Umur Talu-SABAH
Kahpelik!
Yanınızda çocuklarınız, "haber" geliyor.
Güngören’de işlek caddede bomba... Çok sayıda ölü.
Hayatı öldürenlere, insana kıyanlara, bombalarla bedenleri ve ruhumuzu parçalayanlara lanet olsun.
Yanınızda çocuklarınız, içiniz yanıyor, içiniz kanıyor.
Memleketin gün görmemesi için bu ülkenin kimi karanlık, kanlı çocukları başka evlatları katlediyor.
Onlara inat, öldürülen herkesin her köşedeki hatırası, sakat kalan, yaralanan herkes adına, gün görebilmek için, çocuklara daha iyi haberler verebilmek için hakikatı, adaleti, kardeşliği, barışı kovalamaya devam.
Uzun uzun yazdım çünkü... Gazetecilik, "objektif"ten "sübjektif ama namusla bakma" mesleği.
Çünkü, "objektif"in kendisi "objektif, nesnel" değil.
Bir zaviyesi, kadrajı, duruş pozisyonu, filtresi şusu busu var makine ile lensin.
Binlerce "görüntü adayı"ndan bazılarını tercihin "objektif ve de sübjektif" nedenleri var.
Sonra onların içinden sadece bazısını sunmanın da.
Zaten tüm "objektifler" aynı zaviyede, aynı seviyede "objektif" olsalardı, çok sayıda gazete, dergi ve kanalın, bunca kitabın, araştırmanın, eğitimin, siyasetin, mücadelenin, hatta "yargılama"nın, hatta hatta "inançlar"ın ve elbette ideolojilerin de manası olmazdı.
Lakin, püf, paf ve pof noktaları şu:
Objektif(in) ne kadar sübjektif olursa olsun, "hakikate saygı".
Ruhumuz ve kafamız ne tür "haber, bilgi ve yorum" ile okşanırsa okşansın...
Kendimizi iyi, haklı hissetmek, inandığımızı, bildiğimizi sandıklarımızı onaylatmak için talebimiz ne olursa olsun...
Esas ihtiyacımız, esas hava ve suyumuz, esas gıdamız "hakikate saygı" .
Gazeteci, biraz değil, epeyce bunun için.
Kakarakikiri için değil, "hakikat peşinde" olabilmek için.
"Hakikate saygı"yla haber alıp verdiği, yayın yaptığı, eğilip bükülmediği, yazı yazdığı, fotoğraf çektiği, kayda aldığı, "sübjektif eleştiri"de bulunduğu varsayılır.
"Alet, edevat, katip, fedai, hurafeci, pusucu, sansürcü" olmak için değil, hakikatin yolunu karartan, kirleten, yamultan bu zafiyetlerden silkelenmek için.
O yüzden; kendinizi "sübjektif" olarak kendinizce hangi "objektif" pozisyonda konuşladığınız, kime yakın, kime uzak düştüğünüz bir yana...
Sadece "hakikat" adına bile, her açıdan merak ve idraki şart koşan "iddialar" varsa...
1. Burun kıvıramazsınız;
2. Burnunuzu tıkayamazsınız.