Sole 24 Ore gazetesinin 1 Temmuz 2010 tarihli sayısında, Vittorio Da Rold imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan haberin çevirisi şöyledir:

--Türkiye, Birinci Üç Aylık Dönemde, Çin'in

Hemen Ardından (+yüzde 11,9) Yüzde 11,7 Oranında Büyüme Gösterdi--

Ekonomik gelişmenin "Dünya Kupası" müsabakasında Türkiye, önüne geçilmesi imkânsız Çin'in hemen ardına yerleşerek G-20 grubunda inanılmaz bir ikincilik elde etti. Türk ekonomisi, 2010'un ilk üç aylık döneminde, yüzde 11,9'luk bir büyüme kaydeden Çin'in hemen ardından yüzde 11,7 oranında hızlı bir büyümeyle bu gelişmeyi teyit ediyor. Dünya sıralamasında on yedinci sırada yer alan Türk ekonomisi, art arda 27 pozitif üç aylık dönemden sonra resesyona girmeden önce, 2008'in son üç ayında yüzde 7'lik bir kayıpla o yıl daralma yaşamıştı. Daha sonra, 2009 sonunda tünelin ucunda ışık görülmüştü.

Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, "Son rakamlar, resesyondan kalıcı çıkışı teyit etmektedir." yorumunu yaptı. Hükûmetin 2010 için hedefi, yüzde 3,5 oranında bir büyüme kaydetmek. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da zafer çığlıkları atıyor. Geçtiğimiz salı günü, Toronto'daki G-20 Zirvesi'nden dönüşünde şunları söyledi: "Türkiye, resesyondan en çabuk çıkan ülkedir." Doğru ama bu hızlı yükseliş nasıl açıklanabilir? İhracatın (mayıs ayında yüzde 34,5'lik artış) sürüklediği büyüme, imalat ve inşaat sektöründe görülen büyük iyileşmeyle destekleniyor. Güzel ama küresel kriz olduğuna göre Ankara nereye ihracat yapıyor? Batılı kançılaryalarda bu kadar çok tartışmaya neden olan Türk dış politikasının eksenlerindeki değişimin, nasıl aynı zamanda güçlü ekonomik motivasyonlara da sahip olduğunu fark etmek, olayın ilgi çekici yanını oluşturuyor. Ticari eğilimler incelendiğinde, Türk işletmelerinin üç yıldan bu yana Orta Doğu ve Orta Asya piyasalarında mükemmel neticeler elde etmekte oldukları görülebilir: Ukrayna (+ yüzde 37), Suudi Arabistan (+ yüzde 54,2), İran (+ yüzde 29,5), Suriye (+ yüzde 35,7), Türkmenistan (+ yüzde 62) ve Kuveyt (+ yüzde 55).

İtalyan Dış Ticaret Enstitüsü İstanbul Şubesi Müdürü Roberto Luongo, "2009 itibarıyla Orta Doğu ülkelerine giriş yapan Türk malları, 2005'e kıyasla yüzde 12'lik artışla 20 milyar dolara denk geldi ve son üç yıllık dönemde, Fas'tan İran'a hemen hemen tüm ülkeler krizin etkisinde kalmasına rağmen, karşılıklı ticaret ve sadece ihracat oranlarında görülen artışlar iki rakamlı neticeler verdi." dedi. German Marshall Fonunun Ankara Müdürü Özgür Ünlühisarcıklı, "Türkiye'nin sınır ülkelerine doğru tutum değiştirmesinde ticaret önemli bir unsurdur. Türkiye yeni pazarlar arayışında olduğu için, avro krizi bu değişimi daha da acil hâle sokuyor." diyor. Ankara'da, "İhracatın seni götürdüğü yere git." diyorlar. Kamu hesaplarının yolunda olduğu da doğru: Vergi performansı ilk beş ayda mükemmel seviyedeydi; yıl sonu itibarıyla 50 milyar Türk lirası olarak öngörülen bütçe açığı, mayıs ayında daha 10 milyar seviyesindeydi. Ayrıca yatırım derecelendirme artışı da öngörülüyor.

Koç ve UniCredit'in kontrolü altındaki Yapı Kredi'nin CEO Yardımcısı ve Yönetim Kurulu Üyesi Alessandro Decio, "Sağlıklı mali sistem de ek bir iyimserlik nedeni. Bankamızın yatırımlarında görülen artış da yüzde 13'lük bir piyasa büyümesi karşısında, 1 Ocak tarihinden itibaren yüzde 20 oranında büyüme gösterdi." dedi. Ankara'da yatırımlar ve tüketime doğru akan hayat enerjisi.

Ayrıca dün AB, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne katılımı için gıda güvenliğine ilişkin yeni bir müzakere başlığı açtı. Toplam 35 başlıktan 2004'ten bu yana açılan on üçüncü başlık olmasına rağmen yatıştırıcı etkisi olan bir işaret.

O hâlde her şey yolunda mı? Pek sayılmaz. Ekonomi Uzmanı Cevdet Akçay, "75 milyon nüfusuyla Türkiye büyük bir iç pazara sahip olduğuna göre, bir ekonomik gelişme olması kaçınılmazdı. Büyüme devam edecek ama bu seviyelerde değil." diyor. Türkiye, dolar olarak 840 milyar GSYİH ile yükselmekte olan beşinci (BRIC ülkelerinin oluşturduğu dörtlüden sonra) pazar durumunda.

BCG'nin Türkiye'deki ortağı ve idari Müdürü Francesco Pavoni, "Hükûmet ve kurumlar düzeyindeki koordineli hareket ve hem endüstriyel hem de mali anlamda güçlü bir iyileşme isteği sayesinde Türkiye hızlı şekilde harekete geçmektedir. Gelişmiş bir finans merkezi olarak İstanbul Stock Exchange'in önemini artırmak için, daha geniş sayıda orta çaplı yerel işletme kotasyonu teşvik etmek suretiyle de girişimler desteklenmekte." Ekonomi Uzmanı Matteo Ferrazzi şu tahmini yapacak kadar ileri gidiyor: "Türkiye'nin 2010'da, Avrupa'nın en yüksek büyümeye (yüzde 5 civarında) sahip ülkesi olmasını bekliyoruz." İlk beş ayda 6,6 milyar dolarlık karşılıklı ticaretle Türkiye'nin dördüncü ticari ortağı durumundaki İtalya açısından bir fırsat.

YORUMLARINIZ
Henüz bir yorum yapılmamış.
Bu sayfaya yorum yazarak tarihe not düşün.