Son Haberler
29.05.2012 Salı 03:50
USD 1,7570 EUR 2,3630 EUR/USD 1,3449 IMKB100   59737/%0,00
ISTANBUL Perşembe: 15°C/21°CCuma: 15°C/22°CCumartesi: 14°C/23°C

Havadurumu ayarlari

Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.

LA REPUBBLICA : TRABZON... SON “KAFİRLERE” AV
05.07.2010 14:00

ROMA, 02/07(BYE)--- Günlük tirajı 615 bin olan La Repubblica gazetesinin haftalık aktüalite dergisi İl Venerdi di Repubblica'nın 2 Temmuz 2010 tarihli sayısında, Marco Ansaldo imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan Trabzon çıkışlı röportaj-haberin çevirisi şöyledir:

--Rahip Santoro'nun Öldürüldüğü Şehirde, Monsenyör Padovese'nin Cinayetinden Bir

Ay Sonra... Hayatta Kalan Küçük Katolik Cemaatinde Yolculuk: "İşten Çıkarıldık

ve Evlerimizden Ayrılmaya Mecbur Bırakıldık, Hepimiz Kaçıyoruz"--

"Uzun zaman kiliseye giremedik, ayine gidemedik. Ben işimi kaybettim ve şehrin dışına, tepelere doğru taşınmaya mecbur bırakıldık. Ama biz sustukça daha agresif hâle geliyorlar. Takibat altındayız. Bu yüzden artık yeter. Her şeyi söylemeye karar verdik."

Trabzon'da Hristiyan bir aile var. Belki de yüzlerce kilometrelik alandaki tek aile. Şimdi beterin beterinden endişe duyan (burada, Santa Maria Kilisesinde 2006'da İtalyan rahip Andrea Santoro'nun öldürülmesini ve geçen 3 Haziranda, İskenderun'da Anadolu Piskoposluk Temsilcisi Monsenyör Luigi Padovese'nin barbarca öldürülüşünü düşünerek) bir avuç Hristiyan. Yıllar önce Katolikliğe geçen Çolak ailesi korkuyor. Misafirperverlik ve hoşgörü geleneklerine sahip ve büyük ölçüde Müslümanlardan oluşan Karadeniz'de bulunan muhteşem Trabzon şehri, Türkiye'nin tamamına yayılma kapasitesindeki dinî fanatizm ve aşırı milliyetçilik uçları üretiyor. Saldırı ve cinayetlere götüren patlayıcı bir karışım. Kurbanlar, ülkede daha fazla ifade özgürlüğü için çaba sarf eden Hristiyan azınlıktan. Monsenyör Padovese'nin ölümünün üzerinden bir ay geçti. Hâlâ açıklığa kavuşmayan Vahşet (Piskoposun boğazı kesildi), İslami fanatizmden, rahip ile şöförü (Murat Altun, 26 yaşında, rahibin özel şöförüydü) arasındaki şahsi meselelere ve cinnete kadar varan bin çeşit varsayım arasında asılı duran bir hadise. 5 Şubat 2006'da öldürülen rahip Andrea Santoro'nun ölümünün üzerindense dört yıldan fazla zaman geçti. 18 yaşından küçük Oğuzhan Akdil'in anlattıklarına göre olay günü pazar öğleden sonra iki suç ortağıyla birlikte kiliseye girdiler ve dua etmekte olan rahibe silahla ateş ettiler. El Kaide'ye bağlı aşırı milliyetçi Yasin Hayal tarafından genç katil Ogün Samast'a, İstanbul'da Türk-Ermeni haftalık dersisi Agos'un Müdürü, azınlıkların haklarının savunulmasında uğraş veren gazeteci Hrant Dink'i öldürme emri de yine 19 Ocak 2007 tarihinde buradan, Trabzon'dan verilmişti. Cinayetlerin işleniş şekilleri aynı: Kurbanların hepsi arkalarından vuruldu.

Trabzon, bir rüzgâr ve çılgınlık şehri. Bir zamanlar burada, şehrin futbol takımı Trabzonsporlu taraftarlar, tarihî rakipleri Galatasaray ile yapılan bir mücadele için ellerinde tırmıklarla tribüne çıktılar. Bir nevi Beppe Grillo'nun Türk versiyonu, ünlü komedyen Cem Yılmaz ise Trabzon'da gösterisini seyretmeye gelen izleyicilerin cep telefonları yerine tabancalarını girişte bıraktığını anlattı. Burada bir silah bulmak zor değil: Ana cadde üzerindeki dükkanlarda son nesil tabanca be keskin bıçaklar satılıyor. Burası leziz hamsilerin şehri, bir lokmada yenilen kızartılmış balıklar. Buranın sakinleri, ara sıra baskın gelen taşkınlık damarlarını teyit etmek için yarı şaka yarı ciddi kendilerini "hamsi kafa" olarak tanımlamaktan hoşlanıyorlar. Toplam on kadar kişiden oluşan Hristiyanların hayatı zor. En yakın piskoposluk bölge merkezi, buradan 250 kilometre uzaklıkta bulunan Samsun'da. Pazar günleri, bu cılız grup rahip Santoro'nun öldürüldüğü ve şimdi Monsenyör Padovese için de dua edilen kilisede bir araya geliyor. Çocuk sahibi tek aile çekirdeği Çolak ailesi, yerel düşmanlık nedeniyle en fazla sıkıntıyı çekiyor. İyi bir yüz ifadesi olan heybetli bir adam, 53 yaşındaki Veysel, onu Hristiyanlığı kucaklamaya götüren, uzun ve sıkıntılı bir dinî yoldan geçti. Ne İncil ne de Hristiyanlığa ilişkin kitaplara sahip olmadığından ilk başlarda, kendisine gerekli olan her şeyi internette okudu. Daha sonra birileri, Vatikan'ın etrafında bulunan çok sayıdaki kitapçılardan birinden aldığı İngilizce kitap ve dinî yazıları ona gönderdi. Veysel bu kitapları hararetle okudu ve en sonunda Paulus Eugenius adını alarak kendisini vaftiz ettirdi. Dinini değiştirmesi Trabzon'da beğeniyle karşılanmadı. Şimdi sahip olduğu yeni bir nüfus cüzdanı onu "Hristiyan" olarak ayırt ediyor. İnsanlar ondan uzak duruyor, yerel gazeteler onu damgalıyor, sık sık polis tarafından izleniyor. Ayrıca daha sonra eşi Zehra ve kızı Songül de isimlerini Maria Teresa ve Agnese olarak değiştirmek suretiyle, bu büyük adımı atma kararı aldıklarında, Paulus Eugenius işinden oldu. Bir lisede fizik öğretmeni alelacele emekli olmaya mecbur bırakıldı. Şimdi ucu ucuna yeten emekli maaşıyla yaşamak zor. Eskinin Veysel Bey'i, eski otomobilinde şehir merkezinden evine kadar uzanan uzun yol boyunca hesap yapıyor: Kira için şu kadar lira, yemek içmek için şu kadar lira, benzin için şu kadar lira... Başka bir şey için yer yok. Yaşadığı son gelişmeleri hatırlatıyor: Ev sahibi onu dairesinden kovuyor, şehrin dışında, iki oda bir mutfaktan oluşan bir başka daire bulmak için aceleyle ev arıyor... Ancak huzuru pek fazla sürmüyor. Komşular onu provoke ediyor, yeni ev sahibi fahiş bir kira istiyor duvarlara ne haç ne de kutsal resim asamıyor. O hâlde Trabzon'dan dışarı çünkü "hainlere" yer yok.

Paulus Eugenius bir sineğe bile zarar vermekten aciz, sakin bir adam. Buna rağmen, etrafını saran nefret ve sözlü şiddet havası elle tutulur hâlde. Hanımı da artık iş bulamıyor. Genellikle, şehre yirmi kilometre uzaklıktaki yeni ve küçük evlerinin salonunda, televizyondan ayini izliyorlar. Paulus Eugenius şunları anlatıyor: "Fizik sınavına hazırlanan çocuklar için özel ders vermek üzere bazı özel liselere öneri götürdüm. Ebeveynlerin asla buna izin vermeyeceklerini söylediler. Bir yıldan beri nihayet yine kiliseye gitmeye başladık ve şehre gelmek için uzun bir yol katetmemiz gerekse de dinimizi alçakgönüllülük ve sebatla yaşamaya çalışıyoruz. Haçımızı elimize alıyoruz ve Tanrı'nın gösterdiği inanç yolunda yürüyoruz. Elbette ki zor günlerde Vatikan'ı daha yakınımızda hissetmek bizi memnun eder ve günün birinde Roma'yı görmek isteriz. Umarız birileri sözümüzü dinler."

Monsenyör Luigi öldükten ve rahip Andrea'nın genç halefi, İzmir'e taşınan rahip Waldek ortadan yok olduktan sonra, Hristiyan cemaatini teselli eden tek şey, uzaktaki Samsun'dan gelen rahip Giuliano'nun dönem dönem yaptığı ziyaretler. Çolak ailesi, rahibin evinde yaşayan Romen Nico ve Helena, çiçek satan Gürcü kadın ve sadık arkadaşı. Hristiyan cemaatinin tamamı bu ve endişe içinde Santa Maria Kilisesi'nde birbirlerine sarılıyorlar.

YORUMLARINIZ
Henüz bir yorum yapılmamış.
Bu sayfaya yorum yazarak tarihe not düşün.