Son Haberler
28.05.2012 Pazartesi 18:32
USD 1,7570 EUR 2,3630 EUR/USD 1,3449 IMKB100   59737/%0,00
ISTANBUL Perşembe: 15°C/21°CCuma: 15°C/22°CCumartesi: 14°C/23°C

Havadurumu ayarlari

Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.

İRNA: İSTANBUL'DAN BRÜKSEL'E KADAR MÜZAKERE DİPLOMASİSİ
27.07.2010 19:00

ANKARA, 27/07(BYE)--- İran Haber Ajansının (İRNA) 26 Temmuz 2010 tarihli internet sayfasında, yukarıdaki başlık altında yayımlanan Farsça haberin özet çevirisi şöyledir:

"Tahran Bildirisi" konusunda müzakere diplomasisinde yeni bir dönem, dün, İran, Türkiye ve Brezilya Dışişleri Bakanlarının İstanbul'da toplanmasıyla başladı ve bugün de Brüksel, çok sayıda Batılı dışişleri bakanının yer alacağı ve İstanbul'daki görüşmelerden farklı olacak olan müzakerelere ev sahipliği yapacak.

Türkiye ve Brezilya'nın Tahran Bildirisi'ne bağlılıklarını ve bu Bildiri doğrultusunda tam bir netice alınıncaya kadar müzakere diplomasisini sürdüreceklerini vurgulamalarını, uluslararası ilişkiler uzmanları ve siyaset bilimciler, İran'ın nükleer meselesine ilişkin bütün sorunların çözümünün esası olarak değerlendirdiği hâlde Batılılar, bu hususta tamamen birbiriyle çelişen ikili bir yaklaşım sergilemekteler.

Başta BBC ve Alman Haber Ajansı olmak üzere çeşitli Batı medya organlarında yer alan haberlere göre bugün, AB'nin 27 üyesi, Brüksel'de bir araya gelecek ve "Birliğin İran'a karşı en sıkı yaptırımları" olarak adlandırılan yeni yaptırımlarını onaylayacak. Bu girişim, AB'nin bir süre önce İran ile görüşme talebiyle tamamen çelişmektedir.

BBC'nin İran ile görüşme ve yaptırım için AB'nin girişimi konusundaki haberinde, AB üyesi ülkelerin Dışişleri Bakanlarının İran'a karşı daha sıkı yaptırımlar uygulamayı kabul ettiklerini aynı zamanda Birliğin dış politika yetkililerinin Tahran ile görüşmeleri sürdürmeyi istediklerine yer verilmektedir.

AB Dış Politika Yetkilisi Catherine Ashton, BM Güvenlik Konseyinin İran aleyhine olan 1929 sayılı son kararının onaylanmasının hemen ardından Batılılar tarafından nükleer başmüzakereci olarak tanınan İran Millî Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Sait Celili'ye hitaben bir mektubunda İran'dan resmen görüşme talebinde bulundu.

Celili de yaklaşık olarak iki hafta önce Ashton'ın görüşme talebini yanıtlarken AB'ye üç temel soru yöneltti ve AB'nin bu sorulara cevabını "iki taraf arasında görüşmelerin devamı açısından gerekli" şeklinde değerlendirdi.

Celili'nin mektubunda yer alan üç soru şöyledir:

1- Görüşmelerin amacı iş birliği mi, yoksa İran halkına düşmanlığı devam ettirmek mi?

2- Her türlü tehditten kaçınılacak mı?

3- Görüşmelerin ortak temelini aydınlatmak için siyonist rejimin nükleer silahları konusundaki gerçek görüşünüz nedir?

İran Millî Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri, bu mektubunda Avrupalılara hitap ederek şunları vurguladı: "Bugün sizin her zamankinden daha fazla milletimizin güvenini kazanmaya ihtiyacınız var. Müzakerelere ilişkin yanlış stratejiyi bırakmalı ve hataları telafi etmelisiniz."

"Müzakerelere ilişkin yanlış strateji" ifadesi, BBC'nin, "Obama, İran ile Müzakereleri Sürdürmek ve Yaptırımları Artırmak İstiyor" başlıklı son haberinde net olarak kendisini göstermektedir.

Celili'nin AB'ye hitaben üç sorusu ve görüşme tarihi olarak eylül başını belirlemesi, gerçekte "üçlü şart" ve görüşme tarihine işaret etmektedir.

Dün de İran Atom Enerjisi Teşkilatı Başkanı Ali Ekber Salihi, Amerika, Fransa ve Rusya'dan müteşekkil Viyana Grubu'nun Tahran Bildirisi konusundaki sorularına İran'ın cevabı hakkında, "İran, Viyana Grubuna yanıtını hazırladı ve bu yanıt derhâl UAEA'ya ulaşacak." ifadelerini kullandı.

İran'ın, Viyana Grubunun yakıt takası konusunda gündeme getirdiği sorulara yanıtı, Tahran tarafından çeşitli konuların çözümü için bir diğer yapıcı adım olarak değerlendiriliyor. İran İslam Cumhuriyeti için asıl önemli olan, adil şartlarda görüşmelerin yapılması ve nükleer mesele başta olmak üzere çeşitli sorunların çözümünde karşılıklı saygıdır.

İran ile görüşme yönündeki Ashton'ın talebinin bir sonuca ulaşması için uygun zemini oluşturma doğrultusunda diplomatik çabaların, görüşmelerin ve mektuplaşmaların olduğu böyle bir ortamda, olumlu sonuca ulaşmak için iyi bir potansiyel mevcut. AB ise bu yapıcı sürecin aksi istikametine hareket ederek yaptırımlar peşinden gitmektedir. Bugün Brüksel'de AB, İran aleyhine yeni yaptırımları onaylayacak.

Avrupalıların İran karşıtı yaptırımları sıkılaştırma yönündeki çabaları, 27 üyeli bu büyük Birliğin bağımsız politikalar yürütmesindeki güçsüzlüğünün, Beyaz Saray'ın ve siyonist rejimin İran karşıtı düşmanca politikalarının peşinden gittiğinin ayrıca Amerika ve siyonist lobinin -dolaylı ve dolaysız- baskıları karşısında teslim olduğunun bir göstergesidir.

Öyle görünüyor ki üye sayısı, nüfus ve coğrafi açıdan bugün her zamankinden daha büyük, aynı zamanda güçlü olan AB, hâlen "siyasi bağımsızlık ve bağlantısızlık" adlı büyük bir zafiyet içinde. İşte bu nedenle AB'nin, Türkiye ve Brezilya gibi güçlü ve bağımsız ülkelerle arasında oldukça büyük mesafeler var.

Tahran Bildirisi'nin imzalanmasına ve dün İstanbul'da üçlü toplantının yapılmasına neden olan diyalog yoluyla İran'ın nükleer meselesinin çözümü için Türkiye ve Brezilya'nın mantıklı ve takdire şayan adımları, rejimlerden ve devletlerden bağımsız olarak kararlar alma konusunda özellikle AB üyeleri başta olmak üzere başka ülkelere örnek olabilir onlar da Türklerin ve Brezilyalıların hareketine katılabilirler.

Uluslararası ilişkiler uzmanları, siyaset bilimciler ve analistler, Brezilya ve Türkiye'nin İran'ın nükleer programı konusundaki bağımsız hareketinin öneminin sadece bu konuyla sınırlı olmadığı hatta uluslararası arenada yeni bir hareket olduğu inancındalar. Söz konusu hareket, dünyanın birçok siyasi dengesini değiştirecektir.

Bugün Brüksel'deki hareket, yeni bir durum değil. 30 yıldan beri İran, sürekli olarak çeşitli yaptırımlar altında siyasi, ekonomik ve toplumsal hayatını sürdürmektedir. Yaptırımlar, İslam inkılabının çok yönlü olarak gelişmesi yolunda dikkate değer menfi bir etki yaratmamıştır.

İran İslam Cumhuriyeti üst düzey yetkilileri, İran'a yaptırımları hoş karşılamadıklarını ve uluslararası camia ile iş birliklerini geliştirmek istediklerini belirttiler.

YORUMLARINIZ
Henüz bir yorum yapılmamış.
Bu sayfaya yorum yazarak tarihe not düşün.