Propagandistler aracılığı ile doktorlara ilaç tanıtımı benim aklımın almadığı bir şey. Bilgiye ulaşmanın bu kadar kolaylaştığı bir devirde yapılan da zaten ilaç tanıtımı falan değil daha çok ilaç satmak için uygulanan bir pazarlama taktiği.
Bir doktor reçeteye yazdığı bir ilacın etki mekanizmasını, hangi hastalıklarda, hangi doz ve sürede kullanılacağını, yan etkilerini, benzerlerine göre üstünlüklerini ya da olumsuzluklarını, fiyatını kısaca ilacın tüm özelliklerini ilaç firmalarının yapacağı tanıtımlardan değil, kitaplardan, dergilerden, bilimsel yayınlardan öğrenmelidir.
İlaç şirketleri doktorlara ilaç reklâmına ‘tanıtım’ diyorlar. Velev ki tanıtım olsa ne çıkar? Siz bir ilacı ilaç firmasının yaptığı tanıtımla öğrenen bir doktorun yazacağı reçeteden fayda gelebileceğine inanır mısınız?
Bir ilaç hakkında bilimsel kaynaklar dışında bilgi edinmeyi tıp ahlâkı ile bağdaştıramıyorum, ama İEİS Başkanı Nezih Barut’un sözlerine kulak verecek olursanız dünya gerçeklerinin böyle olmadığını da görüyorsunuz:
‘’Dünyada ve Türkiye’de yapılan çeşitli araştırmalarla, hekimlerin büyük bir çoğunluğunun ilaç hakkındaki bilgilerini, firmaların tanıtım etkinlikleri vasıtasıyla edindiğinin kanıtlanmıştır. İlaç firmaları bu sorumluluklarını, tıbbi satış temsilcileri vasıtasıyla gerçekleştirirler. Firmaların sağlık profesyonelleriyle buluşma kanalı olan tıbbi satış temsilcileri, firmalar açısından büyük önem taşımaktadır. Firmalar, tıbbi satış temsilcilerine büyük kaynaklar ayırarak eğitim yatırımı yapmaktadır.’’
İlaç endüstrisi daha çok satış yapma ve daha çok kazanma konusunda haklı, çünkü bunlar ticari şirketler; Kızılay veya Yeşilay gibi kamu yararına çalışan hayır kurumları değiller.
İlaç şirketlerinin hastalıkların ilaçsız veya en az ilaçla, en düşük dozda ve en kısa sürede iyileştirilmesi gibi bir hedefleri yoktur ve zaten de olamaz. Bunlar yılsonunda kaç hastanın ne kadar çabuk, ne kadar az ilaçla iyi olduklarına değil, ne kadar çok ilaç sattıklarına ve ne kadar çok kazandıklarına bakarak mutlu olurlar.
GELELİM NETİCEYE
Public Library of Science Journal Medicine isimli tıp dergisinde yer alan bir yazıda Amerika’ da ilaç firmalarının ilaç tanıtımı için bir senede harcadıkları 15.7 milyar doların 4.8 milyarının propagandistlerin doktorlarla bire-bir görüşmelerine sarf edildiği bildiriliyor.
Bizdeki durum da bundan farklı değil.
Türkiye’deki bir ilaç firmasında uzun yıllar çalıştıktan sonra emekliye ayrılan pazarlama müdürü T.S. ilaç sektöründe dönen dolapları Habertürk’ e şu sözlerle anlatıyor: ‘’İlaç sektörü silah sektöründen de kirli bir sektör. İlaç satışını artırmak için doktorlara buzdolabı ve dizüstü bilgisayardan kadın ayarlamaya kadar her türlü “hediye”yi verirdik. Satış baskısı mümessilleri kötü yola düşürdü.’’
Bu rakamlar ve bu açıklama ilaç tanıtımının ne kadar zor ve pahalı bir iş olduğunu ve asla ‘kuru kuruya’ yapılmadığını ortaya koyuyor. Bir ilacın ne kadar mükemmel, eşi bulunmaz, mucize bir ilaç olduğunun doktorların beyinlerine kazınması için ilaçla ilgili tıbbi verilerin değil çantadan çıkacak hediyelerin daha önemli olduğunu da açıkça gösteriyor.