Mazot kokulu çocukluk yıllarım
Çocukluk yıllarımın pek çok Pazar gününü, mazot kokuları arasında geçirdiğimi anımsıyorum…
Babam DDY’de memur olarak çalışıyordu…
Başlangıçta hareket memuru, sonraları istasyon şefi olarak görev yaptığı mahrumiyet bölgelerinde, ortaokul ve lise yoktu…
İkinci Dünya Savaşı’nı izleyen 1950 - 60’lı yıllarda, ülkenin pek çok yerinde pek çok şey gibi okul sayısı da yetersizdi…
DDY, ülkenin kimi illerinde ki okullarda mensuplarının çocuklarını yatılı olarak okutuyor, okuma olanağından yoksun olan çocuklara eğitim açısından önemli olanaklar sağlıyordu…
Bu satırların yazarı, o dönemde ortaokul ve liseyi DDY hesabına okuyarak, daha sonra üniversite eğitimini kişisel olanaklarıyla (kimi zaman çalışarak) tamamlamış kendi çapında ülkesine yararlı olmaya çalışan yüreği Atatürk sevgisiyle dolu bir mücadele adamıdır…
Orta ve lise çağlarımın, tatil dönemleri dışında ana ve baba evinden uzakta, yatılı okul çatısı altında geçen gurbet yıllarının hüznüyle dolu olduğunu anımsarım…
Akşam olur, gündüzlü öğrenciler, sıcak yuvalarının yolunu tutarken, yatılı okumakta olan biz gurbetçi öğrencilerin yüreğinde çoğu zaman için için ana baba özleminin derin hüznü yaşanır…
Akşam evlerine dönen öğrencilerin ardından okul duvarları arasında yapayalnız kaldığınızı hissedersiniz…
Öyle akşamlar ve geceler olur ki, annenizin, babanızın “ bir tanecik yavrum, gel sana doya doya sarılayım” demesini ve öyle bir anı yaşamak için içinizde volkanlar patladığını hissedersiniz…
Dayanma gücünüzün tükendiği zamanlarda, yatağınızda çeker yorganı başınıza sessiz sessiz ağlarsınız…
Ağladığınız günlerin pek çoğu da mazot kokan yatakhaneler ya da dershanelerin kuytu köşelerinde olurdu…
Göz pınarlarınızdan akan gözyaşı taneleri, mazotlanmış yatakhane ve dershane zeminleri üzerine düşer düşer de, kimsenin haber olmazdı…
Olsaydı da umuru olmazdı…
Çünkü onlar ne ananız ne de babanızdı…
O yıllarda zemin temizliği, müstahdemler tarafından içine mazot karıştırılmış su kovaları kullanılarak pas pasla yapılırdı…
Pazar günleri yapılan mazotlu temizliğin kokusu bir gün süre ile etkin olur okulun her yeri, yatakhaneler dahil mazot kokardı..
İşte ben o mazot kokan çocukluk yıllarımı hiç unutamıyorum…
Anımsadığımda da, mazot kokusunun onca yıl aradan sonra yüreğimin ta derinliklerinde eskisi gibi koktuğunu hissederim..
Mazot kokan yıllarım; benim içi her zaman hüzün, hasret, acı dolu yalnızlık yıllarım olmuştur…
Hasta olursunuz, okul revirinin soğuk duvarları arasında yapayalnız yattığınız saatlerde, ateşten yanan yüzünüze annenizin sıcak elini değmesini, okşamasını istersiniz.
Şefkat dolu yüreği ile size sarılıp yanaklarınızdan öpmesini hayal edersiniz. Öyle bir şansınız yoktur.
Çünkü o uzaklarda yüzlerce kilometre uzaktadır…
Bilirsiniz ve hissedersiniz ki, onun yüreği de sizin gibi yaralı içi hüzün ve evlat hasretiyle doludur.
Telefon denilen alet o yıllarda bugün ki gibi her dakika sesiniz gurbete taşıyacak işlevsellikte değildir.
İki gün üç beklesiniz bile aradığınıza ulaşacak bir ortam yoktur…
Mazot kokan çocukluk yıllarımın üstüne kurduğum bugüne değin uzanan fiziki ve mesleki yaşamımda, yetişkin iki evladı olan bir baba olarak, evlatlarıma tek bir gün bile;
“mazot kokan bir gün yaşatmamak için”
tüm varlığımla çalıştım…
Mazot kokan yıllarımın özverili ve değerli hocaları, bugün sevgili anamız ve babamız gibi yaşamda değiller…
Onların verdiği feyzle bugünlere ulaşmış, vatan, millet, bayrak ve Atatürk sevgisiyle dolu bir kişilik oluşturarak, evlatlarını da ayni çizgide yetiştirmiş bir baba olarak, mazot kokan çocukluk ve gençlik yılarımın saygıdeğer hocalarına minnet ve şükranlarımı sunuyorum.
Seçim kampanyası süresince en büyük seçim kozu olarak öne sürülen mazot, bizim yaşamımızda fiyatı ile değil de kokusu ile etken oldu…
BURHAN ÖZBEY
burhanozbey21@hotmail.com
burhanaozbey@yahoo.com