İSTANBUL KİMSENİN BABASININ KENDİNE VERDİĞİ BİR SALTANAT
DEĞİL.
Uzun bir süredir yazmıyorum, evimi taşıma telaşına
memleketimin yer kabuğunda biten mantarları(her gün değişen gündem) toplayıp
size bir sote yapma fikri de eklenince yazılar biraz ötelendi. Ama İstanbul’a
Kemal Kılıçdaroğlu aday gösterilince kabaran iştahımı doyurmak istedim….İnternet
ortamında bir şiir gördüm baştan aşağı İstanbul’un fethini anlatan. Orada en
vurucu paragraf bana göre şuydu:
Artık ne kaybeden olur, bulunan İstanbul’u,
Ne İstanbul aranır.
Bir hilal dalgalanır yedi tepede.
Hala ve hala dalgalanır….
Bence İstanbul siyaset, başkanlık ötesi bir yer. Kız
kulesinin sarhoş bir kocaya gelin gitmesinden, Kuştepe’ye oğlunu, kızını
dilenmeye gönderene kadar bu şehri yönetmeye talip bütün babalar suçludur. O yüzden sahte babalık
yapana karnımız tok bizim. Belgelerle konuşan, dürüst siyasetçimiz foyacılığa
soyunurken anlamıştım bu işin ucundan seçimin görüneceğini. Eğer diyordum, eğer
belediye seçimleri dahil genel seçimlerde de Kılıçdaroğlu suçluları yakalama
görevini sürdürmeyi seçip, ‘oy oy’ eminem kolunda bilezikler(kolundaki
bileziklerden ona neyse?) şarkısını söylemezse yani oy için bu asayiş berkemal
oyununu oynamıyor olduğunu gösterirse gidip elinden öpeceğim.…Ama çok
geçmedi ne yazık ki! ha diyeceksiniz ki, kendisi çok değerli bir zattır,
herkesin maskesini düşürüyor, onun gibi özü sözü doğru bir siyasetçi kaldı mı
ki, bence aday olmasının tam zamanı, o zaman da size sorarım, o çok uğraştığı
Melih Gökçek’in karşısına neden çıkmadı çünkü Tayyip Erdoğan’ın izlediği yolu
seçiyor, Belediyeciliğin ardından asla Genel Başkanı olamayacağı CHP’den ümidi
kesmiş, ülkeyi yönetme sevdalarına düşmüş görünüyor. Kemal Kılıçdaroğlu furyası
başlayalı ağzından hiç İstanbul’a dair bir şey çıktı mı, yani İstanbul aşığı
olması imkanı var mı? Hayır. Kılıcını bilediği insanların yerine geçme şansı
olsaydı geçer miydi? Vallahi bana geçmezdi gibi gelmiyor….Kadir Topbaş’ın da
başından öpüyorum diyemem ama illa birisi hizmette bulunacaksa onun alternatifi
şu an için yok gibi. En basitinden ihtiyacım olmadığı halde, çoğalan
şubelerinin kapımın önüne kadar gelmesiyle açtığı ücretsiz meslek edindirme
kurslarından faydalandığımı söyleyebilirim. Halit Kakınç’ın da röportajımızda
değindiği gibi belediye binasında çok yakın ilgiyle karşılandığımı da
belirteyim. Ahmet Hakan’ın ‘burnu kalkık
AKP’nin burnunun sürtülmesi için Kemalciyim’ diye yaptığı itiraftan sonra bana
da şu yakışır: “Klavuzu karga olanın sonu ne olur bilmem” Ya da, AKP’nin burnu
düzeldikten, kepçe kulakları normale döndükten sonra burnu camın soğuk yüzeyine
iyice yapışmış halde, ben naptım dememek için,” palyaço atasözünde olduğu gibi,
“takma bir burun, burunsuz olmaktan çok çok daha iyidir”deyip sözü bitireyim……
hulyaokur06@gmail.com