KENDİMİ PROTESTO EDİYORUM! (*)
Bu ülkede ve yaşadığım kentte, yaşananlar ve iğrençlikler karşısında:
Çıkıp ortalarda avazım çıktığı kadar bağırmadığım için!
Bu ne kepazelik diye haykırmadığım için!
Medyada ve siyasette ki;
İkiyüzlülere, yüzlerine karşı siz ne biçim adamsın demediğim için!
Döneklere, “Allah belanızı versin!” diye tepki koymadığım için!
Bu ülkede ve yaşadığım kentte, her devrin adamı olan bukalemunlara, “yahu sizler bu denli hızlı renk değiştirmeyi nasıl başarabiliyorsunuz, siz adam mısınız Allahaşkına!” diye sormadığım için!
Tepelerdekilere, kişisel hesap ve çıkarları için; milletin huzurunda her vesile ile sabah akşam akıl almaz ölçüde “sözlü ve yazılı vıcık vıcık övgüler düzdürenlere”; haklarında söylenen ve yazılan aşağılayıcı sözlere karşın; utanmadan, arlanmandan iğrenç tutumlarını aynen sürdürenlere; yüzlerine karşı “Yuh olsun sizlere!” demediğim, diyemediğim için!
Bu ülkede ve yaşadığım kentte, iğrençliklerini, dönekliklerini, üç kağıtçılıklarını, yaptığı tescillenmiş yolsuzluklarını ve çevresinde ki pek çok insanı parasal ve öbür konularda alenen aldatmış olduklarını bildiğim; medya içinde ve dışında ki “insan müsvetteleri” ile bir toplulukta ya da kentte ki bir protokol ortamında burun buruna geldiğimizde; bize “nasılsın?” diye sorduklarında, “hadi oradan aşağılık adam!” diyemeden; zorunlu olarak “iyiyim sen nasılsın?” diye “sosyal nezaket gösterdiğim için!
Bu ülkede ve yaşadığım kentin toplumunda ve medyasında, yukarıda marifetlerini saydığımız defolu insanlar için; bizim bildiklerimizi aynen bilen; ancak benim gibi onlara karşı “sosyal nezaketleri” gereği, yüzlerine karşı “namussuzlar!” , “şerefsizler!” , “vatan hainleri!”, “üç kağıtçılar!”, “dönekler!”, “bukalemunlar!” diye haykırmayan; dürüst, seviyeli, saygıdeğer dostlarımı, meslektaşlarımı, yüzlerine karşı (kendim gibi) protesto edemediğim için!
Adam gibi adam olup;
Yaşanmaz duruma gelmiş olan toplumsal ve sosyal hayata veda edip;
Yazıymış çiziymiş, “köşe yazarlığıymış”, “medyaymış”, “yorumculukmuş” son üç beş yıldır tüm anlamlarını, değerlerini, varlık nedenlerini ve “saygınlıklarını” büyük ölçüde yitirmiş bu aktivite ve kavramları bir kenara bırakıp; alıp başımızı dağ başında bir kulübede, ömrümüzün sonuna değin tek başına “ot gibi” yaşamayı göze alamadığım için!
VE
Asrın Lideri Yüce Önder Atatürk’ün mirası, 85 yıllık Türkiye Cumhuriyeti’nin, göz göre göre, tüm vatan milletli kahramanlık söylemlerine karşın, yana yana elden gitmekte olduğunu görüp de;
Tarihte korkaklığı ve aymazlığı yüzünden düşmana karşı yenilgiye uğramış ve ülkesini yitirmiş kralın, gözyaşlarına boğulmasında, annesinin;
“Zamanında ülkeni adam gibi ve gerektiği şeklide savunsaydın ve düşmana karşı kahramanca savaşsaydın, bugün karılar gibi hüngür hüngür ağlamazdın oğlum! Ağla oğlum ağla! Çünkü artık ne ülken kaldı ne de onurun! Giden bir daha geri gelmeyecektir bunu da bil!”
Demesini hatırlayıp “MÜTHİŞ BİR SUÇLULUK VE PİŞMANLIK” duygusuna kapıldığım için,
KENDİMİ VE TÜM SÖZDE VE GERÇEK ATATÜRKÇÜLERİ,
ŞİDDETLE PROTESTO EDİYORUM!
Son bir uyarı!
“KÖPRÜDEN ÖNCE SON ÇIKIŞI” geçmeden!
Soruyorum size/sizlere, ülkemin ve kentimin tüm insanlarına!
VAR MISINIZ?
BURHAN ÖZBEY
(*) Bir süre önce internette yayınlanmış olan köşe yazımız olup geçen zaman içersinde hiçbir şey değişmediğinden geçerliliğini koruyan yazımızı ikinci kez aynen sizlerle paylaşma gereği duyduk.