Son Haberler
25.10.2014 Cumartesi 22:41
USD 2,2324 EUR 2,8283 EUR/USD 1,2669 BIST   79417,1/%0,00
ISTANBUL Pazar: 14°C/17°CPazartesi: 13°C/16°CSalı: 12°C/16°C

Havadurumu ayarlari

Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.

Kürt meselesinde yeni çözüm süreci neler getirecek?
Tuğba Kalçık'ın hazırladığı Liberal Platform, bu kez 30 yıldır süren terör sorununda yeni çözüm sürecini değerlendiriyor. Prof. Dr. Mazhar Bağlı, Prof. Dr. Erol Katırcıoğlu ve Gazeteci-yazar Nabi Yağcı'nın sürece dair görüşleri şöyle: 26.01.2013 19:43

Prof. Dr. Mazhar Bağlı, geçmişe oranla bugün süreçte sorunu çok yönlü ele alan bir stratejinin uygulanmaya konmasının farklılık yaratığını belirtirken,  Gazeteci-yazar Nabi Yağcı, bu süreci ‘ihtiyatlı bir iyimserlikle’ karşıladığını vurguluyor.

Prof. Dr. Erol Katırcıoğlu ise, her şeye rağmen umutlu olduğunu belirtiyor ve bu süreçte eleştirel olmak yerine, daha ağırbaşlı ve yapıcı bir dilin kullanılması gerektiğini söylüyor.

Yeni çözüm sürecini değerlendirecek olursak;

Önceki dönemlere göre gerek stratejik gerek toplumsal  ve siyasal açıdan daha kapsayıcı olan bu yeni çözüm süreci 30 yıldır devam eden terör sorununun sona ermesi için Türkiye’nin önündeki en önemli şans olarak görülmelidir. Bu süreçte kısır siyasi çekişmeler yerine her kesimden insanın elini taşın altına koyarak süreci desteklemesi, yapıcı bir dilin ön plana çıkarılması bizi barış dolu bir Türkiye panoramasına  daha da yaklaştıracaktır.

Taraf Gazetesi Yazarı Prof. Dr. Erol Katırcıoğlu:

Sorunun çözülmediği bir ülke olarak devam etmek mümkün değil

Doğrusu her şeye rağmen böyle bir adım atılmış olmasından umut duyanlardan biriyim. Çünkü neresinden baksanız bu sorunun çözülmediği bir ülke olarak devam etmek, gerek siyaset eliti ve gerekse toplum bakımından bence pek mümkün değil. Bu durumu daha iyi anlayabilmek için yılbaşı gecesi Nişantaşı müdavimlerinin mikrofona nasıl konuştuklarına bakmak yeterliydi bence.

Yıldırım Beyazıt Universitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mazhar Bağlı:

Zor ve uzun bir süreç olacak

Terör ve şiddeti bitirmeye yönelik son dönemlerde yaşanan gelişmeleri şimdiye kadar var olan diğerlerinden farklı görmek gerekir. Esas farklılık, sorunu çok yönlü ele alan bir stratejinin uygulanmasıdır. Ve bundan dolayı da bugün meydana gelen gelişmeleri son on yıldaki politikalardan bağımsız görmemek gerekir. Yeni Türkiye’nin temel toplumsal değişim dinamiklerinin sosyolojik bir yansıması olarak okumak lazımdır.

Türkiye, belki de Osmanlı’nın düşüş sürecinden bu yana ilk defa temel toplumsal sorunlarını demokrasi ve ortak akıl ile çözme iradesini göstermektedir. Bu imkanın oluşturduğu kamuoyunun hem kamu üzerinde hem de diğer aktörler üzerinde bir baskı oluşturduğu çok açıktır.

Bu sürecin başarıya ulaşmasının en önemli parametrelerinden birisi sürecin kendisinden çok sonuca odaklanmaktır. Elde edilecek olan başarılı bir sonucun oluşturacağı atmosfer, toplumsal antropolojinin yeniden rayına girmesine neden olacak ve aynı zamanda bireylerin deşarj olmaları da gerçekleşmiş olacaktır.

Kürt meselesi, dünyada yaşanan diğer etnik sorunlardan görece daha farklı bir eksen üzerine oturmaktadır. Etnik sorunlar esas olarak özgün toplumsal varlığa yönelik baskıları bertaraf etmeyi amaçlamışken Kürt etnisitesi bu konuyu ikincil, hatta kimi zaman bahse konu etmeyecek kadar önemsiz bir alan olarak belirlemiştir.

Bu durum doğal olarak dile getirilen taleplerin haklılığından çok yöntemine dair tartışmaları merkezileştirmektedir. Kaldı ki bu alanın oluşturduğu şiddet sadece ötekisine de yönelmiş değildir, kendi müntesiplerini de etkiyebilmektedir. Bir başka ifade ile terörden sadece Türkiye ya da Türkler etkilenmemektedirler aynı zamanda Kürtler de bu sürecin önemli ölçüde mağduru olmuşlardır.

Bütün bu sorunları bir bütün olarak ele alıp çözüme kavuşturmak için de doğal olarak demokratik bir atmosfere ve sisteme ihtiyaç vardır. Hem demokrasi güçlendirilmeli, hem kamuoyunda var olan bariyerler aşılmalı, hem önyargılar bertaraf edilmeli hem de güçlü bir siyasi irade sahibi olunmalıdır.

Bütün bu bileşenleri bir araya getirebilmenin ve yönetebilmenin biricik yolu ise iktidarda olmaktan geçmektedir. O halde iktidar sahibi olmanın koşullarını feda etme pahasına bu sorunun çözümünün düşünülmesi hem rasyonel olmaz hem de sonuç alıcı.

Zor ve uzun bir süreçtir. Ancak işin birinci adıma var olan bir sorun alanına ilişkin çözümler üretme iradesi ve kararlılığını göstermiş olmaktır.

Yolda olmak çok önemlidir. Yolda yürünmemiş olsa dahi yoldan çıkmış olmaktan daha doğru bir pozisyondur.

Demokrasi de zaten daha iyinin, yani ortak iyinin bulunmasının yürüyüşüdür, çabasıdır.

Gazeteci-Yazar Nabi Yağcı:

Görüşmeleri ihtiyatlı bir iyimserlikle karşıladım

Kürt sorununun çözümü üstüne ileri sürülen fikirler, projeler ve siyasi pratikler hatta sürmekte olan savaşın kendisi hayli tecrübe sağlamış durumda. Bu birikimlerden dersler süzüp çıkarmak çözümde ileriye doğru adım atmak için şart hale geldi. Bu pencereden baktığımda ilk ders olarak, karşımıza çıkan durumlarda umut ve umutsuzluk arasındaki sarkaç salınımından kendimizi kurtarmak olarak görüyorum.

Gerçeklikle bağıntısı uzak olan umutlar pompalandığında tersiyle karşılaşınca umudun yerini bu kez de gerçeklikle bağını yitirmiş umutsuzluklar alıyor, bu ise çözüm doğrultusunda somut adımlar atmayı hem önlüyor hem de böyle adımlar atıldığında bu ufak adımların önemi görülmüyor. Şiddet karşılıklı olarak artıyor.

Böyle düşündüğüm için son İmralı görüşmesini  "yeni dönem" olarak nitelemedim, üstüne yorum da yazmadım. "Yeni" olabilirdi de fakat bunu kanıtlayan fiili göstergeler, bu görüşmelerin yapıldığının açıklandığı tarih itibariyle mevcut değildi. "Devlet her zaman görüşüyordu zaten" denmiyor mu? Yeni olan tek şey BDP'nin müdahil oluşudur ve bu gerçekten önemlidir. Fakat eğer BDP'nin müdahil olması bir defaya mahsus olarak kalırsa atılan bu adımın "yeni" olarak nitelenmesinin de anlamı kalmaz. Devamı geleceği konusunda duyumlar var ve bunu önemsiyorum ama bunlar henüz duyum seviyesinde.

Bu nedenle kendi adıma bu görüşmeleri "ihtiyatlı bir iyimserlikle" karşıladım, üstüne afaki yorumlar yapmak yerine bir kanaat oluşturacak somut  işaretleri beklemeyi tercih ettim.Zira eğer hükümet kamuoyundan attığı bu adıma destek istiyorsa kamuoyunu bilgilendirmek ve duruma bir açıklık getirmek ile mükellefti. Değilse kamuoyu olarak niyetlere bakıp tutum alacaksak, coşun denilince coşacak, susun denilince susacak isek orada demokratik kamuoyundan ve katılımcılıktan söz edilemez. Oysa atılan bu adım ne denli önemli olursa olsun Kürt sorununun çözümü değil ama barış süreci için dahi belli bir zamana ihtiyaç var ve bu süre ve süreç boyunca çözüm için güvence oluşturacak olan faktör  demokratik kamuoyunun sürece katılımı ve daha fazla demokrasidir. Demokratik muhalefete çözüm süreci boyunca gititikçe artan biçimde ihtiyaç olacak. Bu nedenle atılan her adımın olumlu olup olmadığına bakmanın yanısıra bu adımın demokratik muhalefeti güçlendirip güçlendirmediğine bakmanın gerekli olduğuna inanıyorum.

Fakat bir "yeni dönem" gerçekten var. Bu ise Paris'de hunharca işlenen cinayetin, üç PKK'li kadın militanın öldürülmesinin her iki taraf için de yarattığı şokun sonuçları ile bağlıdır. İlk günün yanlışlarından, şokundan sonra iki taraf da kendisini toparladı ve karşılıklı olarak birbirlerini itham edici imalardan uzaklaştı ve ortak bir pencereden olaya bakmayı tercih etti. Ki bu bir ilktir. Bu durumun söylemlerde bir yumuşama getirdiğini de gözledik.

Ardından cenazelerin muazzam bir kalabalıkla karşılanıp ve hiç bir provokatif olay olmaksızın muazzam bir törenle gömülmesine şahit olduk. Kanımca eğer yeni denilecek bir şey varsa Diyarbakır'da Kürt halkının acılarına rağmen, acılarını ve hatta öfkelerini barış talebiyle sarıp sarmalayarak gösterdikleri vakur duruş ve verdikleri kararlı barış mesajıdır.Barış isteğinin ve iradesinin bundan daha açık biçimde ortaya konulabileceğini düşünemiyorum.   Bu mesajı Türk tarafının gecikmeden algılaması barış sürecine çok ciddi bir ivme verebilir.

Bu yeni somut işaretlerden kalkarak geriye dönüp Öcalan ile yapılan görüşmelere ancak şimdi umutlu olarak bakabiliyorum. Bu nedenle de amasız fakatsız desteklenebilir ve desteklenmelidir diyorum.

Öyle bir momente girildi ki hiç kuşkusuz gelecek günler her tür sürprize gebedir.

YORUMLARINIZ
Henüz bir yorum yapılmamış.
Bu sayfaya yorum yazarak tarihe not düşün.

SOSYAL MEDYADA HABERX