TAHRAN, 10/08(BYE)--- Tirajı günde 300 bin olan muhafazakâr eğilimli İran gazetesinin 10 Ağustos 2010 tarihli sayısında, yukarıdaki başlık altında yayımlanan yazının çevirisi şöyledir:
Türkiye'nin askerî yönetim yapısında yaşanan yeni değişiklikler, Tel Aviv'in kaygı duymasına sebep oldu. İsrail, Millî İstihbarat Teşkilatının (MİT) yeni Müsteşarı Hakan Fidan'ı hedef alarak Ankara ve Tel Aviv arasında yaşanan gerginliklere yeni bir boyut kazandırdı.
İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak, "İran yanlısı bir kişinin MİT Müsteşarlığına getirilmesi bizi kaygılandırıyor. Belki İran, Türkiye aracılığıyla sırlarımıza ulaşabilir" dedi. Bu sözlere tepki gösteren Türkiye Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Büyükelçi Halit Çevik, İsrail'in Ankara Büyükelçisi Gabi Levi'yi Bakanlığa çağırarak Büyükelçiyi İsrail'in, Türkiye'nin iç işlerine karışmaması yönünde uyardı. İsrail'in Mavi Marmara gemisine düzenlediği saldırıyla iki ülke arasında yaşanan gerginliği göz önünde bulunduran Ehud Barak, taraflar arasındaki soğuk ilişkilerin korunmasına dair tutumu konusunda ısrarcı davrandı.
Mossad, Hakan Fidan'ın Türkiye-İran ilişkilerinin güçlendirilmesinde eksen rol oynadığına ve Fidan'ın bu tutumunun temellerinin Başbakan Yardımcılarından birinin asistanlık görevini yürüttüğü döneme dayandığına inanıyor. Ancak Türk gözlemcilere göre, İsrail'in Fidan hakkındaki bu düşüncesi Tel Aviv'in Fidan'ı tanımadığını ortaya koyuyor. Söz konusu gözlemcilere göre Tel Aviv ve laik çevreleri kaygılandıran şey, Türkiye'nin MİT'in yeni yönetiminin İslamcı hükûmetin görüşleriyle uyumlu bir şekilde gerçekleştirmeyi amaçladığı reformlardır. Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantılarına kadar uzanan bu reformlar, Ankara basınına da yansıdı. Ancak bu reformlar nelerdir? Birincisi şu ki Erdoğan döneminin MİT Müsteşarı, yetenekli gençler ve profesyonel insanlara daha çok yetki ve sorumluluk tanımıştır. Örneğin Hakan Fidan, gençlere fırsat tanımanın yanı sıra tecrübeli üyelerin deneyimlerinden yararlanmaya öncelik veriyor. Bu süreçte, MİT'in politikaya bulaştırılmamasına ve teşkilatın sahip olduğu teknolojinin güncelleştirilmesine çalışılıyor. Bu yüzden, diğer yerli ve yabancı teşkilatlarla ortak bilgi ve sırların değerlendirilmesi üzerinde vurgu yapılacak. Zaman içerisinde istihbaratın tanımı ve kapsamı genişletilecek, nükleer, ticari ve enerji faaliyetleriyle ilgili yeni birimler kurulacak.
İslamcı hükûmetin liderleri, ordu ve istihbarat teşkilatını bir araç olarak kullanmayı amaçlamadıklarını açıklayarak, Fidan döneminde MİT'in, Başbakanlığın gölgesinde kalmayacağını ve iç ve dış istihbarat birimlerinin bağımsızlığının artacağını vurguladı. Ancak MİT, devlet kurumları, Genelkurmay Başkanlığı, polis ve jandarma arasında etkin bir koordinasyon sisteminin kurulmasına sebep olacak bir projeyi hayata geçirecek.
İslamcılara göre, MİT'in yeni yöneticileri nefes kesen bürokrasiyi bir kenara bırakarak tecrübe ve uzmanlık üzerinde duruyor. Hakan Fidan MİT Müsteşarlığına atandıktan iki gün sonra Azerbaycan Cumhuriyeti millî gününde Azerbaycan'ın Ankara Büyükelçiliğine gitti. Türk basını Fidan'ın kendine ait BMW marka otomobiliyle törene gittiğini ve orada Azerbaycan ve Fransa Büyükelçileri ile konuştuğunu yazdı. Davetlilerin çoğu Fidan'ı tanımıyordu. Diğer bir nokta şu ki Hakan Fidan, MİT'in internet sayfasında fotoğrafı bulunan tek MİT Müsteşarıdır. Bu yüzden Erdoğan hükûmeti döneminde, Fidan, genç, tecrübeli ve okumuş istihbaratçıların yeni nesli olarak sayılıyor. Türk basınının yazdığına göre söz konusu yeni nesil, görevlerinin hassas ve gizli olmasına rağmen açığa vurmamayı bir kenara bırakarak birçok törene rahatlıkla katılıp, yapıcı ve menfaat dolu ilişkilerden oluşan geniş çaplı bir ağ kurmanın düşüncesindedir. Bu yüzden, Fidan'ın, programlarının eğilimi ve niteliğine göre yerli ve yabancı birçok teşkilat, özellikle de komşu ülkelerle geniş çaplı ilişkiler kurması doğal bir konudur. Bu, Türkiye'deki yeni neslin doğasıdır ve İsrail'in, Türkiye'nin siyasi ve güvenlik yönetiminin yapısında değişikliğin yapıldığına itiraf etmekten başka çaresi yoktur.