Son Haberler
10.02.2012 Cuma 05:05
USD 1,7550 EUR 2,3310 EUR/USD 1,3282 IMKB100   60162/%0,00
ISTANBUL Cuma: -1°C/3°CCumartesi: -1°C/5°CPazar: 1°C/6°C

Havadurumu ayarlari

Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.

"Kimsenin beni salak yerine koymasını istemem"
CNNTÜRK Haber Koordinatörü, Medya Mahallesi program yapımcısı, yılların Gazetecisi Ayşenur Arslan Hülya Okur’a konuştu: Ergenekoncu yaftalamaları göz korkutmak için...Kalkanınızı indirdiğiniz zaman sizi yaralıyorlar...Taraf Gazetesinde kaynaktan bol bir şey de yok...kimse kimseyi salak yerine koymasın...12 Eylül Anayasasına ‘Hayır’ oyu veren bu ülkedeki azınlıktan biriyim... 20.08.2010 09:59

 

CNNTÜRK Haber Koordinatörü, Medya Mahallesi program yapımcısı, yılların Gazetecisi Ayşenur Arslan Hülya Okur’a konuştu. Çocukluğuna, evliliklerine, inancına, medya mahallesindeki konumuna, yalnızlaştırılıp yalnızlaştırılmadığına, çalışanlarına karşı tutumuna, medyadaki kız kardeşleri için verdiği mücadeleye, sosyalist olmanın bedellerine dair bir çok konunun konuşulduğu mülakatın tamamı 23 Ağustos Pazartesi günü okurlarıyla buluşacak. Fakat şimdi Ayşenur Arslan’ın sıcak tartışma konuları hakkındaki fikirlerini sizinle paylaşıyoruz. 

HABERX- HÜLYA OKUR

“BAZI ŞEYLERİ ERKEN GÖRÜP, CESUR DAVRANDIĞINIZ İÇİN ERGENEKONCU ZANNEDİLMEK, KOMİK!”

Size yönelik yaftalardan biri daha…Ergenekona açık destek verdiğiniz şeklinde. Siz bunu, yargısız infaza karşıyım şeklinde yanıtlamıştınız. Bugün geldiğiniz noktada Ergenekon davasının gerginliği, gerekliliğini tam karşılıyor mu?

Ergenekon davası denilen şeyin içinde ben kendi adıma mesleki tecrübeme dayanarak, okuduklarıma dayanarak, bir nüve olduğunu düşünüyorum. Tabi ki bu konuda karar, sonunda mahkeme tarafından verilecek olsa da böyle bir şey olduğunu düşünüyorum fakat bunun yanı sıra pek çok insanın da gerçekten suçunun ne olduğunu bilmeden ceza evinde tutuklu olarak kalmasının yanlışlığını dile getiriyorum. Tuhaftır ki ben bunu bir yıl önce dile getirdiğimde bir takım yaftalamalarla karşılaşmışken, şimdi hemen hemen herkes aynı noktaya geldi. Bazen erken görmek, erken söylemek bir dezavantajdır, bizim mesleğimizde bile bu böyledir. Bazen KanalD Haber’de espri yapardık, ‘Hay Allah gene çok erken söyledik” diye. Çünkü gerçekleştiğinde sizin söylemenizin üzerinden bir süre geçmiş oluyor.  

Sedat Ergin günlerdir Hürriyet’teki köşesinde; çok çalışkan bir insandır zaten, benim de paylaştığım ekolden gelir, araştıran, öğrenmeye çalışan, Ankara kökenli gazetecilerdendir, beraber başladık gazeteciliğe, müthiş çalışkan, bu yaz sıcağında, okuyor, karşılaştırıyor ve yazıyor, budur önemli olan. Benim yaptığımda bundan öte bir şey değildi, geçmişte de değildi, bugün de değil. Bakın, Mehmet Haberal’ın kitabı, ekranda da gösterdim, “Ertuğrul Mavioğlu ve Ahmet Işık”. Ben bunu altlarını çize çize çalıştım, hepsini değil tabi, merak ettiklerimi. Hepsini okuduğumu söylersem yalan olur, ona ne zamanım ne sabrım kalmaz. Fakat merak ettiklerim isimler vardı, okudum, çalıştım. Ertuğrul Mavioğlu ve Ahmet Işık bu kitabı, Ergenekon’a yakın, Ergenekon’a sempatiyle bakan, iki gazeteci olarak yazmadılar. Tam tersine karşısında durarak yazdılar. Dolayısıyla bundan çıkan sonuç benim için daha önemlidir. Çünkü ben konuyu araştırmak istediğimde onun sempatizanını okumuyorum, daha doğrusu sadece onun sempatizanını okumam, karşıt görüşleri de okumaya özen gösteririm ki bana bilmediğim, ihmal ettiğim bir açı göstersinler, bir pencere açsınlar. Burada baktığınız zaman da Mehmet Haberal’ın mahkemedeki savunması kitaplaştırıldı, onu okuduğum zaman da gördüğünüz bir tek şey var:”Bu adam niye içeride?”sorusu. O da bilmiyorsunuz onun niye içeride olduğunu. Bu ülkede siyaset yapmak, iktidarın karşısına bir siyasi oluşum çıkartmak suç mu? Hani nitelenmeye baktığınızda öyle gibi geliyor. 

Ya da Ecevit’in sağlık durumu ile ilgili spekülasyonlar. Hani neredeyse ölümüne sebebiyet vermiş gibi. Ecevit sağlığında bunu kendisi ifade etmemişken hiçbir tek bulgu yokken, bir tek eski koruma müdürünün iddiasıyla bunun dile getirilmesi ve içeride tutuklu kalmasının gerekçelerinden biri haline gelmesi, eğer dile getirilmeyecekse ben zaten bu mahalleden toptan gideyim. Bunu dile getirdiğiniz için Ergenekoncu diyecekseniz de hakikaten iki kere düşüneyim, bu mahallede kalıp kalmamayı. Bizler özgür olmalıyız, özgür konuşabilmeliyiz, bu herkes için söz konusu olmayabilir ama düşündüğünü söylemek cesaret olarak gösteriliyorsa bu ülkede, ki öyle, o hale geldi, o zaman başka bir sorun var demektir ve o sorun sizin Ergenekoncu olmanız da değildir. Çünkü ben kendi adıma böyle olmadığımı biliyorum.  Hakikaten biliyorum. 

Ben Mustafa Balbay’la hayatımda bir defa karşılaştım. İlk içeriye girip çıktığında cezaevinden, telefon ettim ve ulaşamadım yani öyle bir bağım bile yok. Ama Balbay’ın neden içeride olduğunu soruyor isem eğer, bu soruyu sormam gerektiği içindir. Çünkü ben gazeteciyim, haberciyim ve demokrasiye gerçekten inanan bir insanım. Daha önemlisi hukuka, hakka inananan bir insanım. Haklar bütününe. Demokrasiden de öte çünkü klasik demokrasi anlayışı artık çok geride kaldı. Artık hukuk ve haklar bütünü diye bir şey var dünyada. O bile nerdeyse eskidi. O yaftalamalar, göz korkutmak için. Ya da kişisel intikamlar için, ya da kendilerini haklı çıkartmak için diye düşünüyorum. Bir ara çok ciddiye alıyordum şimdi çok cidiye alamıyorum. Çünkü Cumhurbaşkanı Gül, Haberal’a selam gönderiyor, sağlık durumunu soruyor ve rahatsız olduğunu ima ediyor. Bir çok insan bu durumda. Yani bunu biraz daha erken görüp, biraz daha cesur davranıp söylediğiniz için Ergenekoncu zannedilmek, olsa olsa komik!

*** 

“OĞLUMUN HAYAT FELSEFESİDİR BU:”SINIRSIZ SAMİMİYET, SINIRLI CESARET”

Sayım Çınar, ‘Sayım’ın Konuşan Bavulu” kitabında yer alan “Sizce gazetecilerin en büyük zaafı ne?” sorusuna sizden aldığı cevap:”- Cesaret ve samimiyet eksikliği. Ama kendi adıma bunların sık sık size çevrilen bir silah olduğunu da söylemeliyim.”idi. Gazeteciliği size ya da başkalarına dönen silah olarak kullanmaktan başka bir yol yok mu?

Gazetecilikte öyle ya da böyle ne savunma ne saldırı amaçlı kullanılmamalı. Benim söylediklerimle bağlantılı, samimiyet ve cesaret eksikliği. Bu hayatın geneli için geçerli olan bir şey ve bu benim oğlumdan öğrendiğim bir şey. Oğlumun hayat felsefesidir bu:”Sınırsız samimiyet, sınırlı cesaret” Hem hayatında, hem müziğinde. Müzisyen oğlum. Ondan öğrendiğim bir şeydir, ve çok doğru olduğuna inandığım için kendime klavuz olarak gördüğüm bir şeydir. Çok az insanın samimi olduğunu düşünüyorum ama sadece bizim meslekte değil. Siyaset ve sanattada bu böyledir. Samimiyetten kasıtta, içinizden gelen herşeyi anlatmak değildir. Anlattığız şeyin samimi ve sahici olmasıdır. Samimiyet derken, ah ben aşkımı anlatırım, aşkımın her karesini de paylaşırım, ya da korkularımın dibine kadar inerim, onu da gösteririm değil. Anlattığınız şeyin, söylediğiniz şeyin, samimi ve sahici olmasıdır. Yoksa tersi değildir. Böyle baktığınızda samimi olduğunuz zaman kalkanlarınızı kaldırıyor ve saldırıya açık hala geliyorsunuz. Ama bunu da göze alacaksınız yani atalarımız ne kadar güzel söylemiş, “Hamama giren terler”diye. Hamama girdiğinizde mecbur terleyeceksiniz, hem gireyim hem terlemeyeyim olmuyor. Kalkanınızı indirdiğiniz zaman sizi yaralıyorlar ama yine güzel bir deyiş, “Sizi öldürmeyen her yara sizi güçlendiriyor”

O BALIKÇI KENDİSİ BALIK YEMEYEN BALIKÇIDIR”,” SİZE GELEN BİLGİNİN YANINDA MASALI DA YEMEK ZORUNDA MIYIM?”

Yine saldırıya açık olduğunuzda sizi yaralayan bir yazı…Taraf Yazarı Yıldıray Oğur, “Ramazan Ateşkesi’ni ilan edilmeden bir ay önce yazdığım balıkçı haberiyle televizyonda dalga geçen bir Ayşenur Arslan vardı, sahi ne oldu ona?” diye sordu köşesinde. Sizi yanıltmak, size katılmaktan daha mı zor?

Öyle mi, ben bunu bir arayayım nerede olduğumu bilsin. Aslında iyi oldu bunu sorduğunuz. Çünkü ben orada zannedildiği gibi söyledikleriyle dalga geçmedim. Bizi çocuk yerine koyarmış gibi. Bir balıkçı varmış da, oraya gidilirmiş de, o herşeyi bilirmiş de…masal gibi. Söyledikleri doğru olabilir ama der ki, “Bir kaynağım bunu söyledi” Zaten Taraf Gazetesinde kaynaktan bol bir şey de yok. Bir başka Taraf yazarı, “AKP hakkında bu Cuma, kapatma davası açılacak” dedi ama o Cuma’nın üstüne belki elli tane Cuma geçti. Bir takım kaynaklar size bir şey söyleyebilir, sizi yanıltabilir de, ama önemli olan bunu samimiyetle anlatıp, anlatamayacağınız zaman da yine samimiyetle anlatamayacağım kaynağım dersiniz ama şimdi, “Köprü altında bir balıkçı varmış ta!” Orada biriyle buluşmuş da olabilirsiniz, o balıkçı kendisi balık yemeyen balıkçıdır ama yani Türkiye’nin bütün dengelerini bozacak haberlerine imza atan bir gazetenin sanki bütün bunlar oraya gitmeyi akıl edenlerin ulaşabildiği, sıradan bilgilermiş gibi neredeyse masal gibi anlatması biraz aklıma hakaretmiş geliyor benim. Benim en hoşlanmadığım şey, sersem yerine konmaktır, salak yerine konmaktır. Kimse beni salak yerine koymasın, ben de kimseyi salak yerine koymayayım. Yani bana –Efendim, gayet iyi bir kaynaktan gelen bir şeyi, ben sanki müthiş bir gazetecilik mağrifetiymiş gibi ve …bir çaba sonucu elde etmişim ve o çabayı göstermediği için de diğer gazetecileri de eleştiriyormuşum gibi yapmayayım yani. Ha tamam, kaç yaşındayım, 36-37 senedir bu meslekteyim, kusura bakmasınlar ama bazı şeyleri de komik bulayım ve güleyim. Dediğim gibi kimse kimseyi salak yerine koymasın. Yoksa söyledikleri değil. “Söylemiştim ben ateşkes geliyor diye ve bak işte demek ki bu masal da doğru” Hayır efendim, ateşkesin geleceğini size, ateşkes gelme ihtimali üzerine görüşmeler yapan birileri söylemişse, ben niye bu bilginin yanında bu masalı da yemek zorunda olayım ki? Ben bunu demek ki hakikaten bir şey var, Türkiye böyle bir sürece gidiyor, gazeteci olarak hem de bu ülkenin yurtdaşı olarak, ‘hazırlıklı olmalıyım’ mesajını, bilgisini alırım zaten. Yanı sıra uykudan önce masallar gibi aslında öyle değilmişte böyleymiş. Sanki referanduma gidilirken, nasıl olduysa birden bire dengeleri çok değiştirecek BDP’nin boykot kararını yeniden gözden geçirmesini sağlayacak bir süreç, çok karmaşık ve çok hassas bir süreç elbette yaratılmamışta, bir balıkçıdan bir masal dinlemişiz gibi olmasın.

“REFRANDUMLA İLGİLİ TEK ŞEY SÖYLEYEBİLİRİM”KİMSENİN BENİ SALAK YERİNE KOYMASINI İSTEMEM.”

Buna mukabil bir soru. Anayasa Paketi gibi bir hediye paketinin yanında bize satılmaya çalışılan bir şey mi var?

Ben onu çok söylemek istemiyorum. Neden söylemek istemiyorum biliyor musunuz, sandığa gideceğim ve bir oy vereceğim. 12 Eylül Anayasasında da sandığa gittim ve ‘Hayır’ oyu verdim. 12 Eylül Anayasasına ‘Hayır’ oyu veren bu ülkedeki azınlıktan biri olarak gene bir fikrim var. Bir tek şey söyleyebilirim bu konuda gene:”Kimsenin beni salak yerine koymasını istemem.”

 

 

YORUMLARINIZ
ls - 21.08.2010 20:55
Bu hanim hakli . Hirsini alamayan ( fakir akilli ) yorumcular yasina , gorunume hakaretler yagdirmislar , ayip ayip , bu kadar kuculmeyin , ne demisler korkunun ecele faydasi yok .
Bencede CHP + MHP vede BDP bundan boyle ortak hareket etmeliler cunki ulkemizde artik demokrasi var diye bas bas bagiranlar bu partileri adam yerine bile koymuyorlar , ama gercekte halklar demokratdir vede bunu hep beraber yasayacagiz .
D E M O K R A T - 21.08.2010 16:37
apo "evet" diyor

bakalım apo nun %6 lık "evet" i hesabı kurtarcak mı
melih küçükşahin - 21.08.2010 12:13
YENİ TAKTİK.
MECLİSTE CHP+MHP+BDP AYNI ŞEKİLDE HAREKET EDİP, OYLAMALARDA AYNI OYU KULLANDIKLARINI, İŞBİRLİKLERİNİ UNUTUP, GÜYA BDP EVET OYUK KULLANACAKMIŞ VE AKP İLE İŞBİRLİĞİ YAPIYORMUŞ İFTİRASINI DİLLENDİRMEYE BAŞLADILAR.
AÇILIMA KARŞI OLAN VE TERÖRİSTLERİNİ KAYBETMEYE BAŞLAYAN PKK DA AÇILIMA KARŞIYDI CHP DE.
TERÖRİST BAŞINI İPTEN KURTARAN İMZAYI ATANLARDA KENDİ SUÇLARINI ÖRTBAS ETMEK İÇİN BU YALANA BALIKLAMA DALMIŞ GÖRÜNÜYORLAR.
AMAÇ PKK İLE İŞBİRLİĞİ YAPIYORLAR YALANI İLE KARARSIZLARI ÇEKMEK. BU TÜRDEN DEDİ KODU YAPACAĞINIZA ELİNİZDEKİ VARSA BİLGİ VE BELGELERİ MAHKEMEYE ULAŞTIRIN ERKEK GİBİ.
KARILAR GİBİ DEDİKODU YAPACAĞINIZA. AMA SİZ HEP DUYUMLARLA BALONLARLA HAREKET EDERSİNİZ DEĞİL Mİ? İŞİN ASLI İŞİNİZE GELİYORSA ARAŞTIRMAZSINIZ. DUYMANIZ YETERLİ.
HADİ DOĞRU ADLİ KURUMLARA. DÖKÜN BİLGİ VE BELGELERİ ADAM OLDUĞUNUZU İSPAT EDİN.
abdullah yağan - 20.08.2010 21:32
LMARAŞLI kardeşim,dolaramı yatırım yaptın her iki tercihinde yanlış konu ile ne alaka sonra , dolar konusunda kapalı çarşıdaki BİLARDO OSMAN dan mı tüyo aldın.
ALİ GÜRLÜ - 20.08.2010 20:01
Akepe suçüstü yakalanmıştır..BDP,akepe,apo,pkk,bbp,saadet"evet"ortaklarıdır.Dağdaki çobanı bile kandıramazlar..Çok fena yakalandılar..Karayılan daha fazla susamadı.Apo'dan talimatı alınca,açıklamak zorunda kaldılar...
sami ökten - 20.08.2010 19:48
ayşenur abla çok yaşlanmışsın laikçi kokonalara donmüşsün niye bu kadar yıprandın abla
D E M O K R A T - 20.08.2010 18:22
bdp nin "evet" oyu verecegini kör buzağı bile öğrendi.
SAFTA OLMAK - 20.08.2010 15:18
PKK DOĞUDA YOL KESİP HAYIR OYU İSTİYORMUŞ. YOKSA SİZ GÖRÜRSÜNÜZ DİYE PROPAGANDA YAPIYORMUŞ. (İNANMAYAN ATLAR DOĞUYA GİDER GÖZÜYLE GÖRÜR)
BU DURUMDA HAYIR DEMEK PKK İLE AYNI SAFTA OLMAK OLDUĞUNA GÖRE; MHP, CHP VE BDP RUH ÜÇÜZLERİNE VE DE ONLARIN DESTEKÇİLERİNE SAADETLER DİLİYORUM.
BİR YASTIKTA KOCAYIN.
S.Sahin Cetin - 20.08.2010 13:49
Salak yerine konulan sadece Ayşenur Hanım değil ki, yıllardır tüm Türk halkı salak yerine konuldu. işin acı yanı kanıksamamız. Olaylar o halde geldi ki, özgürlüğün, bağımsızlığın, düşünmenin, duyumsamanın ne olduğunu unuttu, unutmayanları da susturulmaya çalışıyorlar.

Ayşenur Hanım,kendisini izleyebildiğim kadarıyla okuyan, düşünen biri. Geleceğe ait düşünceleri öngürüleri olabilicek biri. Kısaca işini yapan biri, hem de iyi yapanlardan biri. Kendine gelen bir bilgiyi hemen yayınlamayıp
araştıran biri, aynı şeyi Taraf gazetesi için söylemek mümkün mü peki, Bence hayır. Örnek: Wikileaks.org
hidayet - 20.08.2010 13:43
Ayşenur Aslan,yerden göğe kadar haklı..Pkk ile aynı safta olamam..Gizli gizli görüşüyorlar,yargılanmamak için herkesle işbiliği yapıyorlar..Bizler için farketmez..Gazamız mübarek olsun, bütün gücümüzle haykırıyoruz"HAYIR"TÜM GERÇEK İNANANLAR"HAYIR"DİYORUZ..
LMARASLI - 20.08.2010 13:07
DOSTLAR BENCE İŞİN ÖZETİ
REFERANDUM EVET SONUCU = DOLAR 1400
REFERANDUM HAYIR SONUCU = DOLAR 1900 KARARI SİZ VERİN TÜRKİYE KISKIVRAK BAĞLANMIŞTIR GERİSİ BOŞ LAF
Mehmet DAYI - 20.08.2010 12:43
Şu referandum sürecinde insanlara o kadar çok bilgi aktarılıyorki bu da bilgi kirliği ne yol açıyor ben ve çevremdeki bir çok insan gibi kafalar çok karışık neye evet diyoruz, neye hayır diyoruz bilmeyen çok vatandaş var kanımca.Çok hassas bir dönemden geçiyoruz İyi araştırıp iyi yorumlamak lazım körü körüne gitmemek lazım sandığa inşallah kazanan bu ülke olur başka "Türkiye" yok
melih küçükşahin - 20.08.2010 12:21
HANIM EFENDİ, BUNUN SALAKLIKLA ALAKASI YOK.
TEK TARAFLI OLARAK, DAHA BİRÇOK ŞEY NETİCELENMEDEN, GÖZÜ KAPALI OLARAK, ELDEKİ VERİLERE VE KANITLARA BAKMADAN, BİRİLERİNİ SUÇSUZ İLAN EDİP SAVUNUNCA O İNSANIN ERGENEKONCU ZANNEDİLMESİ GAYET NORMAL.
BUNDAN RAHATSIZLIK DUYUYORSAN, GAZETECİ GİBİ GAZETCİLİK YAPARSIN VE TARAFSIZ BİR GÖZLE BAKAR VE ÖYLE DEĞERLENDİRİRSİN.
HAYIR OYU KULLANMAKTA TABİ ÖZGÜRSÜNÜZ.
AMA SALAKLIK DEMİŞKEN, CHP'NİN DE SIRF OY TERCİHİ YÜZÜNDEN BU HALKA SALAK VE APTAL MUAMELESİ YAPTIĞINI DA HATIRLATMAK İSTERİM.
YANİ YALNIZ DEĞİLSİNİZ.
Salak yerine konan - 20.08.2010 11:50
Birilerinin Salak yerine konuldugu bir aygit var ise. Lütfen calistiginiz grubun yayinlarina bakin yeter. O zaman anlasilir kimin kimi salak yerine koymaya calistigi
k - 20.08.2010 11:19
Evetler bir çıksın o zaman görün BAŞBAKANI nasıl daha hiddetlenecek. Hitler faşizmine doğru gidiyoruz.Allah sonumuzu hayırlı eylesin...
Bu sayfaya yorum yazarak tarihe not düşün.
1 2

Share on Facebook