Manevi ölüler
Ünlü Fransız düşünürü Sartre’ nin şöyle bir tanımlaması var.
“Otuzunda öldü altmışında gömüldü.”
Yerine göre, anlamlı ve güzel bir tanımlama…
Yerküre diye bilinen bu cihanda, aslında pek çok insanın, yıllar önce manen ölmüş olduklarını rahatça söylemek mümkündür…
Manen ölmüş olup ta, bedenleri ayakta olduğu ve biyolojik varlıklarını sürdükleri için yaşıyor görünenlerin ölümleri ile ilgili gömülme törenleri, biyolojik varlıklarının sona erişinden sonra yapıldığı için, ölümlerinin gerçek tanığı, o zaman oluyoruz…
Hazin olan bu!
Her gün görüşüp konuştuğumuz, iş ve sosyal ilişkiler içerisinde olduğumuz için manen de yaşıyor sandığımız insanların, aslında birer ölü olduklarını toplum ve çevresindekilerin bilmemesi!...
Nefes alıp veriyor olmak gerçek yaşam adına, yaşıyor olmak demek değildir…
Yaşama sevinç ve umudunu yitirmiş her insan, gerçekte yaşayan bir ölüdür!..
Biraz dikkatlice bakar ve gözlemlerseniz, ne hazindir ki yaşayan ölülerle dolu
bir ülkede varlığımızı sürdürmekte olduğunuzu rahatça görebiliriz…
Yalnız yaşayan…
Sevgisiz kalan…
Yoksulluktan kıvranan…
Tertemiz duygularla sevmiş olduğunun ağır ihanetine uğramış olan…
İnsanlara ve topluma tümüyle güvenini yitirmiş bulunan…
Yalandan dolandan, yolsuzluk ve talandan bıkmış olan…
Yaptığı işten hiç zevk almayan…
Adalete ve siyasete kesinlikle güveni kalmamış olan…
Hayatını sürdürebilmek için, çalışmakta olduğu işyerinde aldığı az maaşa karşın; sürekli olarak patron baskısı, hakareti ve işkencesinde içerinde olup ta, kurtuluş için bir umar bulamayan…
Cinsel tecavüze uğramış bulunan…
Onuru, namusu, aile şerefi konusunda haksız yere ağır iftiralara uğramış olan…
Ve,
Çok sevdiği ülkesinin, vatanının, devletinin varlığının, içten ve dıştan gelmekte
olan ve gittikçe artan tehlike içerisinde uçuruma ve tükenişe doğru gitmekte
olduğunu görüp te, hiçbir şey yapamadan, eli kolu bağlı olarak, kaçınılmaz sona
doğru sürüklendiğini hisseden, ödün vermeyeceği ve anayasada
tanımlanmış ideolojik, sosyolojik ve yaşamsal toplum kriterlerinin bilinçli
bilinçsiz ülkeyi yönetenlerce gittikçe ortadan kaldırmaya yönelik girişimlerini
ve icraatlarını gören, Atatürk’e ve Cumhuriyete yürekten bağlı, laik demokrat
düşünceli kabuğuna çekilmiş her vatandaş, aslında birer “manevi ölüdür!...”
Sizler bizler pek çoğumuz, bugün birer “manevi ölü” olabiliriz ama dünyaya getirdiğimiz, büyük hayal ve ideallerle yaşama hazırlamakta olduğumuz, çocuklarımız, canlarımız ciğerlerimiz, yavrularımıza miras, umut ve gelecek beklentisi olarak, koskocaman bir “manevi ölüler” mezarlığı bırakarak mı çekip gideceğiz bu cihandan!
Onlar böyle bir şeyi hak ediyorlar mı?
Gerçek ölümümüzde mezarımızda;
Sizler, bizler hepimiz, gösterdiğimiz teslimiyetçilik karşısında nasıl huzur
içerisinde yatacağız? Söyler misiniz?
Silkinin artık diye daha ne söyleyelim!..
Umutsuzluk, kesin yenilgidir ve tükeniştir!..
BURHAN ÖZBEY
burhanaozbey@yahoo.com
burhanozbey21@hotmail.com