Son Haberler
29.05.2012 Salı 15:02
USD 1,7570 EUR 2,3630 EUR/USD 1,3449 IMKB100   59737/%0,00
ISTANBUL Perşembe: 15°C/21°CCuma: 15°C/22°CCumartesi: 14°C/23°C

Havadurumu ayarlari

Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.

Merkez Bankası, enflasyon tahminini düşürdü
Merkez Bankası, yılın üçüncü enflasyon raporunda 2010 yılı sonu enflasyon tahminini 0.9 puan aşağı çekerek yüzde 70 olasılıkla orta noktasının yüzde 7.5 olacağını açıkladı. 27.07.2010 12:33

ANKARA (ANKA) - Merkez Bankası, yılın Üçüncü Enflasyon Raporu'nda 2010 yılı sonu enflasyon tahminini 0.9 puan aşağı çekerek yüzde 70 olasılıkla orta noktasının yüzde 7.5 olacağını açıkladı. 2010 yılı sonu aralığının ise yüzde 6.5 ile yüzde 8.5 olacağını öngören Merkez Bankası, 2011 yılı sonunda ise enflasyonun orta noktasının yüzde 5 olmak üzere yüzde 3.6 ile yüzde 7 olacağını tahmin etti. Merkez Bankası, 2012 yılı sonunda ise enflasyonun orta noktasının yüzde 5 olacağını öngördü. Enflasyonun aşağı yönlü güncellemesinde gıda ve petrol fiyatlarındaki düşüş ile orta vadeli tahminlerde kullanılan çıktı açığının etkili olduğu bildirildi. 
Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, yılın Üçüncü Enflasyon Raporu'nu açıkladı. Yılmaz, küresel iktisadi faaliyette süregelen toparlanma eğiliminin 2010 yılının ikinci çeyreğinde de devam ettiğini belirterek, bununla birlikte bu dönemde özellikle derinleşen finansal sıkıntıların da etkisiyle, euro bölgesi ülkelerinin büyüme görünümünün diğer gelişmiş ülkelere göre daha zayıf seyrettiğini söyledi. Öte yandan, gelişmiş ülkelerde büyüme bakımından gözlemlenen ılımlı toparlanmanın henüz emek piyasalarına yansımadığına dikkat çeken Yılmaz, bu durumun söz konusu ekonomilerdeki toparlanma sürecinin sürdürülebilirliği açısından risk oluşturmaya devam ettiğini kaydetti. 

-AVRUPA ÜLKELERİNİN RİSK PRİMLERİ YÜKSEK ORANDA ARTTI-

Küresel iktisadi faaliyette gözlemlenen toparlanmaya rağmen, geride bırakılan dönemde yaşanan gelişmelerin küresel ekonomiye ilişkin kırılganlıkların sürdüğünü teyit ettiğini ifade eden Başkan Yılmaz, "Bu süreçte riskli varlıklardan daha az riskli varlıklara yönelme eğilimi gelişmekte olan ülkelerden portföy çıkışlarına yol açarken risk primlerinde artış gözlenmiştir. Söz konusu dönemde özellikle Avrupa ülkelerinin risk primi göstergeleri yüksek oranlarda artmasına rağmen, basta Türkiye olmak üzere birçok gelişmekte olan ülkenin risk primi göstergelerindeki artış sınırlı kaldı. 2010 yılının ikinci çeyreğinde tüketici fiyatlarındaki yıllık artış oranı gerek gelişmiş, gerekse gelişmekte olan ülkelerde yatay bir seyir izlemiştir. Diğer yandan, iki ülke grubu çekirdek enflasyonları arasında süregelen ayrışmanın devam ettiği görülmektedir" dedi. 

-ET İTHALATI İŞLENMEMİŞ GIDA FİYATLARINI DÜŞÜRDÜ-

Geçen dönemde enflasyonda gözlemlenen olumlu görünümde gıda fiyatlarının seyrinin önemli rol oynadığını dile getiren Yılmaz, son iki çeyrektir yüksek dönemsel artışlar sergileyerek tüketici fiyatlarındaki yükselişe büyük katkıda bulunan gıda fiyatlarının, 2010 yılının ikinci çeyreğinde keskin bir düşüş gösterdiğini belirtti. Nisan ayı sonunda kırmızı et ithalatı yapılmasına yönelik düzenlemenin yürürlüğe koyulmasının da işlenmemiş gıda fiyatlarının öngörülenden daha güçlü yavaşlamasında etkili olan bir diğer unsuru olduğunu kaydeden Yılmaz, yılın ikinci çeyreğinde enflasyondaki olumlu görünümün sadece gıda fiyatları ile sınırlı kalmadığını, hizmet ve temel mal fiyatlarının artış hızında da belirgin bir yavaşlama gözlendiğini söyledi.
Mevsimsel etkilerden arındırılmış verilerin hizmet fiyatlarının, endeks tarihinde ilk kez çeyreklik bazda düşüş kaydettiğini gösterdiğini ifade eden Yılmaz, özellikle, kira yıllık enflasyonundaki istikrarlı azalış eğiliminin devam etmesi ile bu grubun enflasyonunun da endeks tarihindeki en düşük seviyeye gerilemiş olmasının çarpıcı bir gelişme olduğunu belirtti.

-POLİTİKA FAİZİNE İLİŞKİN PİYASA BEKLENTİLERİ AŞAĞI YÖNDE GÜNCELLENDİ-

Merkez Bankası Başkanı Yılmaz, politika faizine ilişkin piyasa beklentilerinin de aşağı yönde güncellendiğini görüldüğünü kaydederek, "Parasal sıkılaştırma sürecinin ötelenebileceğine ve politika faiz artırımlarının daha sınırlı miktarlarda olabileceğine dair beklentilerin güç kazanması, piyasa faizlerine de yansımıştır. Bunun sonucunda, gösterge tahvilin getirisi, yılın ikinci çeyreğinde, risk algılamalarında gözlenen bozulmaya karsın düşüş eğiliminde olmuş ve tarihsel olarak en düşük seviyelerde seyretmeye devam etti. Piyasa faizlerinin aşağı yönlü bu eğiliminde enflasyon göstergelerindeki olumlu seyir de belirleyici oldu. Geçtiğimiz çeyrekte, piyasa faizlerindeki düşüşün enflasyon beklentilerine kıyasla daha belirgin olması, orta vadeli reel faizlerin bugüne kadarki en düşük seviyelerine inmesini sağladı. Öte yandan, Türkiye'nin piyasa faizlerinin reel seviyesinin diğer birçok gelişmekte olan ülkeden belirgin olarak ayrışmadığını özellikle vurgulamak isterim" diye konuştu. 

-REEL SEKTÖR KREDİ HACMİ BELİRGİN BİR ŞEKİLDE ARTTI-

Yurt içi talebe ilişkin yakın dönem göstergelerinin özel tüketim talebindeki toparlanmanın sürdüğüne ve özel tüketim talebinin yılın ikinci çeyreğinde kriz öncesi düzeyini aşacağına işaret ettiğini dile getiren Yılmaz, yatırımların ise yılın ilk yarısında gözlenen toparlanmaya rağmen kriz öncesi döneme kıyasla oldukça düşük seviyelerde seyrettiğini söyledi. Bu gelişmelerin, yılın ikinci çeyreğinde toplam nihai yurt içi talebin toparlanmaya devam ettiğini gösterdiğini belirten Yılmaz, yurt içi talepteki canlanmaya paralel olarak, kredi piyasalarındaki toparlanma eğiliminin yılın ikinci çeyreğinde güçlenerek devam ettiğini, bu gelişmeler doğrultusunda reel sektör kredi hacminin belirgin biçimde arttığını ifade etti. 

-TARIM DIŞI İSTİHDAMDAKİ TOPARLANMA YAVAŞLAYARAK DA OLSA SÜRECEK-

Enflasyon tahminlerini güncellerken, bir önceki dönemde de öngörüldüğü gibi finansal sıkılığın giderek ortadan kalktığı bir görünümü esas aldıklarını anlatan Yılmaz, şöyle devam etti:
"Euro bölgesinin 2011 yılı büyümesine ilişkin açıklanan son tahminlerde büyüme kompozisyonunun büyük ölçüde değiştiği göze çarpmaktadır. Zayıf iktisadi faaliyet ve mali piyasalarda yaşanan sıkıntılar nedeniyle euronun diğer para birimleri karşısında değer kaybetmesiyle birlikte Avrupa ülkelerinde özel tüketim ve yatırım tahminlerinin aşağı yönlü güncellenmesi, Türkiye'nin dış talep görünümünü olumsuz etkileme potansiyeli taşıyan bir unsur olarak öne çıktı. Dış talepteki zayıf seyir sanayi istihdamındaki toparlanmayı sınırlamış olmakla beraber, geçtiğimiz dönemde iş gücü piyasasındaki istikrarlı iyileşme devam etmiş, inşaat ve hizmet sektörlerindeki istikrarlı artışların desteğiyle son bir yıl içinde tarım dışı istihdamda belirgin bir artış gözlenmiştir. Bununla birlikte, 2010 yılının ilk çeyreğinde iş gücüne katılım oranındaki yükselişin sürmesi işsizlik oranlarındaki düşüşü sınırlamıştır. Öncü göstergeler tarım dışı istihdamdaki toparlanmanın yavaşlayarak da olsa süreceğine işaret etmektedir."
Bununla birlikte, işsizlik oranlarının uzun bir süre kriz öncesine kıyasla yüksek seviyelerde seyretmesini beklediklerini anlatan Yılmaz, önümüzdeki dönemde birim iş gücü maliyetlerinin üzerinde belirgin bir baskı hissedilmeyeceğini tahmin ettiklerinin altını çizdi. 

-GIDA FİYATLARININ DÜŞMESİ 0.4 PUAN ETKİLEDİ-

2010 yılına ilişkin enflasyon tahminlerimizin aşağı yönlü güncellenmesine neden olan bazı gelişmelerin ortaya çıktığını vurgulayan Başkan Yılmaz, geçen süre zarfında işlenmemiş gıda fiyatlarının beklenenden olumlu bir seyir izlemesinin gıda grubunda yıllık fiyat artış oranının varsayımının güncellenmesine neden olduğunu kaydetti. Bu çerçevede, gıda enflasyonu varsayımının 2010 yılı sonu için yüzde 9'dan yüzde 7.5 seviyesine çekerken, 2011 ve 2012 yıllarına ilişkin varsayımlarını yüzde 7 olarak koruduklarını ifade etti. Söz konusu değişikliğin 2010 yıl sonu enflasyon tahmininin üzerindeki aşağı yönlü etkisinin yaklaşık 0.4 puan olduğunu vurgulayan Başkan Yılmaz, ham petrol fiyatı varsayımlarının da 2010 ve 2011 yılları için aşağı çekilirken, 2012 yılına ilişkin varsayımlarının 90 dolar olarak korunduğunu dile getirdi. Bu güncellemelerin 2010 yıl sonu enflasyon tahmini üzerindeki etkisinin ise yaklaşık 0.2 puan azaltıcı yönde olduğuna dikkat çeken Yılmaz, "Yılın ikinci çeyreğinde, enflasyonun ana eğilimini yansıttığını düşündüğümüz temel mal ve hizmet fiyatlarının artış hızında öngörülerimizin de ötesinde bir yavaşlama oldu. Bu gelişmenin de yıl sonu enflasyon tahminimiz üzerindeki düşürücü etkisi 0.2 puan oldu. Orta vadeli tahminlerimiz için başlangıç noktası olan çıktı açığı tahminlerimizi ikinci çeyrek itibarıyla sınırlı bir miktarda aşağı yönlü güncelledik. Bu değişiklik de 2010 yıl sonu enflasyon tahminimizi 0.1 puan aşağı çekti" dedi. 

-ENFLASYON TAHMİNİ 0.9 PUAN AŞAĞI ÇEKİLDİ-

Gıda ve petrol fiyatları varsayımlarındaki aşağı yönlü güncellemeler ile temel enflasyon göstergelerinde yakın dönemde gözlenen yavaşlamaya bağlı olarak, 2010 yıl sonu enflasyon tahmininin orta noktasının bir önceki Rapor dönemine kıyasla 0.9 puan aşağı çekildiğini bildiren Yılmaz, "Enflasyonun, yüzde 70 olasılıkla, 2010 yılı sonunda orta noktası yüzde 7.5 olmak üzere yüzde 6.5 ile 8.5 aralığında, 2011 yılı sonunda ise orta noktası yüzde 5.3 olmak üzere yüzde 3.6 ile 7 aralığında gerçekleşeceğini tahmin etmekteyiz. Buna ek olarak, enflasyonun 2012 yılı sonunda ise yüzde 5 düzeyine düşeceğini öngörmekteyiz. 2011 ve sonrası için enflasyon tahminlerinde önemli bir değişiklik yapılmadı" diye konuştu.

-ENFLASYONUN ANA EĞİLİMİ ORTA VADELİ HEDEFLERLE UYUMLU SEYİR İZLEYECEK-

Başkan Yılmaz, enflasyonun ana eğiliminin orta vadeli hedeflerle uyumlu ve istikrarlı bir seyir izlemeye devam edeceğini tahmin etmekle birlikte, işlenmemiş gıda fiyatlarında son bir yıl içinde gözlenen yüksek oynaklık ve 2010 yılının başındaki vergi ayarlamaları nedeniyle, 2011 yılının ortalarına kadar enflasyonun seyrinde baz etkilerinin belirleyici olacağını öngördüklerini vurgulayarak, geçtiğimiz yıl uygulanan tütün ürünlerindeki vergi artışı ile 2009 yılı Mart ve Nisan aylarında dayanıklı mallarda yürürlüğe konulan vergi indirimlerinin Haziran 2009'dan itibaren geri alınmaya başlamasının oluşturduğu baz etkisiyle, enflasyonun Temmuz 2010'da kayda değer bir azalış göstereceğini öngördüklerini bildirdi. Enflasyonun, Ağustos ayında ise, geçen yılın aynı döneminde gıda fiyatlarında gözlenen yüksek düşüşün
oluşturduğu baz etkisi nedeniyle yükselebileceğini, son çeyrekte de gıda fiyatlarının oluşturduğu baz etkisinin tersine dönmesinin de katkısıyla belirgin bir düşüş göstereceğini tahmin ettiklerini belirten Yılmaz, 2011 yılının ilk iki ayında ise enflasyonun seyrinde, 2010 yılının başında yapılan vergi artışlarının katkısının büyük ölçüde ortadan kalkmasının belirleyici olacağının altını çizdi. Yılmaz, 2011 yılı ikinci çeyreğinde, gıda enflasyonunun oluşturduğu düşük baz nedeniyle yıllık enflasyonda artış görülebilecek olsa da, takip eden dönemde enflasyonun kademeli bir şekilde gerileyerek 2012 yılının başlarından itibaren yüzde 5 düzeylerinde istikrar kazanmasının beklendiğini söyledi. 

-YAVAŞ BÜYÜME PARASAL SIKILAŞTIRMAYI 2011 YILI SONLARINA ERTELEYEBİLİR-

Küresel iktisadi faaliyetin toparlanma hızının önümüzdeki dönemde gerek dış talep gerekse emtia fiyatları kanalıyla enflasyon ve para politikasının görünümü açısından belirleyici olmaya devam edeceğini dile getiren Yılmaz, 2011 yılı içinde gerçekleştirilmesi öngörülen parasal sıkılaştırmanın zamanlaması ve miktarının iktisadi faaliyetin seyrine bağlı olarak değişebileceğini belirtti. Yılmaz, "Gelişmiş ülkelerde kredi, gayrimenkul ve emek piyasalarındaki sorunların devam etmesi ve küresel büyümenin belirgin olarak yavaşlaması halinde kullanılabilecek politika seçeneklerinin giderek azalması, küresel ekonominin toparlanma hızına ilişkin aşağı yönlü risklerin bir süre daha canlı kalabileceğine işaret etti. Önümüzdeki dönemde küresel ekonominin öngörülenden daha uzun süreli bir yavaş büyüme dönemine girmesi ve bu durumun yurt içi iktisadi faaliyetteki toparlanmayı belirgin olarak geciktirmesi halinde baz senaryoda öngördüğümüz parasal sıkılaştırma 2011 yılının sonlarına ertelenebilecek" şeklinde konuştu. 
Küresel ekonomideki sorunların daha da derinleşmesi ve yurt içi iktisadi faaliyetin durgunluk sürecine girmesi halinde ise politika faizlerinde yeni bir indirim sürecinin söz konusu olabileceğini belirten Başkan Yılmaz, diğer yandan küresel iktisadi faaliyette beklenenden daha hızlı bir toparlanma olması durumunda ise parasal sıkılaştırmanın 2011 yılının daha erken bir döneminde gündeme gelebileceğini söyledi. 

-ÇIKIŞ STRATEJİSİ KAPSAMINDAKİ DÜZENLEMELER ÖNE ÇIKABİLİR-

Merkez Bankası Başkanı Yılmaz, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Büyümenin kompozisyonunda güçlü iç talep-zayıf dış talep bileşiminin öngörüldüğü şekilde sürmesi ve bu durumun önümüzdeki dönemde hızlı kredi genişlemesi ve cari dengedeki bozulma ile bir arada ortaya çıkarak finansal istikrara ilişkin kaygıları gündeme getirmesi halinde, baz senaryomuzda, 2010 yılının sonuna kadar tamamlamayı öngördüğümüz çıkış
stratejimiz kapsamındaki düzenlemeleri öne çekebileceğiz. Konjonktürel etkilerle ortaya çıkan bu alanın ağırlıklı olarak kamu borcunun azaltılmasında kullanılması, gerek toplam talep yönetimini etkinleştirmesi gerekse dolaylı vergilerdeki artış gereksinimini azaltması bakımından dengeleyici bir para politikası izleme esnekliğimizi artıracaktır. Bu çerçevede, başta mali kuralın yasalaşması ve uygulanmaya başlaması olmak üzere mali disiplinin kurumsal ve yapısal iyileştirmeler yoluyla sağlanması halinde, tahmin ufku boyunca politika faizinin tek hanede kalmasının mümkün olduğunu düşünmekteyiz."(ANKA)

YORUMLARINIZ
Henüz bir yorum yapılmamış.
Bu sayfaya yorum yazarak tarihe not düşün.