KÖŞE YAZARLIĞI REKLAM VE ÖVGÜ YAZARLIĞI DEĞİLDİR
Gündem, türban ve MHP’nin azizliği, rektörlerin tepkileri, TBMM’de ki tartışmalar, AKP’nin kapatılma durumu, demokrasi yine mola mı verecek söylemleri ve tedirginlikleri ama biz bugün köşemizi; sıcak gündemi kaleminden kan damlayan öbür meslektaşlarımıza bırakıyor ve ülkenin bugün sarsılır duruma gelmiş olmasın büyük sorumlusu medyaya ve içinde ki büyük yazarların’!) marifetlerine ayıracağız. İşi ve acelesi olanlar okumayabilir.
Başlıyoruz…
Ahmet başkanıma hayranım…
Mehmet başkanım çok iyi insandır…
Cafer başkanım insancıldır…
Rüştü başkanımın işini çok iyi yaptığı söylenir…
Zühtü başkanım son derece başarılıdır…
İbadullah başkanım herkese büyük saygı ve sevgi gösterir…
Nasrullah başkanımın nezaketi beni öldürüyor…
Seyfullah başkanım yeri dolmazlığı beni bitiriyor..
Sayın sayabildiğiniz kadar, ne kadar belediye başkanı, il başkanı, milletvekili varsa…
X
Sevgili okurlar;
Kimseye akıl vermek gibi bir niyetimiz ve densizliğimiz yok.
Herkes istediği gibi davranmak ve düşünmek hakkına sahiptir.
İsteyen istediğini över, istediğine söver… İstediğine “yalakalık” yapar.
X
Dememiz o ki,
Övgü ve şak şak işi, dozunu aştı mı, inanırlığı hiç kalmıyor.
Kalmadığı gibi “Yalakalık” ve “iğrençlik” boyutuna indirgeniyor.
Köşe yazarlığı övgü yazarlığı değildir!
Yani reklam metin yazarlığı değildir!
Övgünün de bir sınırı, dozu, yeri ve zamanı vardır…
Mevki ve makam sahiplerine yönelik övgüler, her zaman “yalakalık” olarak değerlendirilir. Bunu “yalakalık” yapanların da bilememesi düşünülemez..
Ne yazık ki son üç beş sene içinde “yalaka köşe yazarlığı” iyice moda oldu.
“Adam” sandığımız basında yılların eli kalem tutan pek çok kişisi; hiç sıkılmadan, arlanmadan yönetici erklere; gazetelerinde, köşelerinde ne övgüler döktürüyorlar, inanın şaşıp kalıyoruz!
Şaşıp kalmak ne kelime!
Kamuoyunda ve okurlar indinde yaratacağı, olumsuz etkileri dikkate almadan nasıl böylesine yazılar yazabiliyorlar diye bir basın mensubu olarak isyan ediyoruz.
Kardeşim, “yalakalığında” bir dozu ve sınırı olmalı!..
Merkezi yönetimde ve yerel yönetimlerde yönetici erkler, ayni zamanda “ekonomik erklerdir.”
MİLYARLAR, TRİLYONLAR egemenlikleri altında.
İHALE Mİ, İŞ Mİ, PARA MI? Hepsi onların tasarruflarında…
Köşe yazarı (ya da kendisini köşe yazarı sanan kişiler) bol bol önemli mevkilerde ki kişileri yerli yersiz kutlamazlar!
Kutlamanın da bir “kutsallığı” olmalı!
Öyle “yer ve zamanda” kutlama yapılmalı ki, okuyan herkes de, bunun doğru, içten olduğuna “yalakalıkla” ilgisi bulunmadığına inanmalı…
Aksi halde senin gazeteci olarak PARA PUL için böylesi rezillikler içine düştüğün kanısı uyanır.
X
Biz de insanız, bizim de hatalarımız, yanlışlarımız oluyor. Hatası, yanlışı az da olsa zaafı olmayan insan olur mu? Kendimizi sütten çıkmış ak kaşık yerine koymuyoruz.
Ancak, bir insanın benzer konularda, bir olur, iki olur, üç olur, hataları olabilir
Sürekli olarak, “yönetsel ve ekonomik gücü elinde bulunduran kişi ve makamlara”, ülkeyi yönetenlere, kentlerde yerel yönetim başkanlarına sabah akşam övgüler düzdürmenin, “masumane” hata ya da yanlışla açıklanacak yönü olabilir mi?
Düpedüz bu bilerek yapılan “yalakalıktır!”
Kalemi ve karakteri dürüst ve güvenilir olmayan “kaypak” basın erbabının (buna medya patronları da dahil), özellikle son 4-5 yıl içinde, neredeyse her köşe başında karışımıza çıktığı günümüz ulusal ve yerel medya ortamında; halktan, okurdan, böylesi iğrençlikler yaşanırken, basına nasıl saygı duyması beklenir?
Niçin basın, kamuoyu araştırmalarında her defasında, “güven bakımından” yıllardır en alt sıralarda yer alıyor? İnsanlar neden yazılı ve görsel basına hiç inanmaz durumdalar?
Durum ortada!
Öyle üzücü ve iğrenç şeyler duyuyoruz ki, filân gazeteci, falan büyük belediyeden (şirketinden) usulüne uydurularak muntazam aylık alıyor…
Tabi sen önemli (!) gazeteci olarak, köşende, neredeyse senenin yarısında BÜYÜK BÜYÜK belediyelere büyük büyük övgüler düzdürürsen, hiç kimseyi o belediyeden ya da belediyelerden NEMALANMADIĞINA inandıramazsın!
Bu arada şunu önemle belirtmek isteriz:
insani ilişkilerin gerektirdiği, sokaktaki insana, toplumda gerçekten becerisi ve ahlaki açıdan meziyetleri olan insanlara, özveriyle çalışıp toplumu yücelten üretimlerde bulunan toplum dinamiklerine, içinde “RANT” , “NEMA” beklentisi bulunmayan dostça yapılan/yapılmış olan basındaki övgülere sözümüz olamaz, o tür ilişkilere saygımız vardır ve içtenlikle destekleriz.
BURHAN ÖZBEY