ISSIZ VE YALNIZ ÜLKEM
Bu ödülü tutkuyla sevdiğim yalnız ve güzel ülkeme armağan ediyorum. Nuri Bilge Ceylan
Güzel ülkemizi kimler “yalnız” duruma getirdiler.
Kimler “ıssız adam” misali “ıssız ve yalnız ülke” yarattılar.
Yaşamakta olduğumuz şu günlerde yani 2009 un ilkbahar aylarında, kim ruhunda ve umudunda baharlar yaşayabiliyor?
Acaba bu ıssız ve yalnız kalmış ülkede, kaç kişi sabahlara, umut ve neşe içerisinde uyanabiliyor?
Kim çocuklarının geleceğinde pembe ufuklar görebiliyor?
Toplum parçalara bölündü.
Laik - antilaik, Sünni - alevi, Kürt – Türk, ulusalcılar – dindarlar, türbanlılar -başı açıklar… sayın sayabildiğiniz kadar.
Son yılarda bu bölünmeleri kimler yarattı?
4 çarpı 4 jeeplerin direksiyonuna oturmuş, başı en pahalı eşarplarla örtülüler, otobüs duraklarında bilet parasını zor denkleştiren türbanlılar, başı kapalılar…
Birkaç yıl öncesine kadar ayda bir elbise değiştirebilenler, bugünlere geldiklerinde, günde üç kez kıyafet değiştirir duruma gelmişlerse, bu “tatlı yaşamı” yaratanlar, acep ülkenin hangi katmanlarında olanlar ki?
Bu insanlar nasıl böylesine, servet sahibi oldular?
Kim bu insanlar kimlerin zengini?
İşsizlik Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdı.
Üç gencimizden biri işsiz..
İşyerleri, fabrikalar bir bir kapanmaya devam ediyor…
Gün olmuyor ki toplumda birkaç intihar vakası yaşanmasın!
Gençler işsizlikten, aşsızlıktan ve evsizlikten evlenemiyorlar..
30 lu yaşların sonlarına gelmiş, gençlikten çıkıp orta yaşlara geçmiş insanlar ana baba evlerinden kopamıyorlar…
“Sus” , “konuşma” , “eleştirme” !...
Yoksa hesabın görülür, işin bitirilir…
Koy kalemini cebine otur köşende olup bitenleri sessizce izle.
Sakın ola dilini çıkarma!..
Yoksa…
İşinden aşından olursun…
Söz dinlememeye devam edersen, evinden yurdunda olursun…
Kapında maliyeciyi bulur dünyanı şaşırırsın!
Sakın gazete okuma ve televizyon izleme!
Okursan ve izlersen, sadece yandaş medyayı izleyeceksin!
Hükümetin ipliğini pazara çıkaran, Deniz Feneri rezaletinin peşini bırakmayan, halka doğruları ve gerçekleri yansıtan,
DOĞAN GURUBU denilen gurubun gazetelerini okumayacaksın!
Okumak bir yana eline bile almayacaksın!
Atatürk ve Atatürkçülük kimi kelimeleri, sık sık ağzına almayacak, orada burada
Cumuhuriyet Mitingi denilen “ihanetler” içerisinde yer almayacak, alanlarda bayrak açıp özgürlük ve demokrasi marşları söylemeyecek, “çağdaşlık” adına demokratik eylemlerde bulunmayacaksın…
X
Ergenekon davasını ima ederek herkes birbirine seni kaçıncı dalgada içeriye alacaklar diye yarı şaka yarı ciddi sorular sormaya başladı…
Kimse kapalı olsa bile, cep telefonlarının yanında yöresinde, karşılıklı konuşup dertleşemez ve yönetimleri eleştiremez oldu…
Silivri Cezaevi’nde yatanlardan, her hangi biri ya da birileriyle içeriye girmeden şu ya da bu biçimde sosyal ortamlarda el sıkışıp tokalaşanlar bile, sırf tokalaşıp el sıkıştıklarından ötürü korkar ürker oldu.
X
Sevgili okurlar:
Ne gariptir ki; ahlaktan yoksun kimileri, içinde bulundukları “utanç” verici “çirkin” sosyal ve bireysel konumlarına bakmadan, topluma fazilet dağıtma sevdasına kapılıyorlar.
Kuş kadar beyinleriyle bize saldırıda bulunup; sözde kahramanlıklara soyunuyorlar. Akıllarınca bizi iktidarın yandaşı, çıkar peşinde koşan kişiler konumuna koymaya çalışarak bir şeyler söylemeye çalışıyorlar..
Bir zamanlar bizi göklere çıkarıp, üstümüzden nemalanan bu ahlaksız ve rezil vicdansızlar; yanlarında çalıştırdıkları çaresiz insanların çoluk çocuklarının nafakası aylıklarının üzerine yatıp, utanmadan sürekli kul hakkı yiyenler, alçaklıklarına ve “köprü altı ahlaklarına” bakmadan “fazilet kahramanlığına” soyunuyorlar.
Ama kul hakkı yiyen bu “tescilli” dolandırıcıları da, bizi de tanıyan sağduyulu insanlarımız; kimin nerede nasıl ve ne konumda olduğunu çok iyi biliyor ve herkese hak ettiği puanını en iyi şekilde veriyorlar..
SUSKUNLUĞUMUZ ASALEMİZDENDİR
HER LAFA VERİLECEK CEVABIMIZ VAR
AMA BİR LAFA BAKARIZ LAF MI DİYE
BİR DE SÖYLEYENE BAKARIZ ADAM MI DİYE
MEVLANA
BURHAN ÖZBEY