KÖR EDİLEN 15 BİN TÜRK ASKERİ
Vatana millete hizmet için yanıp tutuşanlar; 29 Mart’ta seçilsek de, şu yoksul ve perişan bırakılan millete bir hizmet etsek diye(!) ellerinden ne geliyorsa yapıyorlar. Görüyorsunuz değil mi?
Akıllarında, zerre kadar kendilerine “çıkar sağlamak”, “aile ve sülale boyu köşeyi dönmek”, “malı götürmek” gibi kötü düşünce ve amaçları yok(!) Tüm çırpınışları; sadece vatana, millete doya doya hizmet için(!)
Sevgili okurlar…
Yazıldığı ve söylendiği gibi, bu seçim süreci, geçmiştekilerden daha kirli hatta iğrenç olmaya başladı. Böyle giderse, artan biçimde kirlenmeye ve tiksindirmeye devam edecek.
Koltuk ve rant hırsı, din iman dinlemiyor. Başı sözde her gün secdeye değiyor görünen siyasetçiler, herkesten çok para, mal, mülke düşkünler… Din sadece seçmeni kafese koymak için “sömürü malzemesi” durumunda…
AKP, 2002 ve 2004 seçimlerinde olduğu gibi, seçimi kolay kazanamayacağını görmeye başladı. Bundan ötürü, sadaka dağıtımının kalitesini yükseltti. Bulgur, makarna, pirinç yerine, buzdolabı, çamaşır makinesi, fırın, çekyat vs dağıtmaya başladı.
Nasıl olsa para muslukları ellerinde… Savur gitsin! Savurdukları kendi ceplerinden çıkmıyor ya… Dağıttıkları vatandaşların alın teri kazançlarıyla ödedikleri vergiler sonunda!...
X
Nasıl olsa “kirli seçim süreci” yazılması gerekecek ölçüde daha da kirlenmeye devam edecek, bugün “kir” ve “pislik” le uğraşmayı bir kenara bırakıp pek çok kimsenin bilmediğini sandığımız son derece önemli tarihi bir olayı sizinle paylaşmak istiyoruz.
Olay şu:
Birinci Dünya savaşında İngilizlere, 150 bin askerimiz şehit düşmüştür. Esir askerlerden bir kısmı Mısır’ın İskenderiye şehri yakınlarında bulunan Seydibeşir Usare Kampı’na hapsediliyor.
Kampın tam adı, “Seydibesir Kuveysna Osmanlı Useray-i Harbiye Kampı” idi. Kampta, 1918’de Filistin cephesinde esir düşen 16. Tümen’in 48. Alay’ına bağlı Osmanlı askerleri tutuluyordu.
Esir askerler 12 Haziran 1920’ye kadar iki yıl boyunca her türlü işkence, eziyet, ağır hakaret ve aşağılanmaya maruz kaldılar. İnsanlık dışı bu muamele ve ortamın yaratıcıları Ermenilerdi…
Kampta Türkçe bilen Ermeni tercümanların yalan, yanlış çevirileri ve kışkırtmaları nedeniyle, kampın İngiliz komutanları, azılı Türk düşmanı kesilmişlerdi. Savaş bitmişti. Ancak, kamptaki ağır şartlar nedeniyle ölenler dışındaki askerleri teslim etmek İngilizlerin işlerine gelmiyordu. Çünkü olası bir yeni savaşta, bu askerlerin yeniden karşılarına çıkabilecekleri, Ermeniler tarafından İngilizlerin beyinlerin beyinlerine işlenmişti.
Çare ve çözüm Toplu imha yani katliamdı… Askerlerimiz mikrop kırma bahanesiyle, süngü zoruyla dezenfekte havuzlarına sokuldu. Ancak suya normalin çok üzerinde krizol maddesi katılmıştı. Mehmetçikler daha ayaklarını soktuklarında, aşırı krizol maddesi nedeniyle haşlanıyorlardı. Ancak İngiliz askerleri dipçik darbeleriyle çıkmalarına izin vermiyorlardı.
Mehmetçikler bele kadar gelen suya başlarını sokmak istemediler. Ancak bu kez İngilizler havaya ateş etmeye başladılar. Esir askerlerimiz ölmemek için çömelerek başlarını suya soktular. Ancak başını sudan kaldıran artık göremiyordu… Çünkü gözleri yanmıştı.
Dışarıya çıkanların halini gören sıradaki askerlerimizin direnişleri de fayda etmedi ve 15 bir askerimiz kör oldu… (*)
X
Türkleri sürekli olarak Ermeni soykırımı yaptı diye yalan yanlış dayanaklara oturtarak suçlayanlar, neden acaba İngiliz dostumuzun(!) bundan 90 yıl önce yapmış olduğu böylesine insanlık dışı katliamı görmezden gelirler acaba?
Biz “kirli ve iğrenç seçim süreci” ne daldık diye yaşananları ve yapılanları iyice unuttuk mu sanıyorlar acaba sevgili AB-D ‘li dostlarımız(!)
Ne der siniz?
BURHAN ÖZBEY
(*) Yesevi Dergisi Sayı: 181 – Ocak 2009