VİYANA, 30/07(BYE)--- Tirajı günde 266 bin olan liberal eğilimli Kurier gazetesinin 29 Temmuz 2010 tarihli sayısında, Walter Friedl imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan yorumun çevirisi şöyledir:
--Ankara, AB Ülkelerinden Gelen Farklı Sinyalleri
Soğukkanlılıkla İzliyor ve Kendi Gücünü İnşa Etmeyi Sürdürüyor--
Almanya Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle'nin Ankara'da bir randevusu vardı; dudağında da hep aynı mesaj: "Türkiye, Avrupa Birliği'ne katılacak olgunlukta değil." Gerçi Almanya Dışişleri Bakanı kısa süre öncesinde "global durumun dramatik şekilde değiştiğinin" altını çizmiş ve Türkiye'nin bölgesel güç olarak yeni rolüne işaret etmişti, ama Berlin, 75 milyonluk ülkeyi Birliğe kabul etmeye sıcak bakmıyor. Standart argümanlar, ülkenin fazla büyük olduğu ve kültürel açıdan Avrupa'ya fazla yakın olmadığı yönünde.
İngiltere Başbakanı David Cameron ise bir gün önce Ankara'da bunun tam aksine Türkiye'nin AB'ye katılımının ateşli savunucusu olarak ortaya çıktı ve Türkiye'nin attığı adımların baltalanmasına "kızdığını" söyledi. Bu, hasmının nasırına basan, iğneleyici ve alaycı bir ifade. Cameron'un ana argümanları, Türkiye'nin İslam dünyasına uzanan bir köprü olduğu ve ülkenin jeostratejik konumunun Avrupa Birliği'ne kazanç getireceği şeklinde.
AB ile yürütülen katılım müzakerelerinde, 35 başlıktan 13'ü görüşülüyor. 18 başlık, 1974'ten beri Rumlarla Türkler arasında bölüşülmüş durumdaki Kıbrıs konusunda sürüp giden anlaşmazlık nedeniyle bloke ediliyor.
Ankara hükûmeti, ağır ilerleyen sürece ve inatçı önyargılara rağmen soğukkanlı görünüyor. Bu soğukkanlılık, ülkenin yeni kazandığı güçten kaynaklanan bir pozisyonun sonucu. Siyaset bilimci Hüseyin Bağcı, "Türkiye, bölgenin belirleyici faktörü hâline geldi. Dış politika ve ekonomide çapı epey genişledi." diyor ve AB ülkelerinin ancak hayal edebileceği, 2010'un ilk çeyreğinde yüzde 12'ye yaklaşan ekonomik büyümeye dikkat çekiyor.
--Yeni Gerçeklikler--
Bağcı, "Ankara artık ne pahasına olursa olsun AB'ye girme fikrinden uzaklaştı. Kervanın yönü, artık sadece Batı değil." diye ekliyor. Bazı AB devletlerinin bu yeni durumu henüz idrak edemediğini ve "imtiyazlı ortaklıkta" diretmeyi sürdürdüklerini dile getiren Bağcı, "Fakat bu yaklaşım artık ömrünü doldurdu." diyor.
Siyaset bilimci Hüseyin Bağcı, Türkiye'nin yakınlaşma sürecinde başarısızlığa uğraması durumunda (bazıları müzakerelerin yıl sonuna kadar kopacağı tahmininde bulunuyor), ABD Başkanı Obama'nın uyardığı gibi Doğu'ya daha ciddi şekilde yönelebileceğine inanmadığını şu sözlerle dile getiriyor: "Türkiye bulunduğu yerde kalacaktır, çünkü ülkenin Batı'ya, ABD ve AB'ye ihtiyacı ama aynı zamanda Doğu'da da çıkarları var."