Ne oluyor bana bilmiyorum….Üzerimde emanet gibi duran gömleği çıkartmış olmama rağmen hafiflemiş hissetmiyorum kendimi. Sanki lastik gibi aşındırdığım yolların kokusunu üzerimden atamıyorum. Diyorum ki, keşke hayvan fobim olsaydı, itler, köpekler yaklaşamasaydı bana, keşke tavşan etini, domuz etini yasakladığım bünyemden daha nice haramları men edebilseydim, o zaman kendi içimdeki yeşillikleri, okyanusu görme şansım , hayatım için elde ettiğim her mutluluğu elde tutabilirliğim artardı diye düşünüyorum.
Pisliğini bıraktığında toprağa, eşeleyip üstünü kapatabilme şerefine sahip olmayan insanlarla uğraşmak için zaman kaybetmezdim. Artık hayatımın her saniyesini önemsiyorum…Birinci sebebi, birkaç haftadır markajıma takılan bir market görevlisi, bu market görevlisi hayata daha farklı bakmamı sağladı diyebilirim ama ne görevli…İlk kez tanık olduğum üzere kasap bölümüne bakıyor, o kadar genç ki, bırakın el becerisini, mutfak tecrübesini, hayatında bıçağa ne kadar ihtiyaç duyduğu merakımın konusuyken onun market sahibinin kızı olduğunu hatta Yeditepe üniversitesinde burslu öğrenim gördüğünü öğrenmek bende nasıl bir etki bıraktı dersiniz? Şok! Ama neyin şoku, kızın marketin o bölümünde çalışma tercihini neye göre belirlediğine dair tüm varsayımlarımın yıkılmasının şoku değil, bulunduğu pozisyonu orda diğer çalışanlara karşı kullanmamasına duyduğum şaşkınlığın şoku da değil, yağlarından, sinirlerinden ayırdığı etlere karşı o sabrı nasıl gösterdiğinden, o güzelim ellerine nasıl yakıştırdığından, sakarlık yapmadan o işe nasıl muvaffak olabildiğine. Hayatının her aşamasının hakkını vereceğine, ben anlamam diye yapamayacağı hiçbir iş bırakmayacağına inandığım kıza, her kasap reyonuna rastladığımda şu şekilde takılmadan edemiyorum:”Kurban da kesebiliyor musun?...”:)
Bir diğer sebebime gelince…Sınav maratonunda bir arkadaş edindim ondan da kısaca bahsetmek gerekirse, benimle aynı bölümü okuyor diye ilk önce kendisiyle eşit şartlarda değerlendirdim kendimi. Fakat sonra çözülen kazaktan farklı modeller çıktı. Bu arkadaş da KPSS ile İşçilik statüsüne kadar yükselmiş ama ilkokul harici bütün eğitim aşamalarını dışarıdan vermiş, yani ortaokulu, liseyi, 2 yıllık yüksek okulu açık öğretimden bitirmiş(hatta liseyi yabancı dil üzerinden)…Bunu duyduğumda anladım ki zekamı hiçbir zaman küçümsememek için nedenlerim olsa da çok ileri noktalarda görmemek için de nedenlerim olabilirmiş:)
‘Azmin açamadığı kapı yok’ tarzında değil üçüncü sebebim. O, boğazın göründüğü bir noktada yediğim akşam yemeği. Bu iki kişilik yemek, çöplerim için varilli günlere geri dönme ihtiyacımı tamamen ortadan kaldırsa da, tokluğunu ne kadar koruyacağı muamma. Bu hafta o kuğu gölü balesi tekrarlanmalı, tekrarlanmalı ki, geceleri insana dönen Odette için tekrar güzel bir kuğuya dönme vakti gelmesin, tekrarlanmalı ki, Prens Siegfried bu kuğuyu takip edip gizemi öğrendiğinde büyüyü bozabilsin. Kuğunun zarifliğinden değil saldırgan yanının yansıtılması bakımından bale ayakkabılarının yerine çıplak ayakla dans edilmesi gibi bana benzeyen doğayı keşfetme yolunda hızla ilerleyebilsin.. Saraya ait olmadığını anlayan prensin nereye ait olduğunu bilmek istemesi üzerine koyduğu çabayı hayatımın en gerçek sahnelerinden çıkartarak, kendi adıma istikrarımı, buzlu göllerde bile sürdürmeyi diliyorum.