Son Haberler
10.02.2012 Cuma 04:27
USD 1,7550 EUR 2,3310 EUR/USD 1,3282 IMKB100   60162/%0,00
ISTANBUL Cuma: -1°C/3°CCumartesi: -1°C/5°CPazar: 1°C/6°C

Havadurumu ayarlari

Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.

Kabinedeki büyük revizyon ne anlam taşıyor?
Hülya Okur. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Kabinede Yaptığı Değişikliğin Ardından çeşitli yazar, akademisyen ve iş adamlarının görüşlerine başvurdu…Revizyonun ardında bir seçim yenilgisi var mı? Bülent Arınç’ın bakan olması Erdoğan’ın mutlak hakimiyetinin sonu mu? Değişiklikler hükümetin performansını ne yönde etkiler? İşte, kabinedeki revizyona ilişkin getirilen farklı bakış açıları ve yorumlar… 06.05.2009 10:21

 HÜLYA OKUR-HaberX
 
 
1-Erdoğan, “Hepsi de görevlerini en iyi şekilde yapmışlardır. Ancak iş hayatında değişimin gerekliliğine inandığımız için de bu yola başvurduk” dese de bu revizyona gitmesinin altında bir seçim mağlubiyeti hesaplaşması mı vardır sizce?
 
2-Bu bakanlar Kurulunda kadın figürünün öne çıkartılmasındaki amaç ne olabilir? Bu yönetimdeki eksikliğin kadın etkinliğiyle tamamlanabileceğine inanıyor musunuz? Nimet Çubukçu faktörünü biraz açar mısınız?
 
3-Bülent Arınç’ın Başbakan Yardımcısı olarak kabineye alınmasının, Erdoğan’ın tek tabanca olarak görevini sürdürmediğinin ve Arınç’ın eleştirilerine hazır olduğunun mesajı mı çıkıyor sizce?
 
4-Bu listenin sizi en çok şaşırtan ismi ve bu isim konusunda Başbakan’ın olası stratejisi üzerinde görüş bildirir misiniz?
 
5-Bu değişikliğin hükümetin performansını ne yönde etkileyeceğini düşünüyorsunuz?
 
6-Bu değişiklik, hükümetin yeni bir yüz ve çehreye kavuşması isteği, yeni bir seçimi kazanmış, hükümetin başına yeni geçmiş, genç bir dinamizm yakalamış intibası bırakmak istemesiyle ne kadar ilgili?


 
 
KABİNEDE KALAN VE YERLERİ DEĞİŞMEYEN BAKANLAR:
 
-Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek,
-Devlet Bakanı Mehmet Aydın,
-AB’den sorumlu Devlet Bakanı Egemen Bağış,
-Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül,
-İçişleri Bakanı Beşir Atalay,
-Sağlık Bakanı Recep Akdağ,
-Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım,
-Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay,
-Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu olurken,
 
GÖREVİ DEĞİŞEN BAKANLAR:

Dışişleri Bakanı Ali Babacan,
Ekonomi Koordinasyonundan Sorumlu Devlet Bakanı
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı,
Devlet Bakanı
Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Nafiz Özak,
Devlet Bakanı
Sanayi ve Ticaret Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan, Devlet Bakanı
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Devlet Bakanı

YENİ BAKANLAR:

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç
Bingöl Milletvekili Cevdet Yılmaz, Devlet Bakanı
Denizli Milletvekili Selma Aliye Kavaf, Devlet Bakanı
Hatay Milletvekili Sadullah Ergün, Adalet Bakanı
Dışişleri Danışma Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu, Dışişleri Bakanı
Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Şimşek, Maliye Bakanı
Kadından Sorumlu Devlet Bakanı Nimet Çubukçu, Milli Eğitim Bakanı
Samsun Miletvekili Mustafa Demir, Bayındırlık ve İskân Bakanı
İstanbul Milletvekili Ömer Dinçer, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı
Kocaeli Milletvekili Nihat Ergün, Sanayi ve Ticaret Bakanı
Kayseri Milletvekili Taner Yıldız, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı oldu.

Aydın Menderes,

“MEHMET ŞİMŞEK, BAŞBAKANIN BU HÜKÜMET DEĞİŞİKLİĞİNDEKİ EN RİSKLİ ATAMASIDIR”

1- Başbakanın yaptığı hükümet değişikliğinin hükümet içi bir hesaplaşma olduğunu zannetmiyorum. Başbakan Erdoğan ilk günden itibaren bazı illerdeki başarısızlıkları bazı bakanlara bağlayarak siyasi bir manevra yaptı. Kendisini tartışma konusu olmaktan çıkarttı. Siyasi partilerin seçim başarısızlıklarında iktidar iseler başbakanlar bakanlardan çok daha fazla sorumluluk sahibidirler.

2- Nimet Çubukçu belki de en zor bakanlığa getirildi. Yetenekleri hakkında tam bir bilgi sahibi değiliz. Ancak şu ana kadar ortaya koyduğu profil bu kadar zor bir bakanlıkta başarılı olabileceğine dair ümit verecek herhangi bir işaret taşımıyor. Bir şeyler yapmaya kalkışırsa özellikle de bağımsız, bağlantısız ve liberal eğilimli bir bakan olarak hareket ederse birçok gürültüye ve hükümet adına probleme sebep olur ki bunu ne kendisi ne de Başbakan göğüsleyemezler. Buna mukabil fazla bir şey yapmamak sessiz ve iddiasız bir bakan olarak kalmak ihtimali Nimet Çubukçu için çok daha galip bir ihtimal olarak gözüküyor.

3- Başbakan Erdoğan yanındaki bir Bülent Arınç’ın kendisi için uzağındaki bir Bülent Arınç’tan daha az risk taşıdığını düşünerek bu atamayı yapmıştır. Bülent Arınç da bunun farkındadır. Başbakan yardımcısı oldu diye hemen yumuşaması söz konusu olmaz. Başbakan Erdoğan ile arasındaki mesafeyi bir şekilde koruyacaktır.

4- Mehmet Şimşek’tir. Maliye kökenli değildir. Devleti bürokratik açıdan en güçlü bakanlıklarından birisinin başına getirildi. Kendisinin ne bürokrasi ne de devlet tecrübesi vardır. Kendi özgeçmişindeki ekonomiyle olan ilgisi ise tamamen kamu maliyesinin dışındadır. Bana göre Başbakanın bu hükümet değişikliğindeki en riskli atamasıdır.

5- Başbakan, bir seçim sonuçları ile ilgili kendisini tartışma dışı kılmak, iki parti içi gerilimleri düşürmek, üç AKP iktidarı açısından yeni bir dönemin başlayacağı izlenim ve ümidini vermek için yaptı. Performansını çok fazla etkileyeceğini zannetmiyorum. Bu hükümetin performansını Obama’nın Türkiye’den istedikleri, AB’nin istemek üzere oldukları ile Türkiye’nin civarındaki bölgelerde Meydana gelecek yeni gelişimler, küresek ekonomik krizin gidişi ve özellikle de Türkiye’deki etkileri geçerli olacaktır.
6- Böyle bir izlenim verilmek istenmiş olabilir. Türkiye’yi çok yoğun bir gündem bekliyor. Bu gündem kısa bir süre sonra kamuoyuna bir hükümet değişikliği yapıldığını bile unutturacaktır. Türkiye’yi bekleyen gelişmeler açısından bu hükümet değişikliğinin herhangi bir önem taşıyacağını tahmin etmiyorum.

***

TÜYAP Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Ünal,

“AKP’DEKİ DÜŞÜŞ DEVAM EDECEK”

1-Sanırım evet.  Ancak görevleri biten bakanların genelde daha ılımlı kişilikleri değerlendirildiğinde, tek sebep seçim sonuçları olmamalı.

2-Kadın siyasetçilerin sorumlu görevler alması tabiidir ki sevindirici.  Ancak bu yapı içinde olumlu sonuçlar yaratacağına inanmıyorum. 

3-Sanırım daha farklı bir sonuçta çıkabiliyor.  “Söylemeyi isteyip de söylenemeyenler için iyi bir destekçi.”

4- Artık ülkede düşünebilen insanları şaşırtabilecek bir şey kalmadı.  Dolayısıyla listenin de şaşırtıcı bir yanı yok.  Yola devam

5- Önemli bir değişiklik olacağını düşünmüyorum.  Düşüş devam edecek

6-Böyle bir isteğin sonucu olduğunu düşünmüyorum.  Değerlendirmem : Sahip olunan temel görüşleri uygulamada daha hırçın bir ekip ile çalışma isteği.

***

Bugün Gazetesi Yazarı Kenan Karcı,

“ERTUĞRUL GÜNAY’IN GÖREVİNDE KALMASI BENİ ŞAŞIRTTI”

1-Elbette o açıdan bakmak da yanlış değil. Ama bana göre Erdoğan siyasi partilerin canlı organizmalar gibi bir süre sonra yaşlandığını ve reflekslerini yitirdiğini düşünüyor. Bir ağacın kartlaşan dallarını budamak gibi bir şey olarak görmek lazım bunu. Heyecanını yitiren bürokrasiye yeni bir hareket katmak istedi daha çok. Ben böyle düşünüyorum.

2- Ben siyasete cinsiyet penceresinden bakılmasına karşıyım. Belki maço bir tavır ama insanlar hak ettikleri yere kendi yetenekleriyle ulaşmalı. Bu kadındır, bu erkektir diye birilerini alıp bir yerlere koymak doğal bir süreç olmayacağı için kalıcı da olmaz, yarar da getirmez. Nimet hanım çok başarılı bir bakanlık deneyimi yaşadıktan sonra bu göreve hazır olduğunu göstermiştir. Ben bunun bir kadınsal ayrıcalık değil, bir haklı kazanım olduğunu düşünüyorum.

3-Bana göre Bülent Arınç, AKP’de muhafazakar kesimin sembol ismidir. O yüzden parti tabanına yakın Arınç’ı seçmek bir siyasal tercih olarak değerlendirilmeli. İçsel eleştiri yöntemi bana göre dışsal yöntemden daha yararlıdır. Hem bu partinin saçayaklarından biri olan Arınç’ın bu kadar fazla dışarıda tutulması vefasızlık duygusu da yaratabilirdi. 

4-Ertuğrul Günay’ın görevinde kalması beni şaşırttı. Kemal Unakıtan’ın da sağlık sorunları yüzünden gittiği düşünülürse bana sürpriz gelen bir isim olduğunu söyleyemem. Belki biraz da  Hüseyin Çelik.

5-Bu konuda öngörülü olabilmek için o siyasetçilerin yeteneklerini daha yakından tanımak gerekir. Ben ilk başta da söylediğim gibi en azından bürokratik donukluğu biraz olsun çözeceğini düşünüyorum. Yeni gelen her insan yeni şeyler yapmak ister. Kendini kanıtlama çabasına girer. Ama kaş yaparken göz çıkartmak da var.

6-Hiç kimsede hükümetin yeni bir seçim kazanmış algısı yok. Kamuoyunda tam tersine bir mağlubiyet hissi hakim. Başbakanın bu kabine değişikliğiyle biraz da bu havayı dağıtmak istediğini düşünüyorum.

***

Şair/Gündemonline yazarı A.Hicri İzgören,

“BU DEĞİŞİKLİKLER TAM BİR MAKYAJ TAZELEME”

1- AKP’deki kabine değişikliği aslında  belki de gecikmiş  bir revizyondur.Sanırım seçim olmasaydı ve AKP düşüşe geçmeseydi de  böyle bir değişiklik olacaktı.Ayrıca oylarında düşme görülse de buna  bir mağlubiyet denebilir mi? Nihayetinde AKP yine iktidarda…
Tabi  sadece bu hükümet değil  önceki hükümetlerde de  gerilemeler,  düşüşler görüldüğünde benzer  revizyonlar yaşandı..

2- Buradaki kadın figürünün öne çıkartılması  Hem AB ye hem içeriye yönelik bir makyaj tazeleme ve  vitrin oluşturmanın  ötesine geçemiyor  bence. Hem Dünyaya açılıyoruz  çağdaşlaşıyoruz diyen AKP söyleminde ve ritüelinde o kadar smokinlinin arasında bir çift etek döpiyes de çok değil. Sanırım bu konuda asıl sorun belli makamlara getirilen kadınların  kendi kadın ruhlarıyla değil de ödünç alınmış erkek rolleriyle hareket etmeleri.

3- Evet… Hele de diktatörlük, padişahlık tek adamlık eleştirilerinin yoğunlaştığı bir dönemde  ortaya böyle bir mesaj çıkıyor.Ayrıca Selamet partisinin oy artışına karşı milli görüşçü Bülent Arınç’ın başbakan yardımcılığına getirilmesi  parti içi dengeler bakımından da düşünülen bir seçim olsa gerek.

4- Çok şaşırtıcı olmasa da Bülent Arınç’ın Başbakan Yardımcısı olarak atanması gibi geliyor bana.Buna dışişleri bakanlığına getirilen Ahmet Davudoğlu’nu da eklersek dış politikada Ortadoğu eksenli bir politikaya daha da ağırlık verileceğinin işaretlerini almak zor değil.

5- Hükümetin  performansını  Ortadoğu ve Kafkaslarda daha aktif bir politika izleyeceği yönünde etkileyeceğini düşünüyorum.Özellikle İran, Irak ve Suriye’yle ilişkilerin daha da geliştirileceği ve sıkı tutulacağının işaretleri var.Bu bağlamda Kürt sorunuyla ilgili bir açılım da sağlayabilir mi bunu zaman gösterecek. Ayrıca yeni kabineyi, Yeni anayasal düzenlemeler,ekonomik önlemler, işsizlik gibi katmerli sorunlar da bekliyor.
 
6- Epey ilgili… Dokuz yeni isim var kabinede…Buna  kongrede yapılacak MYK  değişikliklerini de şimdiden eklersek tam bir makyaj tazeleme…Umalım  çok rüküş olmaz.

***
Vatan Gazetesi Yazarı Can Ataklı,

“ARINÇ KABİNEDE KISA BİR SÜRE SONRA TARTIŞMA YARATACAK” 

1-Her seçimden sonra yenilgi olmuş olmamış fark etmeden Başbakanlar kabinelerinde değişiklik yapabilir. Seçimler sonuç olarak değişiklik için bahane yaratırlar. Zaten değiştirilecek olan bakanlar seçim sonrasına bırakılarak doğal görünmesi de sağlanabilir. Nitekim bu hükümetten örneğin Maliye Bakanı’nın değiştirilmesine hayli önce karar verilmişti bana göre ama bunun için seçim beklendi. Değişikliklere bakınca seçim yenilgisi alan illerdeki bakanların değişmiş olması bir tür hesaplaşma izlemini doğuruyor. Buna karşı Erdoğan’ın daha radikal bir hükümet oluşturmasını yadırgamıyorum. Yerel seçimlerdeki oy kaybı AKP liderini daha sert önlemlere itmiştir bana göre.

2-Burada kadından öte “mevcut duruma zarar vermeyecek bir isim arayışı” olduğunu gözlüyorum. Milli Eğitim bakanlığı çok önemli bir bakanlık. AKP’nin milletvekili yapısı içinde bu bakanlığa getirilecek bir ismin kontrolü zor olabilirdi. Buraya bağlılığını kanıtlamış ve söz dinleyen birinin getirilmesi Erdoğan açısından en uygun olanıydı. Boşalan yer de Kadından Sorumlu Devlet Bakanlığı. Buraya tekrar bir kadını atamak görüntü olarak da prim yapacaktır.

3- Bülent Arınç bana göre en sürpriz isimlerden biri, belki de bir numara. Arınç sivri ve cesur diliyle özellikle laiklik konusunda hassas çevrelerin dikkatini çok çekiyor. Arınç’ın konum gereği MGK üyesi de olması, Erdoğan’ın önümüzdeki dönemde asker kesimiyle şiddetli bir çatışmayı göze aldığının göstergesidir. Ancak her şeye rağmen “doğrucu, dobra ve yolsuzluklar konusunda çok hassas olan” Arınç’ın kabinede kısa bir süre sonra tartışma yaratacağını düşünmek de  yanlış olmaz.

4-Az önceki soruda söylediğim gibi bir numara Arınç’tır. Dışişleri Bakanı Davudoğlu da şaşırtıcı isimdir. Hem dışarıdan bakan yapılması hem de Tayip Erdoğan’ın dış politikasını çizen kişi olması kendisini çok önemli hale getiriyor. Sonuç olarak artık bir Dışişleri Bakanımız var.

5-Performansını iyi ya da kötü etkileyeceğini düşünmüyorum. Bundan önceki bakanların da başarılı olup olmadıklarını değerlendirmek çok zor. Çünkü önemli tüm işleri zaten Başbakan üstlenmişti. Bu nedenle bakanların özel yetenekleri ve başarıları pek konuşulmadı. Bu açıdan yeni hükümet için de bir şey söylemek zor. Ama bu hükümet genel olarak cumhuriyet ilkelerine bağlı demokratik sisteme karşı ciddi bir mücadele verecektir diyebilirim.

6- Diğer sorulara verdiğim cevaplar ışığında böyle bir ilgi görmüyorum

***

Yeni Çağ Gazetesi Yazarı/Habergazate.com Yazarı Savaş Süzal

“TAYYİP ERDOĞAN, GÜLÜ BİR BAHANEYLE İNDİRİP CUMHURBAŞKANLIĞINA TIRMANARAK KAÇMAK İSTİYOR”

1- Sacım yenilgisinden ANAP’ı model alan bir parti kadarı ve uygulamalarını da aynı yönde oturuyor. Erdoğan partisinin çöküş döneminde kavgacı bir akım oluşturdu.

2- AKP içinde seklem bır kadın olması partinin kadına önem verdiği anlamını çıkarmaz. Kadını kapatan ve Arap usulü kadını yok sayan bir partinin tamamı kadın olsa bile kadını ezdiği için uygulaması seklendir fiilen olamaz.

3- Bülent Arınc bu hükümet için de gündemi değiştirecek sivri konuşmaları için hükümete alındı. zira görev dışındayken kimse kendisini iplemedi. Şimdilerde Ergenekon balonu da sönmeye yüz tutunca yeni Ergenekon olarak Arınc göreve getirildi.

4- Bu listede kimse beni şaşırtmadı. Gitti imam geldi imam. Başbakan partisinin eridiğinin bilinci içinde gündemle oynayacak ve şimdilerde bir Anayasa türküsü ile yoluna devam edecektir.

5- Hükümetin ne iç ne de dış politikada bir performansı yoktu ki bundan sonra olsun. su ana kadar Türkiye’nin basarı kazandığı bir dış politika ile Kürt, Ermeni ve azınlıklar ile sosyal konularda dahil hiç bir iç konuda eskiden daha iyi durumda değil Türkiye. Erdoğan ekonomi sonbaharda göçerken sorumlulukları şimdilik Gülen tarikatına yıkmayı planlamış olabilir.

6- Bu bir kaçış hükümetidir bence gelecek ekonomik ve politika krizinde de sorumluluğu bu guruba yıkma hazırlığındadır. büyük bir olasılıkla Tayyip beyde Gül’ü bir bahane ile indirip Cumhurbaşkanlığına kendisi tırmanarak kaçma hazırlığındadır bu nedenle Gül takımını iktidara getirdi.

***

Birgün GazetesiYazarı Mustafa Dermanlı,

“DENGİR MİR MEHMET FIRAT’IN YENİ KABİNEDE YER ALMAMASI BENİM İÇİN SÜRPRİZ OLDU”

1-AKP’nin bir seçim yapması gerekiyordu. ya 80 sonrasının ANAP’ı olacak ya da milli görüş geleneğini devam ettirecekti. fakat genelkurmay baskısı, ’parti kapatma’ korkusunun bu denli yakın hissedilmesi önce ANAP gibi merkez bir parti yoluna girmesini sağladı AKP’nin. bu yeni kabine ile bu yoldan vazgeçerek yeniden eski gelenekçi yapısına büründüğü söylenebilir.

2-Nimet Çubukçu, Ertuğrul Günay gibi isimler AKP içinde farklı isimler. AKP’nin buna ihtiyacı var. bu görünmez bir kalkan olarak AKP’yi korumakta. Nimet Çubukçu isminden hareket etmek yanıltıcı ve yanlış olabilir. ama aslında çok da basit bir oyunla "kabine değişikliği yaptık" deniyor. bakmamız gereken iki isim var: söylemleriyle tepki çeken Cemil Çiçek ve Vecdi Gönül... ikisi de hala o koltukta oturuyorlar. Esas değişim bu şekilde olur. yani bu iki bakanı yerinden alabiliyorsan o zaman kabine değişikliği olmuştur. bir değişiklik de enerji ve tabii kaynaklar bakanlığı’nda yaşandı. Tayyip Erdoğan tarafından mı, Abdullah Gül tarafından mı yoksa milli görüş (öze dönüş) sebebiyle mi olduğu da düşündürücü. hatta ve hatta şu da düşünülebilir; bir önceki bakan Hilmi Güler nükleer konusunda ’AKP’ye göre’ başarısız olması mı görevinden alınmasını sağladı, bilinmez.

3-Bülent Arınç, AKP içinde duruşu net olan, tavırlarını gösteren, tepkisini sakınmayan bir politikacı. sanmam ki bugüne değin de Erdoğan’dan hiçbir konuda icazet alsın. Böyle olması da Tayyip Erdoğan’ın tek başlı bir yönetim anlayışından ziyade Bülent Arınç’ın eleştirilerine açık olması değil. partiye, dolayısıyla iktidara gelen eleştirileri sadece Tayyip Erdoğan karşılamak zorunda kalıyordu. bu noktada Dengir Mir Mehmet Fırat hukuka dayalı yorumların tümünde yetisini konuştursa da, sert mizaçlı politikacı tutumu yoktu. Bülent Arınç bu noktada Erdoğan’ın yükünü hafifletecektir. bir de az da olsa etkisi olduğunu düşündüğüm seçimlerden kaynaklı bir durum da var. Arınç’ın memleketi Manisa’nın MHP’ye kaptırılması da Arınç’ın elini kuvvetlendirmek için önem arz ediyor olabilir.

4- Dengir Mir Mehmet Fırat’ın yeni kabinede yer almaması, Cemil Çiçek ve Vecdi Gönül’ün hala görev başında olması.

5- Genel durumu, yani düşüşünü etkileyeceğini düşünmüyorum. bir söz vardır: "sarhoşu bırak, dokunma. o kendi zaten yıkılır". 2007’de yapılan bayraklı mitingler, Cumhuriyet Gazetesi’nin "tehlikenin farkında mısınız?" kampanyaları gibi kampanyalar hep AKP’ye yaradı. AKP’nin izlediği ekonomi politikasının zafiyeti ise bugün daha iyi anlaşılıyor. cumhuriyet tarihi’nin en yüksek işsizlik oranı, en büyük dış borçu, en büyük iç borcu, en büyük ithalatı... ve bunun gibi. borsa’da işlem gören para hiç bu kadar ’yabancı’ olmamıştı. hiç bu kadar ’yabancı’ banka olmamıştı. bununla birlikte izlenen liberal politikalar, özelleştirilmelerle ülkenin manevra yapacak bir alanı kaldığı da söylenemez. daha da kötüsü CHP - MHP muhalefetinin ’lafzi’ olduğu, aslen benzer politikalar güttükleri de parti içi söylemleriyle gayet açıktır. unutturulan, korkutulan bir seçenek daha vardır: sol... solun kendi ile hesaplaşmasını artık bitirmesi ve bir çatı partisi ile çözüm üreten fikirleri ortaya dökmesi gerekmektedir. soruya dönersek, araç yoldan çıkmıştır ve yola geri dönmesi için ya seçim öncesi yeni bir e-muhtıra ya da sarhoşu arkadan itmeye çalışan birileri gerekmektedir.

6- Yeni bir seçim kazanmış intibası ortada yok. Eğer Başbakan böyle düşünse bu kadar değişikliğe, bu kadar önemli ismi yerinden oynatmasına da gerek kalmazdı.

***

Birgün Gazetesi Yazarı Ahmet Çakmak

 

“BÜLENT ARINÇ’IN KABİNEYE ALINMASI SAADET PARTİSİNE GİDEN OYLARI GERİ ALMAK”

Bir şey değişeceğini sanmıyorum. Ekonomi yönetimindeki değişiklik krizin verdiği zararı ekonomi ile ilgili eski bakanlara havale etmeye yönelik. Bu arada "teğet geçme" konusunda ekonomiden sorumlu eski bakanlar başbakanı yanıltmış olabilir.
Bülent Arınç’ın kabineye alınması saadet partisine giden oyları geri almak ve Arınç’ın bir kısım sol aydına sempatik gelen konuşmaları ile ilgili sanıyorum. Ömer Dinçer’in alınmasının da iki nedeninden biri bu olabilir. Ahmet Davutoğlu ve Ömer Dinçer zaten Başbakan’ın danışmanı idiler, simdi kabineye girerek doğrudan görev üstlendiler. Bu arada Ömer Dinçer’in intihal yaptığı kanıtlandığı halde bakan olarak atanması Başbakan’ın hukuk konusundaki kayıtsızlığını, daha doğrusu ilkesizliğini gösteren endişe verici bir işarettir.
En ilginç gelişme olarak Davutoğlu’nun atanmasını görüyorum, onun performansını izlemek bakımından, yoksa sürpriz degil.
Nimet Çubukçu’nun vitrin olduğu kanısındayım, AKP’nin milli eğitime yaklaşımında koklu bir değişim olacağını sanmam, hele saadet partisinin başarısından sonra.

***

Türkiye Gazetesi Yazarı Öcal Uluç,

“BU KABİNEDE BENİ EN ÇOK ŞAŞIRTAN MEHMET ŞİMŞEK’İN MALİYE BAKANI OLMASIDIR”

1 - Evet, büyük ölçüde "sorunuzdaki gibi" yorumluyorum.

2 - Kadın figürünün öne çıkarıldığı şeklinde bir kanaat edinmedim. Nimet Çubukçu faktörü, "Hüseyin Çelik döneminde çok göze batan ve eleştirilen Milli Eğitim politikasının devamı için, üzerine yaldızlı bir tül örtülmesi" denemesinden başka bir şey değildir; tutmaz, zira değişen bir şey olmayacak.

3 - Bülent Arınç’ın "Başbakan yardımcısı olması", kabine değişikliğinde "ayıklanan" MHP - ANAP kökenli bakanlarla yolların ayrılmasıyla sona eren  "o yöndeki parti içi koalisyonunun yerini", bu defa Erdoğan - Gül - Arınç koalisyonunun alacağını gösteriyor. Arınç unsuru, Erdoğan’ın otoritesini Gül’den başka, Arınç’la da paylaşmaya başlayacağını gösteriyor ki, bu da Başbakan’ın elini zayıflatacak.

4 - Bu kabinede beni en çok şaşırtan Mehmet Şimşek’in Maliye Bakanı olmasıdır. Acaba IMF’in şartlarından biri de "bu" muydu?..

5 - Bu değişiklik, hükümetin performansını arttırmaz, üstelik   "parti içi mırıltıları" homurtulara dönüştürecektir.

6 - Sayın Başbakan "bu değişimi, sorunuzdaki görüş için yapmışsa", doğrusu şaşarım; "Saadet Partisi’ne kayışları bile önleyemeyeceği" yakında anlaşılacaktır.

***

Vatan Gazetesi Yazarı Aydın Ayaydın,

“NAZIM EKREN’İN KABİNE DIŞINDA KALMASI BENİ ÇOK ŞAŞIRTTI”

1-Bence tek kriter seçim kaybetmeleri değil. Ancak o kriter bahane ediliyor gibi. Zira Başbakan Yardımcılığına getirilen Bülent Arınç’ta seçim kaybetmiş. Onun dışında Tarım Bakanı Mehdi Eker, Milli Savunma Bakanı Vejdi Gönül, Devlet Bakanı Mehmet Aydın da seçim kaybeden bakanlardır.

2- Milli görüş ağırlıklı bir kabine oldu. Merkezden uzaklaşan bir görüntü veriyor. Bunu kamufle etmek için Milli Eğitim Bakanlığına Nimet Çubukçu ve Devlet Bakanlığına da Selma Kavaf getirildi. Vitrin amaçlı olduğu izlenimi veriyor.

3- Saadet Partisine gitmesi muhtemel oyları kaybetmeme amacı taşıdığı kanısındayım. Eleştirilerin hedefinde Başbakan Erdoğan var. Çünkü her konuda sert demeçler Sayın Başbakana ait. Anlaşılıyor ki, bundan böyle Bülent Arınç bazı olaylarda ortaya çıkacak ve eleştiriler bu kez Başbakan yerine Sayın Arınç’a yönelecek.

4- Nazım Ekren’in kabine dışında kalması beni çok şaşırttı. Bence Mehmet Şimşek yerine Nazım Ekren Maliye Bakanı olmalıydı. Bunun da Bakan Babacan’dan kaynaklandığını sanıyorum. Zira Bakan Babacan Mehmet Şimşek’le daha iyi anlaşır ve Nazım Ekren’e talimat veremezdi. Bu nedenle Nazım hoca yerine Mehmet Şimşek tercih edilmiştir.

5- Bence bu değişiklik olumlu bir hava yaratmayacak, aksine eski hükümetten daha başarısız olma ihtimali var.

6- Böyle bir amaç var ise, bu yanlış bir değerlendirmedir.

***
YeniAsya Gazetesi Yazarı Umut Yavuz,

“BAŞBAKAN ALİ BABACAN’I TOY BULDUĞU İÇİN TECRÜBELİ BİR İSMİ DIŞ İLİŞKİLERE GETİRMİŞTİR”

1. Başbakan Erdoğan’ın kabinedeki görev değişikliği ile ilgili olarak yaptığı açıklama elbette nezaket kuralları gereği yapılmış bir açıklamadır. Ancak herkes açıkça bilir ki hükümetlerde kabine değişiklikleri “sadece değişim” maksadıyla yapılan rutin değişiklikler değildir. Tek tek incelediğimizde göreceğiz ki yapılan değişikliklerle kabine dışında kalan isimlerin şu üç özelliği olduğu söylenebilir: Birincisi çoğu yıpranmış, medya ve kamuoyu tarafından çok eleştirilere maruz kalmış ve zaman zaman ters çıkışları olan isimlerdir. İkincisi genelde bakanlıklarında başarısız olan isimlerdir denebilir. Bilhassa Ergenekon davası sürecinde çok yıpranan ve süreci iyi kontrol edemeyen Adalet Bakanı’nın ve Eğitimde pek bir mesafe kat edemeyen ve yerinde sayan Milli Eğitim Bakanı’nın değişmeleri bu kabilden başarısızlık ötürüdür denebilir. Üçüncü ve en önemli gerekçe ise görevden alınan bakanların bir çoğunun kendi seçim bölgelerinde başarısız oldukları gerçeğidir. Muhtemelen bu sebeplerden ötürü değişiklikler yapılmış olabilir. Genel olarak ise seçimlerden zayıflayarak çıkan AKP’nin yeniden toparlanma ve böylece yükselişe geçme yahut en azından düşüşe bir dur deme çabasıdır kabinedeki revizyon. Yeri gelmişken şu önemli noktaya da dikkati çekmek isterim. Kabinedeki ekonomi ile ilgili bütün bakanlıklar değişmiştir. Sadece bu değişiklikler bile AKP’nin ekonomiyi planlamada ve krizi yönetmedeki etkisizliği ve başarısızlığının kanıtıdır. AKP ekonomi kurmaylarının başarısız olduğunu ve krizin Türkiye’yi teğet geçmediğini böylece göstermiştir. En azından ekonomik krizin AKP kabinesini teğet geçmediği aşikardır.
 
2. Bakanlar kurulunda kadın figürünün öne çıkarılması tamamen vizyona yönelik bir girişim gibi görünmektedir. Kabinedeki ciddi değişikliklerin üzeri bu manevra ile örtülmek ve renkli bir görünüm verilmek istenmiş gibi görünüyor. Başbakan’ın yönetim anlayışının “yönetimdeki eksikliğin kadın etkinliği ile giderilebileceği” gibi yüksek bir düşünce ve açılıma müsait olmadığını belirtmek isterim.
 
3. Bülent Arınç’ın kabineye alınması sizin belirttiğiniz gibi “Erdoğan’ın eleştirilere hazır olduğu” gibi bir gerekçesi olduğuna kesinlikle katılmıyorum. Bunun en önemli gerekçesi yükselişe geçen Saadet Partisi’nin bu yükselişine bir dur demek ve AKP’ye küsen Milli Görüş zihniyetli parti tabanının gönlünü yeniden kazanmaktır. Bu gayet açık ve nettir.
 
4. Hemen hemen herkes kabinenin en sürpriz isminin Bülent Arınç olduğu konusunda hemfikirdir sanıyorum. Başbakan bu değişiklik ile elini güçlendirdiğini düşünse de, ileride Bülent Arınç sebebiyle bir çok problemle karşılaşabileceğini unutmamalıdır. Belki bu hareketle Bülent Arınç’ın partiden kopmasını ve koparken de büyük bir parçayı alıp götürmesini engellemek istemiş olabilir. Bunun neticelerinin ne olacağını bize zaman gösterecek ancak Arınç’ı tanıyan herkes onun dilini tutamadığını ve gündem oluşturacak tavırlarda bulunabileceğini çok iyi bilmektedir. Öte yandan Dış İşleri Bakanlığındaki değişikliği de ben anlamlı buluyorum. Zira Türkiye dış politikada oldukça yoğun bir gündeme hazırlanıyor. Bu kadar çetrefilli ve kökü çok gerilere dayanan meselelerin Ali Babacan gibi toy bir siyasetçi için ağır olduğunu düşünerek, Başbakan Erdoğan nisbeten tecrübeli olan Dışişleri Danışmanı’nı Dışişleri Bakanı yapmıştır.
 
5. Söz konusu değişikliklerin hükümetin performansında olumlu bir katkısı olacağını düşünmüyorum. Ancak gelecek seçimlere kadar aynı rutinde gidilmesini sağlayabilir. AKP mevcudu muhafaza ile iktifa edecektir.
 
6. Değişikliklerin olası gerekçelerini yukarıda yeterince zikrettiğimizi varsayarak sözleri toparlama kabilinden, kabinedeki değişikliklerin seçimden yaralı çıkan ve ekonomik krizle oldukça yıpranan AKP’nin bir nevi pansumanı ve yaralarını sarma ve kan kaybını önleme girişimi olduğunu söyleyebiliriz.

***
Yeni Asır Gazetesi Yazarı Yılmaz Karakoyunlu,

“NİHAT ERGÜN’ÜN SANAYİ BAKANLIĞI DÜŞÜNDÜREN BİR SEÇİMDİ”

1-Belediye seçimleri, AKP’nin gözünü korkuttu.  Özellikle Saadet Partisinde gözlenen gelişmeler AKP’de bir bölünme dahi yaratabilirdi. Tayyip Beyin ileri sürdüğü iş hayatındaki değişim gerekçesi inandırıcı değildir. Çünkü ekonomiyi bütünüyle Ali Babacan’a teslim etmekle sorun çözülmez…
 
2-Nimet Çubukçu, AKP Gurubunda genel kabul görmüş bir isimdir. Başbakanın, parti yöneticilerinin ve milletvekillerinin güvenini kazanmıştır. Açıkçası Erdoğan ve AKP’nin gözdesidir. Bu düzeye ulaşmış alternatif isim yoktur. Bir ara Nükhet Hotar ve Fatma Şahin öne çıkarılmak istenmiş ama Çubukçu konumunu korumuştur. Yeni Bakan Selma Aliye çok gerilerden gelip Hotar ve Şahini kulvar dışına itmiştir.
 
3-Tayyip Bey çekinen insan değildir. Çekingen insan da değildir. Davranışlarında bazen fevrilik görülür ama aslında tertipli bir hareket disiplinine sahiptir.
Bu jimnastik kendisinde ciddi deneyimler biriktirmiştir. Konuların içeriğinde fevrilikleri derece farklılıkları gösterirken hedef değişikliği göstermez. Bence bu kabinede görev üstlenmekle Bülent Arınç saygı uyandıran bir tevazu sergiledi.
 
4-Listede şaşırtan isim yok. Ama düşündüren isimler var.  Nihat Ergün’ün sanayi Bakanlığı gibi… Geçmiş döneminde sanayicilik yok. Oysa ömrü sanayi içinde geçen ve Sanayi Odası başkanlığı yapan Çağlayan bu görevden alınıyor, yerine Ergün getiriliyor… Çağlayan da Dış Ticarete aktarılıyor. Hem de ömrü dış ticarette geçmiş Tüzmen kabine dışı bırakılarak… Bu duruma, Milli Görüşe dönüş (taviz verme) olarak bakabilirsiniz…
 
5- Bu hükümet, muhalefet yoğunluğuna dayanıklı manzara sergilemiyor. Eğer daha hissi ve dikkatli bir muhalefet yaratılabilirse yıpranma hızı çok yüksek olur…
 
6-Parlamento dışında hükümet sözcüsü Cemil Çiçektir. Eğer Parlamento içinde hükümet adına konuşmaları yapmak için Arınç görevlendirilirse bu konu yeni bir hassasiyet yaratabilir.  Yeni bir hırçınlık modeli belirir. Bunu endişe ile hissetmekteyim…

***

Tercüman Gazetesi Yazarı Serhat Akkan,

“NİMET ÇUBUKÇU’NUN YILDIZI ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEM DAHA DA PARLAYACAKTIR.”

1-Başbakan Erdoğan’ın “hepsi görevlerini en iyi şekilde yapmıştır” şeklindeki açıklamaları inandırıcı olmaktan çok uzaktır. Kabine içerisinde görevlerini yerine getiren bakanlar olduğu gibi, icraatlarından ötürü tartışılan bakanlar da vardı. AKP’ye seçim kaybettiren ana başlıklar; “ekonomi” ve “gerilim siyaseti”dir… Başbakan Erdoğan da kabine değişikliğini yaparken bu iki başlığı esas aldı. Ekonomi kurmayları baştan aşağı değiştirildi. Gerilim siyasetinin öncülerinden olan ve tartışılan Hüseyin Çelik, Mehmet Ali Şahin, Kemal Unakıtan gibi bakanlar yerlerini yenilerine bıraktı. Seçim mağlubiyetinin asıl faturası ise önümüzdeki dönemde parti teşkilatında yapılacak olan değişim ile kesilecektir.

2- Başbakan’ın Nimet Çubukçu’yu Milli Eğitim Bakanlığı’na ataması hiç tesadüfü değildir. Bu atama belki de kabine içerisindeki en dikkate değer değişikliktir. Başı açık, vizyonu ve görüntüsü ile modern bir kadın imajı çizen Çubukçu’nun Milli Eğitim alanında atacağı adımlar, Hüseyin Çelik’e oranla çok daha az tepki çekecektir. Nimet Çubukçu’nun yıldızı önümüzdeki dönem daha da parlayacaktır.

3- Hiç kimse Bülent Arınç’ın AKP içerisindeki ağırlığını inkar edemez. Bakanlık beklentisi içerisinde olmayan Arınç’ın sürpriz bir şekilde Başbakan Yardımcısı olarak atanması Erdoğan’ın kritik bir hamlesidir. Bu atamada Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün etkinli olduğunu düşünüyorum. Kim bilir belki de Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde Arınç’ın Gül’e verdiği desteğin karşılığı bu yolla ödenmiştir.

4- Beni en çok şaşırtan Bingöl milletvekili Cevdet Yılmaz’ın Devlet Bakanlığı oldu. Bu atamayı çok önemsiyorum. Son seçimlerde Güneydoğu’da beklentilerin çok uzağında bir oy alan AKP, Bingöl milletvekili Cevdet Bey ile bölgeye bir mesaj veriyor. Çünkü Bingöl, önemli bir oy oranı ile AKP’yi birinci parti yaptı. 29 Mart’ta sandıktan çıkan sonucun mükafatı Devlet Bakanlığı oldu. Bölgeye, “AKP’ye verilen destek karşılıksız kalmaz” mesajı verildi.

5- Genel olarak değerlendirildiğinde kabine değişikliğini olumlu karşılıyorum. Kabine içerisindeki yıpranmış ve tartışılmaya başlanan isimler kenara alındı. Değişikliğin her zaman iyi olduğu kanaatindeyim.

6- Bu kabine değişikliği, normal şartlar altında üç yıl sonra yapılacak olan genel seçimlerin hazırlığıdır. AKP muhtemelen bu bakanlar ile seçimlere girecektir. Yeni yüzlerin yeni heyecan getireceği muhakkaktır. Bunun ilk etkileri de ekonomi alanında görülmeye başlandı.

***

Güneş Gazetesi Yazarı Rıza Zelyut,

“ERTUĞRUL GÜNEY SÜS BALIĞI OLARAK AKP AKVARYUMUNDA YÜZDÜRÜLMEKTEDİR”

1-Yerel yönetim seçimlerinde AKP oylarında ortaya çıkan ciddi düşüş; hiç kuşkusuz ki parti yönetimini ve tek adam Tayip Erdoğan’ı önlem almaya itmiştir. Zaten; sayın Başbakan kabine değişikliğini açıklarken bu gerçeği satır aralarında vurgulamıştır. 
2-AKP’nin oy kaybetmesindeki temel etkenin; bu partinin  “modern hayat biçimi”ne dokunacağından korkan seçmenler olduğu görülüyor. Bu kanıyı kırmak isteyen parti yönetimi, kadın olgusunu öne çekmiş olabilir. Nimet Çubukçu’nun batı tipi görüntüsü kullanılmak istenmiştir. Elbette Milli Eğitim’in uzun yıllar Nur tarikati banisi Said-i Kürdi’yi öven bir ismin yönetiminde tutulması da toplumda bir tepkiye yol açmıştı. O tepki de böylece bastırılmış olacaktır. Bir başka kadının bakanlar kuruluna girmesinde; kadın seçmeni elde tutma isteği etkili olmuştur.

3-Tam aksine… Bu yeni yapılanma, “ÖZ AKP HÜKÜMETİ” olarak şekillenmiştir. Merkeze yerleştirilen isimler; AKP ideolojisine bağlı kişilerdir. Hele hele Ömer Dinçer; Öz AKP’ye dönüşün saf örneğidir.  Arınç, hiçbir zaman Erdoğan’ı eleştirmemiştir.  Başbakan, kendisini Arınç’ın eleştirmesine de izin vermez; Arınç da onu eleştiremez.

4-Kabinede beni en fazla şaşırtan isim Ömer Dinçer’dir. Cumhuriyet yerine İslami bir devlet isteyen bir ismi Bakanlar Kurulu’na sokan Başbakan Erdoğan; başlangıca döndüğünü de ortaya koymaktadır.

Yeni yapılanmada ANAP kökenlilerin elenmesi de bundandır. Ertuğrul Güney ise; süs balığı olarak AKP akvaryumunda yüzdürülmektedir. Malumdur ki “Sonradan olmanın Müslümanlığına derman yetmez.”
Başbakan Erdoğan düşüşü durdurmak ve kendi sorumluluğunu da gözden kaçırmak üzere kabine değişikliğine gitti. Lakin; düşüşün sebebi kişiler değil politikalardır. AKP politikalarında değişiklikler olmazsa, kan kaybı sürecektir.

5-Bu değişikliğin hükümet performansını etkileyeceğini sanmıyorum. Çünkü; işlerin asıl sorumlusu Başbakan Erdoğan’dır. O; başarıda kendisini; başarısızlıkta bazı bakanları sorumlu göstermektedir… Ki, geleneksel siyasetçi tavrı da zaten budur.

6-Hükümete yeni bir canlılık vermek; topluma da yenilik duygusu ve umut aşılamak Başbakan’ın hedefidir. Lakin; eskilerle yenileri kıyasladığımızda böyle bir etkinin ortaya çıkacağını düşünmek fazla bir iyimserlik olur.

***

İstanbul Ticaret Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd.Doç.Dr.Kahraman Arslan,

Seçim sonuçlarını seçim mağlubiyeti olarak tanımlamayı biraz haksızlık olarak kabul ediyorum çünkü yüzde 40’ yakın oy almış bir parti var karşımızda. Aslında kabine revizyonu uzun süredir gündemde idi seçimler bu süreci hızlandırılmış oldu . Ayrıca bu revizyon çok da önemli değil çünkü iktidar değişmedi bakanların bir bölümü değişti sadece.

2. Kadın elinin değdiği her yerde iyileşme olacağına inanıyorum. Bu nedenle keşke daha fazla kadın bakanımız olsaydı diyorum.

3. Sayın Bülent Arınç’ın kabineye alınmasının önemli sonuçları olacağını düşünmüyorum. Çünkü eleştiri yerinde ve zamanında yapılırsa bundan yararlanmak bir uygarlık göstergesi olur.

4. Son üç soruyu birlikte değerlendirdiğimizde isimler, yeni yüzler , genç veya yaşlı olmak gibi kavramların asıl üzerinde durmamız gereken konuları gölgeleyeceğinden endişe ediyorum. Önemli olan yeni kabinenin ’takım ruhu’ içinde hareket ederek AB yolundaki reformlara odaklanması ve tam üyelik hedefinden asla vazgeçmemesidir. Bununla birlikte demokrasi ve insan hakları konusunda ilerleme kaydedilmesi, Kürt ve Kıbrıs sorunlarının çözüme kavuşturulması ve ekonominin düzlüğe çıkarılması ana hedefler olmalıdır. Bunlar başarılabildiği takdirde güzel günlere geri dönülebilecektir. Bütün bunlar öngörü ve liderlik gerektiren, ortak vizyon doğrultusunda ekip sinerjisi oluşturulmasına bağlı konulardır. Bu sinerjiyi olumsuz yönde etkileyebilecek kabine içinde ve dışından unsurlar mutlaka olacaktır. Bunu boşa çıkarmak ise sayın başbakanımızın göstereceği başarıya bağlıdır.

***

Tercüman Gazetesi Yazarı Hakan Tiryaki,

“BU LİSTEDE BENİ EN ÇOK ŞAŞIRTAN İSİM "AHMET DAVUTOĞLU" OLDU.”

1-Başbakan Erdoğan’ın kabine değişikliğini, bakanların milletvekili olarak seçildiği kentlerdeki AKP’nin son seçim performansını da göz önüne alarak yaptığı izlenimi doğuyor. Öte yandan, bazı yeni bakanların seçilmesinde "milli görüş" çizgisine göz kırpılmak istendiği ve Saadet Partisi’nin Numan Kurtulmuş önderliğindeki yükselişinin de bunda önemli rol oynadığı anlaşılıyor.

2- Nimet Çubukçu’nun kabine içinde Milli Eğitim Bakanlığı’na en yakışan isim olduğunu düşünüyorum. Kabinedeki kadın etkinliğinin artması AKP Hükümeti’nin imajıyla ilgili bir çalışma olarak değerlendiriyorum.  Nimet Çubukçu’nun bu göreve gelmesiyle, Milli Eğitim Bakanlığı ile ilgili etkinliklerde bundan sonra Emine Erdoğan’ı daha fazla ön planda görebileceğiz gibi geliyor bana!

3- Bülent Arınç, 2007 koşullarında bakan olamamıştır ama 2009’un Mayıs"ında Türkiye’de "Darbe riski" çok düşmüştür. Böylece, Erdoğan’ın daha önce yedek kulübesine gönderdiği Arınç’ı, bazen hücuma çıkan bir ortasaha oyuncusu olarak oyuna sokmasının önündeki engeli kaldırmıştır. 

4-Bu listede beni en çok şaşırtan isim "Ahmet Davutoğlu" oldu. Ben Erdoğan’ın kabineye meclis dışından bir ismi şu aşamada dahil edeceğini düşünmüyordum. Ancak Erdoğan’ın ekonominin darboğaza girdiği bir süreçte ekonominin başına Ali Babacan’ı getirmek istemesi ve Dışişleri Bakanlığı için AK Parti Meclis Grubu’nda içine sinen başka bir ismin de kalmamış olması bu durumu bir ölçüde "zorunlu" kıldı diyebiliriz.

5-Bu değişiklikle hükümetin performansında dramatik bir farklılaşma olacağını düşünmüyorum.

6- Erdoğan, zaman zaman büyük eleştirilere hedef olan bakanlıklarda yıpranmaya başlayan isimleri "Dinlenmeye" çekmiştir. Şu an kabineden çıkarılan isimler, Erdoğan için tavır alınmış isimler değil. Erdoğan’ın temel taktiklerinden birisi de yıpranmaya başlayan isimleri geri plana alarak yenilenme duygusu yaratma isteğidir.

***

Kadir Has Üniversitesi Bilge Gürsoy,

“BÜLENT ARINÇ, SAADET PARTİSİNE BİR MESAJ NİTELİĞİNDEDİR”

1- Başbakanın bu şekilde yorum yapması kaçınılmazdır. Ancak 29 Mart seçimlerinin sonuçlarının neler olacağını zaten o günün akşamında Başbakanın konuşmalarının satır aralarında bulmamız mümkündür. Bu seçimleri abartılı bir şekilde mağlubiyet olarak değerlendirilmesinin yanlış olduğunu ancak milletin iktidar gücünü elinde bulunduran bir partiye ne şekilde karşı koyabileceğinin de açık bir göstergesi olduğu kanaatindeyim. Sonuç olarak bu seçim süreci AKP iktidarının uzun yıllara dayalı yıpranmışlığının ortaya çıkmasına neden olmuş ve seçim sonunda da bir yenilenme politikası uygulanmıştır.

2- Açıkçası kadının siyasetteki yerinin genişletilmesine yönelik bir hedefin olduğunu düşünmüyorum. Burada bir başarı varsa bu sadece kişisel bir başarıdır; o da Nimet Çubukçu’nun başarısıdır. Hem basındaki imajı hem de gündeme geldiği konularla bulunduğu mevkii dolduran ve gereklerini yerine getiren bir portre çizmiş olması Nimet Çubukçu’nun vazgeçilmezliğini sağlamıştır.  Durumun Türk halkı üzerinde yarattığı etki dikkate alınarak toplumsal gelişim üzerinde etkisi olan önemli bir bakanlık olan Milli Eğitim Bakanlığına getirilmiştir. 

3- Bülent Arınç’ın Başbakan yardımcılığının yanı sıra basınla ilişkilerden sorumlu olarak atanmasının gerisinde yatan anlamın AKP’nin kendi tabanından koparak Saadet Partisine kayan kesimine yönelik bir mesaj olduğu kanısındayım. Çünkü Bülent Arınç’ın politik duruşu ve söylemleri bellidir ve hiçbir şekilde değişmemektedir. Dolayısıyla Bülent Bey önümüzdeki günlerde basında sık sık yer alarak hem Başbakanın üzerindeki şimşeklerin (özellikle ekonomik krizle ilgili olarak) başka yönlere kaymasına hem de Milli Görüş tabanına yakınlık mesajları ile AKP’nin içinde bulunduğu kriz ortamından fırsatlar çıkarmasına yardımcı olacaktır.

4- Genel kanaatin aksine benim en çok şaşırdığım isim  Ömer Dinçer oldu. Tartışmaların çoğunluğu dışarıdan atanan Ahmet Davutoğlu’nun Dış İşleri Bakanlığına getirilmesiydi. Ancak zaten hepimiz biliyoruz ki dış ilişkiler konusunda Ahmet Bey uzun yıllardır zaten danışmanlık göreviyle kontrolü elinde bulunduruyordu. Bunun daha açık bir hale gelmesi bence şaşırtıcı olmadı. Ancak Ömer Dinçer YÖK tarafından "intihal yaptığına" ilişkin kararı bulunan bir isimdir ve ahlaki değerler üzerinde sürekli vurgu yapan muhafazakar bir partinin bu ismi Çalışma ve Sosyal Güvenlik gibi önemli bir bakanlığa getirmiş olması benim için şaşırtıcı bir gelişme olmuştur.

5- Yapılan değişikliklerin önemli değişiklikler olmadığı aşikardır. Bir yenilenme ve yeni yüzlerin getirilmesinin siyasi gelenekte alışılmış bir uygulama olduğunu biliyoruz. Bu nedenle bu değişikliklerin hükümetin performansını ancak daha büyük etkiler yaratacak gelişmelerle desteklemesiyle arttırabileceğini düşünüyorum. Bu gelişmeler ise ancak ve ancak insanların ekonomik koşullarının daha iyi bir duruma getirilmesiyle mümkün olabilir. Bunun olması ise kısa vadede sadece IMF ile yapılan anlaşma ile mümkündür. Bu anlaşma kısa vadede bir rahatlama ortamı yaratacakken uzun vadede yine büyük sorunların doğmasına neden olacaktır. Tüm ülkelerin resesyon sürecine girdiği ve alınan tüm önlemlere ve hükümet desteklerine rağmen hala istenilen düzeyde ekonomide kıpırdanmaların olmaması krizin uzun bir süre gündemde kalacağının belirtisidir. 2002 yılından itibaren dünyadaki olumlu havanın etkisiyle sorun yaşamadan ilerleyen ve güçlenen AKP iktidarı, bu kriz sürecinin yönetiminde ne kadar başarılı olabileceğini önümüzdeki aylarda daha açık bir şekilde gösterecektir.

6- Daha öncede belirttiğim gibi yeni bir yüz ve yenilenme politikasının varlığının halka hissettirilmesi bu kabine değişikliğinin temel nedenidir. Ancak kamuoyunda yeni bir seçimi kazanmış havasını yaratmaları mümkün olmamıştır. Ayrıca uygulamaya konulan değişimin içindeki mesajın belli bir tabana yönelik olarak gerçekleştiği ve ne olursa olsun AKP’nin muhafazakar, sağ bir parti olarak kalacağına vurgu yapıldığını düşünüyorum.

***

Yeni Şafak Gazetesi Yazarı Abdullah Muradoğlu,


“İKTİDAR BAŞARISIZLIKLARINI PARTİSİNİN KURUCU AKTÖRLERİYLE PAYLAŞMAK İSTİYOR”


1- Kabinede yapılan revizyonunda seçim sonuçlarının belirli bir etkisi tabiî ki var ama bunu salt ‘seçim mağlubiyeti’nin bir hesaplaşması olarak görmek doğru değil. Elbette kimi bakanların değişmesinde yerel seçim sonuçlarının rolü olmuştur, lakin seçimden önce parti tabanında da, parti grubunda da kabinede bir revizyon yapılması gerektiği dillendiriliyordu.
2- Bakanlar Kurulu’nda iki kadın bakanın yer alması, kadınların siyasete aktif olarak katılmalarını teşvik eden bir gelişme. Ancak tek başına kadınların bakan olmasıyla yönetimdeki eksikliğin giderilebileceğini düşünmüyorum. Elbette Bakanlar Kurulu’nda kadın sayısının artmasının pozitif etkisinin yanı sıra simgesel bir önemi de var. Milli Eğitim gibi çok önemli ve icracı bir bakanlığa Nimet Çubukçu’nun getirilmesi itiraf etmem gerekirse benim için de bir sürpriz oldu. Başbakanın bu konuda çok cesur davrandığını söylemek isterim.
3- AK Parti’nin en önemli isimlerinden biri olan Bülent Arınç’ın Başbakan Yardımcısı olarak kabineye alınmasının parti tabanında büyük bir memnuniyetle karşılandığı aşikar. AK Parti’nin kuruluş sürecinde Başbakan Erdoğan’ın yanı sıra Abdullah Gül, Abdullatif Şener ve Bülent Arınç ön plana çıkmıştı. AK Parti binasını ayakta tutan dört büyük sütundan biriydi Arınç. Ben bu değişiklikle Başbakan Erdoğan’ın Bülent Bey’in eleştirilerine hazır olduğu şeklinde bir mesaj verdiğini düşünmüyorum. İktidarın sorumluluğunu, gerek başarılarını ve gerekse başarısızlıklarını partisinin kurucu aktörleriyle paylaşmak olarak anlıyorum. Doğrusu da bu.
4- Beni en çok şaşırtan Nimet Çubukçu’nun Milli Eğitim, Sadullah Ergin’in Adalet, Mehmet Şimşek’in ise Maliye bakanlığına getirilmesi oldu. Mehmet Şimşek’in Maliye Bakanlığı’na getirilmesinde uluslar arası finans çevreleriyle ilişkisinin etkili olduğunu düşünüyorum.
5- Olumlu yönde etkilemesini diliyorum ama yeni kabineyi işte görerek değerlendirmek daha doğru olur.
6- Önceki kabineye kıyasla yeni kabinenin AK Parti tabanını daha çok memnun ettiğini düşünüyorum. Özellikle icracı bakanlıklar açısından duruma baktığımızda bunu görüyoruz. Önceki kabine daha geniş bir açılıma sahipti, bu da AK Parti için bir handikaptı. Asimetrik bir görüntü sözkonusuydu. AK Parti’nin yerel seçimlerdeki kayıpları biraz da bununla ilgilidir.  Deyim yerindeyse, AK Parti bu bağlamdaki asimetrik genişliğinin kurbanı oldu.
Kabine revizyonunun AK Parti tabanının siyasi eğilimlerine doğru daralarak gerçekleşmesi bana daha sahici ve daha doğru görünüyor. Sanırım bu Başbakan Erdoğan’ın elini kolaylaştırır, kararlılığını artırır. İdeal olan, Kabine ile Parti tabanı arasındaki doğru uyumu yakalamak ve sürdürmektir. Ancak bu simetrik daralma AK Parti Hükümeti’nin Türkiye’ye ve bütün seçmenlere hitap eden bir parti olmasına engel teşkil etmemeli. Siyaset bir deha ve sanat işiyse tam da bu gibi durumlarda çözümleyici olarak devreye girer.
İster ‘değişerek gelişme’ diyelim, ister ‘gelişerek değişme’ diyelim, bu değişim ne ödünç kavramlarla ne de ödünç alınmış kişilerle gerçekleşir. Aynı zamanda hem muhafazakar hem anti-muhafazakar, hem sosyal hem liberal, hem otokrat hem demokrat olamazsınız. Bütün bu cephelerde savaşamazsınız. Farklı siyasi çizgilerdir bunlar. Bu bakımdan kabine değişikliğini AK Parti’nin kendi siyasi seyrini sahici şekilde gerçekleştirme iradesinin bir yansıması olarak görmek istiyorum. Bir mevziyi muhafaza etmek, o mevziyi fethetmekten çok daha zordur. Dolayısıyla kabine revizyonunu tabana dayanarak yeni bir dinamizm kazanma arzusu olarak da okuyabiliriz.

YORUMLARINIZ
AHMET ŞAN - 18.05.2009 21:11
KÖRLER GÖZLEMCİLİK YAPAMAZLAR HELE BUNLAR İMAN KÖRLERİYSE HELE BUNLAR VİCDAN KÖRLERİYSE, MEYVE VEREN AYAÇ TAŞLANIR AT YALANI GÖZLEMCİYE İNANANI <br>HAMDOLSUNKİ SİZİN GİBİLERİNE EBEDİYEN HİÇ BİR FIRSAT VERİLMİYECEKTİR,KABİNEDEKİ DEĞİŞİKLİK NÖBET VE GÖREV DEĞİŞİKLİĞİDİR HER ŞEY TÜRKİYENİN YARARINA VE KALKINMASINADIR DOĞRULARI GÖRMEMENİN VE KABULLENMEMENİN VEBALİ SONDERECE BÜYÜKTÜR.İNSANI ÖLÜNCE KABİRDE ŞİDDETLİ AZAPLA CEZALANDIRILDIĞINI HATIRLATMAYI BİR BORÇ OLARAK GÖRÜYORUM BİLMEM ANLATABİLDİ Mİ. <br>
EMEL- CAN - 15.05.2009 17:19
ARAP KADRİYE CEVAP <br>SENDE BENİMLE KABİNDEMİYDİNDE KÜLLİYEN YALAN DİYORSUN. <br>MEHMET BEKAROĞLU VE NUMAN KURTULMUŞUN SÖYLEMLERİ TAM BİR SOL SÖYLEM O YÜZDEN VERDİM. <br>NE OLDUDA SAADETE OY VERMEM SENDE BU KADAR RAHATSIZLIK YARATTI. <br>YOKSA BİR YERİNE Mİ DOKUNDU.
gözlemci - 14.05.2009 11:49
Kabine dediğiniz nedir?kenar mahalle camisine müezzin bile olamayacaklardan oluşan bir sahte imamlar korosu.Sultançiftliğinde kimsenin uğramadığı bir caminin imamının ülke sorunlarının farkında olmasını ve çözüm üretmesini dangalak bulgur dilencileri bile beklemez.Onlar kömür ve bulgur,kızlarını metres verecek yaşlı sapıklar beklerler.
arap kadri - 12.05.2009 21:37
Sp ye oy vermiş yalaaaaannnnn YALANNNNN külliyen yalannnnnn.:))))))))
DR.X - 12.05.2009 19:23
NEDEN?... <br>Onu bunu boş verinde,hükümetin kürt sorunu,PKK yi cebren destekleyen DTP açıklamalrı,pkk yı siyasallaştırma,haklı çıkarma davranışlarını neden görmemezlikten geliyorsunuz? <br>Neden bu konu hakında halkın düşüncelerini öğrenmek için bir yorum sayfasını açmıyorsunuz?. <br> <br>YÜZ SEFER YAZDIK. <br>TÜRKİYEDE,LÂZ,ZAZA,ADİGE,ABHAZ,POMAKLARIN NEKADAR SORUNU VARSA KÜRTLERİNDE AYNI SORUNLARI OLABİLİR. <br>AMA KÜRT KÖKENLİ VATANDAŞLARIMIZIN SORUNU DİĞER KÖKENDEN OLAN VATANDAŞLARIMIZIN SORUNLARINDAN FAZLA SORUNU YORKTUR!... <br>NE VARKİ DOĞU GÜNEYDOĞU ANADOLUNUN, ASALANIN MAŞASI, PKK TERÖR ÖGÜTÜ BELÂSI,ONU DESTEKLEYEN MİLLET VEKİLİ DOKUNUZMAZ ZIRHINI BİLE GİYEN HAİNLER (DTP)VARDIR. <br>YANİ KÜRTLERİN İÇİNMDE ÇIKARAK,ERMENİ ASALA TERÖR ÖRGÜTÜNE MAŞA OLMUŞ,KÜRT KÖKENLİ VATANDAŞLARIMIZIN HAKI ARAR GİBİ,TÜRKİYEYİ KARIŞTIRMAYA,İÇ SAVAŞA SÜRÜKLEMEYE ÇALIŞAN BİR TERÖR ÖRGÜTÜ VARDIR. <br> <br>BU BÖYLEYKEN,ARIMCILIK YAPARAK,KÜRT SORUNU VARDIR DİYE KONUŞMAK,PKK TERÖR ÖRGÜTÜNÜ HAKLI ÇIKARMAK ANLAMINA GELİR. <br>NE YANİ, <br>ŞİMDİ ÇERKEZLER,LÂZLAR,POMAKLAR,VE 200BİN NUFUNDAN FAZLA OLAN 77,5 KÖKENİN ERMENİLERE GİDİP BİZİ DE DESTEKLEYİN,BİZDE KÜRTLERİN ALDIĞI HALARI ALMAK İÇİN DAĞA ÇIKIYORUZ DEYİP TERÖR ÖRGÜTÜ MÜ KURSUNLAR. <br>BU KADAR ÇOCUKCA,BUKADAR DÜŞÜNCESİZCE,BUKADAR TEK BİR(KÜRT) KÖKENİ KAYIRARAK AÇIKLAMALAR YAPIP HATA ÜSTÜNE HATA YAPILIRMI. <br> <br>KANAL 6DA,NEDEN 1 SAAT OLSADA AHAZCA,ADİGECE YANİ,ÇRKEZCE YAYIN YAPMIYOR. NEDEN,BOŞNAKCA,NEDEN ARNAVUTCA,NEDEN ZAZACA,NEDEN LÂZCA YAYIN YAPMIYOR DA,TÜRKİYEDE SADECE KÜRT KÖKENLİLERE ANA DİL,İLERİYLE YAYIN YAPILIYOR?. <br>KÜRT KÖKENLİLERE NE YAPILIYORSA,DİĞER KÖKENLERE DE YAPILSIN Kİ,TÜRKİYE PKK DAN KORTUĞU İÇİN,"ERMENİLER,ABD,AB,RUSYA BASKI YAPTIĞIİÇİN,ONLARDAN KORKTUĞU İÇİN KÜRTLERE AYRICAKLI DAVRANIYOR,ONLARI TANIYIP,ONLARA ÖZERKLİK VERMİYİ DÜŞÜNMEYE BAŞLADI" DÜŞÜNCELER HASIL OLMASIN. <br>CUMHUR BAŞKANIMIZ SİYASETCİ DEĞİL, <br>O CUMHURUN BAŞKANIDIR. <br>BÖYLE ÖNEMLİ KONULARDA SORMADAN DANIŞMADAN SİYASİ KONUŞMALARI,ÇOK AZ YAPMALIDIR. <br>BEN SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZIN,GEREK ERMENİ,GEREKSE BU KONULARDAKİ AÇIKLAMALARI ÇOK HATALI GÖRÜYORUM. <br>PKK TERÖR ÖRGÜTÜNÜ YÜREKLENDİRDİĞİ KANATİNDEYİM. <br>ONUN OTURDUĞU MERTEBEYE,ASLA SİYASET YAKIŞMAZ. <br> <br>LÜTFEN,ÜLKE MEMFAATLERİ DAHA ÇİDDİYE ALINSIN.DTP NİN ÇÜRÜK KAFASINA DENK HİÇ BİR SİYASETCİ KONUŞMASIN,HATA YAPMASIN,DTP NİN HATALARI DA MUTLAKA CEZA GÖRSÜN... <br>SİYASİ HATALAR ASLA ONURULAMAZ. <br>HERKES TÜRKİYENİN BÖLÜNMEZ BÜTÜNLÜ,LÂYIK YAPISI İÇİN ÇOK DİKAT ETMELİDİR... <br>GEMİ BATARSA,YÜZDE YÜZ ÖLECEK OLANLAR GEMİNİN KAPTANI VE MÜRETEBATIDIR...GEMİ ÇIKARILABİLİR,ONARILABİLİR,AMA ÖLENLER ASLA GERİ GETİRİLEMEZ. <br>SAYGILAR... <br>
EMEL-CAN - 12.05.2009 16:25
AKP de bakanlık yapabilecek kapasitede olan milletvekili sayısı sınırlı. Bu yüzden dönüp doşıp aynı adamlara geliyorlar. <br>Son seçimlerde Saadet partisine oy verdim. <br>Erbakan rahat bırakırsa Numan Kurtulmuş geleceğin başbakanıdır. <br>Tabiiki güç odakları Numan beyle Mehmet Bekaroğlunun önünü kesmezlerse......
Bu sayfaya yorum yazarak tarihe not düşün.
1

Share on Facebook