Son Haberler
10.02.2012 Cuma 03:56
USD 1,7550 EUR 2,3310 EUR/USD 1,3282 IMKB100   60162/%0,00
ISTANBUL Cuma: -1°C/3°CCumartesi: -1°C/5°CPazar: 1°C/6°C

Havadurumu ayarlari

Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.

"Kılıçdaroğlu’nun 4 noktası, Erdoğan’ın tavrı!"
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu bu yakınlarda Kürt sorunuyla ilgili olarak dört noktaya dikkat çekti: Genel af... Yüzde 10 seçim barajı... Diyalog... General Mustafa Muğlalı... 02.09.2010 13:13

Hasan Cemal
MİLLİYET

Kılıçdaroğlu’nun 4 noktası, Erdoğan’ın tavrı!



Genel af, Kürtleri çok yakından ilgilendiren bir konu. Simgesel olarak ‘dağdan iniş’ meselesini de kapsadığı için öyle.
Kılıçdaroğlu, yüzde 10 seçim barajının da demokrasinin bir gereği olarak indirilmesinden yana. Kürt siyasal hareketi ise bu barajın yüzde 5‘e indirilmesini savunuyor.
Diyalog konusuna gelince...
Kılıçdaroğlu, eğer barış diyorsak, silahların susması diyorsak, o zaman Öcalan dahil herkesle görüşülebileceğinin işaretini de vermiş durumda.
CHP Genel Başkanı’nın Muğlalı çıkışı da önemlidir.
General Mustafa Muğlalı adı 1940’lardaki bir katliamın altında yer alır. Bundan dolayı mahkum olmuş, 1950’lerin başında hapiste ölmüştür. 2004’de ise askerin bir kararıyla Muğlalı adı Van’daki bir kışlaya verildi.
Kılıçdaroğlu, partisinin bu yakınlardaki Van mitinginde Ahmed Arif’in 33 kurşun isimli şiirinden dizeler de okuyarak, Mustafa Muğlalı adının bu kışladan çıkarılması için Tayyip Erdoğan’a bir çağrı yaptı:
“Başbakan’dan rica ediyorum; 33 köylüyü sorgusuz sualsiz kurşuna dizen birinin ismini değiştirin. Devlet kin tutmaz.”
Erdoğan, Kılıçdaroğlu’nun Mustafa Muğlalı kışlasına ilişkin bu çağrısını bugüne kadar  ne yazık ki karşılıksız bıraktı.
Yine Erdoğan, Kılıçdaroğlu’nun genel af konuşmasına da milliyetçi çizgileri son derece ağır basan negatif bir karşılık verdi.
Erdoğan, referandum meydanlarında yüzde 10 seçim barajına dokunulmayacağını da söyledi.
Kılıçdaroğlu’nun altını çizdiği diyalog konusunu ise “Öcalan’la pazarlık yok!” söylemiyle kesip atan yine Erdoğan oldu.
Sözü uzatmak yersiz.
Kılıçdaroğlu’ndan dört nokta...
Erdoğan’dan dört yanıt...
CHP Genel Başkanı’nın bu dört noktası Kürt sorununu yumuşatabilecek, ‘ateşkes’i kalıcı kılabilecek çizgiler taşıyor.
Bu nedenle önemsiyorum.
Buna karşılık Başbakan Erdoğan tümüyle ters bir havada. Kapıyı aralık bile bırakmayan katı bir tutum sergiliyor.
Oysa ille de siyah beyaz tavırlar almak, muhalefet liderinin ak dediğine kara demek gerekmiyor siyaset oyununda...
Bir noktaya dikkat!
Baykal’ın CHP’si, Kürt meselesine arkasını dönmüştü. Kılıçdaroğlu’nun CHP’si yüzünü  bu soruna dönebileceğinin olumlu sinyallerini veriyor.
Yarın ne olur bilmem ama Kılıçdaroğlu’nun bu yeni tutumu bir fırsattır. Türkiye’de barış kapısının açılması için bir fırsat...
Ve bu fırsatı görmezlikten gelen ya da tepen tavırlar sergilemenin siyasal istikrar açısından yanlış olacağını düşünüyorum.
Demek istediğim şu:
İktidar partisiyle ana muhalefet partisinin, Ak Parti’yle CHP’nin Kürt sorununu çözüm yoluna oturtacak bir çizgide buluşabilmeleri kadar bu ülkede barış ve demokrasiyi yakından ilgilendiren başka bir konu bulunamaz.
Oy hesabı mı diyorsanız.
Bu hiç bitmez.
Bugün referandum, yarın seçim...
Oy, hele bizim gibi ülkelerde siyasetin gündeminden hiç düşmez.
Ama bu arada ‘oy hesabı’yla izlenen politikaların sonunda ters teptiğine dair bir çok örnek vardır bizim siyasal tarihimizde...
Erdoğan’ın yarınki 3 Eylül Diyarbakır konuşması öncesinde bu satırları yazmak istedim. Çünkü, Erdoğan’ın 12 Ağustos 2005 tarihli Diyarbakır konuşmasını anımsadım.
Şöyle demişti beş yıl önce:
“Büyük devlet, hatalarıyla yüzleşebilen devlettir. Geçmişte idari ve siyasi hatalar yapılmıştır, bunlar yok sayılamaz. Kürt sorunu sadece bölgenin değil, tüm Türkiye’nin, herkesin sorunudur. Benim de sorunumdur... Kürt sorunu ne olacak, nasıl çözülecek? Anayasal düzen, toplumsal bütünlük içinde, daha çok hukuk, daha çok demokrasi ve daha çok refahla çözülecek.”

YORUMLARINIZ
k - 02.09.2010 16:30
İktidarın yalan rüzgarları esmeye devam ediyor.Yargıyı betaraf etmek uğruna harvurup harman savuruyor. Bu harcamaların kaynağını herhalde sayıştaya vermek zorundadır.kitap basmalar bindirme mitiğler, boy boy gazete ilanları sokaklar afişlerle dolup taşıyor.Bunalar herhalde hazineden alınan paralarla karşılanamaz.Bu savurganlığa yazık değil mi
k - 02.09.2010 15:48
İktidarın yalan rüzgarları esmeye devam ediyor.Yargıyı betaraf etmek uğruna harvurup harman savuruyor. Bu harcamaların kaynağını herhalde sayıştaya vermek zorundadır.kitap basmalar bindirme mitiğler, boy boy gazete ilanları sokaklar afişlerle dolup taşıyor.Bunalar herhalde hazineden alınan paralarla karşılanamaz.Bu savurganlığa yazık değil mi
Sedat Şen - 02.09.2010 15:09
Sayın Hasan bey,
Yazılarınızı okuyor ve istifade ediyorum. Bu münasebetle teşekkürlerimi sunarım. Fakat bu yazınıza bir şerh düşeceğim. İktidar Türkiye'nin hasret olduğu bir demokradik atak başlatıyor, yıllardır süren vesayet rejiminin kaldırmanın, sosyal hak ve hürriyetlerin gelişmesi için bir atak yapıyor. Fakat muhalefet hasretle berlenen bu icraata karşı çıkıyor ve meydanlarda, afbuyrun kaba tabirler artistlik yaparak sabote etme ve hedef saptırma gayreti içerisinde. Siz böyle bir tavır karşısında ne yapardınız. Bu paket aslında Kılıçdaroğnunun teklif ettiği şeylerden çok daha fazlasını içeriyor. Referandumdan evet çıksın, bunlar zaten görüşülecektir. Ama hayır çıkarsa, bir daha bunların Kılıçdaroğlu bey tarafından bile gündeme gelmeyeceğine eminim... Çünkü maalesef hiç bir icraatlarıyla güven vermiyorlar... Biz toplum olarak artık günlük siyaset ve söylemler istemiyoruz.
Bu sayfaya yorum yazarak tarihe not düşün.
1

Share on Facebook