MÂÛN İHLALİ VE “DENİZ FENERİ” SOYGUNU
“Türkiye’de siyaset ve dinciliğin haram lokma (namı diğer Mâûn ihlali) tutkusu akılların açıklayabileceği türden değildir.
Tarih böyle bir soygun tutkusuna daha önce tanık olmamıştır.
Ne Karunlarda ne engisizyon cellatlarında görüldü böyle bir soygun tutkusu.
Doymak bilmediler, bilmiyorlar.
Tevessül etmedik, düşüklük, fitne, iftira bırakmadılar
Bu konuda, dehşetle irkilmek ve ibretle ders almak isteyenlerin okumaları gereken kitaplardan biri de;
Derya Kırıcı’nın Deniz Feneri Dosyası veya Fenerkon adlı kitapdır.
Tarih çok ihtilal, çok kan, çok devrim gördü ve bunlar ağır soygunlara da kaynaklık ve öncülük etti.
Fakat son yıllarda Türkiye Dinciliği’nin,
Allah ile aldatarak gerçekleştirdiği soygunun bir örneğini tarih kaydetmemiştir. Haçlı seferlerinin destanî çapulcuları, bu Türkiye dincilik soygunları yanında çok merhametli, ölçülü ve dengeli kalmaktadır…
Bütün bu söylediklerimizi kılları kıpırdamadan yaptıktan sonra, haramla beslenmiş pis alınlarını gidip secdeye koymakta ve insanların önüne hâlâ din-iman avukatı gibi çıkmaktalar.
Dahası herkesin dini-imanı hakkında kalite kontrolü yapma küstahlığına tevessül etmekteler…
Servet kodamanı olmak için çalan en büyük hırsızları tamamen, çalışmadan keyif yapmak için çalan büyük hırsızları kısmen serbest bırakıp karnını doyurmak zorunluluğuyla çalan küçük hırsızları takibe alıp cezalandırmak, zulüm, ahlaksızlık ve riyakârlık düzeninin temel niteliğidir.
Dinciliğin ve dinci iktidarların temel niteliği budur.
Türkiye bu nitelikte ekiplerin İslam’a musallat oldukları talihsiz bir dönemi son yarım yüzyıldır yoğun şekilde yaşamaktadır.
Yaşananların en tipik göstergelerinden biri belki de birincisi Deniz Feneri adıyla dünya ölçeğinde meşhur olan dinci soygundur. (Maun Suresi Böyle Buyurdu – Yaşar Nuri Öztürk – Yeni Boyut Yay. S. 313-314)2
Sevgili okurlar…
Türkiye’nin değerli din bilginlerinden Sayın Yaşar Nuri Öztürk’ün son kitabı son derece dikkat çekici ve düşündürücü…
Türkiye’de son yıllarda dini, sömürü ve kişisel çıkarları için kullananların ve bu sayede saf, temiz ve Allah’a içtenlikle bağlı yurttaşlarımızı sömürenlerin neler yaptığını ibret ve üzüntüyle görüyoruz…
Yaşar Nuri Öztürk anlatıyor. Ayni kitaptan devam edelim. Sayfa 315.
Yazısının başlığı Deniz Feneri ve Mâûn ihlalinin kurumsallaşması
“Berlin İslam Cemaati Başkanı olan Abdurrahim Vural, dünkü telefon konuşmamızda şunları söyledi:
‘Dayanamadım artık yapılanlara. Dini duygulara hitap ederek insanları istismar ediyorlardı. Onlara önce yardım ediyorlar, ev tutuyorlar, yemek veriyorlar, giydiriyorlar. Bunu da bütün insanların merhamet duygularını istismar edecek şekilde yayınlıyorlar. Ondan sonra gelsin, zekat paraları, kurban paraları… İnsanların dini duygularını kullanarak milyon Euro’lar toplanmasının engellenmesini istiyorum. Bu vurguna yeter artık diyorum.”
Mâûn Suresi Böyle Buyurdu – Din Maskeli Zulme Tanrı’nın Vuruşu adlı Sayın Yaşar Nuri Öztürk’ün kitabını, tüm okurlarımıza hararetle tavsiye ediyoruz.
Özellikle ülke ve kamu yönetiminde, yerel yönetimlerde en üst kademelerde görev yapan zatı muhteremlerin okumasını bilhassa öğütleriz!
Fazla söze gerek yok…
Ona buna göstermek için ibadet yapmakla (namaz kılmakla) iyi insan, dürüst insan ve Allah’ın sevgili kulu olunmuyor…
Seçim meydanlarında seçmen önünde makbul insan olarak görünmek için “Yüce Allah….” söylemleriyle şovlar yaparak da, dünyada yaptıklarınızın hesabını öbür cihanda vermekten kurtulamıyorsunuz…
Önce yemeyeceksiniz, yedirmeyeceksiniz, çalmayacaksınız, çaldırmayacaksınız, kamu haklarının gerçek sahiplerine ulaşmasına engel olmayacaksınız… Mal mülk, servet kralı olmayacak ve infak edeceksiniz. Yani ihtiyaçtan fazlasını dağıtacaksınız!..
Daha ne söyleyelim?
Yazımızı kitaptan bir bölümlü noktalıyoruz…
Tabi anlayana…
“Besmele çekmek domuz yemeyi meşrulaştırmıyorsa domuzlaşmayı hiç meşrulaştırmaz.
Başkalarının hakkına tecavüzle elde edilmiş bir yiyecek hükmen domuz etidir. Hatta ondan da beterdir.
Çünkü domuz eti yiyen, Allah’a tövbe ile kurtulabilir ama hükmi domuz etini yani başkalarının hakkını yiyen, tövbe ile kurtulamaz.
Din-imanı, salâtı, orucu, kendisini aklama vesilesi yaptığında ise katmerli domuz olur. Domuzun besmelesi, salâtı, orucu ne işe yarar!”
12 Haziran’da tarih yazmak için SÖZ VE KARAR SENİN AZİZ MİLLETİM! Ya kurtuluş ya da tükeniş!
BURHAN ÖZBEY