Untitled DocumentEkrem Buğra Büte’nin kitap kritiği
İnsanlık tarihine hatırı sayılır bir etki yapmış bir filozofun biyografisini
yazmanın birçok açıdan zor bir uğraş olduğunu söylemek mümkündür. Konuyu ele
almanın zorluğu, felsefi bir yaşamı takip etmenin güçlükleriyle
ilişkilendirilebilir. Hele ki söz konusu isim Immanuel Kant gibi felsefe
tarihinde kalıcı etkiler bırakmış bir düşünür ise işin çok daha zor olduğu
tahmin edilebilir. Fakat Alman yazar Manfred Geier, Kant’ın
Dünyası adlı kitabında bir yandan büyük filozofun hayatına bakış atarken öte
yandan felsefesini oluştururken geçtiği yolun izini sürüyor.
Immanuel Kant, yaşamını birkaç felsefi mesele üzerine kurmuş ve bu oranda
felsefe tarihinde çok temel tartışmaların başlatıcısı konumunda yer alan bir
filozof. Babasının ölümü sonrasında kısmen ailevi ilişkilere yönelik yazdığı
‘felsefi bağımsızlık bildirisi’yle başlayan düşün yaşamı, kendi içerisinde bir
iç tutarlılığa sahip olmakla beraber çok farklı alanlara yönelmiş bir yapı
gösteriyor. Kant’ın gençlik yıllarından itibaren kendisine temel mesele
edineceği ‘özgürlük’, felsefeye ilgi duymasının da varoluşsal sebebi. Bu
bağlamda ilgi duyacağı tüm düşünsel problemlere yönelik çıkarımlarını özgürlük
düşüncesi etrafında anlamlandırmak mümkün olabilir. Gerek temel olarak farklı
bir biçimde ele alacağı metafizik problemlerini, gerek daha ileride ilgileneceği
‘Aydınlanma’nın ne olduğu’ sorunsalını bu genel çerçevenin elemanları olarak
görmek yerinde olacaktır.
Kant kendi felsefesi söz konusu olduğu zaman iki şeyin daima kendisini
heyecanlandırdığını ve heyecanlandıracağını söyler: Üstümdeki yıldızlı gökyüzü
ve içimdeki ahlâki yasa. Astronomiye olan ilgisi felsefi düşüncesinde
tetikleyici rollerden birini taşımakla birlikte, genel bir ahlak teorisi
yaratmaya yönelik çabaları kısmen yaşamsal faktörler sebebiyle sürekli
ertelenmiş.
Bunlarla birlikte Kant’ın entelektüel şöhretine ulaşmasını sağlayacak asıl
faktörün metafiziğe duyduğu ilgiden kaynaklandığını görüyoruz. Nitekim elde
etmek istediği bir profesörlük görevi için ilgisini yoğunlaştırdığı bu alandan,
sadece Alman felsefe tarihinin değil, tüm felsefe tarihinin de en önemli
kaynaklarından birisinin doğduğunu söylemek mümkün: Saf Aklın Eleştirisi. Daima,
‘var olan’a saldırmaktan ziyade ‘yeni’yi kurmaya yönelik bir felsefe izlemiş
olan Alman filozofun ortaya atmış olduğu tartışmaların günümüzde de halen devam
etmekte tartışmalar olması da kuşkusuz bu ‘yeni’yi kurma isteğiyle alakalı.
Genel itibarıyla, ne bilebilirim, ne yapmalıyım ve insan nedir soruları
etrafında oluşturulan bir felsefe anlayışı ve aynı şekilde gelişmiş çok güçlü
teoloji, astronomi, bilim, ahlâk ve Aydınlanma tartışmaları... Bunların tamamını
Kant’ın felsefi yaşamında, Kant’ın felsefi yaşamını ise Kant’ın Dünyası’nda
bulmak mümkün.
Kant’ın yaşamöyküsünü günümüz okuyucusuna sunan kitap, bir filozof olarak
Kant’ı ve onun düşünce yapısını merak eden okuyucular için olduğu kadar, 18.
yüzyıl düşüncesinin en önemli portrelerinden bir tanesiyle tanışmak isteyenler
için de önemli bir kaynak.
(Radikal Kitap)
Kitapla
ilgili teknik bilgiler ve internet üzerinden sipariş şartlarını görmek icin bi
linki kullanabilirsiniz...
