Miting yeni bir başlangıç mı?
Yazar olarak köşe yazılarınızı, sonradan yazının sahibi değil de başka biriymişsiniz gibi, okuduğunuzda, eğer yazınızı gerçekten ilginç, okunur ve yerinde bulmuşsanız, hedefinize ulaşmışsınız demektir…
Sanırız her yazar, arada bir de olsa bu yönde kendini test etmeli…
Yazar olarak rutinin dışında kimileyin de gözyaşları içinde köşe yazısı yazmanız kaçınılmaz olabilir…
Oğlunun cenaze töreninde, bir şehit anasının cami avlusunda yavrusunun tabutunun başında haykırarak;
“Bugün oğlumun düğününü yapıyoruz, dostlar!...”
“Hani oğlum, oralarda rahatın iyiydi, her şey iyiye gidiyordu?”
“Hani yakında gelecek ana oğul hasret giderecektik”
“Ne oldu sana oğlum tabutun geldi?”
“Bugün oğlumun düğün günü, dostlar bugün oğlumun düğününü yapıyoruz!”
Diye yeri göğü inleten seslenişini kaleme alırken, gözyaşlarınızı tutamadığınız olur…
Kimi zaman da, tanığı olduğunuz olaydan ötürü, sevinç gözyaşları döktüğünüz, hassas duygular altında yazılar yazdığınız ya da televizyon programları izlediğiniz olur… Ayni, geçtiğimiz pazar günü Atatürkçü, laik, cumhuriyetçi kesimin Ankara Tandoğan meydanında yaptığı “Bağımsız yargı” mitingini, Kanal Türk ekranlarından izlediğiniz gibi…
Türkiye Cumhuriyeti’nin;
Hacılar, hocalar, şeyhler, tarikatlar devleti yapılmak istendiği iddialarının her gün basında yer aldığı bir ortamda; bir süredir, sesi kesilmiş/kısılmış olan Atatürkçü kitlelerin, üzerlerinde ki ölü toprağını atmış olarak yeniden hareketlenmeye başladığını görmek, doğrusu gelecek açısından az da olsa umut vericiydi…
Pırıl pırıl gençlerimizin, yüreği Atatürk sevgisiyle dolu çağdaş düşünceli kadınlarımızın miting alanında ellerinde gururla salladıkları Türk bayraklarını görünce, gözyaşlarımıza zaman zaman hakim olamadık…
Sevgili okurlar,
Manevi açıdan ne denli boşaltım sağlasa da; salt yazmakla ve meydanlarda bağırıp çağırarak marşlar söyleyerek, ülkenin önünde ki büyük engeller ve sorunlar aşılamıyor. Yazmak ve meydanlara çıkmak, hatta belli amaç uğruna alanlarda yeri göğü inletmek, eğer hedef kitleleri motive ediyor ve varılmak istenen hedef doğrultusunda olumlu açıdan harekete geçirebiliyorsa, saygındır ve değerlidir…
Bugün ülkede, sağduyulu bir gözle olaylara ve gelişmelere bakan herkes görüyor ki, Türkiye, din sömürüsüyle plânlanan “ılımlı İslâm devleti” olma yolunda hızla yoluna devam eden bir ülke görünümünde. Yazar ve düşünce adamı Yalçın Küçük bu durumu, SKY Türk’de Pazar günleri yayınlanan Kalemler ve Kılıçlar programında Nakşibendi devleti olarak tanımlıyor ve yorumluyor…
Yaptığı araştırmalara bağlı olarak tahminler doğrultusunda, sonuçlarda büyük oranda isabet kaydederek kamuoyunda saygınlık ve güven kazanmış olan kamuoyu araştırmacısı Tarhan Erdem’in son araştırması; kendi ifade ve değerlendirmesiyle, ülkenin “muhafazakârlaşma” yolunda her geçen gün önemli ölçüde mesafe kaydettiğini göstermekte…
Kötü gidişatta en büyük sorumlu; iktidarın eteğine yapışmış, adeta hükümetin ve AKP’nin sözcüsü, kollayıcı ve koruyucusu durumuna gelmiş olan, halktan sürekli olarak gerçekleri gizleyen, çıkar hesapları peşinde ki büyük(!) medyadır. Yani boyalı basındır, yani kartel medyasıdır, yani güdümlü medyadır…
Ortada gerçekleri kamuoyuna olduğu gibi yansıtan ulusal kimlikli, bağımsız bir iki televizyon kanalı ve birkaç gazetede olmasa, ülkede tüm gerçekler karanlıklar içinde kalacak…
Halkın önemli kesimi; yoksulluğun, işsizliğin ve açlığın yarattığı çaresizlikle, iktidarın dağıttığı, gıda paketlerine, kömür çuvallarına ve yardım paralarına tutsak olmuş durumda. Tabi ki böylesine bir tablo içerisinde; tarikatlar giderek güçlenecek ve halkın önemli bölümüne egemen olma yolunda ciddi mesafeler katedeceklerdir!...
9 Aralık Pazar günü Tandoğan meydanında yapılan hukuka saygı ve “Bağımsız Yargı” mitingi, umarız yeni bir kıpırdanışın işaretidir. Cumhuriyete, Atatürk ilkelerine, laikliğe yönelik saldırıların giderek arttığı bir süreçte, artık kesinlikle anlaşılmıştır ki, ülkede yeni bir Mustafa Kemal ruhuna ve eylemine gereksinim vardır.
Biz büyük ülkeyiz, bize bir şey olmaz yanılgısından bir an önce kurtulup, oynanan oyunları sezip anlamakta ki aymazlığımızdan en kısa sürede kurtulmamız, soyutlanmamız gerekir…
Miting acaba yeni bir başlangıç mı?
Başka ne diyelim?
Öyleyse:
Haydi Türkiye, haydi Türk halkı ve haydi Atatürk gençliği, ülkene, Cumhuriyetine, demokrasine, özgürlüğüne kararlılıkla sahip çık!
BURHAN ÖZBEY