KOLAY KAHRAMANLIK ACI SON GETİRİR
Ülkemizde kolay kahraman olmak, şans biraz yardım ederse kişi için zor bir şey değil. Fakat kolay kazanılan kahramanlığı uzun süre muhafaza edebilmek zor hatta olanaksız…
Göz boyayarak, şovlar yaparak, hassas duygularına hitap ederek kolay kahraman olabilirsiniz ama bunu uzun süre devam ettiremezsiniz… İnsanlar ucuz yaklaşımları ilk anda fark edemese de, çabuk anlarlar.
Seçim yaklaştı ortalık toz duman…
Sandıktan zaferle çıkmak için, seçime girecek adaylarca her şey yapılıyor…
Birbirleri hakkında akla hayale gelmeyen suçlamalarda bulunmak, seçmene şirin gözükmek için, en sempatik hallere bürünerek, adeta iyilik meleği görüntüsünde, ev ev dolaşmak… Kömürü fasulyeyi, bulguru, makarnayı yeterli görmeyip binlerce beyaz eşya dağıtmak, . Vs. vs..
Adayların tek hedefi:
Seçilip çıkar sağlamak, makam avantaj ve rantıyla sülale boyu köşeyi dönmek, ahir ömürde ciddi bir dünyalık yapmak, Harun gibi gelip Karun gibi gitmek değil(!)
Hepsinin yüreğinde yanan sonsuz ateş; vatandaşa hizmet aşkı(!) “kendim köşeyi dönmeden, kentime nasıl en iyi hizmeti veririm(!)” yüreklerinde ki aşk sadece bu(!)
Seçilemezlerse, vatana millete, halka, topluma “derin hizmet” vermenin büyük fırsatını kaçırmış olmaktan ötürü (!), kim bilir belki de pek çoğu üzüntüden yataklara düşebilir…
X
Ne de kolaymış kimilerini seçim platformunda birden bire ikinci Atatürk yapmak ya da Atatürk ayarında görmek?
Atatürk olmak için; önce 50 senede 3997 adet kitap okumak gerek(*)
Hem de pek çoğunun altını çizerek, sayfa kenarlarına notlar alarak…
Atatürk olmak için; 40 fırın ekmek yemenin yanında; gece gündüz demeden savaş cephelerinde, karda kışta çadırlarda yatmak, içi battaniye ve paçavralarla doldurulmuş lastiklerin üzerinde dağ bayır demeden Erzurum’dan Sivas’a, Sivas’tan Kayseri’ye, Kayseri’den Ankara’ya meşakkatli yolculuklar yapmak(**), sonra da dünyaya parmak ısırtan bir 30 Ağustos zaferleri kazanmak, sonra da yepyeni bir ulus yaratmak!...
O nedenle, kimileri için söylüyoruz.
Atatürk olmak hayali saçmalığını bir kenara bırakarak; Atatürk’ün çizdiği yolda, adam gibi yürümenin ve onun koyduğu devrimlere sahip çıkmanın becerisinde olsunlar yeter!
X
Bu ülke… Atatürk döneminde Osmanlı’dan gelen dağ gibi borçları ödemenin yanında, dış devletlerden tek kuruş borç almadan onurlu yaşamanın en güzel ve çarpıcı örneğini sergilemiştir…
IMF kapılarında aylarca ve yıllarca borç almak için bekleyip, her türlü ödünü veren, beş yılda ülkeyi 500 milyar dolar borca sokan bir iktidarın hüküm sürdüğü bir ülkede, yeniden bir Atatürk yaratmanın hayaline kapılmak trajikomik bir olaydır.
O nedenle herkes haddini bilsin!
Ucuz kahramanlıklar, ucuz insanların işidir!..
Artık herkesin dilinde şu ki;
hangi partiden olursa olsun, bu siyasetçilerle, ülkenin düzlüğe çıkması ve gerçek anlamda toplumda huzur ve demokrasinin oluşması olanak dışıdır.
Sivil toplum kuruluşları ciddi anlamda ayağa kalkmadan, ayrımcı ve zıtlaşma duygularını bir kenara iterek, güçlerini birleştirip milletin sesi olmadıkça, değişen hiçbir şey olmayacaktır…
Bekleyin göreceksiniz…
29 Mart’a doğru, günler yaklaştıkça, süreç içerisinde, nasıl bir “seçim kirliliği” yaşanacak, ne iğrenç, utanç verici, tiksindirici siyasi eylemlere tanık olacağız, yaşayıp göreceğiz…
BURHAN ÖZBEY
(*) “Fikrimizin Rehberi” – Erol Mütercimler – Alfa Kitap
(*) “Ali Çavuş” Zeynel Lüle – Doğan Kitap