Mit Müsteşarı Hakan Fidan'ın ifadeye çağrılması konusunda yapılan yorumların tekdüzeliği evlere şenlik.
"Hükümet kendi adamına sahip çıkıyor" ya da, "Hakan Fidan çok başarılı bir bürokrat, Başbakan yedirmez o'nu" tarzı kahvehane üslubu analizler (!) ortalığı sarmış durumda. Hiç kimse nedenlerle ilgilenmiyor herkes sonuca odaklanmış. Daha doğrusu süreç sıcakken, birden fazla sonuç üretip meselenin ciddiyetini sulandırıyorlar. Vahim ve hazin.
Ben kendi adıma Hakan Fidan şahsında Milli İstihbarat Teşkilatı'nın, yargı tehdidi karşısında koruma altına alınmasını, koruyanlar açısından mantıklı ve zaruri görüyorum. Çünkü mesele hükümet-x grubu çekişmesini aşacak boyutta köklü ve eski, böyle bir durumda istihbarat teşkilatını ve müsteşarını savunan da hükümet değil, "devlet"tir. Başbakan Erdoğan ve bir çok devlet görevlisinin bu meseledeki tavrı hükümetin değil, devletin tavrıdır.
***
Devlet, hisleri olmayan, duygusal hareket etmeyen, gerektiğinde kardeş katline fetva verip gerektiğinde kardeşlik projeleri üretecek kadar stratejik davranan bir aygıt. Son günlerde yaşadığımız MİT travması hakkında yorum yapacaksak bu tanımı parantez içine alıp altını kalınca çizmeliyiz. Türkiye'de tesis olunan cumhuriyetin ömrü bir asrı doldurmamış olsa dahi içinde yıkandığı gelenek iki bin seneliktir. Oturmuş, yerleşmiş -doğruluğunu ya da yanlışlığını ayrıca tartışabiliriz- bir biçimde çarkını döndürmeye devam ediyor. Siyasetçiler gelip geçicidir, hükümetler bir gecede kurulup bir gecede yıkılabilirler ama iktidara geldikleri an yazılı olmayan bir şekilde önlerine konulan "devlet felsefesi"ne uygun hareket etmek durumundadırlar. Bizim ülkemizde gazeteciler güncelin içinde boğulup gittikleri için ve iki satır devlet felsefesi okuması yapmadıklarından ötürü, MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın ifadeye çağrılmasını sığ, basit ve hepsinden acısı, güncele dayalı bir fanûs içine alıp yorumluyorlar. Yok cemaat-hükümet çatışması, yok Başbakan Erdoğan, Fidan'ı çok seviyor... Derinlemesine ve farklı düşünen bir zeka için bu tip yorumları okumak ızdırap verici.
Şunu netleştirelim öncelikle: Ne Başbakan Erdoğan, Hakan Fidan'ı çok sevdiği için karşı tavır koyuyor ne de MİT'in devlet tarafından korunmaya alınması duygusal nedenlerden ötürü. Durumu böyle tahlil etmek çok büyük bir saçmalıktır ve cehalettir.
Devlet yeri geldiğinde kangren olan kolunu keser atar ama kol sağlam bir şekilde çalışıyorsa ve elinde satırla birileri o kola iştahlı iştahlı bakıyorsa, satıra karşı kılıç çıkartır. Gerektiğinde saldırır. Çünkü kol kesilirse sıra kafaya, beyne dolayısıyla hafızaya ve geçmişe gelir. Ve hiçbir devlet mekanizması, geçmişte yaptıklarından ötürü hesap vermeyi kolayca kabullenmez. Zaafa uğrayacağını ve bekâsının sarsılacağını düşünür. Yürütmesini elinde bulunduran siyaset mekanizmasını da bunun tersi istikamette yönlendirir. Dolayısıyla, güzel bir örnek vererek açıklarsak, Deniz Feneri soruşturmasında gösterilen tavır hükümetin tavrı, MİT soruşturması sırasında gösterilen tavır, devletin tavrıdır. Aradaki farkı okuyamadan yapacağımız tüm yorumlar üç gün içerisinde unutulmaya mahkumdur.
***
Ahir kelam, belli bir derinliği olan ve tarihin diyalektiği ile içiçe geçmiş bir konu hakkında yorum yaparken tek yönlü değil, çapraz ve ters açılardan bakmak daha faydalı. Televizyonlarda ve köşe yazılarında bağırıp çağırarak ancak medya maymunu olunur, düşünen ve analiz eden bir gazeteci olunmaz.