Medya ülkeyi tüketiyor
Medya, tarihinin en kötü dönemini yaşıyor…
Soruyoruz sizlere, yaygın basında olsun yerelde olsun, hangi gazeteyi elinize alıp da, güvenerek, saygı duyarak ve inanarak, okuyorsunuz ya da okumak içinizden geliyor?
Söyler misiniz boyalı basında şu gazete güvenilirdir, iktidarın kuklası değildir? Şu, şu köşe yazarı patronunun kuklası değildir, her zaman doğru bildiklerini, objektif kriterlerde çekinmeden yazar?
Olmaz olur mu var tabi diyeceksiniz…
Sözümüz zaten onlara değil ki. Kaç gazete ya da köşe yazarıdır ki onlar, güven ve saygı duyduğunuz, yazdıklarına inandığınız… Onlar istisna… Göllerde yetişen nilüfer çiçekleri kadar az ve nadide!...
Sözünü ettiğimiz, üzerinde önemle durduğunuz, ülkenin gittikçe kaosa doğru sürüklenmesinde “kötü siyasetçilerden” sonra ciddi bir facia durumuna gelmiş olan, ülkenin “kötü talihi” “çirkin medya”dır!
Sevgili okurlar
Sık sık, “çirkin” ve “işbirlikçi” medya felaketini bu sütunlara taşımaya gayret gösteriyoruz… Tek parti iktidarının yarattığı tablo, ülkede “satılmış medya” , “kukla medya” , güdümlü medya” , “çıkarcı medya” gibi düşünce ve olgularını yarattı…
Hürriyet Gazetesi’nin kalemi güçlü yazarlarından Bekir Coşkun’un, 30 Kasım 2007 tarihli “Atatürk sofrası mı” başlıklı yazısında ki şu cümlelerine; kim haksız, yersiz ve abartıdır diyebilir:
“Böyle medya olmaz...
Türkiye eğer bölünmeye sürüklenen dış politikasıyla, devleti ele geçiren dinci kadrolarıyla, yurdu kaplayan 5 bine yakın tarikat okuluyla, giderek AB’den uzaklaşan fotoğrafıyla, yok olan hukuku ve asla işlemeyen demokrasisiyle gırtlağına kadar battıysa...
Bunda en büyük günahkárdır medya...”
Evet en büyük günakâr medyadır!
Ne çare ki, henüz ülkenin nerelere doğru sürüklenmekte olduğunu ve medyanın ülkeyi tükenişe götüren felaketi yaratmada, ne gibi roller üstlendiğini bilenlerin sayısı, ne yazık ki hiç umut verici değil…
Ne demiş “ünlü” gazetenin “ünlü” genel yayın yönetmeni gazetenin “ünlü” köşe yazarına; “Bak birlikte ne güzel paralar kazanıyor, ne tatlı hayat sürüyoruz, bakalım keyfimize. Senin neyine gerek Başbakan’mış Maliye Bakanı imiş, yazacak başka şeyler yok mu, kuş gribini yaz, CHP’yi yaz…”
Değerli okurlar;
Gazetesini halkı ülkeyi yakından ilgilendiren gerçeklerden uzaklaştırmak için, patronunun emriyle neredeyse tümüyle magazine çeviren, bu ünlü genel yayın yönetmeni, acaba o sözünü ettiği “tatlı hayatı” sürdürmek için “görünmeyen kalemler hariç”, patronundan ayda kaç lira maaş, prim, ikramiye vs alıyordur? 50 bin, 100 bin hatta 150 bin dolar mı dersiniz…
Dünyanın en pahalı şaraplarını içmek, villalarda, köşklerde yaşamak, pahalı lüks arabalara sahip olmak varken; vatanmış, milletmiş, halkmış, BOP’muş topraklarımız elden gidiyormuş, ülke bölünüyormuş, Cumhuriyet elden gidiyormuş pek mi önemli(!)
X
Ne yazık ki yaygın medya nasılsa, yerel medyada gazetesiyle, televizyonuyla özellikle kimi iller başta olmak üzere pek çok yerde aynen öyle… Kentin AKP’li belediyesinin güdümüne girmiş, kuklası olmuş, her ay belediyeden reklâm, ilân bedeli diye, “gereksiz reklâmlar” karşılığı havadan ama ciddi rakamlarda paralar almakta olan bir medya!
Kocaeli’de yerel basının bir bölümü (ilçelerde) AKP’li Kocaeli Büyükşehir Belediyesini akçalı konulara dayalı olarak mahkemeye verdi. Kentin Haber262.com sitesi bunu yazdı.Kentte yerel basını yakından izleyenlerin büyük bölümü, birkaç istisna dışında, yerel televizyon ve gazetelere karşı güvenini büyük ölçüde yitirmiş durumda…
Özellikle televizyonlar başta olma üzere, yazılı medyanın büyük bölümünün belediyeye tam bağımlı duruma geldiği iddiaları ve olgusu, televizyon izleyicileri ve okurlar arasında yaygın kanat durumunda… Esasen kentin yerel televizyonlarının ekranlarına baktığınızda bunu açıkça görebilmek mümkün!..
“Bilgi Edinme Yasası” diye bir yasa var ama, bugün Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin kentte başta televizyonlar olmak üzere, yerel gazetelere işbaşına geldiği tarih olan 28 Mart 2004’ten bu yana 3,5 yıldır ne kadar reklâm ve ilân bedeli ödediği, televizyon ve gazete başına kalem kalem hangi tutarlarda ödeme yaptığı, kentte merak edilen konuların başında gelmektedir.
Evet değerli okurlar…
Okur, vatandaş tepkisizliği ve ilgisizliğini arkasına alan medya, başlıkta da belirttiğimiz gibi “ülkeyi tüketiyor.” Daha doğrusu tükenişe doğru götürüyor…
Şimdilerde utanmadan, sıkılmadan bir kısım medyada Ulu önder Atatürk’e şunun bunun hatıratı diye haksız saldırılarda bulunulmaya başlandı…
Bir yerel televizyon sahibi, ekranda canlı yayında ülke sorunlarını tartışan sunucusunun dekorunda, Atatürk portresi ya da afişinin kullanılmasına “puttur” görüşüyle ve iktidar taraflılarının (müşterilerinin) yaptığı öbür ticari işlerde, firması ile alışverişi keser görüşüyle yer verilmesine açıkça karşı çıkıyor ve engelliyor… Ama dostlar alışverişte görsün diye de Atatürk portresini televizyonunun bir yerlerine, görüntüyü kurtarmak için riyakârca asmak sahtekârlığını gösterebiliyor…
Bekleyin, böyle giderse daha ne kahredici durumlarla karşılaşacağız…
Hep birlikte göreceğiz…
BURHAN ÖZBEY
burhanaozbey@yahoo.com