Kaleci eldivenleriyle giydirilen narin bikiniler...
Olması zor kabul ettiğiniz neler var hayatınızda diye soracak olursanız bendenize lodoslu bir akşamüstü çay sohbetinde örneğin; listemin sonunu görmeye değil mekandaki çay demlikleri ve stokları, ömür vefa etmeyebilir bilesiniz...
Belki beceriksiz yaşadığımdan zamanımı, belki düşünmekte ölçüsüzlüğümün el verdiği zihnimin her kıvrımında onlarca düşünce inşa etmemden irili ufaklı yahut gerçek ile hayali sık sık karıştırmamdan...
Ama lütfedin, şenlendirin sohbetli akşamımızı, demli çayımızı diye ısrar ederseniz ve beni iknayı başarırsanız açıklamamda sakınca olmadığına bir iki gündelik ama duyulmaktan her zaman hazzedilen güzel sözlerle; o zaman bedelsiz gözlerinizi burkmak istemem, insan seven, mizah bilen, dostluğunuzu önemseyen biri olarak...
Bir ufak müsaade lakin...
Kaynamış suya atılmadan önce iyice yıkanmış çay otlarıyla yapılan, rengi herkese ibret olacak berraklıkta demlenmiş ve ince belliye yaraşmış çayımdan derin bir yudum çekeyim, kalbimde bir ferahlık, zihnimde berraklık hasıl olsun... Rahatlayayım...
Olması zor kabul ettiğiniz neler var demiştiniz değil mi?!.
Bir boğayı, evde yemekte kullandığımız bir çatala saplayıp, kaldırmak isterim mesela...
Dede Efendi’den eski Türkçe sözlü bir besteyi, yetkin mayastoro eşliğinde uzayda icra etmek ya da...
Olmazları anlatmak, yanlışları işaretlemek için sıkça kullanılan, ‘kemanı baltayla çalmak’ deyimini mecazi anlamından sıyırarak gerçeklemek yahut, küresel kamuoyu önünde...
Depodan aldığım baltayla, bir virtüözün kemanını ağlatmak, belki Fazıl Say’ın ’Haremde Binbir Gece’ sinde...
Ooo!.. Ne, olmaz ama!..
Bir de dilimle, davul çalmayı düşlemişimdir hep, söylediklerim daha rahat anlaşılır, ömrüm uzar ümidiyle...
Çok sayabilirim elhak ama biliyorum daha güncel bir şey bekliyorsunuz benden, çay yudumları arası, katılımda çekinik kalmayacağınız...
Merak etmeyin açıldı kıymeti kendinden menkul ağzım, sizi memnun etmeden kapatır mıyım!..
Kaleci eldivenleriyle, bikini giydirmenin de, deveyle vals yapmak kadar zor olduğunu düşünmüşümdür hep...
Öyle ya, nerede bikini zarafeti, nerede kaleci eldiveni hoyratlığı...
Zor bir birliktelikdi nazarımda, ta ki bugünlere kadar...
Fenerbahçe futbol takımın, İspanya’nın Sevilla takımı karşısında oynadığı maçta aleyhte bir sonuçta, yediği hatalı goller sebebiyle asılacak adam ilan edilecek kalecisi Volkan Demirel, penaltılara giden maçta yaptığı üç kurtarış ve çeyrek final biletiyle, bendenizin bu hayalini de gerçekleştirmiş oldu tüm kamuoyu önünde...
Hem de büyük bir incelikle...
Yayın mecralarının, çok sesliliğin ana unsurlarından biri olarak gittikçe arttığı ve bunlarla at başı eğlenceliklerle mizahın, şovla gülmecelerin birbirine karıştırıldığı ve ayrı insanların ortaklıklarında geçer akçe ve aynı dil olarak ucuz lafların seçildiği toplumlarda sıkça görülebiliyor artık kafamdaki zorlardan bazılarının aslında ne kadar kolay olabileceği...
Ve dahi her alanda sayıları artıyor gizli iddialarla, eğlencelik laflar edenleri, mecraların ekranlarında...
Her halükarı değerlendirip, çift taraflı cümlelerle kendini garantiye alarak tabii...
Lakin evlerinden eğlenceliklere eşlik edenler de, ekranı dolduranlardan az değil belli ki...
Konu olanların söylediklerinden işlerine gelenlerini duyuyor ve görüyorlar, bir insan zaafiyeti ve unsur-u eğlencelik olarak...
Bu durumun bugünlerdeki nasipdarı, hakem hocası, meşhur yorumcu Ahmet Çakar gibi!..
Olayı tekrar anlatmanın lüzumu yok sanki...
Şimdi ufak bir maninin zamanı ve yeri...
Artık kazın ayaklarını takip etmek, hem daha zor, hem daha zorunluluk gibi...
İki parçadır bikini denilen kadın giyisisi...
Hediyeleri reddetmenin bir anlamı yok gibi...
Bazı diyetler var ödenesi...
Bu sebeple şimdi...
Ahmet’ine üstten, Çakar’ına alttan giydirme zamanı, kabul edilmeli ki...
Sadece eğlencelik niyetine tabii...
Sevilla maçının hatırası güzel olsun deyi...