MASUM TÜRKER KOCAELİ TV DEYDİ
Kocaeli TV. de her hafta Cuma günleri saat 20.00 de ekrana gelen Serbest kürsü programımızda 3 Temmuz Cuma günü, DSP Genel Başkanı Masum Türker stüdyo konuğumuzdu.
17 Mayıs 2009 tarihinde genel başkan seçilen Türker, sekiz yüz küsur delegeden 431 nin oyunu alarak oturduğu genel başkanlık koltuğunda, parti içi kimi muhalefet odaklarına karşın, iddialı bir genel başkan olacağını ve şahsına karşın muhalefet de olsa, kırgın partilileri ayni çatı altında toplayarak yoluna devam edeceği izlemini verdi…
Mesleği gereği iyi bir ekonomist olan Türker’in, parti içi muhalefetle uğraşarak zaman yitirmediği takdirde, DSP’ye belli bir ölçüde olumlu çizgide ivme kazandıracağı ve partisinde heyecan yaratacağı tahminlerden uzak görünmüyor…
Bize göre en büyük engeli, parti içerisinde ki uzlaşmaz görünen muhalefet kanat ile kamuoyunda pek tanınmayan alt kadrosu… Bunlara ilaveten, parti olarak maddi açıdan yetersizlik içerisinde olması da ayrı bir sorun…
Rahşan Ecevit’in, partiden istifa etmesi, DSP’den ileride beklenebilecek bir başarının hiç şüphesiz (psikolojik) talihsiz engeli olmuştur. Şu bir gerçek ki; kendi içerisinde uzlaşmaz ve kavgalı görünen her siyasi partinin; iktidar olma yolunda şansı, hemen hemen hiç yok gibidir…
Masum Türker, bilgi, donanım ve tecrübe yönünden DSP adına genel başkan olarak mevcutlar içerisinde tercih edilecek en uygun genel başkan adayı idi… Kilolu görünümünü, sıkı bir perhizle aşabilirse liderlik yolunda ciddi bir avantaj sağlayacağını içten ve dostça duygularımızla ifade etmek isteriz…
Sayın Türker, kimi muhalif grupların kendisine atfen söylediğini iddia ettiği bir takım eleştiri ve suçlamaları televizyon programında kabul etmemiş, sitelerde yazıldığı ya da söylendiği gibi sözler sarf etmediğini dile getirmiştir.
Siyaseten zorunlu olarak ironi olarak söylediği kimi sözlerin; partisinde kendisine muhalif kişilerce değişik anlamlar yüklenerek, kamuoyuna sunulmasında ki yaklaşımın, samimiyet ve iyi niyetle bağdaşmadığını söylemiştir.
Canlı olarak yayınlanan ve iki saat süren söyleşimiz sırasında anladık ki, Sayın Türker Demokratik Sol Parti’de taşları yerine oturmak için epeyce uğraş verecek, tabi üstesinden gelebilirse…
Bu satırları okumakta olan Demokratik Sol partililer alınmasın ama, biz yakın gelecekte, mevcut duruma baktığımızda parti içerisinde suların kolay kolay durulmayacağı kanaatındayız… Rahşan Ecevit’in adeta küserek partiden istifa etmesi, (Bülent) Ecevitçiler üzerinde sürekli bir tepkisel durum yaratacaktır…
Dolayısıyla kendi içerisinde didişen, hizipleşen ve uzlaşmaz görünen kadrolarla, yakın gelecekte, örneğin 2011’de ki genel seçimlerde ( 2010 da ki olası erken seçimde) başarıyı yakalaması, daha da açıkçası barajı aşabilecek güce ulaşması ütopyadan öte görünmüyor…
Parti parasal açıdan da güçlü olmadığını, program sırasında Sayın Türker’den öğrendiğimizden, bu yönden de oluşan engelin daha doğrusu büyük zorluğun mevcudiyetinin, DSP adına önemli bir talihsizlik olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz…
Sonuç olarak
Türkiye’de yaşanmakta olan rejim kavgası hatta kimilerinin değerlendirmesine göre iç savaş gerçeği, göz önüne alındığında; laik, demokrat, Atatürkçü ve cumhuriyete gönül vermiş katmanların, yurttaşların, DSP’den bekledikleri atılımcı, umut veren, sonuç alıcı önder nitelikli aksiyonu ne ölçüde görebilecekler, doğrusu takvimler 2009 un Temmuzunu gösterdiği şu tarihlerde pek bilinmiyor ve bu yönde DSP’ye umutlar bağlanamıyor..
O halde, parti içi kavgaların acilen bitmesi, dışa dönülerek asıl (demokratik anlamda) kavga edilmesi gereken güç ve odaklara savaş oklarının çevrilmesi, en akılcı ve ivedi olarak tercih edilecek yol olmalı.
Ne deve kuşu durumunda olmak, ne de “ayna ayna benden güzeli var mı” türü narsistlik içersinde günleri, ayları ve yılları boşa geçirmek çözümde çare değildir…
BURHAN ÖZBEY
burhanaozbey@yahoo.com