MOSKOVA, 16/03(BYE)--- Tirajı haftada 13 bin olan liberal eğilimli Kommersant Vlast dergisinin 15 Mart 2010 tarihli internet sayfasında, Nikolay Zubkov imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan yazının özet çevirisi şöyledir:
Türkiye yönetimi, ABD'nin Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesinin Ermeni soykırımıyla ilgili kararı desteklemesine tepki gösterdi. Fakat birçok gözlemcinin kanaatine göre, bu kararın alınması nedeniyle Türkiye'nin kendi kendini suçlaması gerekiyor.
Rusya, Avrupa ve ABD'nin İran'a karşı tavrını anlayışla karşılamaya başladı ve İsrail ile dostane ilişkilerin korunması öneminin farkındayken, Türkiye tamamen ters yönde politika uyguluyor. Ankara, İran İslam Cumhuriyeti ile dostluk ilişkilerini güçlendiriyor ve İsrail'in davranışından memnun olmadığını belirtiyor. İlk bakışta İran ve İsrail problemlerinden uzak olan Ermeni soykırımının dünya ülkeleri tarafından tanınması Türkiye için çok zararlı sonuçlar doğuruyor.
Osmanlı İmparatorluğunda Birinci Dünya Savaşı sırasında Ermenilerin kitle halinde ölmesinin sebebi neydi? Bunun, trajik olayların gelişmesi sonucunda mı, yoksa Osmanlı yönetiminin düzenlediği soykırım neticesinde mi olduğu konusu Türkiye için en hassas konulardan biri olarak kalıyor. Türkiye hükûmetinin ABD Kongresi Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesinin 5 Martta söz konusu olayları Ermeni soykırımı olarak tanıma kararını kabul etmesini son derece sert karşılaması doğaldır. Türkiye'nin Washington Büyükelçisi istişareler için Ankara'ya geri çağrıldı, Türkiye Cumhurbaşkanı ve hükûmeti ise kararın tarihi olaylara ve tarih bilimine karşı adaletsiz bir karar olduğunu belirtti.
ABD'nin kararı tabii ki başarılı sayılamaz: Nasıl olsa Türkiye NATO üyesi ve ABD'nin bölgede en eski ortaklarından biridir. 1700 küsur kişiden oluşan Türk askerî birlikleri, Afganistan'daki operasyona katılan en büyük 10 askerî gruptan biridir. Böyle bir ortağı küstürmek, ciddi bir hata yapmak demektir.
Bununla birlikte birçok uzman, Türkiye'nin Amerikalıları ve Kongredeki Ermeni lobisini eleştirmeden önce özellikle kendisini suçlaması gerektiğinden emin. Türkiye, İran ile açıkça dostluk ilişkileri kuruyor, öte yandan İsrail ile arası bozuluyor ve bu husus (ABD tarafından–tercümanın notu) dikkate alınıyor. İslamcı Adalet ve Kalkınma Partisini temsil eden Türkiye yönetimi, İran'a yaptırımlar uygulanmasına karşı tutum aldı ve bu amaçla BM Güvenlik Konseyinde üyeliğini aktif olarak kullanıyor. Uzmanlara göre, Türkiye'nin yaptırımların uygulanmasına direnişi Rusya'nın direnişinden daha çok etkilidir.
İran ile güçlenen dostluk sadece ABD'yi değil başka ülkeleri de kuşkulandırıyor. İslamcıların iktidara gelmesinden önce Türkiye ile çok sıkı müttefik ilişkileri olan İsrail de endişeli. Son dönemde İsrail aleyhtarı sinyaller Türkiye'den sürekli olarak gelmeye başladı. Örneğin, Türkiye hükûmeti, kısa süre önce ülkede meydana gelen depremin olumsuz sonuçlarını ortadan kaldırmaya yönelik İsrail uzmanlarının teklif ettiği yardımdan vazgeçti. Daha önce Türkiye yönetimi İsrail'in Orta Doğu'daki faaliyetlerini diplomatik mütalâalardan hareket ederek yorumlamıyordu, şimdi ise aynı faaliyetler Ankara'nın İsrail hükûmetine karşı çok sert eleştirilerine sebep oluyor.
Bu şartlarda İsrail ve onun Washington'daki dostlarının Türkiye'ye dostane bir ülke gözüyle bakmama eğilimi giderek güçleniyor. Amerikalı uzman Stephen Kinzer önceleri ABD Kongresinde Türkiye aleyhtarı kararlar alınırken, "İsrail, ABD Kongresindeki lobisi aracılıyla" müttefikine destek sağladığını belirtti. Şimdi ise "İsrail, kendisine yöneltilen çok sert retoriği göz önüne alarak Türkiye'ye yardım etmedi."