ANKARA, 17/07(BYE)--- İspanya'da yayımlanan La Vanguardia gazetesinin 17 Temmuz 2010 tarihli internet sayfasında, Xavier Batalla imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yer alan yazının çevirisi şöyledir:
Bir ülkenin ikiye bölünmesi bir Türk buluşu değil. Düşünce, 1845'te yayımlanan "Sybil or The Two Nations" kitabında bunu ortaya koyan İngiliz Benjamin Disraeli'ne ait. İki İspanya fikrini Larra'da, Galdos ve Ortega'da görüyoruz. Düalizm (ikicilik), Fransa tarihinde de devamlılık gösterdi: Önce din savaşlarında sonra kilise ve devlet arasındaki çatışmada, daha sonra da monarşi ile cumhuriyet arasında, 20. Yüzyılın ilk yarısında iş birlikçilik ve direniş arasında ve son olarak da sağ ile sol arasında. Ancak çoğunluğu Müslüman laik bir cumhuriyet olan Türkiye de ikiye ayrılmış durumda.
Şimdi Türkiye'nin yenilenen Orta Doğu ilgisi hakkında Batı basını mürekkepleri tüketiyor. Dünya basını "Sadece Batı'ya bakan Türkiye nereye yöneliyor?" diye merakla soruyor. İdeolojisini Cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ten alan Kemalist ve laik Türkiye, İslamcılığın kendisini Avrupa'dan uzaklaştırdığını söylüyor. Ancak 2002'den beri iktidarda olan ılımlı İslamcı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hükûmeti bunu reddediyor. İstanbul'da iki hafta önce düzenlenen bir seminerde Avrupa işlerinden sorumlu Devlet Bakanı Egemen Bağış, "Bir rota değişikliği yok; Orta Asya'dan geldik ve Brüksel'e yöneldik." dedi.
Türkiye değişti ve değişim sürüyor. Ancak dış politikadaki dönüşü neyi açıklıyor? Kapısını kendisine açmayan Avrupa Birliği'nin reddi mi, Doğu'daki yeni güçler önem kazandığında bağımsız olarak davranma hırsı mı, yoksa biri laik ve diğeri İslamcı iki taraf arasında kültürel bir savaş başlatan Türk iç siyaseti mi?
Türk yetkililer, devlet içinde dillerini ısırıyor ancak şahsi olarak Avrupa Birliği'nden kötü olarak bahsediyor. Türk girişine engel olan başlıca sebep nedir? Seminerde Bağış, "Ön yargılar." diyor ve devam ediyor: "Avrupa, 72 milyon Türk'ten korkuyor."
Şahsi olarak Türk yetkililer, Avrupalıları, temiz oynamamakla ve Müslüman olduğu için Türkiye'nin Avrupa'ya asla giremeyeceğini aleni olarak söylemeye cesaret edememekle suçluyor. Bunu açıklamak için de Avrupalıların 35 başlığı müzakere etmekte oldukları ve sonunda Birliğe alacakları Hırvatistan örneğini veriyorlar.
Avrupalı yetkililer, altta kalmıyor. Aleni olarak, birlik kurallarına uyum için Türklerin yapması gereken şeyin kanunlarını, ekonomisini ve siyasi sistemini reforme etmesi olduğunu tekrar ediyorlar. Çoğunluğu İtalyan iş adamı ve gazetecilerden oluşan İstanbul seminerinde Türk hükûmeti, nezaketli muamele gördü. İtalya, Türkiye'nin belli başlı Avrupalı ticari ortağı. Hatta bir katılımcı, Vatikan'ın Ankara'ya verdiği desteğin altını çizdi. Bağış, memnun şekilde, "Vatikan'ın etkisinin Çin'inkinden daha büyük olduğunu" söyledi.
Türklerin İsrail'den uzaklaşması ve açık bir şekilde İran'a yaklaşması neyi açıklıyor öyleyse? Bir keresinde Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Kemalist diplomasinin "güçlü kaslara, zayıf bir mideye ve vasat bir beyne sahip olmakla nitelendirildiğini" söyledi. Şimdi, jeopolitik değişikliğin, Balkanlar'a, Kafkasya'ya, Rusya'ya, Orta Asya'ya ve Orta Doğu'ya daha fazla önem veren özel bir dış politika gerektirdiğini belirtiyor. Ancak neden? Anahtar nerede? Jeopolitikada mı yoksa iktidar için mücadelede mi? Artık Cumhurbaşkanlığını, hükûmeti ve Meclisi kontrol eden yeni bir elitin ortaya çıktığı laik Türkiye, laikliğin Türklerin sosyal hayalini ele geçirememiş olduğu korkusuna odaklanmış durumda. İslamcılardan oluşan ulus da Türkiye'deki diğer güç dağılımını isteyenleri destekliyor. Kemalist elitler, gölgedeki bir hükûmet gibi olmaya devam ediyor ancak askerî erkân ılımlı bir profile sahip ve medya sektörü de hükûmet baskısından yakınıyor.
Özet olarak durum çelişkili: Kemalistler, İslamcılara hoşgörüyle bakan Avrupalılardan şüphe duyuyor; Avrupalılar da Erdoğan'ı, ödevlerini yapmamakla suçluyor. Şahsi olarak Avrupalı yetkililer, Erdoğan'ı, istenen sosyal fedakârlıkların 2011 seçimlerinde kendisini zayıflatmasından korktuğu için ekonomik reformlarda ilerleme kaydetmemekle suçluyor. Ancak Türkiye, Avrupa'dan usandıysa jeopolitik önemi Avrupa için artacaktır.