Küçük şirk...
Kime malum cennetlik yahut cehennemlikler; dolu nefes biri diyiversin hele, selamete çıksın koca beşer...
Sefil ortalıkta bir dinginlik hasıl olsun da; niyeyse aceleyle, tıknefes konuşan ısrarcı, inatçı, çatık kaşlı, oportünist filozofluktan sıyrılıversinler bazı yayıncılar hele...
Elinde listelerle dolaşanlar; er meydanında bir iki nara atıversin akşamüstleri, sabah fecrleri de; bilelim kimler efe, kimler gizli deve... Kimler iki büklüm, kimler yatakta sere serpe...
Yoksa bu filozoflarla selamet, hak getire!..
İşittim ki; necip entelijasyonda, fıkıh, tefsir, meal merakı başlamış bu aralar...
Tam ‘hiç yoktan iyidir’ diyeceğim; bir ‘lakin’ peydahlanıyor aklımın en ücra köşesinde...
Uzuyor, koca bir cümle oluyor sonra; ‘lakin ellerine, yüzlerine bulaştırmışlar...’
Yine, yeniden maalesef!..
Son demlerinde uykusuzluk hasebiyle; bunca yıl yaşadığı hayatı el hak haklı çıkaracak ‘yeni anlamlar’ harbiliyormuş bildirdiklerine göre eski tüfeklerin en dik duranı...
‘Ne bildin efendi’ diye soracaklara, Şişli meydanında bir de masa kuruvermiş... Gelip geçeni, - fani zamanda ilk kez - Marksist muskalarla tütsülüyormuş...
Tesiri, tüm cumhurun sinirlerine sirayet edecek kadar güçlü muskalar bunlar hem de...
Ah benim; aklı, fikri tutuklu kalmış efendim!.. Düşleri yarım, hayalleri yıkık, emelleri hüsran cancağızım ah!..
Bunca zaman sonra yine yanlış üsluplarla çıkılır mı koca milletin karşısına!.. Az da olsa anlaşılmaz, konuşulmaz mı milletin kalbi, dili!..
Olur mu hiç; doğru hep benim dilim, en doğru hep benim dinim!..
Ahir zaman yerleşkelerini, rollerini paylaştırmak kimin haddine, değil mi ey mübarek!..
Hem ne zamandır; cennet, cehennem varlığını benimsedi o özgür ruhunuz!..
Kanımca; yönetmenlik alışkanlığı, engel olunası bir şey değil bu saatten sonra...
Hadi ben verdim ona da; ya o ifrit olup, köşe bucak kaçtığın ötekiler... Sizce nerelerine iliştirdiler sözlerinizi!.. Kaç parçaya ayırdılar gazetenizi...
Üstelik niyette hayırsızlık da seziyorum ben...
Ateşi harlamak... Huzuru bıçaklamak... Savaşı canlandırmak var sanki en satır arasından...
Yakışmadı hiç, öncekiler gibi...
Oysa en iyi siz bilirsiniz kanaatimce...
Kur an; yaşantılar, ideolojiler üstü yorumlanmaya ihtiyaç duyar...
Büyük bir samimiyet, kafi bir liyakat ve kuvvetli bir imanla okunduğunda, yollar hep aynı kapıya çıkar...
Ve ‘türbanlılar cehennemliktir’ demek ‘şirk’tir... Gerek görmüyorum izahatını yapmaya, son derece açık hissedilen...
Hele, Kura an ayetlerini bu ‘şirk’e kalkan yapmaya çalışmak... Allah hepimizi esirgesin!..
Ve ısrar; hafazanallah insanı dinsizliğe götürür, bilmem ki nazarı itibarınızda yeri nedir bu yargının...
‘Türbanlılar cehennemliktir’ demek abdallar da bile bol durur üstadım...
Siz ne bildiniz?..
Ben niyette hayırsızlık seziyorum...
Çok yazık!..
Hem de yine!..