Mondoros’tan BOP’a
Mondoros mütarekesinin (30 Ekim 1918) aradan 89 yıl geçtikten sonra kahreden antlaşma koşullarının ne olduğunu daha doğrusu ne demek olduğunu bugün bilenlerin sayısının öyle fazla olduğunu pek sanmıyoruz. Sevr için de ayni şeyi söyleyebiliriz. Çünkü okumayan araştırmayan, yaşananları kendi çabamızla öğrenmek istemeyen bir toplumuz. Yönetenlerin istediği gibi gerçekleri bilmekten uzak, kendisine biçilmiş kaderi zorunlu olarak tepkisiz yaşayan bir toplum ya da halkız!..
Görünen fotoğraf şu:
Dört yüz YTL asgari ücretle geçinen, yönetenlerce istediği gibi sadece akşamları evine ekmek götürmenin çabasında olan, günü birlik yaşayan, günlük iaşesini çıkarmanın savaşımında ki robotlaşmış, bir şey düşünemeyen, etliye sütlüye karışmayan insanlardan oluşan bir toplum!
Siyasilerce son 50 yıldır, kısa süren kimi dönemler hariç, din ekseni altında kuşatılmış ve din sömürüsüyle aldatılmakta olan uyutulmuş bir toplum ve millet!.. Kurtuluşunu sadece Tanrı’dan aramak durumunda bırakılmış çaresiz bir toplum!
Böylesine, umutsuz, bilgisiz, cahil bırakılmış milli duyguları törpülenmiş bir topluma, Tabi ki Atatürk düşmanlığını istediğiniz biçimde empoze eder, Anıtkabir’de Ata’nın huzurunda ki saygı duruşunu; “sap gibi bir duruş” olarak tanımlama cüretini gösterebilirsiniz!.. Ama sonra insana ne yaparlar? Söyledikleri ile ilgili tükürdüğünü yalatırlar, o da başka tabi!
Eğer okumadıysanız ve Atatürk’e olumsuz pencereden bakma yanlışlığı ve talihsizliği içindeyseniz, lütfen aşağıda tümü 24 maddeden oluşan mütareke maddelerini dikkatlice okuyun da Atatürk’ün, bu ülkeyi hangi badirelerden kurtarıp nerelerden nereye getirdiğini ibretle öğrenin!.. Son yıllarda mevcut ve “bilinen” konjonktürün yarattığı ortam nedeniyle, Atatürk düşmanlığını körükleyen sahtekârların da gerçek amacının ne olduğunu daha iyi anlamış olun!
Atatürk bugün artık hayatta olmadığı için, yeri de doldurulamadığından, ne yazık ki Mondoros’ tan sonra, bugünlerin Mondoros’u ya da Sevr’i olmakta hızla mesafe kateden Büyük Ortadoğu Projesi BOP’a doğru süratle ilerliyoruz… BOP’un eş başkanıyız… ABD’nin yaratmak istediği Atatürk ilkelerine rahmet okuyan “ılımlı İslâm” ın söz dinleyen hedef ülkesiyiz…
Bir yanda Mondoros gerçeğini yaşamış ve görmüş olmak… Öbür yanda Türkiye’yi istila etmenin gizli plânları içindeki ABD’nin BOP’u!...
Ne zaman bu gaflet uykusundan uyanacağız bilmiyoruz.
Türk vatandaşı olarak, aşağıdaki mütareke maddelerini okurken, önceden bilmiş olsanız da, şayet yüreğiniz daralmıyor, kan beyninize hücum etmiyorsa, bilin ki ülkenin gidişatı sanıldığından da kötüdür demektir. Çünkü milli ruh ve heyecan artık eskisi gibi değil, törpülenmiş demektir…
İşte Mondoros mütarekesinin kahreden 24 maddeden oluşan Osmanlıyı teslim alma koşulları. İbretle bir kez daha birlikte okuyalım:
1- Çanakkale ve İstanbul Boğazlarının açılması, Karadeniz’e serbestçe geçişin temini ve Çanakkale ve Karadeniz istihkamlarının İtilaf Devletleri tarafından işgali sağlanacaktır.
2- Osmanlı sularındaki bütün torpil tarlaları ile torpido ve kovan mevzilerinin yerleri gösterilecek ve bunları taramak ve kaldırmak için yardım edilecektir.
3- Karadeniz’deki torpiller hakkında bilgi verilecektir.
4- İtilaf Devletlerinin bütün esirleri ile Ermeni esirleri kayıtsız şartsız İstanbul’da teslim olunacaktır.
5- Hudutların korunması ve iç asayişin temini dışında, Osmanlı ordusu derhal terhis edilecektir.
6- Osmanlı harp gemileri teslim olup, gösterilecek Osmanlı limanlarında gözaltında bulundurulacaktır.
7- İtilaf Devletleri, güvenliklerini tehdit edecek bir durumun ortaya çıkması halinde herhangi bir stratejik yeri işgal etme hakkına sahip olacaktır.
8- Osmanlı demiryollarından İtilaf Devletleri istifade edecekler ve Osmanlı ticaret gemileri onların hizmetinde bulundurulacaktır.
9- İtilaf Devletleri, Osmanlı tersane ve limanlarındaki vasıtalardan istifade sağlayacaktır.
10-Toros Tünelleri, İtilaf Devletleri tarafından işgal olunacaktır.
11- İran içlerinde ve Kafkasya’da bulunan Osmanlı kuvvetleri, işgal ettikleri yerlerden geri çekilecekler.
12- Hükümet haberleşmesi dışında, telsiz, telgraf ve kabloların denetimi, İtilaf Devletlerine geçecektir.
13- Askeri, ticari ve denizle ilgili madde ve malzemelerin tahribi önlenecektir.
14- İtilaf Devletleri kömür, mazot ve yağ maddelerini Türkiye’den temin edeceklerdir.(Bu maddelerden hiç biri ihraç olunmayacaktır.)
15- Bütün demiryolları, İtilaf Devletlerin zabıtası tarafından kontrol altına alınacaktır.
16- Hicaz, Asir, Yemen, Suriye ve Irak’taki kuvvetler en yakın İtilaf Devletlerinin kumandanlarına teslim olunacaktır.
17- Trablus ve Bingazi’deki Osmanlı subayları en yakın İtalyan garnizonuna teslim olacaktır.
18- Trablus ve Bingazi’de Osmanlı işgali altında bulunan limanlar İtalyanlara teslim olunacaktır.
19- Asker ve sivil Alman ve Avusturya uyruğu, bir ay zarfında Osmanlı topraklarını terk edeceklerdir.
20- Gerek askeri teçhizatın teslimine, gerek Osmanlı Ordusunun terhisine ve gerekse nakil vasıtalarının İtilaf Devletlerine teslimine dair verilecek herhangi bir emir, derhal yerine getirilecektir.
21- İtilaf Devletleri adına bir üye, iaşe nezaretinde çalışacak bu devletlerin ihtiyaçlarını temin edecek ve isteyeceği her bilgi kendisine verilecektir.
22- Osmanlı harp esirleri, İtilaf Devletlerinin nezdinde kalacaktır.
23- Osmanlı Hükümeti, merkezi devletlerle bütün ilişkilerini kesecektir.
24- Altı vilayet adı verilen yerlerde bir kargaşalık olursa, vilayetlerin herhangi bir kısmının işgali hakkını İtilaf Devletleri haiz bulunacaktır.
25- Müttefiklerle Osmanlı Devleti arasındaki savaş, 1918 yılı Ekim ayının 31 günü mahalli saat ile öğle zamanı sona erecektir.
X
Bir de Ulu önder Atatürk’ün ağzından Kurtuluş Savaşı’ndaki ecdadımızın muhteşem vatanseverlik duygularını ve mücadele ruhunu, belki bugünler için ibret alınır, bizleri bir ölçüde içinde bulunduğuz gaflet uykusundan uyandırır temennisiyle, aşağıda sizlerle paylaşıyoruz…
Ecdadımızın ve Ulu Önder’mizin ruhu şad olsun…
MEHMETÇİĞİN ÇANAKKALE SAVAŞI’NI KAZINDIRAN YÜKSEK RUH:
"Bombasırtı Olayı ( 14 Mayıs 1915) çok önemli ve dünya harp tarihinde eşine rastlanması mümkün olmayan bir hadisedir. Karşılıklı siperler arasındaki mesafe 8 metre, yani ölüm muhakkak. Birinci siperdekilerin hiç birisi kurtulmamacasına şehit düşüyor. İkinci siperdekiler yıldırım gibi onların yerine gidiyor. Fakat ne kadar imrenilecek bir soğukkanlılık ve tevekkülle biliyor musunuz. Bomba, şarapnel, kurşun yağmuru altında öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor ve en ufak bir çekinme bile göstermiyor. Sarsılma yok Okuma bilenler Kuran-ı Kerim okuyor ve Cennete gitmeye hazırlanıyor. Bilmeyenler ise, Kelime-i Şahadet getiriyor ve ezan okuyarak yürüyorlar. Sıcak cehennem gibi kaynıyor. 20 düşmana karşı her siperde bir nefer süngü ile çarpışıyor. Ölüyor, öldürüyor. İşte bu Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren, dünyanın hiç bir askerinde bulunmayan, tebrike değer bir örnektir. Emin olmalısınız ki Çanakkale muharebelerini kazandıran bu yüksek ruhtur." M.Kemal Atatürk.
BURHAN ÖZBEY
burhanaozbey@yahoo.com