MELİH GÖKÇEK İŞTE BU!
Star TV’de Uğur Dündar yönetiminde ki,
Gökçek Kılıçdaroğlu düellosunu,
önceden böyle olacağını tahmin etmemize karşın,
yine de şaşkınlık ve ibret içerisinde izledik.
İşlerimiz nedeniyle program başladıktan sanıyoruz ancak 20 dakika sonra,
televizyonumuzun başına oturabilme fırsatı bulduk....
Tartışmada ilk yirmi dakikada neler konuşuldu (hatta neler yaşandı) bilmiyoruz.
Daha çok “neler konuşulacağından” ziyade “nelerin yaşanacağı” merak edilen bir tartışmaydı.
Ancak, şundan yüzde yüz eminiz ki;
ülkedeki siyaseti ve olayları yakından izleyenlerin ve Melih Gökçek’i önceden bir parça tanıyanların,
nasıl bir tartışma olacağını önceden kestirememeleri sanırız uzak olasılık değildi.
Tahmin edilenin ötesinde sürpriz hiçbir şey olmadı.
Melih Gökçek bilinen fotoğrafı ile izleyicinin karşısına çıktı ve büyük ölçüde puan yitirdi…
Tartışmanın antipati toplayan tarafı oldu.
Makamına, konumuna yakışır konuşmalar yapmaktan ne yazık ki çok uzaktı.
Sanıyoruz, pek çok izleyici, Gökçek’in üslubundan ve tavırlarından etkilenip,
bizim gibi televizyonlarını kapatma noktasına kadar gelmiş olabilir.
Belki kızgınlıklarından kapatanlar da çok olmuş olabilir…
Tartışmada Kılıçdaroğlu her zaman ki beyefendiliğini büyük ölçüde korumaya çalıştı ama
zaman zaman Gökçek’in ağır sayılacak konuşma ve saldırılarından ötürü etkilenip
az da olsa üslup ağırlaştırmasına düştü….
Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
Biz Ankara’da ikamet ediyor olsaydık,
bu tartışmayı izledikten sonra kesinlikle Melih Gökçek’e
29 Mart yerel seçimlerinde Büyükşehir Belediye Başkanlığı için oy vermezdik.
Gökçek, zaman zaman, Kılıçdaroğlu’nun iddiaları ve suçlamaları karşısında,
ciddi olarak cevapsız ve çaresiz kaldı.
Yıllarca devlette müfettişlik, başmüfettişlik ve teftiş kurulu başkanlığı yapmış,
az çok insan psikolojisinden anlayabilen bir kimse olarak,
Gökçek’in kimi konularda suçluluk ve panik içerisinde olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz…
Bazı tavırları ortaokul, lise düzeyinde öğrencilerin olaylar karşısında ki tavrına benziyordu.
Uğur Dündar’ı dinlemeden, Kılıçdaroğlu konuşurken, elinde ki kağıttan,
Kılıçdaroğlu’nun geçmişteki görevlerinde yaptığı ihalelerle ilgili bazı notları,
programı yöneteni dinlemeden ve kendi kendine durmadan yüksek sesle okuması,
son derece ciddiyetten uzaktı.
Kılıçdaroğlu’nun, bundan bir süre önce,
Deniz Feneri olayını takip için yaptığı Almanya gezisi ile ilgili,
kendisine yönelik bazı suçlamalar konusunda açıklama yapmasına fırsat vermemesi,
durumu laf kalabalığına getirerek Kılıçdaroğlu’nu konuşturmamaya çalışması,
bu konuda Gökçek’in yüzde yüz mat olduğunun,
yenilgiyi kabulünün tereddütsüz işaretiydi…
Gökçek sıkıştığı ve haksız (belki suçlu) olduğu konularda,
inandırıcı hiçbir açıklama yapmadan,
sürekli topu taca atarak işi idare etmeye çalıştı.
Ancak, dikkatli izleyici neyin ne olduğunu çok iyi anladı ve vicdanında ki gerçek notu verdi.
Uğur Dündar’a gelince…
Çok sabırlı olarak, Gökçek’in tartışma adabına uymayan tavır ve konuşmalarına fırsat vermesini,
kendisine 40 yıllık bir televizyoncu olarak şahsına yakıştıramadık.
Gökçek’in karşısında kendisinden beklenen ağırlığı koyamaması,
tartışmaya yönelik konunun özüne yönelik taraflara gereken açıklamaları yapamaması, sorular soramaması
ne yazık ki şahsı adına talihsizlikti…
BURHAN ÖZBEY