KUŞ TÜYÜ YASTIK
Bugün köşemizde siyaset yok. Bir ibret dersi var.
X
Bir zamanlar, yaşlı ve bilge bir öğretmenin kendisine verdiği yol gösterici öğütleri hiç beğenmeyen bir öğrencisi varmış.
Öğretmeninin sözleri öğrencisine işine gelmediği için her zaman can sıkıcı gelirmiş.
Bu nedenle öğretmeninden intikam almak için yemin etmiş.
Gittiği her yerde öğretmeni hakkında atıp tutmaya yalanlar söylemeye ve çirkin iftiralar atmaya başlamış.
Kötü konuşmaları insanlar üzerinde etkisini göstermiş, insanlar yavaş yavaş öğretmenden sırt çevirmeye başlamışlar.
Bir gün, kendi kardeşine okulda büyük bir iftira atılmış.
Doğru olmayan bu gerçek karşısında çok üzülmüş.
Öğretmeni hakkında söylediği yalanlar, iftiralar, dedikodular aklına gelmiş.
Yaptıklarında çok pişman olmuş.
Sonunda gözyaşları içerisinde öğretmeninden af dilemek için evine gitmiş.
“Hakkınızda birçok yalan söyledim, gerçekleri çarpıttım, herkesi size düşman ettim, hatamı anladım, vicdan azabı çekiyorim. Lütfen beni affedin.” Demiş
Öğretmen önce uzun uzun düşünmüş, sonunda, “Evet seni affederim, fakat önce benim için bir şey yapmalısın” demiş.
“Ne yapmamı istiyorsunuz?” demiş öğrencisi biraz şaşırarak.
Birilikte çatı katına çıkalım, orada sana göstereceğim,” demiş gözlerinin içine bakarak, “Yalnız önce odamdan bir şey almam gerekiyor.”
Öğretmen odasına döndüğünde, Koltuğunun altında büyük bir kuştüyü yastık varmış.
Zavallı öğrenci, gittikçe artan merakını saklamak, yastığın ne işe yarayacağını ve çatıya neden çıktıklarını sormamak için kendini zor tutuyormuş.
Nefesleri kesilmiş halde üst kata çıkmışlar. Hafifçe rüzgar esiyormuş Çatı katından şehrin ötesinde uzaklara doğru yayılan ucsuz bucaksız araziyi görebiliyorlarmış.
Öğretmen hiçbir şey söylemeden, yastığın kılıfını yırtarak bütün tüyleri boşaltmış.
Rüzgar hafifçe estiği için tüylerin hepsini dağıtmış ve onları her yere taşımış: Diğer çatıların üstüne, sokaklara, arabaların altına, ağaçların üstüne, çocukların oynadığı arka bahçelere, hatta otoyola…
Öğretmen, öğrencisiyle bir süre tüylerin uçuşarak dağılmasını izlemiş
Sonunda öğretmen öğrencisine dönerek, Şimdi gidip bütün o tüyleri benim için toplamanı istiyorum.
“Bütün tüyleri toplamak mı?” diye yutkunmuş öğrenci.
“Fakat bu imkansız!”
Öğretmen, “ Evet biliyorum” demiş.
“O tüyler ayni senin benim hakkımda söylediğin yalanlar gibi. Bir kere başlatınca bir daha durduramazsın, pişman olsan bile. Belki birkaç kişiye benim hakkımda söylediklerinin yalan olduğunu anlatabilirsin, fakat dedikodu rüzgarları artık onları her yere taşıdı bir kere.
Tek bir kibriti üfleyerek söndürebilirsin. Fakat tek bir kibritin başlattığı koca bir orman yangınını bir üflemeyle söndüremezsin!”
Kıssadan hisse:
İster özel hayatınız ister iş hayatınızda olsun, hiç kimsenin arkasından konuşmayın. Hele hele doğru olmayan şeylere, iftiralara, yalanlara, dolanlara hiç tenezzül etmeyin.
Gün gelir, ayni şeyler size yapılabilir.
Gün gelir, o kişilerle yolunuz kesişir, birlikte çalışmanız gerekebilir.
Gün gelir o kiyi sizin amiriniz veya müşteriniz olabilir.
Herşeyden önemlisi,
Gün gelir insan olduğunuzu hatırlar, pişman olabilirsiniz yaptıklarınızdan.
Ama geriye dönüşü olmayan tek yönlü bir yoldur bu pişmanlık faydasızdır artık.
X
Yukarıda okuduğunuz satırlar, Epsilon Yayıncılık’tan Ekim 2007’de çıkmış olan Pembe Candaner’in “Sıradışı Kariyer İçin Yaratıcı Öyküler” kitabında yer almaktadır.
BURHAN ÖZBEY