Bir sabah kahvaltı yapıyorsunuz, kapınız çalınıyor, resmi kimlikli ama sivil giyimli kişiler kapınızda. Oğlunuzu bilgi alacağız bahanesi ile alıp götürüyorlar. Akşama geri döner diyorlar. Dönmüyor.
Bekliyorsunuz, ertesi gün de dönmüyor. Polis karakoluna gidiyorsunuz, “biz almadık, burada yok” diyorlar. Jandarma karakoluna gidiyorsunuz, “bilgisine başvurduk, sonra gitti” diyorlar. Avukatlarınız, İnsan Hakları Dernekleri devreye giriyor, ama yine bulamıyorsunuz.
Karakola girdiğini görenler, hep aynı arabalardan bahsediyor. “Beyaz bir toros otomobile bindirdiler” diyorlar mesela. Siz duyduklarınızla tekrar resmi makamlar başvuruyorsunuz, yine bütün kapılar yüzünüze kapanıyor.
Aylar geçiyor, artık öldürüldüğünü kabulleniyorsunuz. Ama ceset olmayınca, içinizde bir şey ümidini hiç kesmiyor. Annelik dürtüsü, sizi rahat bırakmıyor. Ümidinizi kaybettiğiniz anlarda da, “bari mezarını bilseydim” diyorsunuz.
Yıllar geçiyor, yürüyüşler yapıyorsunuz. Sizin gibi onlarca anne ile birleşip, dernekler kuruyorsunuz. Ellerinizde evlatlarınızın, eşlerinizin, kardeşlerinizin fotoğrafları ile her kapıyı çalıyorsunuz. Hükümetler değişiyor, bakanlar değişiyor, komutanlar değişiyor ama sizin çileniz değişmiyor.
Bir süre sonra, bazıları konuşmaya başlıyor. “Falan tarihlerde, JİTEM adı altında bir yapılanma ile bir sürü insanı, sorgulayıp öldürdük, cesetlerini falan yerlere attık” diyorlar. Onlar konuştukça, devlet “JİTEM diye bir kurum yok” diyor.
Şu anda yargılanan bazı emekli komutanlar, JİTEM ile ilgili açıklamalar yapıyor, hatta bir tanesi “JİTEM’ i ben kurdum” diyor. Genelkurmay Başkanlığı, JİTEM’ i inkar ediyor. İtiraflar doğru çıkıyor, verilen adreslerden kemikler fışkırıyor. Devlet sessiz kalmaya ve inkar etmeye devam ediyor.
Siz bir kez daha yaralanıyorsunuz. Kazı yapılan yerlere koşup, acaba “benim evladım da burada mı” diye bekliyorsunuz. Cesede ulaşırsanız, buruk bir sevinç kaplıyor sizi, bulamazsanız kanamaya devam ediyorsunuz.
Türkiye’ nin en büyük şehirlerinden birinde, birkaç gündür yapılan kazılarda, dün itibariyle 23 cesede ulaşıldı. Kazıda çalışan işçiler, “psikolojimiz bozuldu” diyerek isten ayrıldılar. Kazılar sürüyor, kaç ceset daha çıkacak bilinmiyor. Bölge insanının ruh hali, bu kazıları gördükçe daha iyi anlaşılıyor.
JİTEM mi, varlığı herkesçe biliniyor, bir tek devlet tanımıyor. Herkes JİTEM’ in varlığını tanıyor. Sadece devlet inkar ediyor. Ve JİTEM, resmi olarak ortaya çıkarılıp yargılanmadıkça, açılım falan olmuyor. Daha yerleri bulunamayan faili meçhul cesetlerin failleri ceza almadıkça, yara kapanmıyor.
On yıldır evladını bekleyen anne, devletten bunu bekliyor…