MAREŞAL FEVZİ ÇAKMAK’IN SERVETİ
Bir ülkede iktidara gelenler,
geldiklerinde malvarlığı olarak hiçbir şeyleri yokken,
iktidar süreleri içerisinde
büyük servetlerin sahibi olup
iktidardan öyle ayrılıyorlarsa,
bilin ki o ülke halk gittikçe yoksullaşıyor,
ülkede gerçek huzur ve geleceğe güven gitgide azalıyor demektir.
Bakıyorsunuz çevrenizde lafa söze gelince,
herkes (sen-ben bizim oğlan) dürüst hatta pırlanta gibiyiz,
aramızda hiç üç kağıtçı, malı götüren, köşeyi dönen yok(!)
ama rüşvet ve yolsuzluk duyum ve iddiaları ayyuka çıkmış durumda.
Bu nasıl iştir?
Cemi cümle hepimiz taş gibi dürüst ve pırlanta gibiyiz de,
Öyleyse nereden çıkıyor bu yolsuzluk iddiaları?
İran Devlet Başkanı Mahmut Ahmedinejat’ın servetini basında çıkan haberlerden öğrendik.
15 yaşında Paykan marka bir külüstür otomobil,
iki odalı sıradan bir ev,
bir de Türkiye’yi ziyareti sırasında üstünde gördüğümüz dökük elbiseden bir kaç takım giysi…
Hem de bu mal varlığı (ne varlık ya…) seçildiği zaman İran’ın ilgili mahkemesine deklare edilmiş,
mahkeme kayıtlarına girmiş bir servet(!)
Her İranlı biliyor ki, devlet başkanlarının tüm serveti bu!
Gizlenmiş saklanmış, ailesinin, çocuklarının, akrabalarının üzerinde kayıtlı kendisine ait örtülü bir mal varlığı yok!
Kaçırdığı bir parası, gizli serveti yok.
Kendilerinin iyi Müslüman ve dindar olduğunu iddia eden
ve bunu göstermeye çalışan,
kimi ülkelerin devlet yöneticileri gibi,
onun da başı her gün secdeye değiyor…
X
Mareşal Fevzi Çakmak,
Atatürk’ün güvendiği ve değer verdiği silah arkadaşlarından biridir.
Uzun yıllar orduda devlete, millete hizmet etmiş,
20 yıl Türk ordusunun başında Genelkurmay Başkanlığı yapmış,
son derece dürüst, inançlı ve vatansever bir asker,
gerçek anlamda bir Türk büyüğüdür…
Paşa hastalanmıştır. Yaşı 74 dır.
Ciddi bir rahatsızlık geçirmektedir.
Tedavisi için para pul gereklidir.
Ancak, Mareşal’ın bugünlerde adına “servet” denilen
pek çok devlet büyüğüne has mal varlığı gibi hanları hamamları yoktur.
Doğru dürüst kenarda bir parası bile yoktur.
Atatürk’ün kendisine hediye ettiği
oturmakta olduğu Çankaya’da ki evinden başka
başını sokacak evi yoktur.
Ki oda yılar sonra devlet tarafından elinden alınır.
Yıl 1950’dir.
Mareşal’i hasta yatağında ziyaret eden,
DP milletvekillerinden Fevzi Boztepe görüşmesinin bir bölümünü kitabında şöyle nakleder: (*)
“Kıymetli Mareşal’a sualimi (suallerimi B.Ö.) cevaplandırmak lütfunda bulunduğu için teşekkür ettikten sonra dedim ki;
‘İsmet Paşa’nın serveti hakkında dolaşmakta olan dedikodular hepimizin malumudur. Bu hususta ne düşünüyorsunuz?
Istırap içinde gülümsemeye çalışan muhterem Mareşal,
manalı bakışlarını bana tevcih ederek;
‘ASRA YAKLAŞAN ÖMRÜM BOYUNCA
KUMAR OYNAMADIM,
İÇKİ İÇMEDİM VE İSRAF ETMEDİM.
BUGÜN HASTANE ÜCRETİNİ TEDARİK ETMEKTE GÜÇLÜ ÇEKİYORUM…’
Yazımızı, ünlü İslâm düşünürü Mevlana’ın bir sözü ile bağlamaya çalışalım:
“Testide ne varsa dışarıya o sızar”
Kişi/kişiler istedikleri kadar;
ben “Halepte kırk arşın atlardım” türünden açıklamalar yaparak,
“dürüstlük nutukları” atabilirler.
Bol bol Allah korkusundan söz edip,
kendilerini “doğru adam”, “sütten çıkmış ak kaşık” olarak göstermeye çalışabilirler.
Eğer yolları ve ruhları,
pislik ve çamura bulanmışsa,
gerçeği hiçbir zaman ve uzun süre gizleyemezler
ve gözlerden kaçıramazlar.
Testi mutlaka (bir gün) içindekini sızdırır…
BURHAN ÖZBEY
(*) Fevzi Boztepe, Hür Ufuklara Doğru, Güven Basımevi, İstanbul 1952 s:216-219 -