KASITLI KASETLER VE KİN SAVAŞLARI
Kaset bilmecesi sürüyor…
Görüntüler gerçek mi yoksa montaj mı?
Henüz net olarak belli değil…
Kimilerine göre gerçek, kimilerine göre de gerçek dışı bir komplo…
Baykal’ın ayrılış konuşmasında yaptığı açıklamaları dinleyenlerde tam bir kafa karışıklığı var…
Baykal bu bir komplodur derken, neyi kastetti?
Böyle bir olay yoktur, olmadı mı dedi?
Yoksa olay gerçek de, gizlice çekim yapılıp internete verilmesinin mi komplo olduğunu kastetti?
Herkes kendi algılamasına göre yorum yapıyor…
Olay gerçek olmasaydı, Baykal istifa eder miydi diyenlerin çok olduğuna inanıyoruz…
Bu satırların yazarı, Allah’a şükür zeka geriliğinden muzdarip değil…
Ancak, “kasıtlı kaset”in yansıttığı görüntülerin gerçek mi ya da montaj mı olduğunu, Baykal’ın açıklamasına, yani olayın faili gösterilen kişinin yaptığı açıklamalara dayalı olarak, henüz anlayabilmiş değil…
***
Baykal’ın veda konuşmasında:
“Kasette ki konu eski değil, iki haftalık konu…” şeklinde açıklama yapması karşısında, geçtiğimiz iki hafta içerisinde, Baykal’ın iş yoğunluğu ve siyasi tansiyonun yüksekliği dikkate alındığında; böyle bir konjonktürde, kaset konusu işlere vakit ayıracağı ve ruhen buna müsait olacağını düşünmek mümkün değil…
Bu yönde değerlendirme yapıldığında, Kasette ki görüntüler gerçek değil, montajdır düşünce ve mantığı ortaya çıkıyor…
Baykal hükümeti suçlarken neyi kastetti?
Kaset montajdır, yapanı hükümet ve AKP çevreleridir mi demek istedi; yoksa, kendisini gizli kameralarla takip ettirerek tuzağa mı düşürüldüğü iddiasını ileri sürdü?
***
Olay şöyle ya da böyle olmuş, yani kasette yansıtılanlar gerçek ya da montajdır.
İçinde bulunduğumuz aşamada, o konuyu; olayı araştıran görevlilere ve yargıya bırakarak, bundan sonra ne olabileceği konusunda biraz kafa yoralım…
Baykal’a ya da CHP’yi yıpratmaya yönelik, yeni kasetler, ambalajlarında açılmadan mı bekliyor, yoksa her an internette yerlerini almak için düğmeye basılmasının startına hazırlar mı?
***
Kimse başka kaset yoktur, bundan sonra ortaya çıkarılmaz gibi değerlendirmelerde bulunmasın.
Olayın, gelişmelerin ve konjonktürün durumuna bakıldığında, gayeye yani hedefe ulaşılması için her yol mubahtır stratejisi izleniyor…
“Demokrasi bir araçtır, amaca ulaşıldığı yerde tramvaydan inilir (!)” esinlenmesi ve mantığıyla yola çıkılarak, bu yönde ki kutsal hizmetlerin (!) devamının geleceğini beklemek sanırız aymazlık sayılmamalı…
***
Peki bu işin sonu nereye varır?
Bu olayın bir kere AKP açısından hayır getireceğini düşünmüyoruz…
AKP’nin artık yolun sonuna geldiği kanısı vatandaşlar arasında yaygın…
Seçimlere henüz bir yıl varken tabi ki kesin bir değerlendirme yapmanın olanağı yok.
Ancak, görünen o ki, AKP artık iş yapmaktan çok (gerçi 22 Temmuz 2007 seçiminden sonra geçen üç yıllık sürede Allah için de olsa yaptığı tek bir akılda kalıcı icraatı yok ya…) ayak oyunları ile vakit geçiriyor, bu yollarla iktidarda kalmaya çalışıyor…
***
İvedi olarak gündeme getirdikleri Anayasa değişikliği çabalarına bakıldığında, sanki yangından mal kaçırıyor olmanın telaşını yaşıyorlar…
Kapatılma korkusu adeta kendilerinde paranoya haline geldi…
Ordu yeteri kadar hırpalandı ve duvara çarptı…
Sıra yargıyı ele geçirme de…
Şimdiki tek amaçları bu…
Anayasa değişikliğinin de salt bu yüzden yapıldığını artık dağda ki çoban bile anladı…
***
“Kasıtlı kaset”…
Türk siyasi yaşamına neler getirecek ve götürecek, önümüzde ki süreçte göreceğiz…
Kaset savaşları sürecek…
Uğur Dündar dün açıkladı.
AKP’li önemli bir kişiye ait benzer bir “kasıtlı kaset” kendilerine ulaşmış ama dikkate almamışlar…
AKP ülke yaşamına çok kötü montajlar yaptı.
Telefon dinlemeleri AKP döneminde yaygın bir uygulama haline geldi.
“Kasıtlı kaset” olaylarının gündeme getirilmesi bu parti döneminde adeta yaşamın bir parçası oldu…
Bundan böyle AKP’nin her türlü çirkin olayın gündeme gelmesinde ve getirilmesinde, suçlu odak olarak görüleceği düşüncesini kimse yadsıyamaz…
***
Çevre ve Orman eski Bakanı Osman Pepe geçtiğimiz günlerde boşuna söylemedi:
“Bu yaz sıcak geçecek” diye…
Bize göre de, hem de fırın sıcaklığında geçecek…
Bakalım kimler daha “kasıtlı kasetlerin” sıcaklığı ile yanıp kavrulacak(!)
***
“Kasıtlı kaset” olayı ile bu tarihten sonra Türkiye’de “Kin savaşları” nın da önünün açıldığını, artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını, seçime doğru ülkenin önemli sarsıntılara gireceğini ve bundan da “emperyalist akbabalar”ın düğün bayram yaparak yararlanmak isteyeceklerini yersiz bir değerlendirme saymamalı…
Baykal’ın gidişi; rakiplerine ve bu iğrençliği yapanlara, açıkça bir meydan okumadır… Bakalım bu meydan okumanın sonuçları nasıl bir sonuç ortaya çıkaracak göreceğiz..?
Giderek yıpranan AKP’ yi ve Tayip Erdoğan’ı “kariyer erozyanı” açısından ne ölçüde etkileyecek onu da önümüzde ki süreçte birlikte göreceğiz…
CHP’ye gelince…
Umarız Baykal’ın gidişinden sonra, kendilerine özgü sen ben kavgalarına düşmezler…
Yapacakları şey, eskisinden daha fazla çalışmak, iktidara karşı önlenemez boyuta geleceğine inandığımız “kin savaşlarını” partilerinin yararı doğrultusunda fırsata dönüştürmek olmalı…
“Baykal’ın muhteşem dönüşünü” de, gözlerden uzak tutmamak gerektiğinin önemle altını çizmek gerekir diye düşünüyoruz…
BURHAN ÖZBEY