Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.
Sabah gazete haberlerini okurken bir haber beni gerçekten derinden etkiledi. 18 yaşında bir gencimizin annesi dershane borcunu ödeyemediği için tutuklanıyor. Ardından kendisini bu duruma sebep olarak gören genç intihar ediyor. Anne hala hapiste, baba perişan, kelimeler okuyanın boğazında düğümleniyor, söyleyebilecek en ufak bir kelime yok.. Evliyim ancak henüz çocuk sahibi değiliz. Neden mi? Gelir durumumuz, sağlığımız ve eğitimimiz yerinde olmasına rağmen cesaret edemiyoruz. Ya bakamazsak, ya ona hayallerinde kuracağı bir geleceği veremezsek, hakettiği eğitimi sağlayamazsak, ya ona yetemezsek diye. Günün birinde onu dünyaya getirdiğimiz için üzülüp bize sitem edebilme ihtimali olduğu için defalarca kez soruyoruz kendimize dünyaya getirmeli miyiz diye. Böyle bir sorumluluğun altına girerken sevabını da günahını da defalarca düşünmemiz gerekiyor. Oysa hergün bize söylenen en az üç tane çocuk sahibi olmamız. Kalifikasyonu iyi ve sağlam evlatlara ihtiyacı varmış memleketimizin.. Nüfusumuz arttıkça artmalıymış. Kaynaklar azalmaktaymış, ekonomi kötüymüş, fazla nüfusla birlikte yaşam kalitesi düşmekteymiş hiç mühim değil. Yeter ki çoğalalım.. Kalifikasyonu yüksekten benim anladığım iyi bir eğitim almış, hem bedensel hem ruhsal açıdan sağlıklı, dünya görüşüyle, duruşuyla, ilgi alanlarıyla, kişiliğiyle dünyaya ve insanlığa faydalı; kendisini, etrafındakileri, milletini attığı her adımla daha da ileriye taşıyabilecek yapıdaki bireydir. Bir çocuğa bunları kazandırabilmeniz için ciddi bir refah düzeyine ulaşmış ve kendinizin de saydığım özelliklere sahip bireyler olmanız gerekmektedir. Eğer bahsettiğim özelliklere sahipseniz ne mutlu, ancak sahip değilseniz, ki içinde bulunduğumuz durum ortada; en azından mesela maddi gücünüz yoksa, şartlarınız bir çocuğa bile bakmaya zar zor yetiyorsa hakettiğiniz ve size layık görülen budur işte: Kalifiye intiharlar.. silaonat@haberx.com
Sabah gazete haberlerini okurken bir haber beni gerçekten derinden etkiledi. 18 yaşında bir gencimizin annesi dershane borcunu ödeyemediği için tutuklanıyor. Ardından kendisini bu duruma sebep olarak gören genç intihar ediyor. Anne hala hapiste, baba perişan, kelimeler okuyanın boğazında düğümleniyor, söyleyebilecek en ufak bir kelime yok..
Evliyim ancak henüz çocuk sahibi değiliz. Neden mi? Gelir durumumuz, sağlığımız ve eğitimimiz yerinde olmasına rağmen cesaret edemiyoruz. Ya bakamazsak, ya ona hayallerinde kuracağı bir geleceği veremezsek, hakettiği eğitimi sağlayamazsak, ya ona yetemezsek diye. Günün birinde onu dünyaya getirdiğimiz için üzülüp bize sitem edebilme ihtimali olduğu için defalarca kez soruyoruz kendimize dünyaya getirmeli miyiz diye. Böyle bir sorumluluğun altına girerken sevabını da günahını da defalarca düşünmemiz gerekiyor.
Oysa hergün bize söylenen en az üç tane çocuk sahibi olmamız. Kalifikasyonu iyi ve sağlam evlatlara ihtiyacı varmış memleketimizin.. Nüfusumuz arttıkça artmalıymış. Kaynaklar azalmaktaymış, ekonomi kötüymüş, fazla nüfusla birlikte yaşam kalitesi düşmekteymiş hiç mühim değil. Yeter ki çoğalalım..
Kalifikasyonu yüksekten benim anladığım iyi bir eğitim almış, hem bedensel hem ruhsal açıdan sağlıklı, dünya görüşüyle, duruşuyla, ilgi alanlarıyla, kişiliğiyle dünyaya ve insanlığa faydalı; kendisini, etrafındakileri, milletini attığı her adımla daha da ileriye taşıyabilecek yapıdaki bireydir. Bir çocuğa bunları kazandırabilmeniz için ciddi bir refah düzeyine ulaşmış ve kendinizin de saydığım özelliklere sahip bireyler olmanız gerekmektedir.
Eğer bahsettiğim özelliklere sahipseniz ne mutlu, ancak sahip değilseniz, ki içinde bulunduğumuz durum ortada; en azından mesela maddi gücünüz yoksa, şartlarınız bir çocuğa bile bakmaya zar zor yetiyorsa hakettiğiniz ve size layık görülen budur işte: Kalifiye intiharlar..
silaonat@haberx.com