MEDYADA Kİ HAMASET YAZILARI KÖTÜ GİDİŞE ÇARE DEĞİL!
Hamaset Türk Dil Kurumu’na göre şöyle tanımlanıyor;
Yiğitlik, kahramanlık, cesaret…
Başlığa dönersek ne demeye çalışıyoruz? Türkiye’nin içinde bulunduğu “kötü gidişin” çözümüne; salt yiğitlik, kahramanlık ve cesaret yazıları çare değil demek istiyoruz…
“Kötü gidiş” tanımı, gerçeğin ve tehlikenin asıl boyutu yanında çok yetersiz kalır.
Sevgili okur… Gerek internette, gerekse yazılı basında son zamanlarda sıkça hamaset içerikli yazılar okumaktasınız. Bu sütunun yazarı da dahil, pek çok köşe yazarı, bilinçli bilinçsiz sürekli kendini tekrarlıyor ve ayni şeyleri yazıyor.
Türkiye kötüye gidiyor… Ülke bölünme tehlikesiyle karşı karşıya… Rejim ciddi tehdit altında… Uyan Türkiye, kendine gel milletim… vs..
Ne oluyor peki? Kötü gidişin önlenmesinde en küçük bir uyanış sağlanabiliyor mu? Maalesef tüm çırpınışlar hiç işe yaramıyor… Bulutlar gittikçe kararmayı sürdürüyor…
Diyebilirsiniz ki, peki ne yapmamız ya ne yapılması gerekir?
İşte geldik şimdi sadete…
Bütün sorun burada.
Ne yazarsanız yazın ne söylerseniz söyleyin, ülkeyi yönetenler artık amaçlarını açıkça göstermiş durumdalar. Güngör Mengi’nin dediği gibi,onlar için“tramvaydan inmenin zamanı geldi.” Hani şu amaç – araç meselesi.
xxx
Peki kötü gidişe ve Cumhuriyet rejiminin çöküş sürecine sonuna kadar eli kolu bağlı mı kalınacak?
Sorunun yanıtını bir alıntıyla aşağıda verelim:
“Aydın olmak modaya uygun elbise, şapka ve kolalı gömlek giymek değildir. Aydın kesim bir milletin beyni gibidir… (…) Bakın kenevirden ip örüyorlar, urgan örüyorlar. Önce çok ince kenevir liflerini alıp ince ipler büküyorlar. Bunların birkaç tanesini birlikte büküp kalın ip yapıyorlar. Birkaç kalın ipi bükerek, büyük gemilerin bağlandığı urganları meydana getiriyorlar. Biz de böyle yapmalıyız. Aydınların dağınık kuvvetlerini hep bir araya toplayarak milletimiz için büyük bir güç meydana getirmeliyiz…”
Yukarıda okuduğunuz satırlar; Atatürk’ün Cumhuriyet okullarında bir rehber kitap olarak okutulmasını özellikle askeri okulların müfredatına dahil edilmesini istediği, Finladiya’nın destan sayılacak kalkınmasını ve bağımsızlık mücadelesini anlatan Grigory Petrov’un “Beyaz Zambaklar Ülkesi” kitabında yer almaktadır.(Syf: 21) Herkese kitabı okumalarını harretle öneririz… (Alter yayıncılık)
Önce ince kenevir lifleri birleştiriliyor ip oluyor. !pler bir araya getiriliyor urgan yapılıyor. Urganlar ise büyük gemileri kontrol altına alıyor… Bir toplum mücadelesi için bundan güzel tanım ve motivasyon ortaya konulabilir mi?
Kitabın tamamını okuduğunuzda, gerçekten yücelmek için ne denli anlamlı mücadeleler verildiğini, bir milletin kenetlendiğinde neler yapabileceğini ibret alarak görüyorsunuz.
Bu satırları yazarken, internetten e-malimize gelen bir önemli uyarıyı konumuzu kapsadığından sizinle paylaşmak istiyoruz…
Birlikte okuyalım…
Umarım bu uyarı, bize ulaştığı gibi konuyu bilmeyen çok sayıda vatansever kişiye ulaştırılmıştır. Ulaşmasını da yürekten isteriz.
“Brüksel Zirvesi Sonuç Bildirisi’ nden.....
YORUMSUZ: Brüksel Zirvesi Sonuç Bildirisi’nin "Türkiye" başlıklı
bölümünden; "Presidency Conclusions"
Madde: 23.."..müzakerelerin yalnız Türkiye’yle değil, diğer devletlerle de yapılabileceğini... Müzakereler sırasında Türkiye birkaç devlete bölünürse veya güneydoğu bölgesinde bir Kürt devleti kurulursa, yeni bir karara gerek olmaksızın onlarla da müzakere yapılacağına...”
Yazıyı bize geldiği biçim ve renkle size sunduk. Ama kanımız dondu desek yeridir!
Daha ne diyelim Sevgili okurlar?
Hala mı millet olarak uyanmamaya devam edip, ünlü fıkrada olduğu gibi kendisini aldatan karısını, evinin yatak odasının anahtar deliğinden sevgilisiyle soyunurlarken izlerken , “du bakali ne olacak” diye bekleyen saf, aptal kocaya mı dönelim?...
xxx
Lütfen birileri, her kim olursa olsun, çıkıp ortaya “Türkiye büyük devlettir bir şey olmaz, bize bir şey yapamazlar, din devleti olmayız, bölünmeyiz, şehidimizin kanı yerde kalmayacaktır…” türü söylemlerle millete bundan böyle masal okumaya kalkmasın…
Şunu da açıkça ve önemle belirtelim.
Kimseyi demokrasi ve yasa dışı yollarla mücadeleye çağırmıyoruz. Feryadımız, figanımız ne yapıp edip artık “Urgan olmalıyız” çırpınışıdır… Gerçek vatanseverler, aydınlar, cumhuriyete gönül verenler olarak birlik olalım çağrısıdır.
Bunca yaşın insanıyız… Hiç bugünkü kadar gelişmelerden, olanlardan, gördüklerimizden yüreğimizin sıkıştığını, umutsuzluk girdabına düştüğümüzü, toplumun kutuplaşarak giderek birbirlerine karşı düşmanlık ölçüsünde kamplaştığını, siyasetin özgür basının üzerine çullandığını görmedik ve yaşamadık…
Daha söyleyeceğimiz çok şey var ama ne yazık ki yazımız uzadığı için burada kesmek zorundayız… Gerisi bir başka yazımızda…
BURHAN ÖZBEY
burhanaozbey@yahoo.com