“LEKELİ DUDAKLAR” “TERTEMİZ ALIN”
Önce konumuza dayanak olan haberi verelim…
“CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu twitter mesajında "Recep Tayyip Erdoğan'a soruyorum: Gazze'ye yardım götüren gemilere Türk savaş gemileri nereye kadar refakat edecek?
Gazze Limanı'na kadar mı yoksa uluslararası sularla mı sınırlı kalacak?
Gazze Limanı'na kadar gidecekseniz seni alnından öpeceğim" diye yazmıştı.
Dün Kayseri'de sivil toplum kuruluşu ve iş dünyası yetkililerine seslenen Erdoğan; "Kusura bakma ben bu tertemiz alnımı, senin o lekeli dudaklarına sürdürmem. Buna ihtiyacımız yok, biz yaptığımız işi niçin yaptığımızı biliriz'' demişti.
Bu sözlere bugün yanıt veren Kılıçdaroğlu, Başbakan'a sözlerinden ötürü dava açacağını söyledi” (Basından – 11 Eylül 2011)
Konunun anlaşılmayacak bir yanı yok…
Her şey ayan beyan ortada…
Bir yanda, “lekeli dudaklar.”
Öbür yanda, “Tertemiz alın”
Bu iki söylemde Başbakan Erdoğan’a ait…
Bir başbakan’ın bu denli incitici, hatta suçlayıcı ifadeler kullanmasına gerek var mıydı? Kesinlikle hayır!..
Peki, “tertemiz alnı” anladık da, “lekeli dudaklar” nasıl oluyor tam olarak algılamasını yapamıyoruz…
O dudaklar neden dolayı ya da neler yapmışlar da lekelenmişler bilemiyoruz ve kestiremiyoruz…
Şimdi olayı tersten ele alıyoruz…
Birisi çıksa da dese ki; “Ben tertemiz alnıma Başbakan’ın lekeli dudaklarını değdirtmem ve alnımı kirletmem.”
Bu hoş olur mu?
Bırakın hoşluğu filan, bu Başbakan tarafından kabul edilebilir bir durum olur mu?
Böyle bir söylem hangi hoşgörüye dayanır, bu mümkün mü?
Daha da ötesi bu söylemin bırakın bir başbakan’a söylenmesini, sıradan bir vatandaş’a dahi söylense, akıl, mantık ve vicdana sığar mı?
Doğrusu biz Başbakan’ın söylemini şaşkınlık ve üzüntüyle karşıladık…
Gelelim açılacak dava meselesine…
Dava nerede açılacak? Sözlerin sarf edildiği ilde.
O halde dava bu olayda nerede açılmış olacak? Kayseri’de…
Aslında açılacak yer ve il pek önemli değil…
Önemli olan davayı yürütecek savcı ve hakimin verecekleri karar!
Verilecek kararda Başbakan cezai bir duruma düşecek mi?
Yoksa ortada bir suç unsuru görülmeden, dava beraatla mı sonuçlanacak? İşin düşündürücü ve çıkılmaz noktası burada başlıyor…
Şayet Başbakan açılacak davada suçlu bulunmayıp beraat ederse, denmeyecek mi? “Ne olacak oluşturdukları yandaş yargıdan (HSYK’dan) başka ne beklenebilir di ki?..”
Oysa beraat hukuka ve ilgili yasalara göre yerinde bir karar olsa bile, bu düşüncenin nasıl önüne geçilebilecek?
Demek ki adaletle, hukukla, siyasi temelli çıkışlarla, yargı kadroları ile oynamak son derece yanlış ve tehlikeli bir icraatmış. Gün gelir siyasal iktidar değişir ve sular tersine akmaya başlar…
Gelelim işin, bir başka önemli cephesine…
“Bugün de mevcut hükümetin mutlak egemenliği altında olan HSYK varken bir iktidar partisi temsilcisi hele de başbakan karşısında hiç kimsenin şansı olmaz. Çok açık söylüyorum; yeni oluşan HSYK’ nın tahmin edilen ideolojik yapısı ve gücü karşısında bir yargıcın başbakan aleyhine karar verebilmesi için kelleyi koltuğa almış olması gerekir…”
Bunları kim söylüyor?
Demokratik Yargı Derneği yön. krl. Üyesi Faruk ÖZSU (İkinci Tek Parti Dönemi – Ümit Özdağ – kripto yay. syf: 137)
Bu durumda, Başbakan’a soru soracak ve onu yargılayacak “babayiğit” bir savcı ve yargıç mı aranacak?
Bir başka anlatımla, Başbakan’ı yargılayabilecek ve hakkında cezai karar verecek yargıcın “Donkişot” mu olması gerekiyor?
Sevgili okurlar…
Yapılan referandumlarda ve seçimlerde oy vermenin ve oyunu nereye ve nasıl vermenin çok önemli olduğu yaşananlar karşısında ortaya net olarak çıkıyor…
12 Eylül 2010 referandumunda, halkın yüzde 90’nın niçin “evet” ya da “hayır” verdiğini bilmeden oy kullandığı biliniyor.
Anayasa’da yapılacak madde değişiklerinin neleri kapsadığı, neleri getirdiği ve neleri götürdüğü bilinmeden oy kullanmanın beklenen talihsizliğini yaşıyoruz…
Anayasa Mahkemesi, Danıştay, Yargıtay ve HSYK’da yapılan “ben yaptım oldu” değişiklikleri, ülkede bağımsız yargıyı büyük ölçüde ortadan kaldırırken, adalete olan güveni de o ölçüde kaybettirmiştir! Yargının büyük bölümü artık iktidarın yandaşı kabul edilmektedir…
Bakalım “Lekeli dudaklar” la “Tertemiz alnın” savaşımında nasıl bir tablo ortaya çıkacak ve yargı bilmem kaç aylar ya da yıllar sonra hükmünü verecek?
Verilecek karar ne şekilde olacak, ömrümüz varsa merakla bekleyip göreceğiz…
BURHAN ÖZBEY