ILIMLI İSLÂM’I ORDU MU GETİRDİ?
Vatan Gazetesi’nde 3 Ocak 2008 günü çıkan haberi birlikte okuyalım:
“Aykırı iddiaların sahibi Prof. Yalçın Küçük: Eyyyyy ordu! İslamcıların gelmesinden sen sorumlusun.
Aykırı tezlerin sahibi Prof. Yalçın Küçük, SKY Türk’te yayınlanan “Kalemler ve Kılıçlar² programında her hafta olduğu gibi yine çarpıcı iddialar ortaya attı.
İslâmiyet’in önemli makamlarını İbranilerin işgal ettiğini savunan Yalçın Küçük’ ün suçlamalarından ordu da payını aldı.
Program esnasında her zaman yaptığı gibi önce sesini iyice düşüren Küçük, peşinden haykırdı:
Eyyyyy ordu! Siz yaptınız?
İslâmı siz getirdiniz!
Türkiye’nin aydınlık günlerinin önünü kapatmak için.
3 kişisiniz Tağmaç (Eski Genel Kurmay Başkanı Memduh Tağmaç 1969 – 72), Evren (Kenan Evren) ve Özkök (Hilmi Özkök)”
X
Profesör Yalçın Küçük’ün iddiaları düşündürücü…
İslâm’ı ülkeye ordunun getirdiğini iddia eden Küçük, bu konuda üç kişiyi sorumlu tutuyor:
Tağmaç, Evren ve Özkök…
İşin hüzün veren yönü; artık ülkeye İslâm gelecek mi gelmeyecek mi kaygı ve tartışmaları bitmiş, (çünkü Türkiye zaten bir ılımlı İslâm devleti olmuş, yani İslâm ideolojisi, rejimin başına gelip oturmuş) İslâm’ı ülkeye kimin getirdiği tartışma ve suçlamaları aşaması başlamıştır…
Beklenen ve tahmin edilen süreçti… İşliyor…
Aymazlıklardan, boş vermişliklerden ve “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” lardan sonra; doğal olarak hangi süreç gelir?
“Biz nerede ve nasıl hata yaptık da bu durumu düştük!” süreci…
İşte şimdi laik, Atatürkçü, cumhuriyet’e gönül vermiş kesim için o süreç, yani “kafaya dank” süreci başlamış bulunmaktadır…
Türkiye olarak; Yargıtay Onursal Başsavcısı Vural Savaş’ın “Türkiye Cumhuriyet’i yıkılırken” diye adlandırdığı kitabında tanımladığı; “bir zaman gelecek, olan bitenleri neden zamanında fark etmedik, nasıl da Cumhuriyet’in elden gitmekte olduğunu anlayamadık…” türü konuşmaların yapılacağı ortam ve sürece girmiş bulunuyoruz…
Humeyni, Paris’ten uçup, bir gecede Tahran hava alanına indi, İran’da da her şey bir gecede bitti… Bizim için ise, daha uçak havada… Laik, demokratik, cumhuriyete gönül vermiş, Atatürkçü kitleler için “Köprüden önce son çıkış” şansı henüz kaçırılmamış sayılabilir!
X
Ülkenin ılımlı İslâm devleti durumuna gelmesinin baş sorumlusu, Prof. Yalçın Küçük’ün iddia ettiği gibi ordu değil, düpedüz “MEDYA”dır!...
Evet… Adına hak etmediği halde “ulusal” dedikleri MEDYADIR!..
Bunun hiç tartışılacak yönü yoktur!
Tağmaç’ın, Evren’in, Özkök’ün hataları olmamış mıdır?
Her üçünün de bu yönde göreceli olarak, az ya da çok yanlış tavır ve icraatları olmuş olabilir….
Ancak, her şeye karşın, medya şayet son yıllarda ki suskun ve teslimiyetçi konumunda olmasaydı; AKP hükümeti, İslâmcı ideolojiye dönük bu denli rahat icraatlar içinde olmaz ve devlet kadroları vasıtasıyla ülkenin ana damarlarına bu ölçüde köklü yerleşmezdi…
X
İslâmi rejimden sebeplenen ve bu dönemde keselerini doldurmaya devam eden kimi din simsarları; fanatik ve radikal dinci görünümü altında çıkacaklar ortaya ve şimdi diyecekler ki;
“Ne olmuş yani, ülke İslâmlaşmışsa kötü mü olmuş? Siz Müslüman evlâdı değil misiniz? Bundan niçin rahatsızlık duyuyorsunuz? Herkes inandığı doğrultuda yaşasa kıyamet mi kopar? Vs…”
Sanki Müslümanlık ve Müslümanlığı savunmak, öğretmek onların tekelinde…
Açık ortamlarda tepki çekmemek için konuya ılımlı söylemlerle yaklaşanların; dış dünyaya kapalı süfli ortamlarında yani gerçek dünyalarında; “Mustafa Kemâl dinsizinin, kurduğu bu kafir rejimi er geç yıkacağız…” diye kükreyip coştuğunu iddia etmek, söylemek, herhalde gerçek dışı bir değerlendirme olmaz!.
Nasıl oldu? Kim yaptı? Kimlerin ihmaliydi? Neden bu duruma geldik? Gerçek sorumlular ve suçlular kim?... Bütün bu soru, söylem ve tartışmaları bir kenara bırakıp; geri dönülmezliğin çaresizliğine düşmeden; yani KÖPRÜDEN ÖNCE SON ÇIKIŞ” şansını kaçırmadan AYMAK GEREKİR AYMAK!
Hiç vakit yitirmeden ve “bana neci” olmadan; Cumhuriyet ve Atatürk düşmanlarına karşı akılcı ve demokratik mücadeleyi; bilinçli, kararlı ve inançlı olarak şuurlu biçimde ortaya koymak gerekiyor!
Orduyu suçlamak ve yıpratmak, Cumhuriyet düşmanlarının ekmeğine yağ sürmek demektir... Zaten onların beklediği ve hararetle istedikleri de bu! Böyle bir yanlışlığa kesinlikle düşmemek gerekir…
Hesap sorulacak, yakasına yapışılacak ve tepki gösterilecek bir yer varsa, o da hiç şüphesiz, bugün tanınmaz hale gelmiş olan MEDYADIR!...
GÜDÜMLÜ VE KUKLA MEDYAYI adam etmeden, ülkede güneşin doğmasını beklemek, inanın ütopyadan öteye gidemez!..
BURHAN ÖZBEY