Kimi neye göre seçelim?
Türkiye 22 Temmuz genel milletvekili seçimine adım adım yaklaşıyor… Ülke genelinde 42 milyon 533 bin seçmen toplam 158 bin 700 sandıkta oy kullanacak…
En çok milletvekilini 70 milletvekili sayısıyla İstanbul çıkaracak… Artvin, Ardahan, Bilecik, Bartın, Bayburt, Gümüşhane, Tunceli 2 şer milletvekili sayısı ile en az milletvekilleri çıkaran illerimiz olacaklar…
Yaklaşık bir buçuk ay sonra, Seçmenler olarak sandık başındayız… Demokrasi adına vatandaşlık görevimizi yerine getireceğiz…
Peki… Vereceğiz de… Oy vermiş olmakla her şey bitmiş olacak mı?
“Bugün Türkiye’nin neye ihtiyacı var?
Yöneten ve denetleyen bir demokrasiye,
Üreten, ihraç eden verimli bir ekonomiye,
Etken ve yön veren bir diplomasiye,
Şeffaf, hesap verebilir, reformist ve üretken bir bürokrasiye,
Milli ekonomi ile güçlendirilmiş, bağımsız savunma sanayinin desteklediği, Caydırıcı bir savunma gücüne…
Ve tüm bunları gerçekleştirebilecek, ulusal politikalar üretebilecek, herkesi kucaklayabilecek, çalışkan, bilgili, vizyon sahibi yönetime.
Peki bunları nasıl gerçekleştireceğiz?
Bu özürler ya da daha doğru tanımıyla engellerle dolu demokrasimizde bunu başarabilecek miyiz?
Zor olmakla birlikte evet. Başarabileceğiz.
Ama bir şartla.
Sandığa gidenler, duygularıyla ya da öfkeleriyle değil, akıllarıyla oy verirlerse…
Kendilerine biçilen noterlik rolünü aşarak, Ankara’dan tanzim edilen aday listelerinin içinden, sınırlı da olsa bir irade ortaya koyup, doğru seçim yapabilirse…
Peki bu misyonları yükleyeceğimiz temsilcilerimizin hangi özellikleri olmalı?
Öncelikle seçilecek kişinin hayatının her dönemi berrak olmalı.
Söyledikleri ve yaptıklarıyla her zaman açık, anlaşılabilir olmalı.
Siyasi çizgisinde izah edilemez kırılmalar olmamalı.
Kendisi ve yakın çevresi, devlet işlerinden uzak olmalı.
Nüfuz ticaretine asla bulaşmamış olmalı”.
Bir değerli siyaset adamı bunları söylüyor…
Bu görüşlere biz de görüşlerimizi katmak istiyoruz.
Seçileçek adaylarda şu özellikler önemle aranmalıdır.
Adayın her şeyden önce kişilik ve kimlik olarak dürüstlük timsali bir kimse olması gerekir.
Özel yaşamında, kendi işinde vermiş olduğu her sözü tutan ve bu yönde ki karakteri bilinen bir kimse olması gerekir.
Toplum içerisinde her bakımından güvenilir ve saygı duyulan insan olması gerekir..
Her şeyden önce ülkesini, vatanını, bayrağını seven, Anayasa ve Cumhuriyet ilkelerine yürekten bağlı vatansever bir kimse olmalı…
Atatürk’ün çizdiği aydınlık benimsemiş ve inançla yüreğine yerleştirmiş bir kişi olmalı…
Yıllar yılı halk olarak yakındığımız konu nedir.
Yoksulluk ve yolsuzluklar!..
Her ikisinin de kalkması ya da en aza inmesi için ne istiyoruz?
Temiz Siyaset… Evet, temiz siyaset… Kirlenmemiş siyaset…
Hani bir söz vardır, “Öğretmen nasılsa sınıf öyledir”
Çok yerinde bir söz… Toplumun temiz olması için önce yönetenlerin, yani siyasetçilerin temiz insanlar olması gerekir…
Kirli siyasetle, sefaletten başka bir yere gidilmez. Gidilmediğini de yıllar yılı görüyoruz…
Demokrasiyi gerçek biçimiyle özümsemiş, siyasette dürüstlük ilkelerine önem veren ülkelerde durum farklıdır. Siyasetçi topluma karşı sorumlu olduğu ve örnek olması gereken konularda yanlışlıklar içerisine düşmüşse, derhal görevinden ve partisinden istifa ediyor…
Ülkemizde siyasi platformlarda da böyle anlayış ve uygulamaları görebilmemiz, temiz siyasetin yerleşmesi adına umut ve mutluluk veren adımlar olur. Seçmen olarak sadece seçim günü sandığa gidip oyumuzu kullanmakla görevimizi tam olarak yaptığımız söylenemez…
Seçip iş başına getirdiğimiz siyasetçiler, milletin vekilleri, göreve geldikten sonra neler yapıyorlar… Nasıl çalışıyorlar… Temsil görevlerini yaparken yanlışları oluyor mu… Vatandaşı, toplumu, ülkeyi değil de; sadece kendilerini mi düşünüyorlar… Bunların takipçisi olmadıkça ve kararlı biçimde seçtiklerimizi denetlemedikçe, arzuladığımız temiz siyaset olgusuna kavuşmamız olanaklı değildir…
BURHAN ÖZBEY
burhanozbey21@hotmail.com
burhanaozbey@yahoo.com