Bu adamcağız askerlerin de dediği gibi ne yapacağını kendi de bilmez ve bunu yazar Aydın Doğan ile ikisi ayrı ayrı itibarlı insanlarken, bir arada bunu kayıp ettiler. Biribirlerini çoğaltmadılar. Bugün Aydın Doğan bu tartışmaları hak edecek biri değildi. Şimdi Senelerin Ayşegül Aslanı bu dümende duruyor. O da patronuna zarar veriyor.. Kapısında haciz söylentileri olan Doğan Gurubunu bu duruma Amiral gemisinin kaptanı soktu..
Kadın yazarlar toplumun medeniyetini gösterir. Ancak bizim basın mesleğinde bir noktada tutulurlar. Erkeklerin eteğinde dolaşmadan bir yerlere gelemezler. Gazetecilik askerlik gibidir.
Bir yanda erkeklerin dümen suyunda yazarlar, bir yanda patronların çıkarları dünyasında yayın yönetmenleri.. Bir yanda kamusal alan, bir yanda medya sermayesi.
Kadın olmak toplumun bütün kademelerine zor. Çünki medeniyeti erkekler yaratmış.
İşte böyle bir dünyada erkek gibi durmak var.
Mesleğini kaybetmek pahasına da olsa kendinden vaz geçmemek.
Böyle bir zaman yaşamadığımı söyleyemem. Aydın Doğan haftalık Gazetemi kapatıp telefonlarıma çıkmayıp, Özkök ün yalan manşetlerinde ona eşlik ederken onu defterimden sildim.
Aynı muameleyi Dinç Bilgin’e de yaptım. İkisi birleşip kartel kurup bunların keyfini çıkardılar. Aralarına diğer sonradan girme medya patronları da katıldı. Hepsi battılar. Sefil oldular. Hapislere düştüler. Ben mesleğimi yapamadım.
Ne Mutlu, Özkök’lerin erdemine inandım, ne patronlarının medya raconunu beğendim.
4O yıllık mesleğimi görmezden geldim.
Bugün kendimi daha çok seviyorum.. Mesleğimden geçtimama kendimden geçmedim. Köşelerde yazan meslekdaşlarıma erkeklerin bir kısmınının bu başarısız dünyasına ortak olmamalarını tavsiye ediyorum.
Keşke bu kadın gazeteciler Türkiye’deki ayrımı kaşıyacakları yerde, toplumun ortak noktalarını dile getirseler.. Kadınlık , analık çoğaltmaktır. Erkek dünyasının taklitçiliği ile bu olamaz.
Barış, ortak dünya, düzen, yeni düzen kadınların işidir. Ekrana çıkıp başarısız gazeteci erkeklerin peşinde koşmakla olmaz.