Bolulu Lütfü Hoca, İbrahim Tatlıses ve Yıldız Tilbe’ye nasıl
dua ederdi…
Malumunuz mevzuya, (eski sevgilisi Nuray Mert’in ‘aslında
değişmedi, hep içindeydi’ diye övdüğü) Ahmet Hakan’ın, ‘Çakma İmparator’un
plastik tahtını devirdin kız Yıldız, aferin’ kılıcıyla yaklaşmak hasmanedir…
(Bu kötüdür Nuray hanım, keşke değişseymiş biraz…)
Meseleye, Murat Bardakçı’dan, ‘onu bir parçalarım tüm
Afrika’yı doyururum’ paparasını yedikten sonra sessizleşen Rahşan Gülşan gibi,
‘İbo’nun eline düşeceğime, pez….lerin eline düşerim…’ vecizesiyle mal bulmuş
mağribi neşesinde balıklama dalmak, kanımca hiç pez…. tanımamış olmanın
işaretidir… (Allah korusun seni Rahşan… Var yok bir sen kaldın el değmemiş…)
Nereden bakarsan bak sevimsiz bu duruma, Mutlu Tönbekeci’nin
yaptığı gibi, Emin Çölaşan’ın, Melih Gökçek yaklaşımını sergilemek (İ.Melih
Gökçek&İ.T); bende varım bu topta, kadınım, feministim, ünlüler aleminin Çölaşan’ıyım
nidasıdır ki, o lahza sorarlar hanımefendiye, kardeşinin başına dışkısını döken
adama, - eniştene yahu- basın yoluyla bu kadar sövebildin mi sen ey hanım kız…
Haksızlık ediyorsun…
Kanaatimce, yazdıklarında doğruluk payı da olan bu üç okunan
yazarımız, Tatlıses&Tilbe olayına tarafsız, doğrucu, adaletli, mantıklı,
uzlaşmacı, aman ekranda bir daha olmasın, herkes hatalarını görsün, kimse
sütten çıkmış ak kaşık değil niyetleri ve 5N 1K ilkeleriyle yaklaşamamıştır…
Minval buyken, tüm şimşekleri üzerine çekmiş biri olarak ve
doğru tespitlerime çamur heveslisi gölgecilerin pür dikkat kesildiğini hesaba
katarak - söyleyecek çok sözüm olmasına karşın - yorum yapmaktan kaçıyorum…
Ama ettiği duaların tuttuğu bilinen Bolulu Lütfü Hoca’dan
esintiyle dua etmeme kimsenin itirazı olacağını da sanmıyorum…
Bolulu Hoca’dan Tatlıses’e;
Yarabbi, Yarabbi, Yarabbim;
Sen, ünlü türkücümüz, iftiharımız, eşsiz sesimiz, uzun
havaların cengaveri, sahnelerin İmparatoru, büyük şovmen, yönetmen, senarist,
oyuncu, prodüktör ve yapımcı Tatlıses kardeşime; sinirlerine hakim olmayı,
ağzından pez… gibi lafların çıkmamasını, çıktıysa bunların yayında arkadaşlar
tarafından önceden hissedilip hemen biplenmesini, biplenemiyorsa derhal durumu
toparlayıcı yeni sözler etmesini, Yıldız Tilbe gibi konuklarına karşı programa
çıkmadan önce Eyüp Sultan’a gidip iki rekat namaz kıldıktan sonra Allah’tan
sabır dilemesini, insanlık hezeyanına kurban gidip her türlü tahrik ve
saygısızlığı en azından ekran önünde görmezden gelip yaptığı iyilikleri söylememesini,
sesini yükseltmemesini, asabının bozulup ağlamamasını, işi uzatıp ‘külotlu
çorabına kadar aldım, 12 bin tl’lik masraf yaptım, beşi bir yerde istedi’ deyip
faturaları basın yayın organlarına çıkarmamasını ve gönülden huzur hissetmediği
hiçbir şeyi, örneğin ekran sabıkası çok Tilbe gibi sanatçıları artık iflas
etmiş sinir sistemine aşırı güvenip bir daha ekrana çıkarmamasını… nasip et
Yarabbim!.. Amin…
Bolulu Hoca’dan Tilbe’ye;
Yarabbi, Yarabbi, Yarabbim;
Sen, dillere pelesenk en acıklı şarkıların güftekarı, en
oynak şarkıların bestekarı, duyguların efendisi, aleni, yaşayan, zararsız
deliliğin nişanesi, yardımseverliğin, insanlığın, merhametin, hüznün, neşenin,
fingirdekliğin, kudurukluğun ekrandaki arızalı yüzü Tilbe kardeşime; tavır ve
davranışlarında kontrollü olmayı, sözlerine hakim olmayı, ağzından pez… gibi
lafların çıkmamasını, isteklerinde ölçüyü tutturmayı, arızalı olmanın her zaman
güzel bir şey olmadığını anlamasını, kuliste sürekli bağırıp çağırmamasını,
sürekli cin fikirli düşüncelere takılıp kalmamasını, paranoya yapmaktan
vazgeçmesini, bu haliyle kendisine tahammülün çok zor olduğunu kabullenmesini,
ahde vefanın çok şeyden daha önemli olduğunu unutmamasını, kimseye gebe
kalmamaya, sözlerini edepli bir şekilde çekinmeden söylemeye devam etmesini… nasip
et Yarabbim!.. Amin…
Yarabbim, Sen; hem İbo’ya, hem Yıldız’a akıl, fikir, izan nasip
et inşallah!..
Ahmet Türk’e…
Beraber büyüdüğüm hala görüştüğüm, ömrümün sonuna kadar da
görüşeceğim Kürt arkadaşlarım sana ve nifak tohumları gibi serpilmiş dağ
eğitimli arkadaşlarına çok kızıyorlar… Hele şu, Meclis’te Kürtçe konuşma provakasyonundan
sonra… Ama eminim sen onları, dava adamı olmaktan uzaklaşmış sistemin öğüttü
kürtcükler olarak tanımlarsın hemen… Ha bir şey daha, bu durumun farkında
oldukları ve haklıyken haksız olmak istemedikleri için onlar da sana
kızgınlıklarını, evde kendi aralarında sıfır kilometre yeni ayıp deyimleri
sedaya bırakarak atıyorlar… Bir vakit kulağına çalınır elbet!..
Bekir Coşkun’a…
Hamdolsun ki, Bekir Coşkun gibi bir yazarımız var… Ona bu
sayfayı açanlardan da Allah razı olsun… Ve Allaha şükür ki, o yazdıkça ben onu
okumaya devam edeceğim…
Serdar Turgut’a…
Evet Abi, ben de ülkemin yararı için yatağa girerim
şüphesiz… Lakin hırt bir soru var ortada; yatağa girerek selamete
kavuşabileceğimiz bir dünya olaydı bu koca faniyat; siz necip Türk basınının
selameti için hangi yönetmenle yatağa girmekten çekinmezdiniz acep!..
Emin Çölaşan’a…
Çölaşan, doğru yazdı… Tunceli de seçimi BEKO kazandı… Ama bu
ilk kez olmuyor, daha önce de odunlar kazanmamış mıydı bu memlekette…
Şekerle bulamaç vereyim dedim ama…
Bir doğru, bir acı…
Yunan gazetesi demiş ki; Hadise tam bir seks bombası… Bu
doğru…
Benim kendisiyle bir akşam yemeği ve devamı gibi bir oluşum
hayalden öteye gidemeyecek… Beni beğenmeyeceğenden değil, şu aralar
Eurovision’la kafası çok meşgul olduğundan şüphesiz… Başı ağrıyor yani… Ne
olursa olsun bu da acı tabii..
İngiliz BBG’sinde ünlenen ve yakanlandığı rahim kanseri
sebebiyle ölmek için gün sayan Jade Goody, evlendiği gün yaptığı konuşmada
eşine diyor ki; ‘benden sonra aşkı aramaya devam et…’
Bunu bana söyleyecek bir tane kız arkadaşım olmayacak mı
ömrü hayatımda… İlla ölmesi mi gerekiyor… Ah şu ahları, bedduaları yok mu!..
Meşhur fasılda Aydın Doğan, (bir misal olarak, zira alkol
yasak sanırım) ne şarabından içmiş olabilir acaba… Aşk şarabı, dost, yandaş,
sırdaş, kalleş, kardeş…
Ayrıca bu büyük yemekte Aydın Doğan Bey’e adamın biri
muamlesi yapılmasını da hiddetle kınıyorum… Yahu konuştuğumuz isim Aydın Doğan…
Öyle canı sıkıldı, Koru’nun davetini kıramadı fasıla gitti olur mu!.. Çapanoğlu
saklı bir yerlerde ama dur bakalım… Yargı mensubu Ahmet Kurutluoğlu meselesi
gerçek mi olabilir mi?!.