KIZIM VAR AMA BABA MIYIM?
Her şey çivisi gevşeyen bir resmin yamulmasıyla başladı. Onu yerinden almam, arkasındaki çiviyi sağlamlaştırmam ve tekrar yerine asmam ne kadar zamanı alırdı ki? Ama ben köşesinden düzeltmeyi yada takılacağı yerden büyük çivi kullandığım için yere dayamayı uygun gördüm. Çünkü resimler her zaman asıldığı yerde kalmamalıdır. Doğa bile ağacını yana yaslamıyor mu? Maymun daldan dala zıplamıyor mu? Çiçek kuruduğu toprak haricinde bir yerde can bulmuyor mu? Hep yanı başında duran annen, baban, eşin, çocuğun bir başka dünyaya göç etmiyor mu?
Bir resimdi ki, benim şu güne kadar albümümde bulunan kenarı kanatlanmış, üzeri kazılmış, sarı çizikleri olan veya arka yüzündeki kağıdı, resim plakasından ayrılıp yüzeye yapıştırarak güya düşmesi önlenmiş, veya yanındaki resimle sayfaya sığsın diye, esas boyutlarından kesilmiş resimlerden çok daha fazla tahrip gördü daha ele alınmadan. O bir kız çocuğuydu. Anasından doğarken bir beze sarılan, altına bağlanan bezin eteğinin altında kalmasına kadar cinsine özel güzelliğiyle, ana olup da başına bağlayacağı mukaddes beze kadar olan yaşamını bir çaput yerine koyacak zihniyetin elinden alındı, SANILDI.
Oysa bir baba, kızının iffetini, arını, el değmemişliğini bu resmi yastığının altında tutarak sağlamaya çalışıyor. Yastığı ise komplo ve yalanların geçtiği kafasının altından yürüyerek yatağının yanına düşme çabası içinde. Çünkü o baba, kızını kendi kabahatinin ve yanlışının kurbanı etmekten korkarken, yastıksız uyandığı çok sabahlara maruz kalmıştır. Bir baba, meyhane kapılarında sallanırken, kahvehane dumanları içinde yüzünü seçebilene aşk olmuşken, zina ettiği kadınların kafasına kurşunu sıktığında, duvardan süzülen kanı evinin duvarlarına boya diye yaymışken, kızını ne kadar düşünebilir? Hadi düşündü? Onun gibi ırz düşmanları onun kızını nasıl rahat bırakabilir? O resim dünyada onun bıraktığı yerde kalabilir mi?
Babalık sadece korumak değil hey hat! Babalık, onun önüne çıkacak, ahlardan, kendi yanlışlarınla açılan kuyulardan ve ihanet, delalet içinde olan babalarının cehennem ateşinden korumak hiç değil. Buna gücün yetmez çünkü.
Yürüyen bir hayvanın sırtından çıkan kemik gibi gösteremiyorsan sevgini, havadan kayan yağmur gibi inemiyorsan yüreğine, halının altına geçen adımlarının tozları gibi ondan geriye kalan her şeyi koruyamıyorsan sen baba değilsin. Olmadın da...
Güneşin yerine babasını koysa kız, içine saldığı gam, karanlığını arar durur. Onun gözlerinin suyundan alma artık nefesini. Senin Havvaların varken…
Farzet ki gözleri bağlanan bir at gibi koşmak istiyor kızın. Koşmamak için bir nedeni var mı? Hayır. Seni görmese de yaşar bence. Bir şekere iyi bak. İçinde oluşan kesikler ve baloncuklar var ya… O şeker ne kadar tat verse de bir an gelip damağını kesecek demektir. Kızın, senin şekerinse ey baba! Onu bitirmemeye bak bence…............